Neler Hakkında Yazıyorum?

once etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
once etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Haziran 2025 Çarşamba

BCP 2025 * Mayıs * yeşil, bitki, çiçek, pasta, müzik.

Merhabalar.

O kadar uzun zaman olmuş gibi geliyor ki buralara uğramayalı. BCP'yi tamamen unutmuşum. Hayatım pek bir yoğun bu aralar. Hem okul işleri çok fazla hem de gelenim gidenim eksik olmadı. Sağ olsunlar geldiler beraber vakit geçirdik ama ev sahibi olarak birilerini ağırlamak çok zormuş. Atalardan gelen genlerimiz gereği misafirimiz çok olur. Ağırlamayı da severim hani bir şikayetim yok ama tek başına evin sorumluluğunu alınca beni mahvetti. Galiba bu böyle de gider ben bu evde durdukça. :D

Sevgili Deeptone hatırlatmasa Mayıs ayının temalarını benim seçtiğimi bile unutmuştum. Herkesin yazısını okumaya çalışacağım inşallah kendime zaman ayırabilirsem. Hazır temaları ben seçmişim ben de yazayım dedim. Mayıs benim doğum ayım o yüzden kendi sevdiğim şeyleri seçmiştim. Tatlı bir anı olsun diye.  

Mayıs ayı temalarımız yeşil, bitki, çiçek, pasta, müzik. Ben bu ay için iki tane film seçtim. Bu aralar çok müzik dinliyorum yad edelim yeniden. Filmlerimiz Once ve Begin Again. İki film de müzik yapmak isteyen hevesli insanların bu yoldaki çabalarını anlatıyor. Blogta detaylı yazısı var. İşledikleri insan ilişkileri de öyle güzel ki dostluk, sevgi ve birbirine destek olmak ne demek günümüz ilişkilerindeki haliyle izleyebiliyorsunuz. Bizden büyükler bizim neslin ve bizden sonrakilerin yozlaştığını söylese de ben çok güzel noktalar da görüyorum gelen nesilde. Onların onayladığı gibi yaşamıyor olmamız kötü yaşadığımız anlamına gelmiyor. Aslında kendi kendimize dönüştürdüğümüz çok güzel değerlerimiz var bizim de. Kötü insan her yerde kötü, onlarda da bir sürü kötü varmış ona lafım yok bu arada. 

Bu konuya da nereden girdiysem, yazıya başlamadan önce birkaç video gördüm oradan kaldı aklımda herhalde. Ama işte böyle.

Ben artık bitiriyorum yazımı. Blog için de vakit yaratmaya çalışacağım. Yazmak istiyorum. Bana iyi geliyor. Hem aklımda da bir sürü konu var. Kendinize iyi bakın.

Mutlulukla kalın.

7 Aralık 2020 Pazartesi

Begin Again - Film

Merhabalar.
Peş peşe yazılar giriyorum bu aralar. Aman nazar değmesin. Bu sefer çok önceden izleme listemde olan ve bu öğleden sonramı keyiflendiren bir film ile geldim buralara. Bloğumda da yazısı olan Once filminin yönetmeninden. Buraya o yazımı da bırakıyorum okumak isterseniz. Bu filmimiz de aynı Once gibi müziğe tutkun insanların onca imkansızlığa rağmen azmedip harikalar yaratmasının hikayesini anlatıyor bize.
Konusu şöyle; Gretta, sevgilisi Dave'in ünlü bir plak şirketiyle anlaşma imzalaması ile İngiltere'den New York'a gelmiştir. Sevgilisinin müziği bir filmde yer almıştır ve yapımcılar onunla albüm yapmak istiyordur. Gretta da müzikle ilgilidir. Şarkı sözü yazmayı seviyordur ve bunda da iyidir. New York'a gelip hayallerini gerçekleştirmek isteyen çift Dave'in Gretta'yı aldatması ile ayrılırlar. O akşam arkadaşının barında kendi müziğini çalan Gretta, Dan Mulligan isimli bir yapımcının dikkatini çeker. Dan müzik yapmak uğruna kendi şirketini kuran ve çok başarılı olan biridir. Ama hayatında bazı şeylerin yolunda gitmemesi ile bir bataklığa sürüklenmiştir. En son dayanağı, işini de kaybettiği bir akşam bir barda içerken Gretta'nın şarkısı duyar. Ve ona birlikte albüm yapmayı teklif eder. Gretta'nın tek istediği evine dönmekken Dan'ın onu ikna etmesiyle denemeye karar verir. Ama hiç parası olmayan ve destek de bulamayan ikilimiz sokaklarda kayıt yaparak kendi albümlerini çıkarmaya karar verirler. Biz de onların bu serüvenine birbirinden güzel müziklerle eşlik ederiz.


Filmde kötü adam olsa da Dave rolünde Adam Levine var. Ve o mikrofonu eline aldığında yıldız ışığının ne olduğunu anlıyorsunuz. Gerçekten müziğe başka bir boyut katıyor sesiyle. Bayıldım. Keira Knightley'nin sesi de çok güzeldi. Benim çok sevdiğim bir oyuncudur Keira Knightley. Aslında her rolünde kendinden bir şeyler görsem de galiba onun tavırlarını sevdiğim için beğeniyorum. Mark Ruffalo zaten efsane. 
Lost Star'ın doğuşu.


Like a fool...
Kayıt yaparken New York'u da bol bol seyrettik. Pek Amerika hayallerim yoktur ama New York'u izlemesi keyifli. İzlediğim sitcomların da şehre aşinalık sağlamasının etkisi olabilir. 



Müzik çok romantik bir şey. Müzikle ilgili her şey büyülü gibi.



Çok doğru tespitler. :) Yani benim müzik listeme bakan biri şaşkınlık geçirecektir eminim. Ama bazen öyle şarkılar var ki hiç tarzınız olmamasına rağmen sizi yakalayıveriyor. Müzik o yüzden çok büyülü ve çok kıymetli. 



Mümkün olduğu kadar hayatını müzikle geçirmeye çalışan biri olarak ben de aynı böyle hissediyorum. Mesela şu an Cem Adrian'ın Solmayan Şarkılar albümünü dinliyorum. Muhteşem...





Evet bitti bile. Bu sefer spoiler olacak bir şey yazmadım diye uyarı koymadım. Zaten spoiler olacak kadar katmanlı bir hikaye yok. Daha çok hisleri izliyorsunuz bu filmde. Neyse birkaç şey söyleyesim geldi şimdi. :D

***Spoiler***

Gretta müziğe tutkun ama piyasanın kapitalist tavrını eleştiren biri. En sonunda yaptığı hamle ile de bu duruşunun arkasında duruyor. Sevgilisi ile kurduğu hayallerin yanında karşılarına fırsat gelince Dave'in dönüştüğü kişi ile aslında onun da içinde bambaşka hayaller olduğunu fark ediyor ve onunla uygun olmadıklarını fark edip kendi yoluna gidiyor. Bu çok anlamlıydı mesela. Gretta için o rock star olayı, imaj çalışmaları, yüksek meblağlar, dolup taşan kalabalıklar çok alamsızdı. Ama Dave için müzik biraz da bu demekti. Ve müziğini yaparken gördüğü ilgi, dinleyicileri memnun etme düşüncesi onu mutlu ediyordu. Yani Gretta, kendi doğrusu ne olursa olsun bir başka doğrusu olan kişiye de saygı duyuyordu. Sadece geride kalan hayal kırıklığını ne yapacağını bilemiyordu. 
 

***Spoiler son***

Yine duramadım. :)

Film çok güzel. Mutlaka izleyin derim. Mest olacağınız müzikler ve sahneler var filmde. İnsanların tutkuları uğruna her şeylerini ortaya koyarak çabalamaları muhteşem. İnsana ilham veriyor. İzlemeyi düşünenlere şimdiden iyi seyirler.

Mutlulukla kalın.

7 Şubat 2017 Salı

Once - Film

Merhabalar.
Bugün sizlere benim zamanında dinleyip çok sevdiğim Falling Slowly adlı şarkının yaratıcılarının filmini tanıtacağım. Şarkı yaklaşık altı yıldır benimle beraber, filmi de aklımın bir köşesinde tabi ki. Ama bana göre bir şeyi yapmak için önce içimizde yapmak istediğimizi hissetmek lazım, en azından özel hayatımda böyle. -çünkü gerçek hayat bunu pek mümkün kılmıyor.-  İşte bu sebeple filmi izlemeyi hep erteliyordum. Bu sabah facebookta gezinirken de rast gelince izleyeyim dedim. İyi ki de izlemişim.
Öyle bir şey ki bu film sanki kendiniz elinize bir kamera alıp çekim yapıyormuşsunuz gibi geliyor. Böyle farklı açıları olan filmleri çok severim. Filmin konusu sokaklarda müzik yapan bir adam ve onunla o sokakta karşılaşıp arkadaş olan bir kadının müziği daha çok kişiye duyurmak üzerine çabaları diyebiliriz. En kısa tabir bu olabilir ama biz uzun uzun yazalım çünkü kıymetli film. Karakterlerin ne adı var ne de aşk dolu sahneleri ama öyle bir bakışlar var ki ya da müziklerin öyle bir sözleri var ki göremediğimiz aşkı yaşıyoruz adeta.