Neler Hakkında Yazıyorum?

Mimmimminiminihanım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mimmimminiminihanım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2020 Pazar

Mim: Kitap Sayfalarında Kaybolmak

Merhabalar.


Uzun zamandan sonra bir mim yazısı yazıyor olmak çok güzel bir his. Sevgili Kağıttan Dünyam beni bu güzel mime davet etmiş. Ben de büyük bir heyecanla yapıyorum. Onun yazısını buradan okuyabilirsiniz. Haydi o zaman başlayalım.

 1.Tekrar tekrar okumak istediğiniz kitabın adı nedir? 

*Emma (Jane Austen) -okuduğum zaman çok keyif almıştım ve yeniden okumak isterim. Yazarın en sevdiğim kitabı galiba Emma.

*Gün Olur Asra Bedel (Cengiz Aytmatov) -o kadar uzun zaman oldu ki yeniden bir elime alıp o upuzun bir günde olanları yeniden yaşamak, orada anlatılan diyarlara gitmek isterim. Çok severim bu kitabı.

*Nar Ağacı (Nazan Bekiroğlu) -lisedeki kitap klübümüzde okumuştuk. Geçenlerde anneme anlattım kitabı ama unutmuşum hep. Yeniden bir okumak isterim. O zamanlar çok zor okuduğumu hatırlıyorum. Bakalım şimdi okuyuculuğum gelişmiş mi?

*Başucumda Müzik (Kürşat Başar) -bu da çok sevdiğim siyasi bir aşk hikayesi tadında bir kitaptı. Blogda yazısı da var.

*Romantika (Turgut Özakman) -öyle güzel bir aşk hikayesiydi ki. Yeniden yeniden yeniden okuyabilirim.

*Yabancı (Melissa Landers) -bu kitap hayatımda okuduğum ilk ve tek fantastik serinin ilk kitabı. Üniversitede denk gelip almış ve okumuştum. Sevmiştim de çünkü daha önce böyle şeyler okumadığım için hoşuma gitmişti. Sonra ikinci ve üçüncü kitabı çıktı. Alsam mı almasam mı derken arkadaşım bana doğum günü hediyesi almıştı ikincisini. Öyle olunca ben de üçüncüyü aldım. Ama kaldı öyle. Şimdi ilk kitabı okuyup seriyi bitirmek istiyorum. 

2.Konusuyla sizi içine çekmiş bir kitabı bitirdikten sonra yazara olan övgünüzü/hayranlığınızı nasıl gösterirsiniz? 

Tembel bir blog yazarıyım, bunu biliyorum ama sanırım gelip buraya yazmayı düşünürüm ilk etapta. Fikir olarak kalan çok kitap var şu an bile. :D Sonra yazarın diğer kitaplarını, hayatını araştırırım. Diğer kişilerin yaptığı yorumları, incelemeleri okurum. Bunları kitaptan önce de okuyorum genelde ama sevdiysem daha bir derine inerim. Öncesinde spoiler endişesi ile çok abartmam. Bir de o kitabı gördükçe alıp bir sarılırım. Kitaplara sarılmayı çok severim ben. Biraz değişik bir alışkanlık belki ama eşyalara sevgimi gösterirken de sarılırım, öperim, güzel sözler söylerim. Öyle yapınca pozitif enerjinin arttığına inanıyorum.

3.Unutamadığınız sizde iz bırakan kitap karakteri/karakterleri ?

*Şeker Portakalı - Zeze. Gördüğüm kadarıyla herkes Zeze demiş, ben de Zeze'yi seçiyorum. Kuzum o benim.

*Kolera Günlerinde Aşk - Florentino Ariza. Çok ilginç geliyor bu karakter bana. Üzerine düşündükçe ilk okuduğumda olan, yıllardır aşkına sadık kalan adam, imajını kaybediyor ve yaptığı bazı şeyleri yanlış buluyorum.

*Khaled Hosseini kitaplarındaki karakterleri hiç unutamıyorum.

*Adam ve Kız - bu kitaptaki Adam ve Kız karakterleri de unutulmazlar arasında.

*Koku - Grenouille. Hala okuyorum bu kitabı daha bitmedi ama şimdiden bu karakteri de unutamayacağımı biliyorum. Çok etkiledi beni. Hayatı deneyimleme şekli, kısıtlı imkanlarla hayatta kalması, kendini keşfetmesi ve yaşadığı değişim hepsi beni dehşete düşürüyor okurken. 

*Elenaor ve Park - Elenaor ve Park benim bitanelerim. Onları hiç unutamam, çok seviyorum.

*Tehlikeli İlişkiler -  Markiz de Merteuil. Başka bir aurası var bu karakterin. Her uyarlamasında hep bu karakter çekiyor kendine beni.

*Othello - buradaki Othello ve Iago karakterleri beni çok etkilemişti. 

4.Okurken kendinizi üzgün, hüzünlü ve ağlarken bulduğunuz bir kitap var mı? 

Ben mütemadiyen ağlayacak bir şey bulurum okuduğum, izlediğim, dinlediğim şeylerde. Çok çabuk gözlerim dolar. O yüzen bu maddeye en yakın zamanda olmasa da en aklımda kalanı seçiyorum. Cengiz Han'a Küsen Bulut. Bu kitap Gün Olur Asra Bedel'in yan kitabı. Onun içindeymiş ama siyasi kısıtlamalar yüzünden kaldırılmış sanırım. Öyle hatırlıyorum ben yani. Bu kitabı bir gece vakti okuyordum ve son sayfalara geldikçe zaten içimde yangın gibi beni yakan her şey birleşti ve belki de dakikalarca ağladım.

5.Çocukken okuduğunuz sizi etkileyen fakat konusunu silik olarak hatırladığınız bir kitap var mı? 

*Pollyanna - umutsuz bir pollyannayım ben de bu yüzden. :D

*Çocuk Kalbi - ilkokul öğretmenimiz derslerin sonunda kısa kısa okurdu bizlere. Sonra ben de alıp baştan kendim okumuştum. Çok güzel zamanlardı.

*Define Adası - okuduğum ilk kitaplardan. Çok ayrıntı hatırlamıyorum ama kaba taslak aklımda. 

*Sakız ve Ay Taşı - bu kitabı çok severim. Geçenlerde bulduk yeniden küçük kardeşim de okudu. O da çok eğlendi. Fantastik bir konusu var. Çizimleri de çok tatlı.

~~~

Evet bitti bile. Başta zor olur diye düşünüyordum yalan yok ama beklediğimden kolay oldu. Bu yazıyı okuyan herkes yapabilir bu güzel mimi. Yorumlarda belirtin sizi ziyaret edeyim ben de. Bir kez daha Kağıttan Dünyam bloğunun sahibi İlkay'a teşekkür ederim beni mimlediği için.

Mutlulukla kalın.

7 Haziran 2020 Pazar

5 Film Mimi

Merhabalar.
Daha önce yaptığım 5 favori dizi ve animeleri seçtiğimiz mimlere bir de film versiyonunu yazmak istedim. Daha önce bu mim yapıldı mı bilmiyorum eğer yapıldıysa yorumlarda belirtirseniz sizin sitenize yönledirme eklerim. (Buraya yorum üzerine gelen bir sayfa bırakıyorum. Kafa Dergi'nin sahibi 5 dizi mimini başlatmış. Siz de gidip okuyabilirsiniz. :) Ve siz de favori 5 filminizi yazmak isterseniz yorumlarda belirtin gelip okuyayım.

Kesinlikle ilk seçeneğim Glück. Nedense bu filmi unutamıyorum. Çok sevdiğim bir film. Özellikle sonunun bana verdiği his beni çok mutlu ediyor. Hep karakterlerin geleceğini hayal ediyorum.

İkincisi belki de çoğu kişinin çok sevdiği bir film olan Chungking Express. Yönetmenin tüm filmlerini çok sevsem de bu filmi daha bir özel benim için.

Üçüncü sırada Kırık bir Aşk Hikayesi. Çok hoşuma giden bir filmdi. Eskilerden ve bizden bir şey de olsun istedim.

Dördüncü Better Days. Çok sevdiğim ve blogda bolca bahsettiğim bir film. :) O kadar hoşuma gitti ki. Bu filme rakip olarak Soulmate olsa da Better Days daha ağır bastı o yüzden kazanan o. :D

Beşinci film yine zor bir seçim olacak gibi. Pek çok seçenek aklıma gelse de ben Once filmini seçiyorum. Çok naif, çok gerçek ve çok harika müziklere sahip bir film. O yüzden onu seçmezsem içim rahat etmeyecekti. :)

Filmleri de böyle seçtim. Seçim parametrelerim sanatsal olarak kalitesi değil de bana hissetirdikleri olduğu için çok daha harika filmler olsa da ömrüm boyunca izlemek istediğim beşli bu şekilde olmalı gibi geldi bana. Umarım hoşunuza gider.
Mutlulukla kalın.

6 Haziran 2020 Cumartesi

5 Anime Mimi

Merhabalar.
Birkaç gün önce yaptığım mimin anime versiyonu ile geldim bugün. Sade ve Derin blogu sayesinde gördüğüm bu mimi cevaplamak için çok heyecanlıyım. Onun yazısını okumak için buraya tıklayınız. :)
Çizgi film ve anime çok severim. Yeni bir çizgi film gördüysem mutlaka izlemek isterim. Ben mutlu ettiği gibi çoğu zaman ağlatma gücüne de sahiptirler.

İlk olarak hayatımda ilk hatırladığım animelerden biri olarak Ay Savaşçısı'nı seçiyorum. Çoğu bölümü şu an hatırlamıyor olsam da tüm çocukluğum onunla geçti ve ben hala çok ama çok seviyorum bu animeyi.

İkinci olarak, Clannad olmadan olmazdı. Belki de en sevdiğim anime bu. İstediğim her şey var içinde. Yeniden izleme konusunda çok fazla istekle doldum şu günlerde. Okul bitsin baştan izleyeceğim.

Üçüncü olarak da dün izlediğim 5 per Second. O kadar güzeldi ki. 1 saatlik bir anime olsa da çok duygu doluydu. Sonunu başından tahmin ederek izlesem de yine de beni duygulandırmayı başardı. Yürek burkan hikayeleri ben çok seviyorum. Siz de seviyorsanız mutlaka şans verin derim.

Dördüncü olarak benim havalı Sakamoto'mu seçiyorum tabii ki. Sakamoto desu ga? çok sevdiğim ve izlerken keyif aldığım bir animeydi. Hayatımda yer edinen bir karakter oldu Sakamoto da. O yüzden bu liste de olmalıydı.

Beşinci, hmm.. düşünelim bakalım. Ne olabilir?
Sukitte na yo? -Hayır o kadar da vaz geçilmez değildi.
Lovely Complex? -Bİr dönem sıkılıp bırakmıştım o da olmaz.
Tonori no Kaibutsu kun? -Iıı, onu da yarım bıraktım. Bir dönem bir şeyler izleme konusunda berbattım.
Ookami Shoujo to Kuro Ouji? -Yok mangasını sevdiğim için izlediğim bir animeydi. Mangası Favorim olsa da animesi ortalamaydı.
Kaichou wa Maid sama? -İzlerken sevdiğimi hatırlıyorum ama buhran dönemine geldiği için yarım kalmıştı, o da olmaz.
Ah buldum buldum. İtazura na Kiss. :D Lisede en yakın arkadaşımla izlemiştim. Tabii ben o zamanlar Playfull Kiss'i yeni bitirmiş taze bir Kore hayranıydım. Hemen arkadaşımla animeye başlamıştık. Şarkılarını falan ezberler birlikte yalan yanlış söylerdik. :D

Evet beşinci de zorlansam da bir şekilde beş animeyi de seçebildim. Aslında Death Note da koymak isterdim ama Şu an kaldığım bölümü atlatamadığım için izlemeye ara verdim. Kardeşim hadi izleyelim diye beni sık sık darlasa da daha vakti var onun.
Siz de bu mimi yapmak isterseniz yorumlarda belirtmeyi unutmatın. Umarım önerilerimi seversiniz.
Mutlulukla kalın.

1 Haziran 2020 Pazartesi

5 Yabancı Dizi Mimi

Merhabalar.
Sevgili Deeptone'un çağrısıyla haberdar olduğum bir mim için geldim bugün. Onun yazısını okumak için sizi buraya alalım. Bir süredir bloglara gidip okuyamıyorum ne yazık ki. Bir kere ipin ucunu kaçırınca da herkesin yazıları birikti. Bir yandan ödevler, uzaktan dersler, online sınavlar derken kalan vaktimde de olabildiğince bilgisayardan uzak olmak istiyorum. Ama fark ettim ki telefon ve bilgisayar tamamen beni ele geçirmiş. Onlarsız da yapacak çok aktivitem olsa da onlarla olunca daha bir mutlu daha bir heyecanlı oluyorum. Umarım yakın zamanda bu bağımlılığım azalır.

Mim şöyle; hayatınız boyunca sadece beş dizi izleyecek olsanız bunlar hangileri olurdu?
Belki film olsa daha kolay cevap verebilirim gibi geldi soruyu görünce. Çünkü dizilere nazaran filmlerde vazgeçilmezlerim var. Ama dizilerde başta güzel olsa da sonunda illa ki bir şeyler bozuluyor ve ilk baştaki heyecanım kalmıyor. Hatta çoğu diziyi tahmin edebildiğim için sonunu geciktirerek izliyorum. Öyle yarım kalıp izlenmeyi bekleyen çok dizim var.

İlk olarak Secret Love Affair dizisini seçeceğim. Yoo Ah In muhteşemliği ile mest olduğum bir dizi. Bir de piyano var ki tüm muhteşemlikler bir arada diyebilirim. Dizi adı üstünde bir yasak aşkı anlatıyor. Benim en sevdiğim konulardan biridir yasak aşk konusu. Özellikle bu konudaki dizi-film-kitap-müzik ne varsa el atarım görünce.

İkincisi ise American Horror Story. Bloga yazmıştım zaten bu diziyi. En sevdiğim Amerikan dizilerinden.

Üçüncüsü Before We Get Married. Harika harika harika. Hikayesi, oyunculuklar, müzikleri, dekorları, kıyafetleri daha ne sayabilirim bilmiyorum ama hepsi hepsi harika. En sevdiğim dizilerden kendileri.

Dördüncü Clannad. En sevdiğim animeyi koymazsam olmazdı. O kadar duygu dolu ki cesaretim olsa yeniden başına geçip izleyeceğim.

Beşincisi Gray Rainbow. Bir Tayland dizisi. Kendisi bl türünde ve bence bu türde izlediğim en anlamlı dizi. Derdini o kadar güzel anlatan bir dizi ki. Karakterlerin hislerini tamamen içinizde hissediyorsunuz. Bitirince hüngür hüngür ağladığım tam sakinleştim derken dizi müziğini dinleyip yeniden ağlamaya başladığım bir dizi. Şimdi bile açsam her sahnede ağlayacağıma eminim. Beni çok etkiledi.

Evet benim beşlim böyle. Başta farklı düşünyordum ama gerçekten favori beşlim varmış. :) Yine de umarım hayatımız boyunca aynı şeyleri yapmak zorunda kalmayız da hep farklı şeyler izler, dinler, tecrübe ederiz. Bu sıralar hayatımda değişiklik isteği ile doldum. Umarım yanlış kararlar vermem ama sıkıldım aynı şeylerden. Bakalım neler değişecek neler aynı kalacak?
Siz de bu güzel mimim yapmak isterseniz yorumlarda belirtmeyi unutmayın.
Mutlulukla kalın.

21 Temmuz 2019 Pazar

Kaynaşma Mimi

Merhabalar.
O kadar boş vaktim olmasına rağmen bloga bir türlü vakit ayıramam beni biraz üzüyor açıkçası. O yüzden en sevdiğim yayınlardan biri olan mimlerle karşınızdayım. Artık hayatımı daha daha DAHA düzenli bir hale getireceğim. Böylece blogla daha iyi ilgilenmek istiyorum.
Sorulara geçelim öyle ise.

1-Sizi tanımak istiyoruz? Adınız ve sizi anlatan bir kelime ?
Adım Nurefşan. 

Blogum adreste mürekkeple hayaller olsa da ana başlığı mutluluk için. Mutluluk kovalayan biri olarak görüyorum kendimi. Hayatta en birinci gayem mutlu olmak ve mutlu etmek. O yüzden bu ismi seçtim. Adres ismine gelecek olursam da yazmak benim için dünyadaki en güzel şey bu yüzden bu isim çok hoşuma gitti.

Beni anlatan bir sürü kelime var elbet ama dışarıdan bir gözle bakıp anlatacak olursam ilk başta soğuk ve umursamaz gözüken ama yakınlaştıkça çenesi düşüp çocuklaşan biri diyebilirim. En azından ben kendimi diğerlerinin tepkilerine bakarak böyle görüyorum. 

2-Sosyal medya hesaplarınız?
Neredeyse tüm sosyal medyalarda hesabım var ama neredeyse hayalet kullanıcıyım. :)
Çok az aktifimdir her yerde. Yorum yazmadan önce kırk kere düşünürüm. Çünkü başkalarını üzmekten ve yanlış anlaşılmaktan çok çekinirim. Biriyle konuşmaya başlamadan önce de bu geçerli o yüzden hemen sosyalleşemem hiç.

Blog adına bir instagram hesabım var. İnstagram sevmememe rağmen çevremden haberdar olmak ve bloggerlarla daha iyi etkileşimde olmak için kullanıyorum. 

3-İlk blog yazmanıza referans olan kişi  ya da blog  kimdi?
Daha önce okuduğum bloglar vardı tabii ama blog açma fikri birden aklıma geldi ve hayatımda aklıma geldiği gibi yaptığım nadir kararlardan biri blog açmak. İyi ki açmışım diyorum şu an.

4-Sosyal medyada hangi yazarlar grubunda bulunuyorsunuz?
Hiçbir grupta değilim. Google+ varken toplulukları kullanıyorum ama artık o da yok.

5-Facebook sitenizi yasakladı mı?
Hayır. 

6-Bloglar için hangi platform daha iyi?
Hepsinin ayrı bir iyi yönü var bence. Ben blogspotu bildiğim için onunla başladım ve memnunum.

7-Kaç blognuz var?
Bir tane, sadece bu.

8-Toplam sayfa görüntüleme sayınız?
Hemen bakayııııımm... 18.815

9-Blogunuzda reklam yayınlıyor musunuz?
Kardeşim bir ara çok ısrar etti. Onun baskısıyla başvuru yaptım ama açıkçası pek içime sinmemişti. Birkaç ay geçti onay gelmedi ben de bu sayede iptal ettim. :D
Pek istediğim bir durum değil. Rahatlamak için yazıyorum. Bakalım ileri ki yıllar iş bulamazsam denerim belki. :)

10-Misafir blog olarak yazdığınız bir blog var mı?
Hayır hiç olmadı.

11-Daha önce bir hacker ile karşılaştınız mı?
Fiziksel olarak evet (: , kişisel olarak bir sıkıntı yaşamadım ama hesaplarım adına.

12-Hedefinizde nasıl bir blog yazarı olmak var?
Daha aktif olan, yazmayı planladığı her şeyi yazan ve insanlara faydalı, onları gülümsetebilen biri...

13-Arama Motoru ( Seo ) Optimasyonu Hakkında Bilginiz Var Mı?
Blogu ilk açtığım zamanlar bununla ilgili yazılar okumuştum ama şu an hatırlamıyorum tam olarak. 

14-Blog yazarlığını önerir misiniz?
Tabii ki, yazmayı seven herkes çıkın çıkın gelin. :)

15-Kitap okuma oranınız nedir? (10 üzerinden)
Neredeyse her anını okuyarak geçiren biriyim. Bunların bazıları telefondan e-kitap ya da amatör yazarların hikayeleri ama olsun bence o da sayılır. Böyle düşünürsem 6 diyebilirim. 

16-Diğer blog yazarlarını nasıl takip ediyorsunuz?
Okuma listesine girip ilgimi çeken yazıları okuyorum, söyleyecek bir şeylerim varsa yorum bırakıp kaçıyorum. 

17-Blog sahipleri ile etkinlik yapıyor musunuz?
Mimleri çok seviyorum. Öneri Makinesi ile 30 gün şarkı meydan okuması da yapmıştım. Daha büyüklerini ikizler bünyem kaldırmaz diye uzak duruyorum. Buluşma etkinliklerini çok sevsem de kısmet olmadı henüz. Zaten pek denk gelmedim yapanlara da.

18- Sosyal medya üzerinde blog linklerine karşılıklı beğeni yapar mısın ?
Hayır, sosyal medyadaki karşılıklı olan her şeye karşıyım. Beni takip edenler ilgimi çekmiyorsa takip etmem bile. Çünkü kendimi biliyorum o gönderiler hep gözüme batar ve ne yapsam diye işin içinden çıkamam. Küçük bir not; azıcık takıntılı bir insanım. :(

19-Bugüne kadar kaç mim yaptınız?
Buna da bir koşu gidip bakayım. :) 10 tane.

20-Ünlü bir blog yazarı olsaydın siyaset yapar mıydın?
Iyk... Hiç sevmem kendisini ve ilgililerini. Keşke dünyada öyle bir şey olmasa. Hiçbir zaman insanlara mutluluk getirdiğini görmedim çünkü.

21-Bu mim için üç arkadaşınızı davet eder misiniz?
İsteyen herkesi davet ediyorum o zaman. Bana karar ver demeyin. :D

Bu güzel mim için Babaannemin saatli maarif takvimi bloguna çok teşekkür ederim. Ben cevaplarken çok eğlendim. Onun yazısını okumak için buraya tıklayabilirsiniz. 
Siz de yapmak isterseniz yoruma yazın ki gelip okuyabileyim.
Mutlulukla kalın.

9 Mayıs 2019 Perşembe

İstiridye'den Eski Ramazanlar Mimi

Merhabalar.
Blog dünyasının mim ustasından bir mimle daha karşınızdayım. İstiridye Avcısı'nın birbirinden özenli mimlerinden birini daha elimden geldiğince cevaplamaya çalışacağım. Umarım keyifle okursunuz.
Ama eski Ramazanlar deyince aklıma gelen en güzel şeyi de şöyle şuraya bırakayım da yüzümüz gülsün. :)
LM'ciler bilir. (Şuraya da bir internet klasiği olan -göz yaşım pıt- efektini koyayım.)

Şimdi de gelelim mimle ilgili konuşmaya. Benim yılın en sevdiğim zamanının Ramazan ayı olduğunu bir önceki yazımda öğrenmişsinizdir. Öğrenmediyseniz de hemen o yazıma da göz atabilirsiniz. (Şahsi reklam. :)
Benim için yılın en sabırsızlıkla beklediğim zamanı bu ay. Nedense eskiden beri hep özel olmuştur Ramazan benim için. Beraber iftar ve sahur yapmak. Kuzenlerle ya da kardeşimle sahura kadar yatmayıp muhabbet etmek. Gece yürüyüşleri. Çoğu klasik şeyler olsa da benim için keyifli anılar. Bir de toplum olarak Ramazan'da daha bir kenetleniyoruz bence. Sahur zamanı balkona çıkıp evlerin içindeki koşuşturma seslerini dinlemek bile beni mutlu ediyor bu ayda.
Şimdi sorulara geçelim o zaman.

1) Ramazanı bir hediye paketine benzetirsek. Sizin için nasıl bir paket olurdu ? İçinde sizin için neler olurdu ?
Öncelikle kocaman, parlak, bordo bir pakete sarılmış olurdu. Reklamlardan mıdır bilmem Ramazan paketleri hep bordo olurmuş gibi geliyor. Daha sonra içinde ise en başta hurma olurdu. Çok severim çünkü. Bana Ramazanı en belirgin hissettiren şeylerden biri. Daha sonra da aklıma hep erzak geliyor. Özellikle annem işteyken yemekleri ben yaptığım için ne yapsam derdine son verecek malzemeler olsa süper olur. :) Bir de Ramazan şerbeti. Ben çok içmem ama onun da Ramazana özel bir ayrıcalığı var gibi.

2) Ramazan ile ilgili hatırladığınız en net anınız hangisidir ? Size kazandırdığı hislerle birlikte anlatır mısınız ?
Anı olarak değil ama duygu-durum olarak var. Ben her Ramazan ayında iftar çadırlarına gitmek için ısrar ederim yakınlarıma ama nedense bugüne kadar gittiğim bir elin parmağını geçmez. Nedense çevremdekiler bu isteğimi hep geçiştirdi. Ama oradaki atmosferi çok merak ediyorum ve seviyorum da açıkçası. Reklam sofraları gibi birbirini tanımayan insanların beraber oruçlarını açması ve dua etmeleri, oradaki o toplu enerji beni iyi hissettiriyor. Yani iftar çadırına gittiğim zamanları unutamam.
Diğeri ise geçtiğimiz Ramazan. Ben o zaman Kayseri'deydim ve okul hala devam ediyordu. Babaannem de oruç tutamadığı için hep yalnızdım ve bu beni çok üzmüştü. Çünkü Ramazanın en sevdiğim kısmı o kalabalığı. Bu yüzden o zaman ki burukluğumu hiç unutamam.

3) Çocukluğunuzdaki Ramazan ve şimdiki yaşadığınız Ramazan arasındaki en belirgin farklar sizce  nelerdir ?
Açıkçası maddi bir farklılık göremiyorum çevremde. Ailece olduğumuz için hep, yine aynı devam ediyor. Misafirlerimiz bile aynı kişiler desem yeridir. Ama manevi bir farklılık var tüm insanlarda. Dürüst olmak gerekirse tek doğru düzgün yaptığım ibadet oruç olduğu için de biraz fazla değer veriyorum Ramazana. (İnşallah Allah kabul ediyordur hepimizin oruçlarını.) Bu yüzden elimden geldiğince o ruha girmeye ve boş geçirmemeye çalışıyorum. Bir şeyi izlerken bile ama ben şimdi orucum diye suçlu hissediyorum. Çoğu zaman muzurluk yapıp dikkat etmesem de içimde o huzursuzluk oluşuyor. Diğer zamanlar daha uzak kalıyorum bu histen. Ama şimdi toplumumuz her yönden daha kaba ve anlayışsız olduğu için bu güzel ayda bile kavgalar bitmiyor. En basitinden oruç tutmuyor diye insanlara saldıranlar var. Ama bu bir tercih ve kim ne yaparsa yapsın çevresine zarar vermediği sürece hoş görmeliyiz bana göre. Aç olduğu için sinirli gezen ve herkese çatan insanlar var. Ama aslında işin büyüsünü bozuyorlar haberleri yok. Yani kısacası küçükken de böyle olaylar olsa da büyüdükçe bunları daha iyi fark ettiğim için daha çok üzüyor beni. Bir aya mahsus anlayışlı ve sabırlı olamıyoruz. Oysa biz farklılıklarımızla güzeliz. Bu toplumun genel bir saygı sorunu olsa da inanan kesim dedikleri kişiler tarafından yapıldığını görünce insan daha bir üzülüyor. Belki ben de mükemmel biri değilim ama en azından kendimce başkalarına nasıl davranmam gerektiğinin bilincindeyim.

Neyse bu konulara girsem ben saatlerce konuşurum o yüzden kısa kesiyorum. Bu güzel zamanları bu yıl da yaşayabildiğim için kendi adıma şükrediyorum. Herkese ailesiyle, sevdikleriyle bolluk, bereket içinde geçirdiği bir ay diliyorum. Ben hep sahip olduğumuz ayrıcalıkların başkaları için kullanmak üzere bize verildiğini düşünürüm. O yüzden yardımlaşmaların bu ayda artması beni ayrıca sevindiriyor. Bir de beş yaşındaki kardeşim artık çoğu şeyi kavradığı için Ramazan ayını da aklında bir yere oturtmaya çalışıyor ve onun o öğrenme süreçlerini izlemek çok zevkli. Okuldan gelince bazen abur-cubur yemiyor ve biz oruçlu olduğumuz için kibarlık yaptığını söylüyor. Onun orucu da o oluyor. Büyüdüğünde onun eski Ramazanları ile ilgili anılarında olacak olmak beni mutlu ediyor açıkçası.
İşte benim için Ramazan aşağı yukarı böyle. Umarım hakkını veriyorumdur. Bu güzel mim için tekrar İstiridye Avcısı'na teşekkür ederim. Diğer blogcanların cevaplarını okumak için şimdiden sabırsızlanıyorum. Dileyen herkes de cevaplayabilir bu mimi. Yorumlarda talip olduğunuzu yazın yeter. Gelip okuyayım.
Herkese hayırlı Ramazanlar. Mutluluk, bereket, hoşgörü içinde geçirmemiz dileğiyle.
Mutlulukla kalın.

14 Nisan 2019 Pazar

İstiridyeden Bahar Mimi

Merhabalar.
Bir süredir devam eden aramı bu mim sayesinde bitirmek niyetiyle karşınızdayım. Son zamanlarda günlerin haftalar gibi hissettirdiği bir ruh halindeydim. Koşuşturma içinde geçen günlerin bitmesi ve evde oluşumunda verdiği bir boşluk ile hep bir yorgunluk hali var üzerimde. Elimi oyalamak için işler bulsam da aklımda dönen tilkileri bir yere vardıramadığım için hep de bir yetişememe hissi duyuyorum. Umarım bunu yavaş yavaş kırarım ve blogda daha düzenli bir sistem yakalayabilirim.
Evet iç dökme faslım bittiğine göre mime geçelim. Öncelikle İstiridye Avcısı'na çok teşekkür ederim beni mimlediği için. Yazısını okumak isterseniz buraya bırakıyorum. Onun sorularını cevaplandırması çok keyifli. İçime dönüp aslında blogda olmasını istediğim duygularımı yazabiliyorum. Onun için bu mimler benim için çok kıymetliler.

O halde sorulara başlayalım.

1) Bahar bir insan olsaydı onunla aranız nasıl olurdu ?
Ben baharı çok severim. O yüzden bahar bir insan olsaydı çok sevdiğim, yanına gidip sohbet etmek için can attığım biri olurdu. Muhtemelen çocukluk arkadaşı falan da olurduk onunla. Çünkü benim biriyle gerçekten samimiyet kurmak için zaman geçirmiş olmamız çok önemli. 

2)Şu ana kadar yaşadığınız hayatın "bahar" kısmı hangi döneminiz ? O dönemde neler yaşadınız ?
Çok şükür şimdiye kadar hayatımda kötü olarak adlandıracağım bir şey olmadı. Son yıllarda bazı olaylar bizi üzse de onlarla da başa çıkmayı, bizim elimizle düzelecek bir şey olmadığı öğrendim. O yüzden, özellikle şimdi ailemin yanında olduğum için ve onlarla kahkahalarla gülüp bir arada kalabildiğim için, ailemle olduğum her an benim baharım. 

3)Bahar bir arkadaşınız olsaydı onun okumaya ihtiyacı olan kitabın ne olduğunu düşünürdünüz ?
Turgut Özakman - Romantika. Bu kitabı geçen sene baharda okumuştum. Anneannemlerin evindeydik ve o güzel bahçenin tadını çıkararak, rüzgarı yüzümde hissederek geçmişti tüm kitap. O dönem yanımda önereceğim biri olsaydı hemen ona okuturdum çünkü çok beğendim kitabı. Buradan da okumayan herkese öneririm. Pişman olmayacaksınız.

4) Size baharı anımsatan insanlar var mı çevrenizde ? Varsa kimler ?
Açıkçası hiç böyle bir şey düşünmedim şimdiye kadar hayatımdaki insanlar hakkında. Biraz düz mantık ama doğum günü baharda olan kişiler diyebilirim sanırım. Bir de canım dedeciğimi Nisan ayında kaybetmiştik o yüzden onu hatırlıyorum.

5)Bahar temalı bir yağlı boya tablo yapmak isteseniz, resmin içinde olmazsa olmazınız ne olurdu ?
Renk olarak sarı, mavi, yeşil.
Varlık olarak ise çiçekler ve salıncak.

6)Bahar yorgunluğu ile mücadele eder misiniz? Yoksa kendini baharın kollarına yorgunca bırakmayı tercih edenlerden misiniz ?
Üşengeç olduğum için hiçbir yorgunlukla mücadele edemem ama bahar yorgunluğunun ilk birkaç gününde pinekledikten sonra bu böyle olmaz deyip karşı duranlardanım. Ama buna karar verip uygulamak en zoru hala mücadele içindeyim umarım yenilmem. :)

7)Baharda gitmek istediğiniz coğrafyaya hangisidir?
Kesinlikle Japonya. Sakuraları canlı canlı görmeyi çok isterim.

Tekrar bu güzel mim için İstiridye Avcısı'na teşekkür ediyorum. Görüp yapmak isteyen herkesi mimliyorum. Yorumlarda yapacağınızı belirtmeyi unutmayın ki gelip okuyayım. Benden şimdilik bu kadar en kısa zamanda başka yazılarla burada olmak dileğiyle.
Mutlulukla kalın.

2 Şubat 2019 Cumartesi

Hangisini Tercih Edersin Mimi

Merhabalar.
Bugün herkeste zevkle okuduğum bir mimle karşınızdayım. Beni de sevgili Deeptone mimlemiş. Onun yazısını okumak isteyenleri buraya alalım. Umarım siz de keyif alarak okursunuz.
Uyarımı yapayım ikizler burcuyum. :)

Hangisini tercih edersin? Uçabilme yeteneğinin olmasını mı yoksa su altında da nefes alabilmeyi mi? Neden?



İkisini de isterdim. Uçmak benim için özgürlük demek, denizin altı ise hayran olduğum bir alem.


Hangisini tercih edersin? Sonsuza dek etrafının kitaplarla çevrili olmasını mı yoksa evcil hayvanlarla mı? Neden?


Ben kitapları seçerdim. Hayvanları, özellikle kedileri, çok sevsem de hiç evde beslemedim. Bu sorumluluğa hazır hissetmiyorum.

Hangisini tercih edersin? Büyük ellere sahip olmayı mı yoksa büyük ayaklar mı? Neden?

Ay ikisi de çok kötü. İlla birini seçeceksem sanırım büyük ayaklara sahip olmayı seçerdim. Zaten şu an bile kadınlara göre büyük oldukları için. :(

Hangisini tercih edersin? Geriye kalan hayatının tamamında çay içmeyi mi yoksa kahve içmeyi mi? Neden?


Kahve. Kahve. Kahveeeee...

Hangisini tercih edersin? Pilav üstü kuru mu yoksa köfte patates mi? Neden?

Kırmızı eti anne zoruyla yiyen biri olarak pilav üstü kuru.

Hangisini tercih edersin? Sınırsız döner mi yoksa sınırsız kokoreç mi? Neden?

Tavuk döner olacaksa belki. Ama ikisini de sevmem pek. Arada dürüm krizim tutarsa. O da ayda yılda bir. Kuru şeyleri sevmiyorum. :/

Hangisini tercih edersin? Ölüm saatini bilmeyi mi yoksa nasıl öleceğini bilmeyi mi? (Ölüm tarihini ve ölüm şeklini değiştiremiyorsun.) Neden?

Çok zor bir soruuuu. Ölüm şeklimi bilmeyi isterdim sanırım. Bu sayede o duruma gelmekten kaçınırdım. Belki aksiyon olurdu hayatımda. :)

Hangisini tercih edersin? 500 yıl gelecekte yaşamayı mı yoksa 500 yıl geçmişte yaşamayı mı? Neden?


Yapay zeka üzerine çalışmak isteyen biri olarak gelecekte yaşamayı isterdim. Özellikle robotlarla yaşadığımız döneme geçmeyi çok istiyorum. 

Hangisini tercih edersin? Her yıl yenilenen tek seferlik uluslararası bir uçuş bileti mi yoksa yurt içinde geçerli sınırsız uçak bileti mi? Neden? 


Ben yurt dışını seçerdim. Yurt içinde en güzeli araba ile gezmek. Tecrübe ile söylüyorum. Rezilliği çok ama keyifli yanı da orası zaten.

Hangisini tercih edersin? daha çok dinlemeyi mi daha çok konuşmayı mı? Neden?


Daha çok dinlemeyi. Özellikle kendini geliştirmiş, akıllı insanlarla konuşmak gibisi yok. Okulda bile öğretmenlerin ders arası yaptıkları motivasyon konuşmaları en sevdiğim yerlerdi.

*

On kişi mimlemek gerekiyormuş ama ben çok kişiden okudum bu mimi kim yapmadı bilmiyorum ki. :( Ben mimlemeden bıraksam isteyen alıp yapsa olmaz mı?
Mutlulukla kalın.

29 Ocak 2019 Salı

Eşleştirme Mimi - 2

Merhabalar.
Yakın zamanda katıldığım bir mimde eşleştiğim blog arkadaşımdan soruları aldım ve elimden geldiğince cevaplamaya çalışacağım. Çok anlamlı sorular ve her maddede aklıma bin tane fikir geliyor. Bakalım ortaya nasıl cevaplar çıkacak. Yazarken planlarım hep değişiyor çünkü. Eşleştiğim İstiridye Avcısı blogunun cevaplarını da okumak isterseniz buraya tıklayınız. Ben hayatımda cevaplamayı sevdiğim klişe denebilecek soruları sordum. Nedense durup durup hep böyle sorulara ne cevap veririm diye düşünürüm. İç sesim hiç susmadığı için olsa gerek. :)
1- Doğum ve ölüm hakkındaki düşüncelerin neler?

Doğum gerçekten bir mucize. Hem biz insanların hem de doğada canlılığını sürdürüp çoğalan her canlı için akıl almaz bir süreç bence. Ben kendi türümüz için açmak istiyorum bu kelimeyi. Bence doğum biz insanlar için umut verici bir şey bir yandan. Çünkü kendi fikirlerinizle bir birey yetiştirme şansı elde ediyorsunuz. Bu da dünyanın daha iyi bir yer haline gelmesi için yapılabilecek en önemli adımlardan birisidir. Özellikle son zamanlarda artan feminizm, kadının özgürleşmesi, kendini geliştirmesi gibi konular mevzu bahis olduğundan bunu çokça görebiliriz. Çocukla en çok ilgilenen anne olduğu için bizim toplumumuzda o çocuğa geçirilebilecek olumlu davranışlar için de annelerin kendi benliklerinin farkında, duyarlı kişiler olması lazım. Çok uzatmadan ve kamu spotuna bağlamadan diğerine geçiyorum.

(Ihım ıhım... Araya giriyorum sevgili okuyucular. Yayınladıktan sonra aşağıdaki cevabımın yanlış anlaşıldığını gördüm. Kesinlikle kendi yaşantımı olumsuz veya çekilmez bulmuyorum. Aşağıda belirttim ama tam açıklayamamışım. İntihar fikrini de asla düşünmüyorum. Sadece eceliyle olan ölümden bahsediyorum. Belki de hayattan en çok keyif alan insanlardan biriyimdir. Şu an biraz kötü oldum açıkçası. :D )
Ölüm ise bana göre bir kurtuluş demek. Yaşadığımız hayatı sevmiyorum. Bu benim görüp içinde olduğum hayat değil. Nefes aldığımız, gördüğümüz, etkileştiğimiz bu fani dünya. O kadar dayanılmaz geliyor ki bazı şeyler bazen. Cennet ve cehennem fikri en çok o an rahatlatıyor. Eğer bunun gerçekliğine inanmıyor olsaydım bunca kötülüğün içinde boşuna çırpındığımı düşünürdüm. Ölümlerde ağlamayı da hiç sevmiyorum. Açıkçası hiç en yakınım olan kişileri kaybetmedim. Ya da kaybettiklerim de hep yaşlı ve hastaydı. Onlar adına bunu kurtuluş olarak gördüm. Yine de ölüm iyi ki var. Bu şekilde dayanıp daha iyi bir insan olmak için çabalayabiliyorum.

2- Sabır konusunda kendine 10 üzerinden kaç puan verirsin? Neden?

8. Sabırlı bir insan olduğumu düşünüyorum. Hemen her şey olsun istemem. Bazı şeylerin zamanla güzelleştiğinin farkına vardım. Bu her konuda böyle ilişkilerde, işlerde, başımıza gelen sıkıntılarda. Daha birçok örnek verebilirim. Sabrederken umutsuzluğa düşmem. Hep iyi düşün iyi olsun sözünü hatırlarım. Ayrıca aşırı takıntılı bir insan olduğum için toplumda her an bu etkilerden rahatsızlık duyup uyaramıyorsunuz. Mesela sakız sesinden nefret ederim ama otobüslerde hep bir sakız çiğneyen denk gelir. Zaten takık olduğum içinde kulaklarım hemen algılar onu. Eee elalemle muhattap olmamak için de mecbur sabredip içimden kendimi sakinleştirmeye çalışırım. :)

3- Hayatta annen ve baban dışında en minnettar olduğum insan kim?

Buna bir kişi değil iyi olan tüm öğretmenlerim olarak cevap vermek istiyorum. Çok şükür hep iyi kişilikte ve yetkin donanımda öğretmenlerim oldu. Hele hele ilkokul 4. sınıf öğretmenim harika bir insandı. Hala unutamam onu. Keza 5. sınıfta öyle. Ortaokul, lise ve üniversite hep hayran olduğum ve her anlamda çok şey öğrendiğim öğretmenlerim oldu. Ben öğretmen lisesi mezunu olduğum için öğretmenlik mesleği benim için çok ayrı. Gerçekten dünyadaki en önemli meslek ve galiba en önem gösterilmeyen meslek de aynı zamanda. Sevmeyen kesinlikle yapamaz. Severek hakkıyla yapanda kimsenin ulaşamayacağı kadar iyilikler kazanır. Aramızda öğretmenler ve öğretmen adayları varsa gerçekten önemli olduğunuzu bilin. Kısacık staj hayatımda bile gözümün içine bakan o küçük kalpleri hala unutamam. İşte dünyanın güzelleşmesi için annelerden sonra en önemli etken de öğretmenlerdir bana göre.

4- Yarın hayatının son günü olduğunu bilsen bugün yapacağın işler listesi nedir?

Babam hep insan öleceği zamanı bilse yarısını zevk, sefa diğer yarısını da ibadetle geçirir der. Ama ben yarın öleceksem zaten pek alakadar olmadığım ibadetleri yapar mıyım bilemiyorum. Son gün sınava çalışmak gibi olurdu. :) Sanırım ben bol bol yazardım. Sevdiklerimle vakit geçirirdim. Hala yapmadıysam eğer organlarımı bağışlamak istediğime dair bir yazı bırakırdım. Ölüm saatim yaklaştıkça da bilinmezlikten çıldırırdım herhalde. Yine de iyi ki bilmiyoruz ölüm saatimizi.

Eveeet. Yalın soruları yine dallandırıp budaklandırıp cevapladım. Ben böyle düşünce sorularını seviyorum. Yazdıkça da yazasım geliyor. Hem kendimi tam anlatmak hem de okuyanlara kendi doğrularımdan sunmak için. Bu güzel sorular için tekrar İstiridye Avcısı'na teşekkür ederim. Çok keyif aldığım bir mim oldu. Umarım keyifle okumuşsunuzdur.
Mutlulukla kalın.

18 Ocak 2019 Cuma

Eşleştirme Mimi

Merhabalar.
Sevgili Deeptone'nun sayfasında gördüğüm bir mim yazısı için geldim. Sevde'nin Şiirleri sayfasının başlattığı bir mim. Onların cevaplarını da okumak isterseniz tıklamanız yeterli.
Şimdi bu güzel ve anlamlı mimi cevaplamaya geçelim isterseniz.


1-Hayat sizce nedir?

Hayat bana göre beni en çok yoran şey. Bazen öyle oluyor ki nefes almak, vücudumu bir yerlere taşımak, insanlara bakmak bana çok fazla gelebiliyor. İç sıkıntıları çok olan bir insanımdır ama bunların hepsi sanki içimdeki küçük bir kutuda oluyor gibidir. Yani dışarıdan bakan birisi asla benim bir şeyi kafaya taktığımı ya da o ortamdan kaçıp gitmek istediğimi anlayamaz.

Aynı zamanda hayat doğaya, aileme, gökyüzüne baktığımda beni tazeleyen her şeyin iyi olabileceğine dair umut veren bir şey oluyor. Ve ben her yukarıda anlattığım sıkıntıları hissettiğimde açık alana gidip derin bir nefes alıyorum. İçimden beni en çok sevenle konuşuyorum ve eğer yakınsak aileme sımsıkı sarılıyorum.

Dışarıdaki tüketen etkenlerden bir an olsun uzaklaşmak için de kağıt kaleme sarılıyorum.

2- Sen nasıl bir insansın?

OLUMLU

Öncelikle ben çok düzenli bir insanım. Şu an aklıma ilk gelen bu. Daha sonra içi sevgi dolu bir insan olduğumu düşünüyorum. Çünkü her gördüğüm şeyde bir iyi yön bulabilir ve onu sevebilirim. Her türlü olumsuzluğu ve farklılığı anlayışla karşılayabilirim. Hayatta insanların en önce mutluluk için yaşaması gerektiğini düşünürüm. Tam bir Pollyanna'yım. İyi bir dinleyiciyim çünkü bir şeyler hakkında birilerini dinlemeyi çok severim. Hediye vermeyi çok severim, almayı da. Sürpriz yapmayı çok severim ama bana yapılmasından pek hoşlanmam.

OLUMSUZ

Çok üşengecim. Bazen kardeşlerime karşı çok otoriterim. Babam tam müdür tipi var sende der hatta. Biraz daha relax olmak isterdim kurallar konusunda. Çabuk karar değiştirim. Hem bir şeyler alırken hem de hayatıma dair kararlar alırken. Biri ile tanıştığımda çok gerilirim ve konuşurken içten içe utanırım. Ama buna rağmen göz temasını asla bozmam. Hiç girişken bir insan değilim. Genelde daha sonra yapmadıklarım için çok pişman olurum. Öpülmeyi ve sarılmayı hiç sevmem. Bana göre bu kötü değil ama insanlara kötü hissettirdiğimi düşünüyorum. Arkadaşlarım çoktur, hepsini de çok severim ama birine özelimi anlatmak için yıllar geçmesi gerekir. Zor yakınlaşan biriyimdir. O yüzden samimi olduğum arkadaşlarım benim için çok değerlidir.

3- İnsanlar sizi hiç üzüp kırdı mı?

Evet hem de daha çok küçükken arkadaşlarım onlara olan güvenimi kırdı. O yüzden yukarı anlattığım sorunlarım var. Ama artık bunu geride bıraktım. Hayatın bana verdiği ders olarak görüyorum. O arkadaşlarımında çocukluğuna veriyorum. Şimdi ise yakın olduğum insanlardan hiç böyle bir şey görmedim. İnşallah da görmem. Küsmek yerine sorunları konuşmak taraftarıyım.
En sevdiğim ve hep kullandığım kitap ayracımda Sylvia Plath'ın bir sözü var. "Kimseden bir şey bekleme böylece asla hayal kırıldığı yaşamazsın". Bunu hayatımda uygulamaya çalışıyorum daha çok.

4- Sizce dost nedir?

Bence dost, uzun zaman yanında olandır. Uzaktan olsa da seni hatırlayan. Yanında olamasa da iyiliğini düşünen. Sevgisini bazen bir sözle bazen bir hareketle belli edendir. Güzel anılara sahip olduğun insandır. Yeri geldiğinde hatanı söyleyen yeri geldiğinde hatasını kabul edendir. Sözü, hareketi özenli olandır. Derdinle dertlenen, kahkahanla şenlenendir.

Umarım herkes gerçek dostlar edinir ve bu çekilmez dünya yaşanılır olur.
Benden bu kadar. Biraz mim dışında iç dökme yazısı oldu benim için. Önceden blogda böyle yazılar da yazardım ama uzun zamandır yazmamıştım.
Bu güzel mimi isteyen yapabilir. Yorumlarda belirtebilirsiniz sizinkileri de okumayı çok isterim. Sondaki eşleştirmeyi merakla bekliyorum.
Mutlulukla kalın.

6 Temmuz 2018 Cuma

Blog Muhasebesi - Mim

Merhabalar.

Çooook uzun zaman sonra buralardayım. Ya da bana bayağı uzunmuş gibi geliyor. Koşturmalı zamanlardı ve artık bir saat bile bir dakika kadar hızlı geliyor insana. Okulumu bitirdim ve şimdi gelecek planlaması ile uğraşıyorum. Henüz on gün olmuş olsa da inanın asır gibi. Belirsizlik beni mahveden bir şey.
Bundan sonrada bloga pek bir şey yazabileceğimi sanmıyorum. Hevesimi kaybettim. O yüzden bu yazı bir nokta olsun. Yeniden yazmak isteyene kadar da bu sayfa beklesin.
Yazımıza dönecek olursak öncelikle beni mimlediği için Öneri Makinesi'ne çok teşekkür ederim. Buralarda olmasam da onun yazılarını takip edeceğim kesinlikle.
Öneri Makinesi'nin yazısı için.
Evet şimdi sorulara geçiyorum.

Blog alemine nasıl girdin?
Yazı yazmayı sevdiğim için bir anda karar verdim ve blogu açtım. Sonra zamanla gelişti. Ama bence hala düzenli bir bloger olarak görmüyorum kendimi. Geri döndüğüm de daha çok özen göstermek istiyorum.

Hangi blog sana ilham oldu?
Direk ilham diyemem ama takip ettiğim Uzak Doğu dizi-filmleri ile ilgili bloglar vardı. Özellikle Nabrut çok sevdiğim bir bloger. Daha sonra Renkli Tırtıl. Kuronuma'nın Fikir Baloncuğu gibi sayfalar. Diğer takip ettiğim çoğu sayfayı blogu açtıktan sonra keşfettim.

Bloga yazdığın ilk yazı ve son yazı arasında fark var mı?
Olmaz mı? Önceleri sadece sağa sola karaladıklarımı buraya aktarıyordum. Daha sonraları günlük hayatta takip edip sevdiğim şeyleri de yazmaya başladım. Konu değişti diyebiliriz.

Yakın çevrendeki insanlar blogunu biliyor mu?
Evet, ailem ve yakın olduğum tüm arkadaşlarım biliyor. Hatta babam daha geçen gün tekrar yazıp yazmadığımı sordu. Deneme yazılarımı beğeniyorlar ancak diğer yazılar onlara pek hitap etmiyor. :) Burada kendime de bir eleştiri. Hep hikaye yazmayı düşünüyorum ama hiç başına geçemiyorum. Şu son günlerde ilk defa üşengeçliğimden nefret ediyorum. Sanırım hayatı yakalamaya çalışırken geride kaldığını hissetmek insanı çok yoran bir şey. Umarım herkesin geleceği istediği gibi olur.

Blog yazmak yaşantına ne kattı?
Aşırı düzenli bir bloger olmadığım için çok ciddi kazanımlar olmadı ama klavyede hızlandım diyebiliriz. :) Ben hep kağıda yazmayı seven biriyimdir. Hatta bölüm gereği bilgisayara bağlı olsam da pek uğraşmayı sevmem.
Daha önce de yazım ve imlaya çok dikkat ettiğim için o yönden bir artı olmadı sadece yeni kelimeler kullanmak istediğim de faydasını gördüm.

Şu an bu mimle birlikte blogta kaç yazın ve kaç görüntülenmen var?
Toplam 6.622 görüntüleme var. En yüksek 268 ile Murpy's Law dizi yazısında, daha sonra 261 Namaikizakari mangası ve toplam 119 gönderim var.
Vay hiç hesap yapmamıştım ama umduğumun da üstünde olmuş. Başlarken hiç bu kadar okunacağını düşünmüyordum. Umarım yazılarımı okuyan herkes keyif almıştır. Ve az da olsa satır aralarında vermek istediğim düşünceleri görebilmişlerdir.
Okuyan herkese teşekkür ederim. ^,^

Evet sona geldik. Gerçekten bir veda gibi oldu. Umarım hayatta her şey gönlünüzce olur. Hep iyi ve güzel şeylerle karşılaşırsınız. Özellikle nereye gittiğini bilmediğim bu karmaşık dünya düzeninde kısa bir an soluklanıp mutlu olacağınız yerler olur.
Mimi yapmak isteyen herkesi davet ediyorum. Bayağı geç yapmış olsam da belki arada çıkar yapmak isteyen.
Kendinize çok iyi bakın.
Mutlulukla kalın.

22 Şubat 2018 Perşembe

Mim: Kurgusal Aşklar

Merhabalar.
Başlığını görür görmez tam benlik dediğim ama iş başına geçip de soruları yanıtlamaya gelince canımdan can giden bir mimle karşınızdayım. Beni kimse mimlemedi :( ama yine de fangirl'lük mertebesinin en üstlerinde biri olarak kendime göre bir mim deyip gönüllü oldum. Bu güzel mim için de Esseve Rin'e teşekkür ediyorum.
Öncelikle genelde elime alıp da sayfalarını hissederek okuduğum kitapların hiçbirinde erkeklerin yakışıklılığı ya da baklavaları anlatılmıyormuş bunu fark ettim. :D
Bu yüzden cevaplarım genelde internette okuduğum hikaye karakterlerinden.
O halde başlayalım.
1. Birlikte Dünyayı Dolaşmak İstediğim
Hayranlık mevzu bahis olunca bir adet Asude Boy olmalı diyerekten buraya en parası bol olanı koyuyorum. Tuna Üstüner. Tek yapman gereken cüzdanın ağzını açmak tatlım. Gerisini bana bırak. ;)

2.  Hem Eğlenilecek Hem de Evlenilecek Olan
İnternetten okuduğum bir hikayenin ideal sevgili dediğim karakteri Mason Lowe. (Price of a kiss) Mason harika birisi. Espiritüel ve anlayışlı. Tam bir eşte aradığım özellikler. Tüm ömrüm onunla sıkılmadan geçerdi.

3. Göründüğü Gibi Soğuk/Sert Olmayan
Ne tam soğuk ne de tam sert. Ama kendini ifade etmede biraz sorunlu diyebiliriz. Twitter'da az Sinan~ diye ortalığı inletmedim. Bu yüzden Vurdu ve Aşk'ın Sinan Tümer'i benim için bu maddeye tam uyuyor. Yine bu da internetteki bir hikaye.

4. Birlikte Issız Adaya Düşmek İstediğim
Bu sefer bir manga karakteri gelsin. Issız adaya düşsek eminim türlü yılışmalarla bana o anki olumsuz durumu unutturur ve el birliği ile kurtulma yolunu aramamızı sağlardı. Evde Naruse nidaları ile kendimden geçtiğim doğrudur. Tam aşık olunacak karakterdi. Aşkı iki boyutta bulanlara gelsin. Namaikizakari - Naruse.

5. Sabahlara Kadar Mesajlaşmak İstediğim
Daha mimi okurken karar vermiştim. Eleanor ve Park'tan Park. Sırf kitaptaki o telefon ve otobüs konuşmaları bile referans alınabilir. Ortak noktalarımızdan ya da sadece kendi hoşlandığım şeylerden bile saatlerce bahsedebilirim ona. En güzel seven Koreli, Park.

6. Battaniyelere Sarıp Sarmalamak İstediğim
Onu haremime katamam ama himayeme almak istiyorum. Şeker Portakalı'ndan Zéze. O küçükcük yüreğiyle ne acıları göğüsledi seri boyunca. En içimi yakansa Güneşi Uyandıralım oldu. Onu sarıp sarmalayıp kendi oğlum yapmak isterdim.

7. Birlikte Dünyayı Yönetmek İstediğim
Hem gözü karalığı hem de sağlam karakteri için Arslan (Eşkıya) benim bu madde için düşündüğüm kişi. Eminim dünya o zaman adaletli ve huzur dolu bir yer olurdu. Arslan kimseyi kalıplara sokmadan barış içinde yaşatırdı. Hem belki o zaman sevdiği ile de arasına kimse girmez benim içim de bu kadar parçalanmazdı.

8. Birlikte Baloya Gitmek İstediğim
Ben de bir klasik olarak Jane Austen karakteri koyuyorum bu maddeye. Mr. Knightley. Bakış açısına ve centilmenliğine hayran olmuştum okurken. Çok sık da dans etmeyen biri olunca kıskananlar çatlasın edası ile onunla dans etmek isterdim. :D

Evet benim cevaplarım böyle. Çoğu kişi yaptı mimi gördüğüm kadarıyla. İsteyenleri de ben davet ediyorum. Kitaplar iyi ki varlar. Aşkın her türlüsünü yaşatan bir mucize onlar.
Kitapla ve mutlulukla kalın.

25 Ocak 2018 Perşembe

Sinema ve Ben - Mim

Merhabalar.
Yine bir mim yazısı ile karşınızdayım. Sevgili Öneri Makinesi'ne bu güzel sorular için teşekkür ederim. Sinema gerçekten çok sevdiğim ve günün birinde mutlaka içine girmek istediğim bir alan. Bu yüzden daha bir keyifle cevaplıyorum soruları.
Resmin üzerine tıklayarak ilgili siteye ulaşabilirsiniz.
1. Sinemada izlediğin ilk film?
Tam adını hatırlamasam da mutlaka bir animasyon filmidir. Ailece filme gitmeyi çok severiz. Bunun için de en güzel seçenek animasyonlar oluyor. Ancak dediğim gibi isim olarak hatırlamıyorum.

2. Film en güzel .................'de/da izlenir.
Film en güzel yatakta izlenir. Ya da sıcacık bir battaniye altında hafif uzanırken. Dikkatim çok çabuk dağılır ve film izlerken yalnız olmak isterim. Bunun içinde ev ortamı sessiz, sakin ve tamamen bana özel.

3.Filmi izlerken olmazsa olmazın var mı? Varsa neler?
Dediğim gibi sessiz bir ortam ve mümkünse yalnız olmak paha biçilemez bir seyir keyfi yaşatır bana. Yoksa aksi olan en ufak bir şey batar. Ve de filmi en başından izleyemiyorsam hiç içime sinmez. Film bittiğinde de yazıları çıkarken birkaç dakika daha durup bekler filmi kafamdan geçiririm. Sonda çalan müzikleri de seviyorum bu yüzden. Genelde filmin son duygusu üzerine çok açıklayıcı hisler uyandırıyorlar.

a)Tek başına mı, kalabalık mı?
Tabi ki tek başına.

b) Mısır mı, cips mi?
Dikkatim dağıldığı için hiçbir şey yemek istemem. Yenmesi de beni çok rahatsız eder. Öyle ki kendi çiğneme sesimden bile sinir basar. Maalesef bazı eften püften konularda aşırı takıntılıyım. Kötü bir huy ama n'aparsın herkeste bir iki tane var bunlardan. :)

c) İki boyutlu mu, üç boyutlu mu?
İki boyut. Gözlük takmak başımı ağrıtıyor ve açıkçası ben o gerçekçilik hissini hiç yaşamıyorum yani boşuna o gözlüğün verdiği rahatsızlığa katlanmış oluyorum. Ay yazarken bile burnumun kemer kısmı karıncalanıyor. :D

d)Avm sineması mı, sokak sineması mı?
Çok büyük bir kayıp bence ama hiç sokak sinemasına gitmedim. Ama avmlerden genel olarak hoşlanmadığım için bilmesem bile sokak sineması eminim daha güzeldir. (Ah aklıma geldi de pastane sinemasına gitmiştim belki o sokak sinemasından sayılır.)

e)Filmden önce filmin fragmanını izlemek mi, yorumlarını okumak mı?
Fragmanı da izlerim yorumları da okurum. Ama bunlar beni pek etkilemez izlemek istiyorsam herkes kötü de dese izlerim. Zaten genelde insanlardan farklı düşündüğüm için yorumları okumuş olmak spoi yemediysem pek etkili olmuyor.

Evet bir mim daha burada bitti. Daha öncekilerde hiç etiketleme yapmamıştım çünkü unutmuştum. :) Ama şimdi etiketlemek istiyorum.

Kitabın DNA'sı
Yürüyen Balık
Daha Mutlu Daha İyi Bir Hayat Mümkün

Tekrar bu güzel mim için teşekkür ederim. Umarım yapan herkes keyif alır.
Mutlulukla kalın.

12 Eylül 2017 Salı

Markalar - Mim

Merhabalar.
Son birkaç gündür buralara hiç uğrayamadım bu sırada hem takipçi sayısında hem de yorumlarda artış olmuş. Bunun için Sade ve Derin bloğunun sahibi Deeptone'a ve Blog Keşif Etkinliğini başlatanlara teşekkür ederim. Her yoruma geri dönmeye çalıştım ve pek çok güzel blog tanıma fırsatım oldu.
Bu yayında ise Kitabın DNA'sı bloğunun sahibi İrem'in beni mimlemesi üzerine bir mimle karşınızdayım. Aslında marka merakım hiç yoktur. Bir şeyi kaliteli ve ucuz bulursam almamazlık etmem. Her kullandığım üründe de karşılaştırma yapmaya çalışırım. Çünkü marka bana sadece bir etiket gibi geliyor. Klişe bir laf olacak hepsi küresel sermayenin oyunları. :)
Pek çok üründe aynı fabrika çıkışlı ama farklı etiketli hemen hemen aynı kalite ürünler bulabilirsiniz piyasada. Ama mimlendiğim için neredeyse tüm gün düşünüp vazgeçemeyeceğim markaları bulmaya çalıştım.

-Öncelikle Hand & Shoulders şampuanda devamlı kullandığım bir marka. Orta okul yıllarımda kepek problemiyle uğraşıp durdum. Pek çok şampuan denedim ama hiçbiri şu anki kadar etkili olmadı. Ama alırken aromasına pek dikkat etmem. Elma, limon ya da 'kadınlara özel' yazanı alıyorum. O an reyonda hangisi varsa.

-İkinci olarak Algida - Cornetto, hazır yazda bitiyor en sevdiğim dondurmayı yazmasam olmazdı neredeyse her çeşidini denedim denebilir. Dondurmadan ziyade karnımı bile doyuran bir yiyecek gibi. En sevdiğim yanı çikolata dolgulu korneti. Ayy şimdi bile canım çekti ama aşırı zayıf bir bünyem olduğu için benim için dondurma devri kapandı. Yoksa antibiyotikler hüküm sürecek.

-Üçüncü olarak ise çok zorlandığım bir marka oldu. Biraz nostalji olsun dedim ve Flormar'da karar kıldım. Ben makyaj yapmayı hiç sevmem. Hatta benim yaşımdaki kızlarla kendimi karşılaştırdığımda hala küçük bir çocuk gibi kalıyorum yanlarında. Kıyafet, süs püs merakım hiç yoktur. Tek bir şey dışında, oje. Sürekli süremesem de arada bir iki günü geçmemek şartıyla hevesimi almak için sürerim. Nedeni ise hassas bir cildim var ve oje ile aseton tırnaklarımın soyulmasına hatta kenarlardaki derilerin yanmasına neden oluyor. Çıkarırken çok tahriş olduğu için birkaç gün acıyla geziyorum. Onun için özel zamanlarda ya da çok istediğimde kısa bir süre sürüp eğleniyorum. Flormar ise benim çocukluğumdan hatırladığım oje markası. Şu an da bile pek çok marka var ama dediğim gibi ne merakım var ne de takip ediyorum. O yüzden kara düzen gidiyor ojeler ben de.

Üç markayı bulurken bile çok zorlandım. Daha da çıkmaz her halde. Dediğim gibi sadece bir etiket aslında gözümüzü boyayan. Git gide tüketici bir toplum oluyoruz. Her yeni çıkan marka ile telefon değiştiriyoruz. Evlerimiz kullanılmayan fazladan telefondan, tabletten geçilmiyor. Artık konuşmayı öğrenmeden Youtube'u açmayı bilen çocuklarımız var. Her şeyin fazlası fazlası daha fazlası yığılıyor hayatımızda. Biraz kendimizi hizaya çekmeliyiz. Bu maddi durumuzla alakalı değil. Artık herkes lüks yaşıyor. Herkeste bir kredi kartı var mutlaka. Bazılarında birden çok hatta. Önemli olan çok kazanıp pahalı şeyler almak değil. Her şeye rağmen tutumlu olup gerekirse para biriktirebilmek. Bir ayda o çok istediğiniz son moda eşyayı almayın ve bir yere yardım yapın. Yetimhanelere, huzur evlerine, rehabilitasyon merkezlerine ziyarette bulunun. Emin olun o atmosfer, çevrenizdeki insanların gülümsemesi, sohbeti her şeye bedel.
Mim amacından çıktı belki ama bence en güzel yerlere parmak bastı. Kendimize değer vermeliyiz tabii ki ancak yaptığımız davranışlar bizi nasıl bir insan olma yolunda götürüyor iyi gözlemlemeliyiz. İnsan çok zeki varlık isterse geleceği ön görebilir. Ve çabalamayla kendini baştan başa değiştirebilir.
Mutlulukla kalın.

14 Şubat 2017 Salı

Mim: Kolesiyon

Merhabalar.
Bilgisayarımın Kayseri'ye geldiğim ilk gün bozulması ve bunun üzerine ilk kez mimlenmem aynı zamana denk geldi. O yüzden oluşacak yazım yanlışları ve resim paylaşamamanın burukluğu için şimdiden özür diliyorum. Aslında bilgisayarımı garantiye verdiğim anda bir yazı yazmam gerektiğini hissetmiştim.
Öncelikle benden bu yazıyı yazmamı isteyen Öneri Makinesi'ne çok teşekkür ederim. Şimdi de gelelim tam benlik olan konuya: Koleksiyonlar.

-Koleksiyon düşüncesi sizin için sadece bir nostalji mi yoksa tutku mu?
Benim için daha çok anı biritirmek gibi bir şey. Eğer annem ve teyzem olmasaydı odam tam bir ıvır zıvır yığını olurdu. Hayatta manevi değeri olan her şeyi biriktirmek gibi bir huyum var. Ve bundan çok memnunum. Biraz zaman geçince elime alıp geçmişi düşünmek bana huzur veriyor. İnsanlar yaşlandıkça eskiyi özlermiş galiba benim ruhum çoktan yaşlandı. Bedenimin ona yetişmesini bekliyor.

-Koleksiyon yapıyor musunuz? Yapıyorsanız neler? Yapmıyorsanız ne koleksiyonları yapmak isterdiniz?
Benim ilk koleksiyonunu yapmaya başladığım şeyler peçete ve peluş oyuncaklarımdı. Hatta komşusundan, akrabasına herkes bana peçete getirirdi gittiği yerlerden. Peluş oyuncaklarımın artışı şu an dursa da (biyolojik yaşımdan dolayı ailem bana oyuncak almayı reddediyor. Ben de paramı kitaplara harcıyorum. :D ) kendime ait bir evim olduğumda onları raflarda sergilemeyi çok istiyorum. Daha sonra sticker, etiket ve post-it koleksiyonlarım var. Hem kendi aldığım hem de birinde gördüğüm post-itleri bir deftere yapıştırıyorum. Annem aldığım etiket ve stickerları kuzenlerime vermek istese de tam güç direnişe geçip bunu engelliyorum. Yani kim evin içinde tepinerek 'bana ne işte' diyen biriyle uğraşmak ister ki. :D Daha sonra sevgili Öneri Makinesi gibi ben de defter koleksiyincusuyum. Ama ben kıyamıyorum onlara. Bir de benim sevimli bir kırmızı kutum var ki ona da anılarımı biriktiriyorum. Aklınıza her şey gelebilir bu noktada. Küçük oyuncaklar, unutamayacağım notlar, yerde yuvarladığım taş, ağaç dalları, biletler daha ne olursa. Saklamak ve unutmamak istediğim her şeyi sığdırırım ona.
Ben bu hayatta en çok unutmaktan korkuyorum o yüzden hiçbir zaman unutmuş olmayı istemiyorum. Belki gözümün önünde olan bu şeyler bana hiçbir zaman yaşadıklarımı unutturmaz.
Yazıma son verirken birkaç bir şey daha söylemek istiyorum. Benim için bu blog da bir anı yeri. Kırmızı kutum gibi değerlilerimi biriktirdiğim, onları kendi cümlelerimle yazdığım bir yer. Bu yüzden bugün bu yazıyı yazdığım için çok mutluyum.
Adet gereği mimlemem lazım sanırım birilerini. O zaman şöyle yapalım yazmak isteyen yazısını yazsın ve yorum kısmına da linkini yazsın da okuyalım. Olur mu?
Mutlulukla kalın.