Neler Hakkında Yazıyorum?

dizi yorumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dizi yorumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2026 Salı

Half Man - Dizi

Merhabalar.

Geçtiğimiz günlerde final yapan Half Man, Richard Gadd’ın Baby Reindeer dizisinden sonra izleyicileri heyecanlandıran bir açılış yapmıştı. Son ana kadar da bu heyecanı ve vaadettiği sert hikayeyi izleyiciye çok güzel bir şekilde sunmayı başardı.

1980’lerde okulda ve evde zor günler yaşayan Niall, üvey kardeşi Rubben’in ıslah evinden çıktığını öğrenmesiyle daha kötü günlerin kapıda olduğunu fark eder. Kasabada ikilinin annelerinin yaşadığı ilişki yüzünden mimlenen Niall bir de bu asabi çocuğun gelişi ve evdeki tüm düzeni kendine göre değiştirmesiyle ne alanını savunacak ne de onunla düzgün bir iletişim kuracak gücü kendinde bulur. Ancak yanında böyle güçlü bir figürün varlığı iyi şeylere de sebep oluyordur. Zorbaları uzaklaştırmak gibi. Bu şekilde yavaş yavaş yakınlaşan ikili ailelerinin onlara yaşattığı ağır durumlar karşısında kaldıkça daha da samimi olurlar. Ancak Rubben’ın kendine çizdiği şiddet personası ve Niall’ın kendi benliğine olan inkarı sebebiyle ikisi de daha kötü olayların içinde savrulurlar.

Niall yeni başladığı üniversite hayatına ilk andan uyum sağlayamadığını düşünüp Rubben’i kampüse davet eder. Oda arkadaşlarından Alby ile olan kısa yakınlaşması kafasını karıştırır, korkutur ve en sonunda işler öyle bir yere gider ki Rubben Alby’e zarar verir.

Bu ikilinin ilişkisinde en keskin yol ayrımını oluşturur. Rubben’ın daha az ceza almak için Niall’dan yalancı şahitlik yapmasını istemesi de aralarındaki ilişkiyi tamamen koparan şeydir. Niall annesi ve Rubben’ın baskılarına dayanamaz ancak mahkeme anında yalan söylemeyi de başaramaz.

Yıllar geçer ama Niall hayatında hiçbir şeyi yoluna koyamayan bir adam olmuştur. Oxford’u bırakmış, yazar olma hayalleri rafa kaldırılmış, bir işi olmadan savruluyordur. Tam o anda Rubben’ın nasıl da başarılı olduğunu öğrenmek de zayıf olan sinirlerine hiç yardımcı olmaz. İnanılmaz vurucu olan hastane sahnesiyle ikilimiz yüzleşir ve arayı düzeltirler. Sonraki bölümde biz ikilinin hayatlarında var olmalarını izleriz. Ancak arada hala kıskançlıklar, yargılar ve manipülasyon vardır.

Niall, Rubben’a bir repliğinde işleri düzeltmeye çalışsa da o içindeki canavarın yine her şeyi mahvedeceğini söylemiştir ve dizi de gerçekten o noktaya gelinir. Rubben yeniden şiddetini acımasızca kullanıp birçok hayatı alt üst eder. Niall da içten içe gözlerini alamadığı Rubben’ın hayatından bir parça almış gibi olabilmek için ona en büyük yanlışlardan birini yapar. Bu noktada ise o hiç yok olmayan korku Niall’ı ele geçirir. Onca yıl çevresindekileri acımadan yok etmeye niyetli Rubben ya Niall’ın yaptığı bu şeyi öğrenirse?

Dizide tam her şey sakinleşiyor, karakterler birbirine en şeffaf hallerini gösteriyor derken ortaya çıkan bu sırla en başından beri beklenen o düğün sahnesini görürüz. Rubben yıllar önce Niall’a söylediği gibi onun nefesini kesmeye uğraşırken kendi de yaralanır. En sonda o ahırdan çıkan iki cansız beden en başta yanlış zemine yerleştirilmeye çalışılan yapay inançların ne denli felaketlere sebep olduğunu adeta yüzümüze çarpar. 

"You've wasted your whole life dancing to other people's tunes." — Ruben Pallister

Dizinin belki de en dikkat çeken repliklerinden biri budur. İki karakter de ataerkil düzenin içinde bir rol bulabilmek için kendilerini hapsettikleri hayatların kurbanı olmuşlardır. Kendi müziğine sahip olduğunu düşünen Rubben bile en sonunda erkeklik sandığı o öfke ile verdiği zararı fark etmiştir.

Mutlulukla kalın.

17 Aralık 2023 Pazar

Kalbimde Yeri Ayrı Olan Dizi Önerileri * Be My Favorite

Merhabalar.
Asya yapımlarına ilgi duyduktan sonra bir noktada sadece Kore değil diğer ülkelerin işlerini de merak eder oluyorsunuz. En azından ben de böyle oldu. Kore'nin komşularından başlayıp yavaş yavaş haritada uzaklaştım ve bir gün Tayland diye bir ülkenin dizi-filmleri de fena değilmiş dediğim bir an yaşadım. Sonra bir de baktım ki aslında yeppudaa'da izlediğim bazı filmler zaten Tayland filmiymiş. Neyse başta lakornlara baktım ama cıks olmadı. Bana gelmedi o tarz. Sonra Tayland eğlence sektörünün demirbaşlarından biri olan bl yapımları gördüm. Aa ne kadar farklı, ülkede böyle işlerin yapılıyor olması ne kadar güzel, keşke bizde de böyle özgürce anlatılabilse bu konular derken aslında orada da bu dizilerin biraz hayranlardan para koparma amacı olduğunu, gerçek dertlerin işlenmediğini düşünmeye başladım. Bu düşünce sürecinde birkaç diziyi izlemiştim. İçlerinden bazıları gerçekten çok güzeldi. Bazıları çok ders verici, tam da önemli noktalara parmak basan işlerdi. Ama çoğunluğu fanlara yaranmaya çalışılan ve saçma işlerdi. O yüzden oradan da uzaklaştım. Neyse sonra çok sevdiğim bir dizide oynayan çok sevdiğim bir oyuncu yeni bir diziye başladı. Partneri çok da sevmediğim biriydi. Konuya baktım, ilk bölüme şöyle bir bakındım ve hmm izleyeyim dedim. Konu fena değildi. Başrolü çok beğeniyordum. Teknik kalite de çok iyiydi, bunu Tayland'da bulmak zor çünkü bence. Neyse işte izlemeye başladım. İzledikçe bağlandım. Bazı sahneler geldikçe takdir ettim. Onların ilişkisini gördükçe o aşka aşık oldum. Ve çok keyifli, çok sevdiğim bir dizi izlemiş oldum. Size de anlatmak istiyorum şimdi bu diziyi. Hatta kendimi motive edip daha çok dizi yazmak istiyorum buraya.
Şimdi dizinin konusuna gelelim. Kawi (Krist Perawat), otuzlarında, mutsuz, para sıkıntısı çeken ve lisede yapmadığı şeylerin ve kavuşamadığı aşkının pişmanlığıyla hayatı kendine dar eden biridir. Üniversite döneminde babasının maddi sıkıntıları yüzünden kendini tüm ekstra masraflardan çekmiş, bir işte çalışan ve bu sebeplerle sosyalleşemeyen bir öğrencidir. Kendini geri çektiği her seferde üzülse de bir türlü kabuğunu kıramaz. Üniversitedeki gizli arkadaşlık uygulaması ile Pearl (Aye Sarunchana) ile eşleşmiştir. Ona kim olduğunu söylemeden hediyeler alır, okulda ona faydası olan yardımlarda bulunur. Bir yandan da Pearl'den hoşlanıyordur. Bu gizli arkadaşlık uygulamasında herkesin kimle eşleştiğinin açıklanacağı gün Pearl için son parasıyla bir müzik küresi alır. Heyecanla ona götürürken birine çarpar ve küre kırılır. Verecek bir hediyesi olmadığı için kendini açık etmeye gitmez. Ama onun yerine giden biri vardır, Pisaeng (Gawin Caskey). Benim aşkım bu işte hihii :). Pisaeng, Pearl ile çocukluk arkadaşıdır ve orada boynu bükük kalınca gizli arkadaşın benim deyip öne çıkar. Yapılan tüm o jestleri de Pisaeng yapmış görünür böylece. Kawi buna çok kızar ama sesini çıkarmaz. Yıllar geçer ve Kawi mutsuz ve pişmanlıklarla dolu bir yetişkin olur. Bir gün ona bir davetiye gelir. Pearl ve Pisaeng evleniyordur ve Kawi de davetlidir. Bunu görüp daha fazla öfkelenen, hayatına isyan eden Kawi kırık küreyi alır ve tamirciye gider. Ama tamirci yıllar önce üretilen bu küreyi tamir edemeyeceğini söyleyip reddeder. Kawi o an tüm öfkesiyle bağırıp sızlanır. Hayatının mahvolduğunu, pişmanlıklarını, mutsuzluklarını döker ortaya ve çıkar gider bir banka oturur. O sırada yanına bir adam gelir ve ona küreyi tamir edip ona geri verebileceğini söyler. Biraz tereddüt etse de kabul eder. Ama hemen sonra pişman olur. Ya adam geri vermezse, ya onu dolandırdıysa, ama ucuz bir küre için niye bunu yapsın ki, hayatı yine berbat gidiyor işte, bir küre kalmıştı elinde o da gitti, Pearl de Pisaeng'le evleniyor derken derken adam küreyi geri gönderir. Tüm bu olumsuz duygularını beslemeyi bir an için bırakmayı başaran Kawi küreyi alır, çevirir ve bir anda her şey değişmiştir. Kawi geçmişe, üniversitedeki ilk yılına geri dönmüştür. Bunun ona verilen 2. şans olduğunu öğrenen Kawi bu kez tüm işleri doğru yapmaya ve Pearl'e kavuşmaya kararlıdır. Zamanla verdiği tüm kararların geleceği öngörülemez şekilde değiştirdiğini ve Kawi'ye göre daha da mahvettiğini gördükçe ne yapacağını bilemez hale gelir. Ama Kawi'nin olumsuz olarak gördüğü bu değişiklikler belki de herkes için 2. bir şanstır. 
Ben diziyi çok ama çok sevdim. Pisaeng hem oyuncusuyla hem karakteriyle beni kendine hayran bıraktı. Hatta bir ara herkese bir Pisaeng verilse dünyada mutsuz ilişki kalmaz diye bile düşündüm. Ya da sadece bana verin. :D Kawi'nin karakter gelişimi de çok iyi işlenmişti. Olgunlaşması, hayatının kontrolünü ele alması, sürekli şikayet etmek yerine olduğu durumu iyileştirmeyi öğrenmesi çok iyi işlenmişti. Diğer karakterlerin hikayeleri de işlenmişti ve onlar da gerçekten çok güzledi. Her bir detayıyla bayıldığım bir dizi kısacası. Eğer Tayland işlerini seviyorsanız, bl dizi izlemek istiyorsanız ama kalitelisini bulmak istiyorsanız, Gawin'e özel bir düşkünlüğünüz varsa benim gibi :) ya da arada farklı 12 bölümlük hoş bir dizi izleyeyim farklı bir kültür göreyim derseniz tavsiye ederim. Yani kısaca herkese tavsiye ediyorum bu diziyi. Ben kesin tekrar izlerim çünkü editleri görünce bile yüzüm gülüyor. Bu kadardı. Kendinize iyi bakın.
Mutlulukla kalın.

18 Mayıs 2022 Çarşamba

Crazy Love - Dizi

Merhabalar.
Yakın zamanda izlediğim ve beklemediğim şekilde çok sevdiğim bir diziyi anlatacağım bugün. Diziden bir sürü ekran alıntısı birikmiş. Yazmaya karar verince fark ettim. İzlediğim dönemde Twitter'da her bölüm yorum yapıyordum. Orası da benim dizi-film yazma alanım oldu bir nevi. Kendi başıma takılıyorum. O yüzden blog için resimler arasında seçim yapmam gerekti. 3 haneli sayılardan yarıya inmeyi başardım ama amacım bu yazıyı yazarken onları da azaltmak ve minimum resimle bitirmek. Ama hepsi öyle güzeller ki yazı için de çokça nolur izleyin, çok yakışıyorlar, çok tatlılar deyişlerimin birincisini yapayım. Artık başlayalım güzel dizimizi anlatmaya.
Konusu şöyle ki; Noh Go Jin Kore'nin en başarılı matematik hocalarından biridir ve çok büyük bir etüt merkezi vardır. Ülkenin en iyi eğitmenleri ile çalışan, hep kazanç odaklı düşünen, sert ve acımasız biridir. Yıllar içinde tüm sekreterlerini kaçırmış ve onlarca nefret mesajı alıyordur. 
İşte bu zor adamın son sekreteri olan Lee Shin A tam bir yıldır onun zorbalıklarına dayanmış ve işini en iyi şekilde yapmak için kendini hırpalamıştır. Sürekli baş ağrıları çeken ve avuç avuç ilaç içen Lee Shin A'nın arkadaşı doktora gitmesi için ısrar eder. 
Doktor konrtolünden sonra aslında migren yüzünden değil beynindeki tümör yüzünden ağrılar çektiğini öğrenir. Sonuçlara göre çok az ömrü kalmıştır. Bu süreçte tedavi alması ve stresten uzak durması gerekir. Stresin vücut bulmuş hali ile çalışan Lee Shin A bu genç yaşında karşılaştığı bu hastalık için Noh Go Jin'i suçlar ve ondan intikam almaya karar verir. 
Bir gece Noh Go Jin'in tatil evine gizlice girer ve ona çekiçle saldırırmayı planlar. Ancak o anda bundan vazgeçer ve yanında getirdiği Noh Go Jin'in nefret ettiği soğanları onun başına saçıp yüzünde paraladığı istifa mektubunu suratına çarpıp çıkar gider. Ancak kinci Go Jin onu böylece bırakmaz ve peşine düşer. Kaçma kovalamaca içinde en sonunda Lee Shin A arabaya binip gitmeyi başarır ama onu arayıp tehditlerine devam eden Go Jin'in sesi bir anda gider. Endişelenen Lee Shin A eve geri döner ve ona birinin araba ile çarptığını görür. Hemen hastaneye kaldırılır. 
Her ne kadar onu iyi etmek için her şeyi yapsa da Lee Shin A'nın hırsı geçmemiştir. Üstelik oraya çekiçle gitmesi, eve zorla girmesi, yaptıkları kovalamaca onu şüpheli gösterdiği için aslında Noh Go Jin ile nişanlı olduklarını söyler. Şansına bu kazadan sonra Noh Go Jin hafızasını kaybetmiştir ve bu oyunu sürdürebileceğini anlayan Lee Shin A bu şansını sonuna kadar kullanır. 
İkilinin bu sahte nişanlılık süreçleri çok tatlıydı. Zaten iki oyuncuyu da acayip fazla sevdiğim için ayıla bayıla izledim. Ayırca ikisi birbirlerine çok yakışıyor. Bayıldım. Aslında bu dizi benim ruhsal olarak çok kötü, neşesiz olduğum dönemde karşıma çıktı. İlk 4 bölümden sonra izlemeye başladım ben. Onun öncesinde gördüğüm kesitler ve insanların tepkilerine bakarak yine boşa harcanan potansiyel diye düşünüp üzülmüştüm. Ama bir şekilde merak da ediyordum çünkü başrolleri seviyorum. Sonradan öğrendim ki benim yine ayılıp bayıldığım Jugglers dizisinin yöntmeni çekiyor diziyi. Senaristinin önceki drama special işini de çok seviyorum çünkü onda da Kim Seul Gi aşkım oynuyor. O yüzden ne ile karşı karşıya olduğumu kafamda tartıp izlemeye karar verdim. İyi ki de izlemişim. Her bölüm beni çok mutlu eden, kafamdaki kara bulutları dağıtan, kalbimi pır pır attıran, yüzüme kocaman gülümsemeler veren bir dizi oldu.

***Bundan sonrası Spoiler olsun.***
Hafızası kaybeden ve resmen bebekleşen Go Jin çok sevimliydi. Hep de Lee Sihn A'ya sığınır bir pozisyonda olunca izlerken seker komasına girdimdiyebilirim.  Tabi sonra bu hafıza kaybının numara olduğunu anlayınca da sen ne çakalsın sen diye düşündüm. :D Dizinin en sevdiğim yanlarından biri buydu. Hiçbir dramayı sakız gibi uzatmadılar. Hepsi tadında ve yavaş yavaş hikayeye katkı sağlayan düzeydeydi. O yüzde ne hafıza kaybı, ne hastalık, ne Noh Go Jin'e gelen ölüm tehditleri, ne arkadaşının ihaneti sıkmadan rayına oturdu ve kendini izlettirdi. 
Ya bakışlara bak. <3
Shin A'nın babasının ona oğlu gibi davranması Go Jin'i çok etkiledi. Onun geçmişini öğrendikçe de sevilmeye olan ihtiyacı çok yaraladı beni. Neyse ki sonunda onu çok sevecek bir aile buldu. 

Köy romantizmi. :D
Kıyamam burada patatese bakarak Lee Shin A'yı düşünüyordu. Kdramalar çok seviyor patates romantizmini. Caaanım dizi The Greatest Love'a selam olsun. :)
Ve Go Jin'in her şeyi hatırladığını söylediği an. Kıza ne çektirdi ya. Sinir adam. Aslında çok sinir hareketleri var bakmayın böyle ayılıp bayıldığıma. Kdrama diye ses etmiyorum ama gerçekte olsa kaç kızım durma bu zorbayla derdim Lee Shin A'ya. Ama kdrama erkeği yani, matematiği belli. O yüzden belli bir kabulle beraber etkileniyoruz. 
Dizide Noh Go Jin, erken yaşta ailesini kaybetmesi, daha sonrasında iş dünyasında yaşadıkları, eski sevgilisinin onu terk etmesi hatta en yakın arkadaşının ihnaeti dahil yaşadığı tüm şeylerle 'kimse benim yanımda değil' diye düşünüyor. Ve Shin A onu her durumda destekleyince ondan bu yüzden etkilenmeye başlamasını çok sevdim. Çok dokunaklıydı. Aslında asla kafamda aşk yaşayacaklarını düşünmediğim tipte iki insan ama işte yazılınca oluyor. İzledikçe ben de aşk daha çok aşk modundaydım. :D

Ay buralarda kızdan etkileniyor ama pislik yapmadan duramadığı için de geri kendi üzülüyor. Güya tek parmakla da kıza yardımcı oluyor. Ah Go Jin ah... Kim Jae Wook olmasa arada sana nasıl kızacağım ama bu muhteşem adamın yüzüne bakarak asla kötü bir şey söyleyemem ben. Hayır, asla...
Yastık savaşında içimin yağları eridi şimdi yalan yok. :D
İlk öpücük, nedeni beni üzen ama sonrasında ihihihi diye sevindiren bir şeydi. Sadece eski sevgilisini kıskandırmak için kızı öptü ama sonrasındaki özür sahnesi, sürekli aklına gelmesi, olmadık zamanlarda Shin A onu öpecek sanıp heyecan yapması, bknz bir sonraki resim, güzeldi.

Ve bence duygularının en farkında olduğu an. Yine kdrama erkekleri kıza 'sen nesin böyle' dediğinde anlıyoruz ki sistemlerini bozan bir duygu durumu ile karşı karşıyalar. O zaman oldu bu iş. 

Birkaç tatlış resmi koyup yazmadan geçeyim. Silmek istemiyorum ama yazmak da istemiyorum. Ama belki yazarım da kendime güvenmiyorum. :D




Bu günlük bölümlerinde çok duygulandım. Hatta gözyaşı döktüm. Shin A'nın o kendini motive etme çabası, hastalığını öğrendiğinde yazdıkları, ailesine yazdıkları çok dokunaklıydı. 




Oy dizinin en tatlı bir başka karakteri de Shin A'nın babasıydı. Basılma anları müthiş. :D

Mesajlaşmanızı yerim sizin aşklarım. <3



<3

Sonunda shop dışında bir fotoğrafları oldu. :D
Ahh buralarda da çok üzüldüm. Canom Go Jin kıyamam sana. Go Jin'e yapılanlara çok kızdım ben ama. Hatta sonunda herkesi affetmesine de çok kızdım. Bu işler o kadar kolay olmamalı. Adam iş hayatında ne kadar zor biri olursa olsun resmen adamı ölümle tehdit ettiler. Hatta bazıları bunu denedi. İşini bozdular, itibarını zedelediler. Ama bir özürle hepsi silindi öyle mi? Ben hala dizideki o kişileri affetmedim ama bu bir romcom yani her şey tatlıya bağlanacaktı ve bağladı da. 

Go Jin'in eski sevgilisi So Young da çok güzel bir kadın. Dizi boyunca öyle zarifti ki bayıldım. Arada Shin A'nın yüzüne gülüp kuyusunu kazdığı için gıcık olsam da oyuncu çok güzel birisi. Aslında ikili de yakışıyormuş bence. 



Mesela kadın şu Jtbc logolu kıyafetiyle bile şık duruyor. Kıyafeti gördüğüm anda aklımda bu terim vardı. Sizce de benzemiyor mu? 
Herkesi affeden yüce gönüllü Go Jin'ciğim. Ve Go Jin'e böyle düşmemi sağlayan müthiş insan Kim Jae Wook. <3

Ay bu sahne müthişti. ShinA'nın kardeşi oyuncu olmak için okulu bırakıyor. Go Jin'i de çok seviyor çocuk enişte enişte diye. Go Jin burada laf arasında sen de üniversiteye geri dönsen, oyunculuk eğitimi alıp yavaş yavaş kendini geliştirerek bu işleri yapsan diyor. Ve çocuk trans halinde evet gireceğim diye tepki veriyor. Go Jin dahil herkes şaşkın bu kadar kolay mı oldu şimdi diye. Sonra tabii Go Jin'ciğimiz havasnı atıyor ben Noh Go Jin'im Kore'de üniveristeye sokamayacağım öğrenci yok falan filan diye. Çok sevimliler ya. 

Oy benim pamuk kızım da hayallerinin peşinden gitti dizide ve başardı. Shin A hep eğitmen olmak istemiş. Hatta şirkete de bu iş için katılmış ama belli bir staj sonunda sınavı geçemeyince önüne bir şeçenek sunmuşlar. Ya ayrılırsın ya da sekreterlik ofisinde çalışırsın diye. Shin A da iş için orada kalmış ve devamını biliyoruz zaten. Ancak hayalini hep gerçekleştirmek isteyen bir tarafı var ve bunun için kendini geliştirip başarmak için çabalıyor. Ders anlatırken çekindiği için de kafasına bir maske takıp videolar çekiyor. Ve kısa zamanda çok popüler oluyor. Herkes onun peşinde gel bizle çalış diye. O da gidip Go Jin'in eski öğretmeni ve şimdiki rakibi olan adamın şirketini seçiyor. Yani dizide başka şirket yoktu o yüzden seçtirdiler muhtemelen ama adamla Go Jin'in sahneleri çok komikti. İyi ki onu seçmiş dedim izlerken. 

Evlilik teklifi de geldi. Çok da romantikti. :)


Go Jin'in kaktüsleri yerini çiçeklere bıraktı. Tıpkı hayatına Shin A'nın girmesi ile güzelleşen diğer her şey gibi. 


Ve mutlu son. :)

***

Evet dizinin spoiler kısımları da bitti. Dediğim gibi ben ayıla bayıla izledim. Çünkü tam olarak böyle bir diziye ihtiyacım vardı. Bunun dışında çekim kalitesi, müzikleri, oyunculuklar, diyaloglar da çok hoşuma gitti. Bazı sıkan sahneler vardı yan kararkterlerle alakalı ama ana çiftin hikayesi çok güzeldi bence. Sizler de şans verebilirsiniz. İki oyuncunun kimyası aşırı tutmuş bence. Çok yakışıyorlar, çok güzel rol yapıyorlar karşılıklı, kamera arkasında da bir başkalar hani, bence yani. Ben ikisini de çok çok sevdiğim için onları yan yana görmek çok keyifliydi. İyleyeceklere iyi seyirler. İzlemiş olanlarla yorumlarda sohbet edebiliriz. Benden bu kadar. Blog yazım performansım düştü gibi hissediyorum o yüzden saçmalığım yerler olduysa kusura bakmayın. 

Mutlulukla kalın.