Neler Hakkında Yazıyorum?

Emma - Jane Austen 'Okur Yorumu'

Merhabalar.
Sınavlar bitti, derslerden geçildi, tatil başladı. Pek tatil gibi geçmese de hafifletilmiş okul dönemi denilebilir benim için. Finallere çalışırken okuduğum bir kitabı tanıtmaya geldim sizlere.
Jane Austen artık herkesin bildiği bir yazar oldu. En meşhur kitabı Aşk ve Gurur olsa da yazar en çok Emma kitabını severmiş. Bence bunda yazarlık yeteneklerinin en iyi gösterildiği kitabın bu olmasının da etkisi büyük.
Emma'nın konusuna gelirsek; Harfield kasabasında yaşayan her yönden pek çok rahatlığa sahip bir hayat yaşayan Emma'nın olgunlaşma süreci diyebiliriz. Öncelikle Emma'nın kişilik özelliklerinden başlayalım. Küçük bir yerde, sayılı zengin ailelerden birinin kızı olması bile onun belli bir kibre sahip olduğunu bize anlatabilir. Ama neyse ki bu kibir sosyete kurallarında hoş hatta gerekli sayılabilecek bir seviyededir. Annesini erken yaşta kaybetmiş, ablası ve fazla evhamlı babası ile bir başına kalmış kızımız dadısı tarafından çok iyi yetiştirilse de çevrenin onu her şeyde çok iyi bulup pohpohlaması ile öz güveni yüksek biri olmuştur. Kitabın başlamasıyla Emma'nın dadısının evlendiğini öğreniriz. Hatta Emma bu yakınlaşmayı önceden sezdiği için önsezilerinin çok iyi olduğunu iddia eder. Ve kitap boyunca bu özelliğini kullanarak doğru-yanlış vardığı sonuçları okuruz.
Emma özünde çok aklı başında ve akıllı bir kızdır. Ancak her şeyden hemen sıkılması ve kendini geliştirmeye gerek duymaması aile dostları Mr. Knightly'yi rahatsız eder. Hatta hemen her konuda ona yanlışı söyleyen yegane insandır.
Çöpçatanlık hevesi kitap boyunca pek çok kalbi kırsa da birazcık Mr. Knightly'nin yol göstermesi ile de hatasını anlar ve kabul eder. Bu da onun sevilebilir yanlarından biridir.
Ben kitabı okumadan önce bazı sürprizleri bildiğim için şok etkisi yaratmadı ama bilmeyen biri için çok şaşırtıcı kısımlar olduğunu söylemeliyim.
Tabii Jane Austen klasiği olarak sonunda herkes mutlu ve evli olacaktır. Merak ediyorum yazar kitapları şimdi yazsa hala karakterleri evliliğe sürükler miydi? :D
Severek okuduğum -olayları bilsem bile- eğlendiğim bir kitap oldu Emma. İlgilenenler tereddüt etmesinler.
Mutlulukla kalın.

Yeni Yıl, Yeni Keşifler, Yeni Tatlar

Yeni yıl, yeni yıl, yeni yıl, yeni yıl sizlere kutlu olsun.
Yeni yıl, yeni yıl, yeni yıl, yeni yıl içiniz umutla dolsun.
Merhabalar efendim.
Umutsuzluk dolu zihnimi bu girişle tazeleyip yeni umutlar ve yeni güzelliklerle dolduruyorum.
Çok yorucu ve hiçbir şeyi tam yapamıyor olmaktan stresli bir seneyi geride bırakıyoruz. Şimdiden herkese mutlu bir 2018 dilerim. Sevdiklerinizle, olmak istediğiniz yerlerde, gönlünüzce yaşamanız dileğiyle.
Aklımda pek çok tilki dolanıyor blog hakkında. Her an yeni bir şeyi yazma hevesi ile doluyorum ama malumunuz ikizler burcu. Hemencecik kaçıyor o istek. Ama yazacağım. Hatta şu an da başladım bile.
Yemek yapmayı çok seven biri olarak aylar önce bir Youtube kanalı keşfettim.
Emir Yargın'la Çakal Lezzetler.
Emir'e bayıldığımı söylememe gerek yok herhalde. Zaten izleyince siz de seveceksiniz. Çok pratik, tam öğrenci işi, şovlu, sunumlu, çakal tarifler için ziyaret etmeyi unutmayın.
Ama en çok da o harika enerjisinden bir parçacık koparmak için izleyin. Final haftasının stresini şıp diye alıyor kendileri.
Bunun yanında Emir Yargın aslında bir müzisyen. Ben elektronik müzik dinlemediğim için bir kaç gün öncesine kadar şarkılarından haberim yoktu. Ancak RGB adlı Youtube kanalında Emir Yargın - 10 Dakika adlı röportajda birkaç şarkısını duydum ve dinlemek istedim.
Gerek sözleri gerek klipleri olsun çok da sevdim. Ama favorim Büyük Kaçış Planı.
Hatta dinlerken 'bana kimse böyle bir şey söylemeyecek' diye hüzünlendiğim de doğrudur.
Lisede Servet-i Fünun yazarlarıyla tanıştığımızdan beri bir kaçma istediği baş göstermiştir ben de zaten. Bu şarkı da tam duyguyu verdi o yüzden.
Bir de bu söz. Biri söylese hemen atlayacağım arabaya ama nerede öyle kırmızı vosvoslu prens bu devirde.
Bunun yanında bir de Twitter'da Recipes GIFs adlı bir sayfa var. Hızlandırılmış şekilde hem terapi gibi gelen hem de yeni şeyler öğreten bir yer. Yurt dışında çekilen videolar olduğu için tariflerde Türkiye'de bulamayacağınız şeyler olabilir. Ama her ürünün yerine benzeri bir tat kullanarak bu sorunu çözebilirsiniz.
Evet şimdilik bu kadar. Tekrar mutlu bir yıl dileklerinde bulunup kaçıyorum.
Mutlulukla kalın.
Ve biri size kitaplarını al, kaçalım derse kıymetini bilin. ;)

Kürtaj 'Tarihi Bir Aşk Romanı, 1966' - Okur yorumu

Merhabalar.
Öneri Makinesi'nin önerisi ile aldığım bir kitap Kürtaj.
Richard Brautigan'ın okuduğum ilk kitabı. Kolay okunan ama geç anlaşılan cümleleri var. Birazcık kendinizi yazar gibi düşünmeye zorlamanız gerekebilir. Ve emin olun bunu yaptığınızda gündelik yaşantıda bir hayalin içinde karmaşadan uzak kalmanın anahtarına sahip olacaksınız.
Kendi adıma, romandaki karakter gibi ben de kalabalık ortamlardayken bir an kendi hayal dünyamda kaybolup geri bulunduğum zamanı kavradığımda bir anlık şaşırıyorum. Neden orada olduğumu ya da çevremdekileri yeni keşfetmiş gibi bir çarpılma yaşıyorum. Bu yüzden satırlarda böyle izler görmek beni sevindirdi. Yaşantımız içinde bazı belliliklere takılmak ve onlara duygusal anlamlar yüklemek kıymetli bir uğraş benim için. Eşyalara bu kadar değer verilmemesi söylense de hayatta çoğu insandan daha değerli objelerim var benim.
Neyse kitaba geçersek arka kapak yazısı başta hiç anlaşılmasa da kitabı okuduktan sonra konuyu sırasıyla çok iyi tanımlayan kelimelerden oluştuğunu görüyoruz. Asla ayrılmaması gereken bir kütüphanede çalışan kahramanımız bir gün dünyadaki en güzel kızla tanışır. Vida. V-(ay)-da.
Vida bedenen erken olgunlaşmış ve bunun şikayetçisi biridir. İnsanların bakışları ve onun salt dış görünüşüne karşı sergiledikleri tavır kendi bedeninden nefret etmesini sağlamıştır. Kütüphaneciye yazdığı kitabı teslim etmeye geldiğinde ondan etkilenir. Gerisi başlıktaki gibi bir kürtaj macerası ve Meksika'ya doğru yolculuk.
Kitabın arkasında;
6:45 okuru göz ardı etmemelidir ki:
"mutlu insanların öyküsü yoktur"
der.
Kütüphaneye kitap getiren herkes de bu tanıma uyar bence. Getirdikleri kitapların konusu ve insanların özellikleri çok iyi seçilmiş. Bu da yazarın iyi bir gözlem yeteneği olduğunu gösteriyor.
Bir kaç tane de kitapta beğendiğim cümleleri bırakayım.
Düşünü yarıda kesmek hiç hoşuma gitmedi. Bir düşün nelere değebileceğini bilirim, ama ne yazık ki... "Merhaba," dedim.
Vida'yla ilk karşılaştığımda yanlış bir bedenin içindeydi ve insanlara bakamadığı açıkça belli oluyordu, içinde olduğu şeyden sıyrılıp çıkmak ve ondan saklanmak ister gibi bir hali vardı.
Ne yazık ki aşkın masumiyeti yalnızca yükselen fiziksel bir durumdu, öpücüklerimiz gibi şekillenmiş bir şey değil.
Sanki bir zaman kapsülüne girmiş de yeniden dünyaya dönmüş gibiydik.Çocuklar hala doktorun muayenehanesinin önünde oynuyorlardı ve onlarsız bir hayata doğru giden, birbirine tutunan, sıkıca sarılan şaşı şaşı bakan bu iki gringonun cadde boyunca ilerleyişini seyretmek için bir kez daha Hayat oyunlarını ara verdiler.
Mutlulukla kalın.

Kolera Günlerinde Aşk - Okur Yorumu

Merhabalar.
Taze biten bir kitabın tanıtımıyla karşınızdayım. Daha önce hiç Gabriel García Márquez kitaplarını okumamıştım ve bunu duyan herkes hemen başlamamı, çok beğeneceğimi söylüyorlardı. Haklıymışlar.
Yazarın anlatımı harika. Tanıtımda dediği gibi 'büyülü gerçeklik' sarıyor dört bir yanınızı.
Ancak şunu da söylemeliyim ki öyle okurken başka şeylerle ilgilenmeyi unutun. Tüm ilginizi kendi üzerine istiyor kitap. Sık paragraflar, uzun, süslü cümleler var. Bazı yerler dalgınlığıma geldiğinde tekrar tekrar okumak zorunda kaldım. Hatta bazı oyunbaz cümleler vardı ki çok hoşuma gitti hemen altı çizildi. Evet bir değişiklik daha kendi hakkımda, artık kitapta beğendiğim yerlerin altını çiziyorum. Koyu yeşil kalem kullandığım için hem yumuşak bir görüntü oluşuyor hem de yeşil sonuçta, aşık olduğum renk, bu yüzden aralarda kitabı karıştırırken yeşil çizgiler görmek beni mutlu ediyor.
Kitabın konusuna gelirsek; en genel tabirle aşkın çeşitli hallerini anlatan bir eser.
Kitaptaki her duygu, hatta belki de hiçbir duygu, bana göre aşk değildi. Ama gerçek hayattaki aşktı. O efsanelerde anlatılan aşk sadece bir hayal çünkü bana göre. İnsanoğlu olarak her şey gibi aşkı da kendi istediğimiz şekline benzettik. Artık aşk çok çeşitli bir şey. Belki de hep öyleydi.

Kitap;
Yıllar boyu bekleyen bir aşığı anlatıyordu Florentino Ariza ile...
Mantığında aşka dahil olabileceğini gösteriyordu Fermina Daza ile...
Ve aşkın denge demek olduğunu savunan ve dengeli bir aşık olan Doktor Urbino'yu tanıtıyordu.

Daha bunlardan başka sayamayacağım çok aşk vardı. Tarafları kahramanlarımız olan ya da olmayan. Her biri farklı şekilde sevdi, her biri farklı zaman sürdü ama hepsi de aşktı. Herkes bunların aşk olduğunu düşünüyordu.
Karakterler öyle iyi tahlil edilmişti ki hiç birinden beklemediğim şeyleri yapmadılar. Gerçek hayatta bile biraz dikkatli baksak görebileceğimiz kadar gerçektiler. Ve çok eski zamanlarda yazılmasına rağmen bence insanların aşkı yaşayışı hala aynı kalmış.
Bir de özellikle kitabı okurken karakterleri yargılamayın. Sadece olan bitenden haberdar olmaya bakın. Sebebi aşk olan eylemlere kızmak bana çok zor geliyor çünkü.
Hiç başımıza gelmeyecek olsa da umarım bu hayatta bir yerlerde aşk gerçekten vardır.
Ne şekilde olursa olsun.
Mutlulukla kalın.

Wattpad Hikaye Önerileri

Merhabalar.
Artık fazlaca yaygınlaşmış olan bir mecra da wattpad oldu. Benim jenerasyonum lise yıllarında bunu keşfetmiş olsa da ben üniversitesinin ilk senesinde bir arkadaşımın önerisi üzerine siteyle tanıştım.
Bu kadar yaygınlaşması üzerine de beğendiğim birkaç hikayeyi sizlere tanıtmak istiyorum.

1. Eşkıya - Sitaare
Eski zamanlardan bize ulaşan müthiş bir kurgu.
Okurken insan cümlelerin ağırlığı ta içinde hissediyor. Üzerine defalarca okuyup kafa yorulacak o kadar çok paragraf var ki.
Sanki Arslan tüm bu adaletsiz, bizi tüketen dünyaya karşı duyulan bir isyan, Asude ise zamanında zihnine çekilen setler ardında kendini aşıp yaşamaya çalışan insan. Ne desem eksik kalan bir efsane Eşkıya okurken anlayacaksınız.
Özellikle yazarı yaptığı açıklamalarla bile hayranlığımı kazanan birisi. Çok donanımlı ve derin biri olduğunu düşünüyorum. Onun kalemini bundan sonra kolay kolay bırakmam zaten.

2. Çirkin Adamın Ütopyası - Siyah seven gök kuşağı
Daha bir gün oldu keşfedeli ama hemen sevgimi kazandı. Yazarı hakkında hiçbir fikrim yok çünkü henüz ilk bölümlerindeyim hikayenin. Dün final bölümü yayınlandı bu yüzden gönül rahatlığıyla ve epey bir merakla okuyorum. Sanıyorum bu gece biraz geç uyuyacağım. :)
Ne diyeyim ki keşke ben Ela olsam Tarık'ı da gönlümde taşısam.
Yüreği güzel adamlarla tanışmanız dileğiyle...

3. Çile - Nokta virgül
Ahh, öyle bir hikaye ki ciğerimi delip geçti okurken. Kahramanıyla adaş olmam üzerine dikkatimi çekti ve okuduktan sonra onda kendimi görmemle sol yanımda yer etti. Çok bizi anlatan tarafları olan bir hikaye. Hoşgörüsüzlüğümüzü, adet - görenek diye çevremizdekilere yaptığımız kötülükleri, ön yargının asıl kendi kendimizi çürüttüğünü ve daha nice acıyı...
O kadar anlamlı söz birikti ki ondan geriye, öyle çoşkun bir aşka şahitlik ettim ki. Böyle anlatımlardan sonra daha azını hayal etmek bile istemiyor insan.
Ve çokça göz yaşımı bıraktım ardından. Yeniden okusam hala geceye süzülecekler bundan eminim.

Pişman olmayacağınızı düşündüğüm üç güzelliği bırakıyorum buraya. Daha başkaları da ilişirse gözüme yazarım. Umarım güzel yerlere gelirler ve ben de oluşturdukları etkileyiciliği hiç kaybetmezler.
Mutlulukla kalın.

Aklıma Takılan Diziler

Merhabalar.
Son günlerde tam bir ev kızı modundayım. Yıllardır unuttuğum alışkanlığım dizilere bile geri döndüm. Tabii bir haftalık değişim için bunları söylemek ne kadar doğru bilinmez ama bir ikizler burcu olarak bir hafta uzun bile sayılabilir. :D
Çok çok eskiden dizilere bayılırdım. Televizyon çok sevdiğim bir aletti. Ama şimdi sesi uzaktan bile başıma ağrılar sokuyor. Evim olursa kesinlikle almayı düşünmüyorum o derece.
Neyse gelelim dizilere belki takip edenler vardır dedikodu yaparız azıcık.
Siyah Beyaz Aşk ve Ufak Tefek Cinayetler. Bu iki diziye bayıldım.
Son birkaç senedir yapım, oyunculuk, yönetmen, senaryo dinlemeden yayından kalkan çok dizi oldu. Bu yüzden biraz tedirgin izliyorum ikisini de. Tam benim sevdiğim tarzda iki dizi.
Nereye kadar takip ederim bilinmez ama hep bir haberdar olurum olaylardan. İnternet bunun için var zaten.
Onun dışında da vize derdinden yakınan bir öğrenciyim. Ne eksik ne fazla.
Belki çalışma temposundan kaçış olarak dizilere sarmışımdır kim bilir?
Yazasım geldi tarzı bir yazının daha sonuna geldik.
Mutlulukla kalın.

Yeni Keşif - Dolu Kadehi Ters Tut

Merhabalar.
Yine okul dönemi verilen uzun aralardan bahsetmek durumundayım. Benim gibi yoğun olan herkese kolaylık diliyorum.
Sizlere birkaç aydır keşfettiğim bir grubu tanıtmak istiyorum. Dolu kadehi ters tut.
Şarkıları ve onlara çektikleri kliplerle beni kendilerine bağladılar.
Bir gün Youtube'ta amaçsızca dolaşırken :) grubun Anamız Babamız Yok Deriz isimli şarkısına denk geldim. Klibi ve şarkının kendisi çok başarılıydı.
İzlemek isteyenler için;
Daha sonra diğer şarkılara sıçrayıp hepsini dinlemeye başladım.
Deniz Tekin ile yaptıkları düeti de görünce, hele o çalışmanın klibini, artık bir hayranları da bendim.
Bu tür müzik yapan kişiler gerçekten çok kaliteli işler çıkarıyorlar ve inanılmaz samimiler.
Umarım çok iyi yerlere gelirler.
Ve klibi de sözleri kadar eğlenceli olan bir şarkı daha. Daha çok şarkının hayranı olsam da klipleri de izlemeniz açısından bunları bırakıyorum. Hemen grubun kanalına gidip diğer şarkılara bir kulak verin. :D
Müzikle ve mutlulukla kalın.