Neler Hakkında Yazıyorum?

Markalar - Mim

Merhabalar.
Son birkaç gündür buralara hiç uğrayamadım bu sırada hem takipçi sayısında hem de yorumlarda artış olmuş. Bunun için Sade ve Derin bloğunun sahibi Deeptone'a ve Blog Keşif Etkinliğini başlatanlara teşekkür ederim. Her yoruma geri dönmeye çalıştım ve pek çok güzel blog tanıma fırsatım oldu.
Bu yayında ise Kitabın DNA'sı bloğunun sahibi İrem'in beni mimlemesi üzerine bir mimle karşınızdayım. Aslında marka merakım hiç yoktur. Bir şeyi kaliteli ve ucuz bulursam almamazlık etmem. Her kullandığım üründe de karşılaştırma yapmaya çalışırım. Çünkü marka bana sadece bir etiket gibi geliyor. Klişe bir laf olacak hepsi küresel sermayenin oyunları. :)
Pek çok üründe aynı fabrika çıkışlı ama farklı etiketli hemen hemen aynı kalite ürünler bulabilirsiniz piyasada. Ama mimlendiğim için neredeyse tüm gün düşünüp vazgeçemeyeceğim markaları bulmaya çalıştım.

-Öncelikle Hand & Shoulders şampuanda devamlı kullandığım bir marka. Orta okul yıllarımda kepek problemiyle uğraşıp durdum. Pek çok şampuan denedim ama hiçbiri şu anki kadar etkili olmadı. Ama alırken aromasına pek dikkat etmem. Elma, limon ya da 'kadınlara özel' yazanı alıyorum. O an reyonda hangisi varsa.

-İkinci olarak Algida - Cornetto, hazır yazda bitiyor en sevdiğim dondurmayı yazmasam olmazdı neredeyse her çeşidini denedim denebilir. Dondurmadan ziyade karnımı bile doyuran bir yiyecek gibi. En sevdiğim yanı çikolata dolgulu korneti. Ayy şimdi bile canım çekti ama aşırı zayıf bir bünyem olduğu için benim için dondurma devri kapandı. Yoksa antibiyotikler hüküm sürecek.

-Üçüncü olarak ise çok zorlandığım bir marka oldu. Biraz nostalji olsun dedim ve Flormar'da karar kıldım. Ben makyaj yapmayı hiç sevmem. Hatta benim yaşımdaki kızlarla kendimi karşılaştırdığımda hala küçük bir çocuk gibi kalıyorum yanlarında. Kıyafet, süs püs merakım hiç yoktur. Tek bir şey dışında, oje. Sürekli süremesem de arada bir iki günü geçmemek şartıyla hevesimi almak için sürerim. Nedeni ise hassas bir cildim var ve oje ile aseton tırnaklarımın soyulmasına hatta kenarlardaki derilerin yanmasına neden oluyor. Çıkarırken çok tahriş olduğu için birkaç gün acıyla geziyorum. Onun için özel zamanlarda ya da çok istediğimde kısa bir süre sürüp eğleniyorum. Flormar ise benim çocukluğumdan hatırladığım oje markası. Şu an da bile pek çok marka var ama dediğim gibi ne merakım var ne de takip ediyorum. O yüzden kara düzen gidiyor ojeler ben de.

Üç markayı bulurken bile çok zorlandım. Daha da çıkmaz her halde. Dediğim gibi sadece bir etiket aslında gözümüzü boyayan. Git gide tüketici bir toplum oluyoruz. Her yeni çıkan marka ile telefon değiştiriyoruz. Evlerimiz kullanılmayan fazladan telefondan, tabletten geçilmiyor. Artık konuşmayı öğrenmeden Youtube'u açmayı bilen çocuklarımız var. Her şeyin fazlası fazlası daha fazlası yığılıyor hayatımızda. Biraz kendimizi hizaya çekmeliyiz. Bu maddi durumuzla alakalı değil. Artık herkes lüks yaşıyor. Herkeste bir kredi kartı var mutlaka. Bazılarında birden çok hatta. Önemli olan çok kazanıp pahalı şeyler almak değil. Her şeye rağmen tutumlu olup gerekirse para biriktirebilmek. Bir ayda o çok istediğiniz son moda eşyayı almayın ve bir yere yardım yapın. Yetimhanelere, huzur evlerine, rehabilitasyon merkezlerine ziyarette bulunun. Emin olun o atmosfer, çevrenizdeki insanların gülümsemesi, sohbeti her şeye bedel.
Mim amacından çıktı belki ama bence en güzel yerlere parmak bastı. Kendimize değer vermeliyiz tabii ki ancak yaptığımız davranışlar bizi nasıl bir insan olma yolunda götürüyor iyi gözlemlemeliyiz. İnsan çok zeki varlık isterse geleceği ön görebilir. Ve çabalamayla kendini baştan başa değiştirebilir.
Mutlulukla kalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder