Merhabalar.
Taze biten bir kitabın tanıtımıyla karşınızdayım. Daha önce hiç Gabriel García Márquez kitaplarını okumamıştım ve bunu duyan herkes hemen başlamamı, çok beğeneceğimi söylüyorlardı. Haklıymışlar.
Yazarın anlatımı harika. Tanıtımda dediği gibi 'büyülü gerçeklik' sarıyor dört bir yanınızı.
Ancak şunu da söylemeliyim ki öyle okurken başka şeylerle ilgilenmeyi unutun. Tüm ilginizi kendi üzerine istiyor kitap. Sık paragraflar, uzun, süslü cümleler var. Bazı yerler dalgınlığıma geldiğinde tekrar tekrar okumak zorunda kaldım. Hatta bazı oyunbaz cümleler vardı ki çok hoşuma gitti hemen altı çizildi. Evet bir değişiklik daha kendi hakkımda, artık kitapta beğendiğim yerlerin altını çiziyorum. Koyu yeşil kalem kullandığım için hem yumuşak bir görüntü oluşuyor hem de yeşil sonuçta, aşık olduğum renk, bu yüzden aralarda kitabı karıştırırken yeşil çizgiler görmek beni mutlu ediyor.
Kitabın konusuna gelirsek; en genel tabirle aşkın çeşitli hallerini anlatan bir eser.
Kitaptaki her duygu, hatta belki de hiçbir duygu, bana göre aşk değildi. Ama gerçek hayattaki aşktı. O efsanelerde anlatılan aşk sadece bir hayal çünkü bana göre. İnsanoğlu olarak her şey gibi aşkı da kendi istediğimiz şekline benzettik. Artık aşk çok çeşitli bir şey. Belki de hep öyleydi.
Kitap;
Yıllar boyu bekleyen bir aşığı anlatıyordu Florentino Ariza ile...
Mantığında aşka dahil olabileceğini gösteriyordu Fermina Daza ile...
Ve aşkın denge demek olduğunu savunan ve dengeli bir aşık olan Doktor Urbino'yu tanıtıyordu.
Daha bunlardan başka sayamayacağım çok aşk vardı. Tarafları kahramanlarımız olan ya da olmayan. Her biri farklı şekilde sevdi, her biri farklı zaman sürdü ama hepsi de aşktı. Herkes bunların aşk olduğunu düşünüyordu.
Karakterler öyle iyi tahlil edilmişti ki hiç birinden beklemediğim şeyleri yapmadılar. Gerçek hayatta bile biraz dikkatli baksak görebileceğimiz kadar gerçektiler. Ve çok eski zamanlarda yazılmasına rağmen bence insanların aşkı yaşayışı hala aynı kalmış.
Bir de özellikle kitabı okurken karakterleri yargılamayın. Sadece olan bitenden haberdar olmaya bakın. Sebebi aşk olan eylemlere kızmak bana çok zor geliyor çünkü.
Hiç başımıza gelmeyecek olsa da umarım bu hayatta bir yerlerde aşk gerçekten vardır.
Ne şekilde olursa olsun.
Mutlulukla kalın.
Geleceği dört gözle beklerken geçmişi özleyen bana... Yaşadığımı hissetmek için kendime öncesinden birkaç anı... En güzel hatıralar şu an içimden geçen duygulardır.
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Aralık 2017 Salı
20 Haziran 2017 Salı
Ai (Love) - Film
Merhabalar.
Öneri Makinesi ile yaptığım meydan okumayı saymazsak bloğa uzun zamandır yazı girmiyordum. Tamamen biten sınavlarım ve evime dönmenin şerefine ilk yazımı hemen yazıyorum. Kış aylarında izlediğim ve izlediğim anda yazmalıyım dediğim bir film Ai. Çince'de aşk anlamına geliyor. Ve bir yerde aşk varsa ben oradayım. :) Filmi her zaman olduğu gibi Yeppudaa'dan izledim. Sizler de oradan bulabilirsiniz.
Film Tayvan-Çin ortak yapımı. Benim en sevdiğim uzak doğu dili olması da sevmemin nedenlerinden biri. Filmde birbiriyle bir şekilde bağlantılı çiftlerin aşk hayatları anlatılıyor. Ben tüm çiftlere bayıldım. Çünkü her yaş gurubu ve durumda yaşanan aşkı anlatmış. Aşk uğruna yapılanlar da, aşk yüzünden vazgeçilenler de var. Aşktan korkanlar, aşka inanmayanlar... Tek kötü yanı biraz daha uzun olmasını istememdi. Evet şimdi bol spoili anlatımımıza geçelim.
-Öncelikle bu gün batımıyla içiniz ısınsın.
-İlk çiftimiz bu üçlü.
Böyle söyleyince de biraz tuhaf oldu ama bu üç arkadaş arasında yaşananlar filmimizin bir kısmını oluşturuyor. Sağdaki kızımız resimdeki çocuğun kız arkadaşıdır. Diğer kızınsa en yakın arkadaşı. Ancak bir gece onların ihanetine uğrar ve soldaki kız hamile kalır. Biz filme onun hamileliğini öğrenerek başlarız. Üç karakter de bu olayı nasıl karşılayacağını bilemez ve bir şekilde çözüm bulmaya çalışırlar. Biz de onların hikayesinde bu süreci izleriz.
-Burada babanın tepkisi süperdi. Boşuna dram yaratmanın ne gereği var. Dünyaya bir bebek geliyor bizim ülkemizde de bu çok yanlış sayılsa da bazı insanlar çocuk sahibi olmak için evlenmek istemeyebilir. (Kesinlikle kendime pay çıkaracağım için değil. :D)
-En sonunda kızımız olayı kabullenir ve arkadaşı ile sevgilisini affeder. Ve çok güzel bir resim yapar.
-Arkadaşlıklarının sınandığı çetin bir sınavdı. Kabullenmesi çok zor bir şey olsa da sevgi (ai) kazandı diye düşünebiliriz.
-Bir diğer çiftimizde işte karşınızda.
Yaşlı adam üçlüdeki ressam kızın babası yanındaki de genç sevgilisi. Tamamen magazinsel ve maddiyata dayalı bir ilişki yaşarlar. Herkes kendi halindedir. Bu tür ilişkilerde hep kadın suçlanır nedense ama filmde neden böyle davrandığı çok güzel anlatılmış.
İnsan ilişkileri çok karmaşık gerçekten yine de insanları yargılamadan önce anlamaya çalışmalıyız.
Yanındaki adam da arkadaş grubundan biri aynı zamanda filmin başında adamın sevgilisiyle takıldığını öğreniriz.
-Üçüncü çiftimiz biraz atarlı giderli.
Aşka inanmayan bir adam ve aşkta kalbi kırılmış bir kadın.
Emlakçı olan kızımız avlusu olan geleneksel evi satmak için müşteriyle buluşmaya gider. Bu sırada adam da emlakçının gelmesi bekliyordur. Birkaç saat geç de olsa kızımız yetişir ama felaket bir haldedir. Adam vazgeçmesin diye her şeyi yapar. En son aksilik evin anahtarlarını unuttuğunu fark eder ve çatıdan atlamak ister. Tabi hasar da büyük olur.
İkilimiz soluğu karakolda alır. Adamın Tayvan'lı olduğunu öğrenen kızımız bir anda gıcıklaşarak ters davranmaya başlar. İkili hem birbirlerini hiç sevmezler hem de bir türlü ayrılıp kendi yollarına gidemezler. Kızın oğlu kaybolur. Adam bulur. Tabi bu sırada polis memuruyla da ahbap olmuşlardır. Ama kızımız durur mu adamı çok sert bir şekilde reddeder. Sonra da resimdeki gibi pişman olur. Ancak her aşk filmi gibi bu da bir şekilde tatlıya bağlanır tabi. Günümüz gençlerinin en sevdikleri çift tipi bence bunlar. Nefretten doğan aşk. Tam anlamıyla bu ikisini anlatıyor bu söz.
-Geldik en tatlı çiftimize.
Kızımız yaşlı adamın sevgili olmakta efendim. Aşka inanmayan adamla yaptığı otel kaçamağında otelde çalışan çalışanla karşılaşır. Kadın ünlüdür ve genç adam da zaten ondan etkileniyordur. Bir gece parti çıkışı yaşlı adam kızı zorla arabaya bindirmeye çalışırken tutar kızın kolundan adamdan kaçmaya başlarlar. Aşağıdaki gülüş aşkın kanıtı zaten.
Kızımız zamanla bunaldığı hayatından kaçıp genç adamın evinde soluklanmaya gelir. Bu genç adam da hamile kızımızın ağabeyidir bu arada. Gördüğünüz gibi herkes birbiriyle bağlantılı aslında. Toplu bir davet olsa al başına belayı herkesin birbiriyle geçmişi var. Komşu teyzelere iyi dedikodu çıkardı yalnız. :)
Neyse toparlayalım. Bu ziyaretlerle biz de kızımızın geçmişini, neden böyle davrandığını anlarız. Tabi bu ikisi de iyiden iyiye yakınlaşırlar.
Ama kızımız artık kendi kendine yetebilmek ister ve iki adamı da terk edip düğün organizatörü olarak çalışmaya başlar. Sonra bir gün ikisi yaşlı bir çiftin düğününde karşılaşırlar. Kız organizatördür, çocuk ise garsonluk yapıyordur. Şampanya kapaklarından taktıkları yüzüklerle birbirlerine evlilik sözü verirler. Ve bence tüm o şaşalı, pankartlı, onlarca kameralı tekliflerden kat kat güzeldir.
İşte böyle güzel, eğlenceli, bol müzikli bir filmdi. Ben müziklerini de buldum. Shazam sağ olsun.
İzlemek isteyenler,uzak doğu filmlerini beğenenler bunu da beğenirler diye düşünüyorum. Hızlıca akıp bittiğinde sizi mutlu eden bir film.
Mutlulukla kalın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
-
Merhabalar. Bugün sizlere en en en sevdiğim Tayland dizisini anlatacağım. Ama öncesinde bir not geçeyim bu dizi BL türünde eğer bu tarz kon...
-
Merhabalar. Bugün sizlere Kore dizisi izleme serüvenim boyunca izlediğim mini dizilerden bahsedeceğim. Kore dizileri zaten kısa ama bu mi...
-
Merhabalar. Yeni yılın ilk gününde sizlere çok tatlı bir diziyi anlatacağım. Ben izlerken sürekli sırıtıp durdum. Kurosawa va Adachi ile aşk...

































