Merhabalar.
Geçtiğimiz
günlerde final yapan Half Man, Richard Gadd’ın Baby Reindeer dizisinden sonra
izleyicileri heyecanlandıran bir açılış yapmıştı. Son ana kadar da bu heyecanı
ve vaadettiği sert hikayeyi izleyiciye çok güzel bir şekilde sunmayı başardı.
1980’lerde
okulda ve evde zor günler yaşayan Niall, üvey kardeşi Rubben’in ıslah evinden
çıktığını öğrenmesiyle daha kötü günlerin kapıda olduğunu fark eder. Kasabada
ikilinin annelerinin yaşadığı ilişki yüzünden mimlenen Niall bir de bu asabi
çocuğun gelişi ve evdeki tüm düzeni kendine göre değiştirmesiyle ne alanını
savunacak ne de onunla düzgün bir iletişim kuracak gücü kendinde bulur. Ancak
yanında böyle güçlü bir figürün varlığı iyi şeylere de sebep oluyordur.
Zorbaları uzaklaştırmak gibi. Bu şekilde yavaş yavaş yakınlaşan ikili
ailelerinin onlara yaşattığı ağır durumlar karşısında kaldıkça daha da samimi
olurlar. Ancak Rubben’ın kendine çizdiği şiddet personası ve Niall’ın kendi
benliğine olan inkarı sebebiyle ikisi de daha kötü olayların içinde
savrulurlar.
Niall yeni
başladığı üniversite hayatına ilk andan uyum sağlayamadığını düşünüp Rubben’i
kampüse davet eder. Oda arkadaşlarından Alby ile olan kısa yakınlaşması
kafasını karıştırır, korkutur ve en sonunda işler öyle bir yere gider ki Rubben
Alby’e zarar verir.
Bu
ikilinin ilişkisinde en keskin yol ayrımını oluşturur. Rubben’ın daha az ceza
almak için Niall’dan yalancı şahitlik yapmasını istemesi de aralarındaki
ilişkiyi tamamen koparan şeydir. Niall annesi ve Rubben’ın baskılarına
dayanamaz ancak mahkeme anında yalan söylemeyi de başaramaz.
Yıllar
geçer ama Niall hayatında hiçbir şeyi yoluna koyamayan bir adam olmuştur.
Oxford’u bırakmış, yazar olma hayalleri rafa kaldırılmış, bir işi olmadan
savruluyordur. Tam o anda Rubben’ın nasıl da başarılı olduğunu öğrenmek de
zayıf olan sinirlerine hiç yardımcı olmaz. İnanılmaz vurucu olan hastane
sahnesiyle ikilimiz yüzleşir ve arayı düzeltirler. Sonraki bölümde biz ikilinin
hayatlarında var olmalarını izleriz. Ancak arada hala kıskançlıklar, yargılar
ve manipülasyon vardır.
Niall,
Rubben’a bir repliğinde işleri düzeltmeye çalışsa da o içindeki canavarın yine
her şeyi mahvedeceğini söylemiştir ve dizi de gerçekten o noktaya gelinir.
Rubben yeniden şiddetini acımasızca kullanıp birçok hayatı alt üst eder. Niall
da içten içe gözlerini alamadığı Rubben’ın hayatından bir parça almış gibi
olabilmek için ona en büyük yanlışlardan birini yapar. Bu noktada ise o hiç yok
olmayan korku Niall’ı ele geçirir. Onca yıl çevresindekileri acımadan yok
etmeye niyetli Rubben ya Niall’ın yaptığı bu şeyi öğrenirse?
Dizide tam
her şey sakinleşiyor, karakterler birbirine en şeffaf hallerini gösteriyor
derken ortaya çıkan bu sırla en başından beri beklenen o düğün sahnesini
görürüz. Rubben yıllar önce Niall’a söylediği gibi onun nefesini kesmeye
uğraşırken kendi de yaralanır. En sonda o ahırdan çıkan iki cansız beden en
başta yanlış zemine yerleştirilmeye çalışılan yapay inançların ne denli felaketlere
sebep olduğunu adeta yüzümüze çarpar.
"You've
wasted your whole life dancing to other people's tunes." — Ruben Pallister
Dizinin
belki de en dikkat çeken repliklerinden biri budur. İki karakter de ataerkil
düzenin içinde bir rol bulabilmek için kendilerini hapsettikleri hayatların
kurbanı olmuşlardır. Kendi müziğine sahip olduğunu düşünen Rubben bile en
sonunda erkeklik sandığı o öfke ile verdiği zararı fark etmiştir.
Mutlulukla kalın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder