Neler Hakkında Yazıyorum?

dizi önerileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dizi önerileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ocak 2024 Pazartesi

Kalbimde Yeri Ayrı Olan Dizi Önerileri * HIStory 3: Make Our Days Count

Merhabalar.
Bir önceki yazımda daha aktif olmak istediğimi söylemiştim. O yüzden geçiktirmeden aklımdakileri yazmayı planlıyorum. Ben aslında çok fazla bl yapım izliyorum. Asya bu konuda bolluk içinde. Çok kaliteli işler var. Eğer ilginizi çekiyorsa şimdi size bl türünün en güzel dizilerinden birini anlatacağım. Niyetim bloğu böyle bir tarafa çekmek değil ama önümüzdeki paylaşımlarda bl içerikler fazlaca olacak şimdiden bilgilendirmesini yapayım. 
Dizimiz Tayvan dizisi. 20 bölüm ve her bölüm 25 dakikadan oluşuyor. Konusuna gelecek olursak Xiang Hao Ting lisenin popüler ve bir o kadar yaramaz çocuklarından biridir. Kız kardeşine örnek olmak istediği bir dönem çalışıp çabalayıp 2. olmuş ama ondan sonra dersleri hiç ciddiye almayıp sıralamada sonlara düşmüştür. Bu onun hiç umrunda değildir. O günlerini arkadaşlarıyla takılarak, kız arkadaşının peşinde koşarak, eğlence ile geçirir. Bu serseri oğlumuzun kız arakadaşı da kendi gibi ilgiyi çok sever ve Hao Ting'in artık eskisi kadar ilgili olmadığını düşünüp kendine daha ideal bir aday seçmek ister. Okulun dahisi Yu Xi Gu. Yu Xi Gu derslerde hep birincidir. Çok iyi bir okula gideceği kesin, geleceği parlak, çalışkan biridir. Kızımız HaoTing'e YuXiGu'dan hoşlandığını söyler. Bunu duyan HaoTing'de hırs yapar ve intikam almak ister. Başta XiGu için hayatı zorlaştırmak için her şeyi yapsa da zamanla onun yaşadığı başka problemleri fark eder ve kendini suçlu hisseder. Ama hissettiği tek şey suçluluk değildir. HaoTing YuXiGu'dan hoşlanmaya başladığını fark eder ve hislerini ona açar. Israrcı aşığımız kabul edilmek için her şeyi yapacaktır. Bakalım YuXiGu zorlu hayatına bu şımarık çocuğu kabul edip kalbinde aşka yer açacak mı?
*Belki biraz spoiler olabilir bundan sonrasında.
Ben diziyi hala arada açar izlerim. Çok kaliteli bir iş bence. History Tayvan'da seri olarak çekilen bir iş. Yani başka hikayeler de var başka oyuncularla. Ama galiba ben en çok bu hikayeyi seviyorum. Dram ağırlıklı bir dizi olduğu için de ayrıca bağlandım. Bu tür işler benim için unutulmaz oluyor hep. Hala bazı resimlerde, müziklerinde aynı duyguları hissettiriyor bana. HaoTing ve XiGu'nun beraber kurdukları dünya ve buna doyamadan yaşamak zorunda kaldıkları hala içimi yakıyor. Onları çok seviyorum ben.
Eğer izlemediyseniz ve Asya bl yapımlarına ilginiz varsa mutlaka izleyin derim. Çok şey kaçırıyorsunuz. Oyuncular bu sene başka bir dizide de yan rol olarak yer aldılar. Herkes bu dizinin 2. sezonunu bekliyor ama zor gibi. Bakalım ilerine ne olursa artık. Ah bir de başka bir Japon bl dizisinde kendi karakterleriyle sonda ufak bir gözüktüler. Çok buruktu orası da benim için ama çok da anlamlıydı. Dizilerin isimleri Kiseki ve Life: Love on the Line bu arada. Belki merak eden olur. İlkini ben sevemedim pek devam ettiremedim o yüzden ama ikincisi izleme listemde. Konusunu artık öğrendim sayılır ama o da dram olduğu için izlemek istiyorum. 
Evet bu kadardı. Artık eskisi gibi uzun uzun spoiler yazıları yazmıyorum. Çok vakit alıyor öyle olunca. İçimden geçen öylesi ama artık olduğu kadar. Ses kaydı atılıyor olsa daha pratik olur aslında. Saatlerce filmler, diziler, kitaplar hakkında konuşmak istiyorum.
Hoşçakalın.
Mutlulukla kalın.

17 Aralık 2023 Pazar

Kalbimde Yeri Ayrı Olan Dizi Önerileri * Be My Favorite

Merhabalar.
Asya yapımlarına ilgi duyduktan sonra bir noktada sadece Kore değil diğer ülkelerin işlerini de merak eder oluyorsunuz. En azından ben de böyle oldu. Kore'nin komşularından başlayıp yavaş yavaş haritada uzaklaştım ve bir gün Tayland diye bir ülkenin dizi-filmleri de fena değilmiş dediğim bir an yaşadım. Sonra bir de baktım ki aslında yeppudaa'da izlediğim bazı filmler zaten Tayland filmiymiş. Neyse başta lakornlara baktım ama cıks olmadı. Bana gelmedi o tarz. Sonra Tayland eğlence sektörünün demirbaşlarından biri olan bl yapımları gördüm. Aa ne kadar farklı, ülkede böyle işlerin yapılıyor olması ne kadar güzel, keşke bizde de böyle özgürce anlatılabilse bu konular derken aslında orada da bu dizilerin biraz hayranlardan para koparma amacı olduğunu, gerçek dertlerin işlenmediğini düşünmeye başladım. Bu düşünce sürecinde birkaç diziyi izlemiştim. İçlerinden bazıları gerçekten çok güzeldi. Bazıları çok ders verici, tam da önemli noktalara parmak basan işlerdi. Ama çoğunluğu fanlara yaranmaya çalışılan ve saçma işlerdi. O yüzden oradan da uzaklaştım. Neyse sonra çok sevdiğim bir dizide oynayan çok sevdiğim bir oyuncu yeni bir diziye başladı. Partneri çok da sevmediğim biriydi. Konuya baktım, ilk bölüme şöyle bir bakındım ve hmm izleyeyim dedim. Konu fena değildi. Başrolü çok beğeniyordum. Teknik kalite de çok iyiydi, bunu Tayland'da bulmak zor çünkü bence. Neyse işte izlemeye başladım. İzledikçe bağlandım. Bazı sahneler geldikçe takdir ettim. Onların ilişkisini gördükçe o aşka aşık oldum. Ve çok keyifli, çok sevdiğim bir dizi izlemiş oldum. Size de anlatmak istiyorum şimdi bu diziyi. Hatta kendimi motive edip daha çok dizi yazmak istiyorum buraya.
Şimdi dizinin konusuna gelelim. Kawi (Krist Perawat), otuzlarında, mutsuz, para sıkıntısı çeken ve lisede yapmadığı şeylerin ve kavuşamadığı aşkının pişmanlığıyla hayatı kendine dar eden biridir. Üniversite döneminde babasının maddi sıkıntıları yüzünden kendini tüm ekstra masraflardan çekmiş, bir işte çalışan ve bu sebeplerle sosyalleşemeyen bir öğrencidir. Kendini geri çektiği her seferde üzülse de bir türlü kabuğunu kıramaz. Üniversitedeki gizli arkadaşlık uygulaması ile Pearl (Aye Sarunchana) ile eşleşmiştir. Ona kim olduğunu söylemeden hediyeler alır, okulda ona faydası olan yardımlarda bulunur. Bir yandan da Pearl'den hoşlanıyordur. Bu gizli arkadaşlık uygulamasında herkesin kimle eşleştiğinin açıklanacağı gün Pearl için son parasıyla bir müzik küresi alır. Heyecanla ona götürürken birine çarpar ve küre kırılır. Verecek bir hediyesi olmadığı için kendini açık etmeye gitmez. Ama onun yerine giden biri vardır, Pisaeng (Gawin Caskey). Benim aşkım bu işte hihii :). Pisaeng, Pearl ile çocukluk arkadaşıdır ve orada boynu bükük kalınca gizli arkadaşın benim deyip öne çıkar. Yapılan tüm o jestleri de Pisaeng yapmış görünür böylece. Kawi buna çok kızar ama sesini çıkarmaz. Yıllar geçer ve Kawi mutsuz ve pişmanlıklarla dolu bir yetişkin olur. Bir gün ona bir davetiye gelir. Pearl ve Pisaeng evleniyordur ve Kawi de davetlidir. Bunu görüp daha fazla öfkelenen, hayatına isyan eden Kawi kırık küreyi alır ve tamirciye gider. Ama tamirci yıllar önce üretilen bu küreyi tamir edemeyeceğini söyleyip reddeder. Kawi o an tüm öfkesiyle bağırıp sızlanır. Hayatının mahvolduğunu, pişmanlıklarını, mutsuzluklarını döker ortaya ve çıkar gider bir banka oturur. O sırada yanına bir adam gelir ve ona küreyi tamir edip ona geri verebileceğini söyler. Biraz tereddüt etse de kabul eder. Ama hemen sonra pişman olur. Ya adam geri vermezse, ya onu dolandırdıysa, ama ucuz bir küre için niye bunu yapsın ki, hayatı yine berbat gidiyor işte, bir küre kalmıştı elinde o da gitti, Pearl de Pisaeng'le evleniyor derken derken adam küreyi geri gönderir. Tüm bu olumsuz duygularını beslemeyi bir an için bırakmayı başaran Kawi küreyi alır, çevirir ve bir anda her şey değişmiştir. Kawi geçmişe, üniversitedeki ilk yılına geri dönmüştür. Bunun ona verilen 2. şans olduğunu öğrenen Kawi bu kez tüm işleri doğru yapmaya ve Pearl'e kavuşmaya kararlıdır. Zamanla verdiği tüm kararların geleceği öngörülemez şekilde değiştirdiğini ve Kawi'ye göre daha da mahvettiğini gördükçe ne yapacağını bilemez hale gelir. Ama Kawi'nin olumsuz olarak gördüğü bu değişiklikler belki de herkes için 2. bir şanstır. 
Ben diziyi çok ama çok sevdim. Pisaeng hem oyuncusuyla hem karakteriyle beni kendine hayran bıraktı. Hatta bir ara herkese bir Pisaeng verilse dünyada mutsuz ilişki kalmaz diye bile düşündüm. Ya da sadece bana verin. :D Kawi'nin karakter gelişimi de çok iyi işlenmişti. Olgunlaşması, hayatının kontrolünü ele alması, sürekli şikayet etmek yerine olduğu durumu iyileştirmeyi öğrenmesi çok iyi işlenmişti. Diğer karakterlerin hikayeleri de işlenmişti ve onlar da gerçekten çok güzledi. Her bir detayıyla bayıldığım bir dizi kısacası. Eğer Tayland işlerini seviyorsanız, bl dizi izlemek istiyorsanız ama kalitelisini bulmak istiyorsanız, Gawin'e özel bir düşkünlüğünüz varsa benim gibi :) ya da arada farklı 12 bölümlük hoş bir dizi izleyeyim farklı bir kültür göreyim derseniz tavsiye ederim. Yani kısaca herkese tavsiye ediyorum bu diziyi. Ben kesin tekrar izlerim çünkü editleri görünce bile yüzüm gülüyor. Bu kadardı. Kendinize iyi bakın.
Mutlulukla kalın.

4 Temmuz 2022 Pazartesi

BCP Haziran * Happy Birthday The Series

Merhabalar.
Blogları canlandırma projesine Haziran ayıyla devam ediyoruz. Benim bilgisayarım bozuldugu icin bu yaziyi telefondan yaziyorum. Bu yuzden Turkce harfleri kullanmadigim ya da yanlis yazdigim yerler olabilir. Kusura bakmayin lutfen. Bu seferlik boyle olsun. Bu ayin konusu Harry Potter ve Yüzüklerin Efendisi, Fantastik. Ben normalde pek fantastik hikayelere yanasmam. Oldum olasi gercek hayat hikayeleri daha cok ceker beni. Bu ay ne yapacagim diye dusunurken hic farkinda olmadan fantastik ogelerin oldugu bir dizi izledigimi fark ettim. Diziyi cok da sevdigim icin buraya yazmayi dusunuyordum zaten. Bu vesile ile paylasayim dedim ben de. Telefonla yazdigim icin cok ayrintili yazamayacagim ama kisaca konusundan bahsedip belki baska zamana ayrintili bir yazi girerim dizi hakkinda. Siz de bu etkinliğe katılmak isterseniz buradan bilgilere ulaşabilrisiniz.
*** İki büklüm de olsa kablolarla bir bilgisayara ulaşamayı başardım. Eğer olduğum yerden kovulmaz ya da bel ağrısından pes etmezsem yazabilecek gibiyim. Başlayalım bakalım. ***

Ben diziyi şirketin Youtube kanalından izledim. Orada mutlaka İngilizce altyazı oluyor. Ama bazen gönüllü çevirmenlerin başka dillerde eklediği altyazılar da olabiliyor. Bakarsınız. Buraya bırakıyorum siteyi. Dizinin konusuna gelelim o halde. Thannam 17 yaşında bir genç kızdır. Bir gece göl kenarında otururken buluruz onu. Bir başka yerde de Thannam'ın erkek kardeşi doğmak üzeredir. Bu iki farklı mekan arası olanları izlerken Thannam yerinden kalkar ve göle girerek intihar eder. Bir hayat doğarken bir hayat kendi isteğiyle veda etmiştir bu dünyaya. Daha sonra aradan tam 17 yıl geçmişken kalan insanların nasıl yaşadığını izlemeye başlarız. Tonmai, Thannam'ın erkek kardeşi, ablasının öldüğü gün doğduğu için asla doğum günü kutlamamış, babasından hep sert bir tavır görmüş bir çocuktur. Tek arkadaşı Noina ismindeki bir kızdır. Okulda dışlanır, evde babasından sevgi göremez, Noina'dan hoşlanırken onun en yakın arkadaşı olarak yanında olup sevgilisi ile mutlu hallerini izlemek zorunda kalır. Hayatı böyle bir haldeyken 17. yaş günü gelir. Babası her seneden farklı olarak bu sene ona bir hediye verir. Bu hediye ablasının odasıdır. Buna çok sevinen Tonmai büyük bir heyecanla odayı keşfetmeye başlar. O sırada lambanın bozuk olduğunu keşfeder ve gidip ampülü değiştirir. Tam ışık geri geldiğinde yanı başında kendini izleyen birini fark eder. Dikkatli bakınca bunun ablasının anma fotoğraflarındaki kıza çok benzediğini anlar. O an ablasının hayaletinin 17 yıldır bu odada hapsolduğunu öğrenir. Thannam öldüğü zamandan beri buradadır. Ama hafızasını kaybetmiştir ve neden hala reankarne olmadığını anlamayamıyordur. Tonmai ablasına geçmişte olanları hatırlaması konusunda yardım ederken bir yandan da onunla yaşamayadığı abla-kardeş ilişkisini yaşamaya başlar. İki kardeş birbirlerine her koşulda destek olup birbirlerinin hayatını güzelleştirmek için çabalarlar. Ama Tonmai'in anlamadığı bir şey vardır. Bu kadar güzel bir hayatı olan ablası neden ölmek istemiştir? Geçmişe gidildikçe hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını, gerçeğin çok farklı olduğunu anlar. 

***
Ben diziyi çok ama çok beğendim. Ağlamaktan bir hal oldum bile diyebilirim. Öyle dağıttı beni. Hikayesi, karakterleri, müzikleri her şeyiyle öyle güzel öyle anlamlıydı ki. Mutlaka izleyin derim. Tayland dizilerinde bazı teknik bozukluklara rastlanabiliyor ya da bana izlerken saçma gelen sahneler oluyor bazen. Ama bu dizide rahatsız olduğum hiçbir nokta olmadı diğer şikayetlerimdeki gibi. Başrol kızı zaten çok seviyorum. Bloğa yazdığım 3 Will Be Free dizisinden de oynuyor. Çok yetenekli biri bana göre. 
Şimdilik bu kadarla bitireyim. Geç de olsa yazabilidğim için mutluyum. Umarım ilginizi çeker ve umarım izleyenler beğenir. Yorumlarda konuşabiliriz dizi hakkında. Ben de çok ayrı bir yer edindi kendine. İyi ki izlemişim diyorum. :)
Mutlulukla kalın.

27 Ocak 2022 Perşembe

BCP Ocak * Koi Desu: Yankee-kun to Hakujou Garu - Dizi

Merhabalar.
Uzunca bir zaman ara verdiğim blog dünyasına geri dönmeye ve yazılarıma devam etmeye karar vermiştim. Tam o sırada da Sade ve Derin bloğu sayesinde Okurix bloğundaki Blogları Canlandırma Projesi etkinliğini keşfettim. Yazmaya yeniden ısınmak için düzenli bir etkinliğin içine girmek ve belli konularda yazmaya çalışmanın güzel bir tecrübe olacağını düşünerek ben de katılmaya karar verdim. Blogerda böyle etkinliklere devam edebileceğime cesaretim olmadığı için katılmıyordum bakalım bu süreç nasıl olacak? Eğer siz de etkinlik hakkında bilgi edinmek isterseniz buradan etkinlik hakkında detaylı bilgileri bulabilirsiniz. 
Bu ayın teması Uzak Doğu ve Çizgi Roman. Ben de Uzak Doğu seçeneğinden yola çıkarak son zamanlarda izlediğim ve çok sevdiğim bir Japon dizisini yazmaya karar verdim. Dizinin henüz 6. bölüme kadar Türkçe çevirisi mevcut. (Güncelleme: Tüm bölümlerin çevirisi tamamlandı.) Buradan izleyebilirsiniz. Yeni bölümler için İngilizce altyazı bekleniyor ancak Japonca bilenler raw bölümleri buradan bulabilirsiniz. Ben hiçbir spoiler almamak için sabırla Türkçe ya da İngilizce altyazıyı bekliyorum. Çünkü bu diziyi öyle sevdim ki yarım yamalak izlemek istemiyorum. Şimdi gelin size konusunu anlatayım.

Akaza Yukiko görme engelli bir genç kızdır. Bir gün sokakta sarı yoldan yürürken önünde bir karartı fark eder. Önündeki kişiden ona yol vermesini için ricada bulunur ama sesini duyuramaz. Bu kişi tüm şehrin korktuğu Siyah Panter lakaplı Kurokawa Morio'dur. O an arkadaşları ile hararetli bir konuşma yapan Kurokawa arkasında duran bu kızın ne yapmaya çalıştığını anlamaz ve ona sert çıkar. Yukiko birden üzerine gelen bu kişiden korkup değneğiyle ona yanlışlıkla vurur. Kendisine ilk defa bir kızın böyle davranması sebebiyle Korukawa Yukiko'dan çok etkilenir ve her yerde karşısına çıkmaya başlar. Kurokawa'nın ününü duyan Yukiko ondan çekinse de Kurokawa'nın ona olan davranışları ona karşı farklı düşünceler beslemesini sağlayacaktır. 
Ben Kurokawa karakterini çok sevdim. Eminim izleyen herkes de çok sevecekler. O kadar iyi kalpli ve Yukiko'ya karşı öyle sevgi dolu ki bayılıyorsunuz izlerken. Yankee geçmişi ve etrafına yaydığı ün kötü olsa da aslında kötülük yapma niyetinde olan biri olmadığı anlatılıyor. Onu ve arkadaş grubunu çok sevdim ben. 

Yukiko'nun ailesi de çok tatlılar. Aile ilişkileri ve Yukiko'nun engeline karşı takındıkları tavır gerçek bir yerden geliyor. Onun için endişelenirken aynı zamanda hayatını yaşaması için desteklemeleri, zaman zaman ablasıyla olan yüzleşmeleri çok duygusaldı. Yukiko zaten öyle harika biri ki. Onu izlemek, o bebeksi sesini duymak beni çok mutlu ediyor.

Dizideki bir diğer hayran olduğum karakter de Shishio. Kurokawa'nın ezeli rakibi ama aslında bambaşka bir yüzü olan bir karakter. Spoiler olmasın ama kıyamadığım sarışınım o benim. Şimdi bir dizisini daha izliyorum. Adı KeixYaku. Polis ve yakuzanın birlikte bir davayı çözme hikayesini anlatıyor. Şimdilik iki bölüm izledim ve güzel gidiyor. 


İşte buradaki gibi Kurokawa'nın öyle tatlı replkileri var ki. Gözlerden kalpler çıkararak izliyorsunuz. :D

Dizide aynı zamanda görme engelliler hakkında bilgi veren kısımlar da mevzut. Japonya'da görme engelli olan bir komedyenin kısa partlarla dizide bahsedilen şeyleri anlattığı kısımlar çok bilgi verici. Komedisi, farklı bir kültür olduğu için, bana hitap etmese de böyle bilgilenmek güzel. Bir yandan romantik bir aşk hikayesi, arkadaşlık, aile bağlarını izlerken diğer yandan engelli bireylerin karşılaştıkları durumları da görebiliyoruz.
Eğer jdrama seviyorsanız şans verin derim. Eminim hiç pişman olmayacaksınız. Etkinliğin diğer aylarında görüşmek üzere.
Mutlulukla kalın

1 Ocak 2021 Cuma

Cherry Magic - Dizi

Merhabalar.
Yeni yılın ilk gününde sizlere çok tatlı bir diziyi anlatacağım. Ben izlerken sürekli sırıtıp durdum. Kurosawa va Adachi ile aşkı her anında hissettim. Bundan sonra da mutlu olmak, gülümsemek istediğimde kaçıp sığınacağım bir liman oldu bu dizi benim için.

Ama önce birkaç şey söyleyeyim. Ben Tayland yapımlarını fark etmeden izlerken sonunda gözüm açıldı ve bunlar Tayca konuşuyor, burası Tayland, bakalım başka neleri var bu ülkenin diyerek derin araştırmalar içine girdim. Önceden çoğunlukla filmlerini, birkaç tane de dizisini izlemiş olan ben Tayland dizi-filmlerini çeviren siteler buldum. Bunlardan biri Tayvan Drama ki yakın zamanda malesef kapandı, diğeri ise Mor Fansub'tu. Sonra bazı kişileri takip etmeye, yeni işlerden haber almaya başladım. Burada bir not Tayland dizilerinden sadece bl türü ilgimi çekti çünkü diğer dizileri izlemeye çalıştığımda sinir hastası olup çıktım. Zira entrika düzeyi bizim Türk dizilerinin kat kat üstünde. Neyse işte böyle her yeni çıkan dizi-filmden haberim oluyor, beğendiklerimi izliyorum. Bazısını seviyorum bazısını sevmiyorum. Bu sırada başka ülkelerden de haberdar oluyorum. Geçip gidiyor günler. Şu an yazmak istediğim pek çok dizi-film var. Bunların hepsi de LGBT konulu. Bunu belirtmemin nedeni eğer rahatsız olacak kişiler varsa onları uyarmak. Ben insanları her şekilde kabul ediyorum hayatımda. Yaşantılarıyla, fikirleriyle... O yüzden bir kişi bu tarz konulara karşı olabilir bunu anlarım ama işi hakaret ya da şiddete vardırdığında işte o zama hoşgörü göstermem. Bu kısma değinmek istedim çünkü bloğa bir şey yazmadan önce tereddüt etmeme neden oldu. Umarım kendimi doğru ifade edebilmişimdir. 

Artık dizimizden konuşalım. Dizi bir Japon dizisi. 2020'de yayınlandı (bu sene yazmıştım ama artık bu sene o sene değil.) Çok da ilgi gördü. Ben güncel izledim her hafta diziyi. Ama zaten 12 bölüm ve 20 dakikalık bölümler. Bir de 2 tane özel bölümü var. Hemencecik izlenir yani. Dizinin asıl adı 30-sai made Dotei Da to Mahotsukai ni Nareru rashii ama kısaca başlıktaki gibi de geçiyor.

Konusu şöyle; Adachi bir şirkette çalışan, içine kapanık bir insandır. Daha önce ne randevuya çıkmıştır ne de kalabalık arkadaş gruplarına sahiptir. Duygularını yansıtma ve insanları anlama konusunda sıkıntı çeker. 
Bir gün bir iş arkadaşı 30 yaşına kadar bakir olan insanların 30. yaş gününde insanlara dokunuca onların düşüncelerini okuyabilen bir güce sahip olacağına dair bir efsane anlatır. Ertesi günde Adachi'nin doğum günüdür ve 30 yaşına girecektir. Buna inanmasa da ertesi gün işe giderken dokunduğu kişilerin düşüncelerini duyduğunu fark eder. 
Bunlardan biri de şirketin en popüler çalışan Kurosawa'dır. Adachi ve Kurosawa pek samimi olmayan iki iş arkadaşıdır. Sabahları selamlaşırlar, işle ilgili konuşurlar ama samimi değillerdir. Bir gün asansörde Kurosawa'ya dokunmak zorunda kalır ve düşüncelerini duymaya başlar. Duyduğu şey Kurosawa'nın şirketteki birinden hoşlandığıdır. Çok şaşıran Adachi asansörün içindeki kişilerden kim olduğunu tahmin etmeye çalışır ve hiç beklemediği birisi çıkar, kendisi.
Adachi öğrendiği bu şaşırtıcı gerçekle ne yapacaktır?
Asansör sahnesinden birkaç replik bırakıp spoiler kısmına geçeyim. :D




Şu bakışa bak ya sen değil de kim olacak şaşkın. :D
***Spoiler***
Kurosawa'nın kendisi ile ilgili düşüncelerini öğrendikçe kendini bu kadar seven biri olduğu için şaşırıyor Adachi. Kurosawa onu çok naif bir şekilde seviyor çünkü. Onu rahatsız etmemek için çabalayarak, her şeyde önce onu düşünerek, sadece bir iş arkadaşı olarak kalmayı kabul edip hislerine içine gömerek.
"Adachi kendini çok aşağı görüyor. Her zaman atmosferi tartıyor, her zaman geri adım atıyor. Sabahları diğerlerinin asansörü kullanmasına izin veriyor. Üstleri onu çalışması için zorladığında bile hiç gücenmiyor. Aslında son derece nazik ve iyi birisi. Ayrıca yaptığı işlerde titiz ve dikkatli. Onunla ilgili olan tüm bu şeyler... ben..."

Bu kişi de Tsuge. Adachi'nin tek arkadaşı. Minato isimli bir dansçı ile tanışıyor ve ona aşık oluyor. Olaylar gelişiyor sonra. Bu çifti ben başta pek sevemedim. Yani klişe geldiler. Ama özel bölümlerinde keyifle izledim. Yine de onlara karşı pek bir duygum yok, dizide asıl hayran olduğm çift Adachi ve Kurosawa. :D




Sadece onun gülümsemesini gördüğü için bile mutlu olan Kurosawa.
Kurosawa ve oyuncu, Machida Keita tüm izleyenlerin kalbini kazandı bu dizide. Hem yakışıklı hem de süper bir aşk adamı. Gözleri ile seviyor Adachi'yi resmen. Özellikle dizide doğaçlama yaptığı yerler de varmış ki o kadar uygun düşüyor ki sahneye. O hareket olmasa o sahne o kadar etkili olamazdı diyorsunuz.
Yakın zamanda Kento Yamazaki'nin Alice isimli bir dizisini de izledim Netflix'ten. Orada da oynuyormuş oyuncu. Başta bilmiyordum. Görünce çok sevindim. Kurosawa'dan tamamen farklı bir roldeydi ve yine harikaydı. 

Adachi'ye aşık olduğu ilk an.

"Ama en başında beri biliyordum. Bir gün bu duygularıma son vermek zorunda kalacağımı."
Kurosawa, Adachi'ye aşkını itiraf edip reddedilince böyle düşünüyor. Bu beni çok üzüyor. İkisi de erkek olmasaydı duygularını itiraf etmek için bu kadar yıl beklemezdi. Hatta Adachi bu gücü kazanmasaydı ve Kurosawa'ya davranışları değişmeseydi hiçbir zaman söylemeden kendi içinde yaşayıp gidecekti. Toplum yüzünden kendini geri çekiyor olması haksızlık gibi geliyor bana. Başkaları birbirini sevip, evlenebiliyor ama sana duygularının yanlış olduğu söylendiği için onları saklamak zorundasın. İlişkini saklamak zorundasın. Neden? Biri çıkıp sana hakaret etmesin, sana şiddet uygulamasın, seni toplumdan dışlamasın diye. 
Ve Adachi de onu sevdiğini fark edip itiraf ediyor ve bizimkiler koibito oluyorlar. :)

Nasıl da tatlı koibitolar anlatamam. :D




Bu özel bölümden bir sahne. Japonya'da sevgililer gününde çikolata vermek gerekiyor sevdiğin kişiye. Kurosawa da Adachi'ye karşılıksız aşık o zamanlar. Ama çikolata vermek de istiyor. Tam sokaktan aldım, dağıtıyorlardı falan derken Adachi ona bir paket uzatıyor. Burada Kurosawa'nın yüz ifadesine ölüyorum. O şaşkınlık ve sevinç arası ifade öyle güzel ki. Ama sonra onu bir kızın bıraktığı ve Adachi'nin sadece ona ilettiği anlaşılıyor. Bizimki yine de çikolatayı Adachi'ye veriyor. Çünkü tek istediği onun gülümsediğini görmek. :)




Ofisten arkadaşları Rokkaku ve Fujisaki var bir de. Onlar da diziye renk katan karakterlerdendi. Özellikle Fujisaki'nin arkadaşları için yaptıkları beni çok mutlu etti son bölümde. 
***Spoiler Son***
Dizi benim çok hoşuma gitti. Çok sevimli bir aşk hikayesi. Sizi her anında gülümseten, Kurosawa ve Adachi diye sayıklatan, artık sırıtmaktan yanaklarınızın ağrıyacağı bir dizi bana göre. :)
Ben Mor Fansub sitesinden izledim. Orada Türkçe altyazılı hali mevcut. Naif bir aşk hikayesi izlemek isteyenlere önerilir. Sizlere iyi bir yıl dilerim. Umarım yeni yılda her şey çok güzel geçer. Sağlıklı, mutlu oluruz hepimiz. :)

Mutlulukla kalın.

26 Aralık 2020 Cumartesi

Uncontrollably Fond - Dizi

Merhabalar.
Sizlere Ağustos'ta izlediğim bir diziyi anlatmaya geldim. Ben bu diziyi izlerken yollardaydık. Ülkenin bir ucundan diğer ucuna arabayla yolculuk ediyorduk. Üstelik bir düğün için. Hala hatırladıkça cesaretimize ve şansımıza ağzım açık bakıyorum. Neyse ki önlemlerimizi alarak yaptığımız bir yolculuktu da hastalıkla karşılaşmadan bitti. İşte ben de o yolculuk boyunca bu diziyi izledim. Netflix'te bölümleri mevcut olduğu için telefonumdan istediğim yerde açıp izleme imkanı buldum. Böyle zamanlarda Netflix gibi uygulamaları seviyorum. Pratik oluyorlar. 
Dizi romantik, dram türünde diyebiliriz. Kore dizilerinde dram temasının son zamanlarda ivme kaybettiğini düşündüren bir dizi oldu bu da. Önceden dram denilince içim çıkana kadar ağlar, kalbim yanmış, tüm acılar o diziye pay edilmiş gibi hissederdim. Ama şimdiki dramlar daha realist ve acıtasyona girmiyorlar. Ben duygusal mazoşist biri olarak ilkini daha çok seviyorum açıkçası ama bu diziyi dram adına beklediğimi alamasam da çok beğenerek izledim. Her şeyden önce görüntü kalitesi, çekim açılar, renkler, müzikler süperdi. Yönetmenin diğer işlerini de uygun bir zamanda izlemeyi düşünüyorum. Senaristi isim yapmış dizilerin senaristliğini yapmış birisi. Yani o yönden de emin olarak izleyebilirisiniz. Ama mesela senaristin bir başka dizisi A Love to Kill. Ben onu da izledim ve aşırı iç parçalayan bir dramdı o mesela. Shin Min Ah ve Rain'le karşılıklı ağlaşarak izlemiştim o diziyi. 
Neyse biz kendi dizimize dönelim. Sizin bana yukarıda tarif ettiğim gibi aşırı dram dizisi önerileriniz varsa yorumlara yazabilirsiniz. Memnuniyetle kabul ederim. :)
Dizinin konusundan bahsedelim artık çok gevezelik yaptım. Shin Joon Young (Kim Woo Bin<3) Kore'nin çok ünlü oyuncularından biridir. Büyük bir hayran kitlesi vardır. Bir sürü iş yapıyor ve çokça seviliyordur. Ancak bir gün tedavi edilemeyen bir hastalığı olduğunu ve bir yıllık ömrü kaldığını öğrenir. Başta bunu kabullenmese de daha sonra yapmak istediği bir şey olduğunu hatırlar ve bu bir yılı istediği şeyi yaparak değerlendirmek ister. No Eul(Suzy) muhabir olarak çalışıyordur. Tuttuğunu koparan, savaşçı bir karakteri vardır. Habercilik yaparken topladığı bilgilerle önemli kişilere şantaj yapıp para istiyordur. Hayatta gururun önemsiz olduğunu, para için ne gerekirse yapılması gerektiğini düşünüyor gibi görünür. İşte Shin Joon Young'un son isteği No Eul'u bulup iyi yaşadığından emin olmaktır. Menajerine onu bulmasını söyler. Menajer, No Eul'u bulur. Birbirleriyle yeniden karşılaşan ikili bir oyuncu ve muhabirden başka, ortak geçmişe sahip iki kişidir. No Eul'un Shin Joon Young belgeselini çekecek ekipte görevlendirilmesi ile bu ikili beş yıl sonra yeniden bir arada olacaktır. Geçmiş hesaplaşmalar yapılacak, karışan işler düzeltilmeye çalışılacak ve eskide gizli kalan hisler ortaya çıkacaktır.

***Spoiler***
Diziden beğendiğim birkaç resmi paylaşıp aklımda kalan birkaç yer hakkında konuşacağım. İzleyeli uzun zaman olduğu için bazı yerleri hatırlamıyorum ama aklımda kalan beni etkileyen sahneler var.
Önce bu güzelliklere bir bakalım. Burada üniversiteler. Joon Young, No Eul'dan sahte sevgilisi olmasını ister. Ona borçlu olan kızımız da kabul eder. Ama bizimki bilmiyor ki taa liseden beri bu kız sana aşık. No Eul'un itiraf edeceği sahne de beni çok etkilemişti. Heyecanlı ama kendine güvenli bir şekilde Joon Young'un evinin önüne gidiyor ama bizim çapkını en yakın arkadaıyla görüyor. Hadi kızı sevse içim yanmayacak. Ama o kızın ileride ben Shin Joon Young'la çıktım diye hava atması harikaydı. Ben de olsam hava atardım valla. :D
Dizide Joon Young dizi çekimlerindeyken ölüm sahnesinde bir tüy uçuyor. Daha sonraki bölümlerde No Eul kaza geçirince de o tüyü görüyoruz ekranda. Ben hep en sonda Joon Young ölürken de bu tüyle alakalı bir şey görünür sanmıştı ama olmadı. Ya da benim gözümden kaçtı. Ama başta bu tüyün dizide ölümü çağrıştırdığını sanıyordum.
Ah burası benim kalbimi aldı sardı sarmaladı. Öyle güzeldi. No Eul, neden hatılamıyorum, Joon Young'a yemek yapıyor. Ama nasıl kötü. Joon Young kendini zorlayıp bir lokma alıyor ama yutamıyor. Sonra tükürmek için banyoya gittiğinde vazgeçip kendini zorlayıp yiyordu. Joon Young asla sevmediği bir şeyi yapmayacak bir karakter ama No Eul için yaptıkları beni çok etkilemişti.

Burası da belgesele başladıkları gün. Üç aylık ömrün kalsa ne yaprdın diye soruyorlar belgeselde. İntihara meyilli gençlere umut olsun diye yapılıyormuş belgesel. Ama Joon Young soruyu duyunca mahvoluyor. Hele ki bunu sevdiği kadının ağzından duyunca. Ve 'üç ay ömrüm kaldıysa benimle hiçbir şey düşünmeden beraber ol.' diyor No Eul'a. No Eul şaşırsa da kararlılığını görünce kabul ediyor. Set ekibi şaşkın ve telaşlı. Olacak iş değil çünkü. Ama sonra 'Joon Young işi yokuşa sürmek için böyle dedi, No-pd de onun oyununa ayak uydurdu' diye toparlıyorlar olayı. Ama sonra No Eul kendi kendine konuşurken 'Joon Young neden kızdı acaba? Onu ciddiye almadığımı mı düşündü? Yoksa ciddiye aldım diye mi kızdı?' diyor. Bu sahneler nedense en sevdiklerim arasında. İkisi de şaka ayağına asıl söylemek istediklerini söylüyorlar.
Bu kişi ise No Eul'un bir arkadaşı. Memurluk sınavına hazırlanan bir genç olarak kendini tanıtsa da aslında bir millet vekili oğlu. Şimdi olay şöyle. No Eul lisedeyken babasına gözlerinin önünde araba çarpıyor. Suçluları bulmak için uğraşsa da olayın üzeri kapatılıyor ve asıl suçlu cezasız kalıyor. No Eul işin peşini bırakmayıp araştırdıkça işin içinden bu millet vekili çıkıyor. O zamanlar savcı olan bu adam zengin bir ailenin kızını korumak için olayın üstünü kapatmış. No Eul'u da tüm itirazlara rağmen susturmuşlar. İşte o zengin kız da, bu resimdeki adamın nişanlısı. Adam olayı öğreniyor ve bir şekilde borcunu ödemek için No Eul'un yanında kalmak istiyor. Zamanla da ona aşık oluyor falan. Klasik.
Joon Young'un annesine başlarda çok kızdım. Oğlunu yalnız büyüten bir anne. Hep savcı olmasını istemiş Joon Young. Ama Joon Young daha sonradan üniversiteyi bırakıp oyuncu olmuş. Bu yüzden de ona çok sinirli. Ne kapıdan girmesine izin veriyor ne bir nasılsın diye soruyor. Yokmuş gibi davranıyor hatta. Restoranının kapısına 'Shin Joon Young hayranları giremez!' bile yazmış. Joon Young annesinin yanına gidip de kovuldukça çok üzüldüm. Çocuk hasta ya ne var biraz merhamet göstersen, savcı olmadıysa ne olmuş, deyip durdum. Bir de asıl olay şu ki önceden bahsettiğim o savcı aslında Joon Young'un babası. Güya oğlu olduğunu bilmiyormuş da, ondan yanında olamamış gidip başkasıyla evlenmiş falan da filan. Ama sonunda işin aslının öyle olmadığını, adamın mevki sahibi olmak için onları terk ettiğini öğreniyoruz ki ben hiç inanmamıştım zaten o adama. Neyse ki sonunda oğlu için bir şey yapabildi.
Ay ay ay bu sahne çok güzel. <3 Kucağındaki ayı lisedeyken aldığı ayının aynısı. 
Tabii konserde böyle romantiklikler yaparsan o kendine hayran diyen kişiler sana hayatını yaşama fırsatı verir mi hiç? Kıza yükleniyorlar bu sefer. O da onların elinden kurtarıp, elini tutuarak gidiyor. :)
Neyse No Eul başta Joon Young onunla geçmişteki gibi dalga geçiyor sansa da onu hala sevdiği için uzatmıyor ve sevgili olmayı kabul ediyor. Bunu derken keşke mutlu mesut bir sevgili hayatı yaşasalardı diye de içimden geçiriyorum. Yine araya intikamlar, ayrılıklar, hastalıklar, üçüncü kişiler, her şey giriyor. Ve ağız tadıyla bir gün geçiremeden yine hasret, yine üzüntü, yine gözyaşı bizimkilerin payına düşüyor.




Annesi ile barışınca kapıdaki yazıyı çizip 'welcome' yazmıştı annesi. Çok sevinmiştim burada.
No Eul'un buradaki hisleri ve söyledikleri ne kadar yıprandığının kanıtı. Hep itilip kakılmış. Şimdi onların verdiklerini kabul edince bile aşağı görülüyor. Ama ne kadar çabalasa da neyi değiştirebildi ki? Ne onu rahat bırakıyorlar ne de hakkı olanı veriyorlar. Paranın ve güç arzusunun ne kadar korkunç olduğunu bu diziyi izlerken bir kez daha anladım.
Oy bunlar keşke hayal olmasaydı. Hayalle ağzımıza bir kaşık bal çaldılar sonra dramlardan dram beğendirdiler bize. :(
Burada belgeseli editliyor. Joon Young'dan çok etkilendiği ama inadından ayrıldığı için bakmadan yapmaya çalışıyor.
Sonra Joon Young'un arada bir kameraya bakıp bir şeyler dediğini fark ediyor. Bunlar ne mi? Öleceğni düşündüğü için onunla vedalaşmaları. Ses olmayan bu görüntülerle No Eul ne dediğini bulmaya çalışıyor. Bulduğunda da... :'(

Bakın bu hayal değil ama burada da Joon Young sabah kalkıp gidiyor kızın yanından. Ya dizide en kızdığım nokta buydu. İntikam uğruna güzel geçecek günleri çöpe attılar resmen. Yine intikam alınırdı neden birbirinize bu kadar kötü davrandınız. İtip durdunuz öyle birbirinizi. Ne oldu sonunda iki gün mutluluk sonrası ebedi ayrılık. üff...
Kuzularım benim. Hafıza kaybı kaçınılmazdı bu dizide ve oldu da. Joon Young kendini üniversitede sanıyor. O zamanki olaylardan bahsediyor No Eul'a. İzlerken belki de en mutlu anı o zamandı diye düşünmüştüm. O zaman babası yüzünden yanlış kararlar almasaydı şimdi No Eul'la birlikte ve mutlu olabilirdi.


Bizimkilerin çifte kumru halleri. <3




Bu bölümler hem çok güzel hem de acı doluydu. Joon Young'un hastalığı ortaya çıkmıştı. İkili olabildiğince çok vakit geçirmeye ve anı biriktirmeye çalışıyorlardı. Sonunda sevdiğinin omzuna başını yasladı ve ona veda etti.


Bu sahne hala aklımdadır. No Eul'un gün içindeki koşuşturması bitince durağa gelip Joon Young'un posteri ile güç toplaması beni çok etkiledi. Posterde 'İyi iş çıkardın.' yazıyor. No Eul da sanki Joon Young onu övmüş gibi düşünüp mutlu oluyor. 
***Spoiler Son***
Spoiler yazmak beni çok zorladı. Bazı yerleri hatırlayayım diye baktım ve pıt pıt gözyaşlarım damladı sürekli. Diziyi gerçekten çok sevdim. Beni çok etkiledi. Hikayesi, çekim kalitesi ve müzikleri başlı başına efsaneydi bana göre. Oyunculuklara gelirsek Kim Woo Bin zaten baş tacım olan bir oyuncu. Pek çok işini izledim. Aşırı yetenekli. Tam bir şölendi onu izlemek. Ama o kadar gerçekçi oynadı ki o hastalığına üzülürken ben hep onu düşündüm. Yakın zamanda kanseri yendiği haberlerini okumuştum diziyi izlemeden önce. Bu yüzden hiç acı çekmemiş olmasını, bir daha hiç hasta olmamasını, sağlıklı ve mutlu olmasını diledim sürekli. Şu an çok iyi görünüyor instagramda. Yakınlarda bir hesap açtı. Böyle yıllardır onları izledikçe ayrı bir bağ kuruyor insan oyuncularla. Ben öyle fanlık olaylarını abartmam ama bir yerlerde işini yapan insanları izleyip, gelişmelerini görüp onları desteklemek çok değerli benim için. Hepsinin başarılı ve iyi insanlar olmasını istiyorum. 
Biraz da Suzy'den basedelim. Dizi izleyicilerinden bazıları idol-oyuncuları sevmez. Ben Suzy'i kişi olarak seviyorum. Çok fazla dizisini izledim önceden de. Oyunculuğunu eksik bulmakla beraber kendini geliştirdiğini de görüyorum. O yüzden başlarda biraz sıkıntılı olsa da karakteri tanıdıkça daha da iyiye gittiğini söyleyebilirim. Gu Family Book'taki performasından kat kat üstte ayrıca bu dizide. Eğer izleyenler varsa o diziyi karşılaştırma yapabilirsiniz.
Evet söyleyeceklerim bu kadar. Dediğim gibi dizi Netflix'te mevcut. Başka yerlerde de eminim vardır. İzlemek isteyenlere iyi seyirler, izleyenlerle yorumlarda buluşabiliriz. :)

Mutlulukla kalın.