Neler Hakkında Yazıyorum?

27 Nisan 2023 Perşembe

BCP Nisan * Belirli Yazarlar, Yönetmenler

Merhabalar.

Her ay belli konular hakkında yazıp sonrada birbirimizi ziyaret ettiğimiz Bcp etkinliğinin Nisan ayındayız. Sizler de etkinliğe katılmak isterseniz. Okurix blogunu buradan ziyaret edebilirsiniz.

Bu etkinliği yaparken bir şeye çok üzülüyorum o da yeterince kitap okumuyor olmam. Elim hep filmlere gidiyor nedense. Kitaplara filmler kadar hevesli olamıyorum. Zaten genel bir dikkat süresinde azalma var galiba ülkede. Kitap okumak daha da zorlaşıyor böyle olunca. Ama yılmak yok. Bozulduğu gibi tamir olabilir her şey. Ben artık buna inandırmaya çalışıyorum kendimi. Bir şey bozulduysa tamir olabilir, değiştiyse eski haline de dönebilir. Boyun düzleşmem var çünkü ve artık hayat konforumu etkiliyor. Böyle düşününce en azından rahatlatıyor. Neyse konumuza geçelim. Ben bu başlığı görünce aklıma hemen bahsetmek istediğim birkaç yönetmen geldi. Onların filmlerini izlediğimde çok etkilenmiştim. Daha fazla yönetmen var aklımda ama hem ilk bu kişilerin gelmesi hem de diğerleri daha popüler oldukları için farklı öneriler yapayım dedim. Bakalım bilenler çıkacak mı?

Benim sebepsiz en sevdiğim film olan Glück filminin yönetmeni Doris Dörrie. Hem bu filmi hem de diğer filmlerini izleyin bence. Blogda Glück yazısı da var.

Daha önceki Bcp etkinliğinde Rus sinemasından bir şeyler izleyeceğimiz bir madde vardı. Ben onun için araştırırken Aleksandr Sokurov isimli yönetmeni keşfetmiştim. Hakkında söylenenlerden etkilenip iki filmini izlemiş diğer filmlerini de arşivlemiştim. Merakla onları izleyeceğim zamanların gelmesini bekliyorum. Keşke daha çok film izleyebilsem. Size de bu yönetmeni bir araştırmanızı öneririm.

Diğer bir önerim ise Marco Berger. Kendisi Arjantinli bir yönetmen. Ben nasıl denk geldim hatırlamıyorum ama yakın zamanda Un Rubio adlı filmini izledim. Filmi çok sevdim. Modern zamanın ilişkilerini iyi yansıttığını düşünüyorum. Karakterler ve oyunculuklar da beni çok etkiledi. Daha sonra diğer bir filmi olan Absent'i izledim. o da Un Rubio'da verdiği gerginliği hissettirdi ama o filmden biraz aşağıda kaldı. Diğer filmlerini de izlemek istiyorum. Konulara bir bakının severseniz şans verin bence. Ben böyle uyarıları yapmayı pek sevmiyorum aslında ama bu filmlerde ve yazının genelindeki filmlerde rahatsız olacağınız sahneler olabilir. Ben her şeyi izlemem derseniz izlemeden önce biraz bakının.

Geldik sonuncuya, Francis Lee. Kate Winslet'in harika performansıyla Ammonite, yönetmenden izlediğim ikinci filmdi. Birincisi God's Own Country. İki filmde hem gerçekçilikleri hem de oyunculuk performansları ile beni kalbimden vurdu. İzleyin bence. God's Own Country daha fazla etkiledi sinema zevki açısından ama Ammonite filmiyle daha fazla bağ kurdum.

Filmleri yönetmenlerine göre seçip izlemek bana her zaman zevk verir. Her filmde benzer şeyler yakalamak hem oyun gibi gelir hem de o işin bir parçası gibi hissettirir. Belki onların üstünkörü geçtiği yerlere fazlaca anlamlar veriyoruzdur ya da ufacık bir detayı keşfedip üzerine düşünülmüş, özenilmiş, emek verilmiş bir işin hakkını teslim ediyoruz diye düşünürüm.

Sizlerde bir film izleyeyim diye düşünürseniz bu yönetmenlere bir şans verebilirsiniz.