Neler Hakkında Yazıyorum?

Wattpad Hikaye Önerileri - 5

Merhabalar.
Koşuşturmalar içinde ilk gözden çıkardığım şey blog oluyor maalesef. Buna ruh halimin yazmaya uygun olmaması da etkili tabi ki. Ama artık aklımda dönüp duran fikirleri eritmek istiyorum o yüzden sık sık yazmaya çalışacağım. Bu kararı kaç kere yeniden aldım acaba? Neyse...
Bir sonraki yazılarda hayatımdaki değişikleri de yazmak istiyorum ama şu an onları kabullenemediğimden yazıya dökmek hiç içimden gelmiyor. Artık bir dahakine yazmayı ertelememek için kendime bu şekilde bir mecburiyet oluşturayım.

Daha önceden hazırladığım wattpad hikaye tavsiyelerine devam etmek istiyorum. Wattpad gerçekten benim severek kullandığım bir mecra. Ve sevdiğim, kaliteli bulduğum hikayelerin daha çok kişi tarafından okunması isterim. Bu seferki öneriler biraz romantik biraz komedi kıvamında.

1. Tadımlık Aşk - İlknur Birdal
Hali hazırda basılan bir kitap bu. Almayı çok istiyorum bakalım denk gelirsem kaçırmayacağım ama şu sıralar kitap almayı yasakladım kendime. Elimdekileri bitirmek istiyorum önce. Konusu benim okumaktan en keyif aldığım şey üzerine, evlilik. Çok aşık olarak evlenmiş çiftimizin zaman içinde nasıl yıprandıklarını ve bunun hayatlarını ne yönde etkilediğini okuyoruz hikayede. Çok eğlenceli ara ara da hüzünlü bir anlatımı var kitabın. Mutlaka şans verin derim.

2. Mavi Huydur Bende - Sherlock Holmess
Süper bir gençlik hikayesi. Kavga dövüş başlayan ama sonunda kaçılmaz aşka çıkan bir macera. Ben okurken çok eğlenmiştim. En aklımda kalan da balkon sahneleri. Okuyalı çok oldu aslında. Hatta kitaba uzun zamandır ara verdi yazar. Ancak bir umut bekliyorum.

3. Doğuştan Rahat - plutonalien
"Lokum gibi adamsın,fıstık gibi sözlün var,benimle neden muhatap oluyorsun?"
"Çünkü fıstıklı lokum sevmem."
Girişinin garipliğini tüm hikaye boyunca sürdüren bir kitap. Baş karakterin adıyla bile kalbimi kazanan buna artı olarak her anında beni süper eğlendiren bir hikaye. Farklı bir tarz arıyorsanız mizahta şans verin derim.

Evet şimdilik bu kadar. Umarım bir şans verir ve seversiniz. Bir sonraki yazılarda görüşürüz.
Mutlulukla kalın.

Adam ve Kız - Deniz Erbulak / Kitap

Merhabalar.
Taze biten bir kitabı yazmak için sabırsızlıkla bilgisayarın başına oturdum. Uzun zamandır Youtube da takip ettiğim kitap kanalları sağ olsun gözüme çarpan bir kitaptı. Bir gün anneme hediye arayan babamı 'en güzel hediye kitaptır' sözü ile ikna edip bu kitabı aldırdım. Çünkü ben bir süredir kitap almamaya çalışıyorum. Kitaplığımı bitirene kadar kendime yasakladım. Ama fırsat bulmuşken de kaçırmadım tabii. :D
Ve ve ve bu kitabı okuduğuma şu an o kadar çok seviniyorum ki anlatamam. Daha önceleri blogda yazdığım Eleanor & Park kitabı için "içine girip orada yaşamak istediğim tek kitap" derdim. Şimdi Adam ve Kız da onun yanına eklendi. Baştan sona anlatım, karakterler, diyaloglar, olayların tanıdıklığı beni mest etti. Kız ile kendimi o kadar içselleştirdim ki çoğu yerde, o büyüden çıkmayayım diye bir türlü elimden bırakamadım kitabı. Bir oturuşta bitirdim.

Kitabın konusu şöyle, eski bir apartmanda yaşayan iki farklı kişi var. Kitap boyunca biz onları 'adam' ve 'kız' olarak tanıyoruz. İkisi de kendi düzenlerinde, gürültüden ve geride kalan karmaşadan uzak evlerine sığınıyorlar. Bir gün su borusu yüzünden karşı karşıya gelmek zorunda kalıyorlar ve birbirlerini fark ettikleri o andan itibaren bir daha klasik düzendeki gibi birbirlerini görmezden gelmeye devam edemiyorlar.

Kesinlikle ama kesinlikle okumanız gereken bir kitap. Özellikle aile yapımıza, gündelik koşuşturmalarımıza, mahalleli tepkilerine uzaktan bakmak istiyorsanız okuyun derim. Hele ki biraz da garipsiyorsanız içine düştüğünüz toplumu kesin okuyun. Günümüz yaşantılarını iyi yansıtan bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Kitapla ilgili ufacık bir sıkıntım oldu o da sonunun romantik komedi finali gibi bağlanmasıydı. Ben kitabı okurken hep bu olay örgüsü ile sanatsal film çekmeyi hayal ettim ve karakterlerin hareketlerini, ev ortamını, iş yerini, çevredeki sesleri hep kafamda canlandırdım. Ama benim kafamdaki filmin sonuna tam uymadı bu son. Yine çok güzeldi, tam yerinde bile denebilirdi bazı yönlerden ama dediğim gibi ben hep sanatsal filmlerin sonundaki o havada kalmışlığı, o 'hayatlar hala devam ediyor ama siz bu kadarına şahit olacaksınız' hissini seviyorum ve öyle bir beklentiye girmiştim.

Yine de harika bir kitaptı. Eminim ileride tekrar tekrar okuyacağım. Elime alıp göz gezdirirken hemen ilk okuduğumdaki duygular beni yakalayacak. Ki Eleanor & Park'ta da hep böyle olur.

Son olarak kitaplar iyi var. Veeee...
Mutlulukla kalın.

Kaynaşma Mimi

Merhabalar.
O kadar boş vaktim olmasına rağmen bloga bir türlü vakit ayıramam beni biraz üzüyor açıkçası. O yüzden en sevdiğim yayınlardan biri olan mimlerle karşınızdayım. Artık hayatımı daha daha DAHA düzenli bir hale getireceğim. Böylece blogla daha iyi ilgilenmek istiyorum.
Sorulara geçelim öyle ise.


1-Sizi tanımak istiyoruz? Adınız ve sizi anlatan bir kelime ?
Adım Nurefşan. 

Blogum adreste mürekkeple hayaller olsa da ana başlığı mutluluk için. Mutluluk kovalayan biri olarak görüyorum kendimi. Hayatta en birinci gayem mutlu olmak ve mutlu etmek. O yüzden bu ismi seçtim. Adres ismine gelecek olursam da yazmak benim için dünyadaki en güzel şey bu yüzden bu isim çok hoşuma gitti.

Beni anlatan bir sürü kelime var elbet ama dışarıdan bir gözle bakıp anlatacak olursam ilk başta soğuk ve umursamaz gözüken ama yakınlaştıkça çenesi düşüp çocuklaşan biri diyebilirim. En azından ben kendimi diğerlerinin tepkilerine bakarak böyle görüyorum. 

2-Sosyal medya hesaplarınız?
Neredeyse tüm sosyal medyalarda hesabım var ama neredeyse hayalet kullanıcıyım. :)
Çok az aktifimdir her yerde. Yorum yazmadan önce kırk kere düşünürüm. Çünkü başkalarını üzmekten ve yanlış anlaşılmaktan çok çekinirim. Biriyle konuşmaya başlamadan önce de bu geçerli o yüzden hemen sosyalleşemem hiç.

Blog adına bir instagram hesabım var. İnstagram sevmememe rağmen çevremden haberdar olmak ve bloggerlarla daha iyi etkileşimde olmak için kullanıyorum. 

3-İlk blog yazmanıza referans olan kişi  ya da blog  kimdi?
Daha önce okuduğum bloglar vardı tabii ama blog açma fikri birden aklıma geldi ve hayatımda aklıma geldiği gibi yaptığım nadir kararlardan biri blog açmak. İyi ki açmışım diyorum şu an.

4-Sosyal medyada hangi yazarlar grubunda bulunuyorsunuz?
Hiçbir grupta değilim. Google+ varken toplulukları kullanıyorum ama artık o da yok.

5-Facebook sitenizi yasakladı mı?
Hayır. 

6-Bloglar için hangi platform daha iyi?
Hepsinin ayrı bir iyi yönü var bence. Ben blogspotu bildiğim için onunla başladım ve memnunum.

7-Kaç blognuz var?
Bir tane, sadece bu.

8-Toplam sayfa görüntüleme sayınız?
Hemen bakayııııımm... 18.815

9-Blogunuzda reklam yayınlıyor musunuz?
Kardeşim bir ara çok ısrar etti. Onun baskısıyla başvuru yaptım ama açıkçası pek içime sinmemişti. Birkaç ay geçti onay gelmedi ben de bu sayede iptal ettim. :D
Pek istediğim bir durum değil. Rahatlamak için yazıyorum. Bakalım ileri ki yıllar iş bulamazsam denerim belki. :)

10-Misafir blog olarak yazdığınız bir blog var mı?
Hayır hiç olmadı.

11-Daha önce bir hacker ile karşılaştınız mı?
Fiziksel olarak evet (: , kişisel olarak bir sıkıntı yaşamadım ama hesaplarım adına.

12-Hedefinizde nasıl bir blog yazarı olmak var?
Daha aktif olan, yazmayı planladığı her şeyi yazan ve insanlara faydalı, onları gülümsetebilen biri...

13-Arama Motoru ( Seo ) Optimasyonu Hakkında Bilginiz Var Mı?
Blogu ilk açtığım zamanlar bununla ilgili yazılar okumuştum ama şu an hatırlamıyorum tam olarak. 

14-Blog yazarlığını önerir misiniz?
Tabii ki, yazmayı seven herkes çıkın çıkın gelin. :)

15-Kitap okuma oranınız nedir? (10 üzerinden)
Neredeyse her anını okuyarak geçiren biriyim. Bunların bazıları telefondan e-kitap ya da amatör yazarların hikayeleri ama olsun bence o da sayılır. Böyle düşünürsem 6 diyebilirim. 

16-Diğer blog yazarlarını nasıl takip ediyorsunuz?
Okuma listesine girip ilgimi çeken yazıları okuyorum, söyleyecek bir şeylerim varsa yorum bırakıp kaçıyorum. 

17-Blog sahipleri ile etkinlik yapıyor musunuz?
Mimleri çok seviyorum. Öneri Makinesi ile 30 gün şarkı meydan okuması da yapmıştım. Daha büyüklerini ikizler bünyem kaldırmaz diye uzak duruyorum. Buluşma etkinliklerini çok sevsem de kısmet olmadı henüz. Zaten pek denk gelmedim yapanlara da.

18- Sosyal medya üzerinde blog linklerine karşılıklı beğeni yapar mısın ?
Hayır, sosyal medyadaki karşılıklı olan her şeye karşıyım. Beni takip edenler ilgimi çekmiyorsa takip etmem bile. Çünkü kendimi biliyorum o gönderiler hep gözüme batar ve ne yapsam diye işin içinden çıkamam. Küçük bir not; azıcık takıntılı bir insanım. :(

19-Bugüne kadar kaç mim yaptınız?
Buna da bir koşu gidip bakayım. :) 10 tane.

20-Ünlü bir blog yazarı olsaydın siyaset yapar mıydın?
Iyk... Hiç sevmem kendisini ve ilgililerini. Keşke dünyada öyle bir şey olmasa. Hiçbir zaman insanlara mutluluk getirdiğini görmedim çünkü.

21-Bu mim için üç arkadaşınızı davet eder misiniz?
İsteyen herkesi davet ediyorum o zaman. Bana karar ver demeyin. :D

Bu güzel mim için Babaannemin saatli maarif takvimi bloguna çok teşekkür ederim. Ben cevaplarken çok eğlendim. Onun yazısını okumak için buraya tıklayabilirsiniz. 
Siz de yapmak isterseniz yoruma yazın ki gelip okuyabileyim.
Mutlulukla kalın.

Wotaku Ni Koi Wa Muzukashii - Manga/Anime

Merhabalar.
Tazecik biten bir seri ile karşınızdayım. Uzun zamandır anime ya da manga tanıtımı girmemiştim. Özlemişim yeni bir şeyler okumayı. Son birkaç günümü manga ve webtoon keşfi yaparak geçiriyorum. Gece geç saatlere kadar telefona bakmaktan klasik göz ağrılarım başladı bile. Bu bana "bırak artık şunları, yat uyu" çağrısı olsa da merak denen şey beni kemirip durduğu için elim hep diğer bölüme tıklıyor. :D
Neyse efendim giriş bölümünü geçelim ve başlayalım başlıktaki güzelliği anlatmaya.
Anlamı şu 'Otakular için aşk zordur.'

Isn't It Romantic? - Film

Merhabalar.
Taze izlediğim-yaklaşık 10 gün önce :/- bir film ile geldim. Bir aylık bir Netflix denemesi başlattık ve orada gezinirken gördüğüm bir filmdi. Adı gibi romantikliklerle dolu bir filmdi diyebilirim.
Hemen konuya geçiyorum. Natalie romantik komedilere ve onların hayatımıza entegre ettiği tüm romantizm simgesi şeylere düşman biridir. Bunları tamamen aptalca bulur. Zaten filmde bol bol 'bu çok aptalca' dedi durdu. 
Annesinin küçükken zihninde oluşturduğu aydınlanma ile yetişkinlikte de bu hayallere sahip olmamıştır.
Sevdiği işi yapmasına rağmen sırf görünüşü yüzünden herkes onu aşağıdaki resimlerdeki gibi itip kakmaktadır. Film bu şekilde popüler kültürün elinde malzeme olan dış görünüşü de eleştirir. 


Bir de iş yerinde çok yakın bir arkadaşı vardır. Aşağıdaki kısım çok komikti.

Bu herkes için bir tavsiye.

Bir gün bir kapkaççıdan kurtulmaya çalışırken kafasını bir yere çarpar. Hastane odasında uyandığında kendini bol pembeli romantik komedi diyarında bulur. Tüm hayatı boyunca küçümsediği şeylerin içinde hapsolmuştur ve bu dünyadan kurtulmanın yollarını arar.

O kadar romantik bir diyar ki yukarıdaki arabamı durdur diyen amcaya da bir bakın.


***SPOİ***
Ayh buradaki adamın tavırları beni sinir etti nedense. Romantik komedilerde geçen o beyaz atlı prens imgesine hep tav olurum oysa ki. Sanırım artık ergenliğin verdiği o laylaylom kafadan çıkıyorum. :(











Yoga elçisi ve en yakın arkadaş çifti.
Eğer aşkın gücüne inanıyorsan...?
Yalnız polis bile yakışıklı. Aranızda bu diyara atılmak isteyen var mı? :D







Haha burası süper komik sahnelerden birisi.
"Friends'i hiç izledin mi? Onlar yemek için kavga etmiyor, paylaşıyorlar."
Buradaki diyalog harikaydı. Zenginlerin konuşmasını anlamıyoruz.
Evet bir kamu spotu gireyim. Gerçek hayatta da helikopter denince ikna olmanızı bekliyorlar. Ama böyle bir dünya yok. Özellikle son zamanlarda televizyonda, kitaplarda ya da en basitinden internet ortamı geyiklerinde bile zengin birini bulma düşüncesi aşılanıyor. Para öyle birini bulayım da kolayca ulaşayım diye düşündüğünüz bir şey olmasın lütfen. Sırf helikopteri duyduğunuz için ikna olduğunuz pek çok şey o helikopterle hiç saygı duyulmadığınız yerlere gitmenize neden olabilir.
Vee Natalie bir şeylerin farkına varmaya başlar.


Bu evrende her şey bir garip zaten.

Dar ra ram... İşte o süper lüks hayat ve yakışıklı bir sevgilinin eşantiyonu. Güzel günlerde kullanınız.


Buradaki olayların kronolojik sırasını Natalie taa en başında arkadaşına iç bayma saatlerinde anlatıyordu.

Vee asıl gerekli olan aydınlanma da geldi.




Aşık etmesi gereken kişiyi bulunca işler kendiliğinden çözüldü.


Biraz acı verici olsa da. :D

Aşk falan deme bir süre mümkünse.



Anti-romantik birinin isteyeceği doktor sen değilsin tatlım, maalesef yanlış oda.

Artık kendini ezdirmeye izin yok.



Herkese karşı asabi Natalie.




Ama bu ters köşeydi.

İşte bu çooook romantik. ♥

Dikkatli bakarsanız sizin de hayatınız bir romantik komediye dönüşebilir mesajıyla filmimiz bitiyor.





Danssız olmazdı.
Romantik komedi seven herkesin çok beğenerek izleyeceği bir filmdi. Oyunculukları çok sevdim ben. Klişelerle dolu ve klişeleri abartan bir film. Eğlencesi de orada zaten.
Merak ediyorsanız keyiflenmek için bir şans verebilirsiniz.
Mutlulukla kalın.