Neler Hakkında Yazıyorum?

7 Ocak 2019 Pazartesi

İngilizce Öğrenmek İsteyenlere Tavsiyeler

Merhabalar.
Bir süredir İngilizce'mi geliştirmek için uğraşıyorum. Hem YDS sınavına yönelik hem de genel anlamda çalışmalar yapıyorum. Ben de hazır böyle güzel siteler, uygulamalar, yol gösteren hocalar bulmuşken bunu herkesle paylaşayım dedim. İngilizce'nin ne kadar üzerine düşersem bana o kadar imkansız gibi gelmeye başlamıştı üniversitede ama ne hikmetse mezun olup da ayrıca çalışmaya başladığımda zevkli ve kolay gelmeye başladı. Kişinin zihinsel olarak kendine yaptığı baskı en kötüsü gerçekten.

Öncelikle son zamanlarda fazlaca videolarını izlediğim bir eğitmeni tanıtacağım. Hüseyin Demirtaş'la İngilizce. Linke tıklayarak kişisel web sitesine gidip oradan Youtube kanalına ulaşabilirsiniz. Gerçekten çok anlaşılır bir anlatıma sahip ve sizi aşırı derecede motive ediyor. Kendisi ülkemizde İngilizce'nin çok yanlış öğretildiğini düşünen öğretmenlerden ve anlattıklarına bakınca keşke hep böyle öğrenseydik diyorsunuz. Kendi özel derslerinde verdiği çoğu dersi de Youtube'da paylaşıyor. Mutlaka bir göz atın derim.

Şimdi biraz yukarıda anlattığım kanaldan biraz da başka başka yerlerden bulduğum sitelere geçelim. 

Duolingo: Ben uygulama olarak Duolingo'yu kullandım bir süre ama YDS için çalışmaya başlayınca ona ara verdim. Çünkü çok fazla teknolojik aygıt kullanıyorum zaten ve bir süredir kirpik uçlarım kaşınmaya ve gözlerim yanmaya başladı. Ne kadar telefon ve bilgisayarı azaltırsam o kadar iyi.

Voscreen: Değişik kaynaklardan -film,reklam, söyleşi, vb.- kısa kısa videoları size izleten ve daha sonra dinlediğiniz şeyin Türkçe'sini soran bir program. İster alt yazılı ister alt yazısız cevaplayabiliyorsunuz. Çok güzel ve eğlenceli bir program. Denemenizi tavsiye ederim. Bir yerde beklerken bile hem can sıkıntınızı giderip hem de faydalı bir şeyler yapabilirsiniz.

Cleverbot: İngilizce konuşabileceğiniz bir yapay zeka uygulaması. Ben pek sık kullanmasam da eğlenceli bir site bu da. Spontane konuşmak isteyen ve çevresinde konuşacak kişi bulamayanlara öneririm.

Book :) : Farklı seviyelerde İngilizce kitap okumak isteyenlere önereceğim bir site bu da. Pek çok kitap var ve farklı formatlarda bilgisayarınıza indirebilirsiniz.

News in Levels: İngilizce haberleri üç farklı seviyede okumak isterseniz size önerebileceğim bir site bu. Aynı zamanda sayfanın altındaki videodan sesli halini de dinleyebilirsiniz. Size tavsiyem önce dinleyip anlamaya çalışın sonra okuma parçasına bakın. Zaten çok kısa paragraflar vaktinizi almadan size faydalı bilgiler verecektir.

Easy Lang: Farklı seviyelerde okuma parçalarının olduğu ve daha sonra alıştırmalarını da yapabileceğiniz bir site. Parça içinde kelime üzerine gelince otomatik çeviri yapılıyor. Ayrıca öğrendiğiniz kelimeleri, örnekleri de ayrı bir sayfada bulabilirsiniz. 

Cambridge: Burada hem kendinize uygun hem de küçük çocuklara uygun çalışmalar bulabilirsiniz. Kısa kısa zaten. Her türden çalışmaya yer verilmiş. Tavsiye ederim.

Şimdi en başta anlattığım Hüseyin Demirtaş'la İngilizce sayfasında "listening" bölümünde öğrendiğim siteleri paylaşacağım. Siz yine de o videoları izleyip daha ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz. Her derse nasıl çalışılması gerektiğini anlattığı çok açıklayıcı videoları var.


Sırasıyla kolaydan zora konuşma metinleri dinleyebileceğiniz ve yazılı metinleri ile takip edebileceğiniz siteler. Ben özellikle duyduğumu anlamada zorlanan biriyim. Çok fazla Amerikan dizisi de izlemediğim için aşina değilim pek. O yüzden benim işime yarıyor. Zamanında yatırımı Kore'ye yapmasaydım iyiydi. :)

Bir diğer diyeceğim de sözlük olarak İngilizce-İngilizce sözlük kullanmanız. Bu konuda pek güzel uygulama bulamadım. Sadece şuradaki siteyi buldum. Hoşuma da gitti ama tembellik edip pek kullanmıyorum. Hemen elim Google Translate'e kayıyor. Siz benim gibi olmayın.

Hem dilini geliştirmek isteyenlere hem de sıfırdan başlamak isteyenlere uygun programlar olduğunu düşünüyorum hepsinin. Kendi seviyenize göre istediğiniz yerden başlayabilirsiniz. Tabii unutmayın her şey istikrarlı olursa fayda gösterir. Çalışmalarınızın her gün devamlılık göstermesini unutmayın. Bu benim için bile zor geliyor ama yılmamak lazım. Bu sene bullet journal tutmaya başladım bu arada. Önceden günümü planlamazdım ama aşırı faydasını gördüm. Size de tavsiye ederim.
Umarım işinize yarar bilgiler edinmişsinizdir. Şimdiden iyi çalışmalar niyetlenenlere.
Şakır şakır konuştuğumuz günlerin gelmesi dileğiyle.
Mutlulukla kalın.

2 Ocak 2019 Çarşamba

Pain - Film

Merhabalar.
Birikmiş filmler yazıları gelmeye devam ediyor. Bu arada önceki yazımda belirttiğim az resim az spoi kararını eski postlarımı okuyarak tekrar gözden geçirdim. Ve eskilerden daha keyif aldığımı anladım. Blog, ileride okumak için kendime de yazdığım bir yer olduğundan eski düzende yazmaya karar verdim. Ben normal hayatta da böyle ışık hızında karar değiştiren biriyimdir. Bloga yansıtmayı pek istemezdim ama her halimle tanıyorsunuz artık beni. Bu durum bazen çok yorucu olabiliyor. Aynı durumda olup bunu yenmeyi başaran varsa bana akıl verebilirsiniz. Yoksa ömür boyu ikizler burcunun çilesini çekeceğim. :D
Filmimize gelirsek benim bayılarak izlediğim Kore filmlerinden biri daha. Eğer romantik ve dram ağırlıklı Kore filmlerine aşinaysanız ve seviyorsanız Pain'i de çok seveceksiniz. Ancak normalde Kore filmlerini beğenmeyenler için zevkli geçeceğini sanmıyorum. Bu konuda dünyada binlerce film vardır illaki.
Konusu şöyle Nam Soon (Kwon Sang Woo) hissiz bir adamdır. Tek başına yaşayan, hayattan bir beklentisi olmayan ve geçimini bir mafyanın yanında çalışarak sağlamaktadır. Dayak yiyerek para kazanan biri anlayacağınız.
Dong Hyeon (Jung Ryeo Won) ise hemofili hastası, kimsesiz bir kızdır. Ailesinin hastane masrafı ve okul kredisini ödeyebilmek için sokakta kendi yaptığı el işi ürünleri satmaktadır. Her gördüğü tefeciye borcu vardır ve hepsinden kaçmak için çeşitli yolar geliştirmiştir.
Bir gün Nam Soon'un patronu gidip Dong Hyeon'dan borcunu almasını ister. İkili böylece karşılaşmış olur.
Dong Hyeon hesap kitap yaparak aylık küçük bir meblağ ile ödeme yapabileceğini söyler ama Nam Soon bunu kabul etmez ve ev sahibinden depozitoyu borca karşılık alır. Evsiz kalan kızımız hem kaptırdığı parayı almak hem de taksitli ödemeyi kabul ettirmek için uğraşmaya başlar.
*Spoi*

>İkilinin sahneleri çok eğlenceliydi. Zaten kızımız kıpır kıpır olduğu için aralarında hiç sakin bir olay olmadı. 

>Birlikte yaşamaya karar verdiklerinde kızın eşyalarını toplaması ve o eşya yığını ile eve gitmeye çalışmaları da çok komikti. 
>Hele ki Nam Soon'un kıza havalı gözükmek için dizideki oyuncu gibi davranması ayrıca beni gülümseten yerlerdendi.
>Ellerini yapıştırıcıyla yapıştırmaları ve devamında yaşadıkları hele ayırmayıp hastaneye gitmeleri kahkaha ile izlediğim yerlerdendi.
>Yemek sahneleri de çok güzeldi. Dong Hyeon, Nam Soon'un hastalığını öğrendikten sonra tıp kitaplarından araştırması ve alıştırma yapılırsa tüm duyguların öğrenilebileceğini söylemesi. Bunun üzerine yemeklerin tatlarını öğretmeye çalıştığı sahneler ikilinin en tatlı sahneleriydi.
>En duygusal sahneyse şüphesiz ben senin yerine de ağlarım sahnesiydi.
>Biraz ortaya karışık resimlerden ekleyelim.
>Burada metrodan çıkanlar kıza çarpıp bir yerine zarar vermesin diye siper olmuştu. :) Tabi biz o arada eriyoruz.
 >Ve en romantik sahneler keşke hep böyle bir arada mutlu kalsalardı.
> Klişeleri de gerçekleştirdiler.
> Bu sahne süperdi. İkisi de birbirini düşüyorlar ama konu bu kadar acı üzerine olunca mutlu son hayal tabii.

*Spoi son*
Ben izlediğim için mutluyum. Sevdiğim türden hem romantik hem dram bir arada olan bir film. dediğim gibi meraklıları çok sevecektir ama illa herkes izlesin diyemem. Genele vurduğumuzda ortalama kalıyor. İzlemeyi düşünenlere şimdiden iyi seyirler.
Mutlulukla kalın.

30 Aralık 2018 Pazar

A Dirty Carnival - Film

Merhabalar.
Birikmiş film yazılarını tam gaz yazmayı umuyorum artık. Bugün sizlere tam bir gangster filmini tanıtmaya geldim.
Kore'deki en iyi oyuncular listesi isteseler ilk sıralarda yer vereceğim Jo In Sung oynuyor baş rolde. Oyuncuya bayılıyorum. Hangi yapımını izlesem hayran kaldım.Onun içinde olduğu işlerde kalitesizini görmedim daha diyebilirim.

27 Aralık 2018 Perşembe

İnstagram Beni de Ele Geçirdi

Merhabalar.
Bugün sizlere yeni sosyal mecramı tanıtmaya geldim. Kısa tutup hemen gideceğim.
En sevmediğim ve hesap açmamak için var gücümle direndiğim bir sosyal ağ olmasına rağmen sonunda ben de bir instagram hesabı açtım. Nedenine gelecek olursak hobilerimle ilgili fikirleri daha rahat takip etmek diyebilirim. Çünkü birbirinden güzel sayfalar var. Daha yeni keşif aşamasında olduğum için de denizin içindeki minicik bir balık gibi hissediyorum kendimi. Yavaş yavaş paylaşım durumlarını, hayatım boyunca ilk defa dün attığım hikaye olayını öğreneceğimi umuyorum. Beni bu yaban ellerde yalnız bırakmak istemezseniz kullanıcı adım burada(bonheur_mutluluk.icin). Tıklayıp ziyaretime gelin. Haberleşelim, kaynaşalım.
Kendinize çok iyi bakın.
Mutlulukla kalın.

25 Aralık 2018 Salı

Öneri Makinesi Yılbaşı Çekilişi

Merhabalar.
Benim çooook severek takip ettiğim Öneri Makinesi blogunun yılbaşı çekilişi var. Buradan duymayanlara duyurulur. Blogu bilmeyenlerse çok şey kaçırıyor derim. Sinema, müzik, kitap yani insanın ruhuna iyi gelen her şeyi en üst düzey şekilde öğrenmek isterseniz mutlaka göz atın. Deneyimlerine çok özendiğim birisi. Tavsiyelerinin de sonuna kadar arkasındayım. Merak edenler buraya tıklayarak çekilişe ışınlanabilirler.
Mutlulukla kalın.

22 Aralık 2018 Cumartesi

Seramik Hamuru İle Takı Yapımı

Merhabalar.
Evde olduğum bu sürede üniversitede vakit bulamadığım pek çok şeyi yapmaya çalışıyorum. Adeta bir hobi canavarı oldum diyebilirim. Elimi atmadığım şey kalamayacak yakında diye korkuyorum. Ama benim gibi evde bekleyenlere de bu durumu sonuna kadar öneriyorum. Çünkü bir şeylerle uğraşmadığım sürelere kıyasla daha enerjik ve mutlu hissediyorum hobilere vakit ayırdığımda. Kısaca sizlere nasıl seramikten takı yapılacağını anlatacağım ve kendi yaptığım modelleri göstereceğim. Umarım beğenirsiniz. Yorumlarda belirtin lütfen. Çünkü güzel mi oluyor yoksa pek beceremiyor muyum hala bu ikilem içindeyim. Objektif bakış açıları ileride vereceğim kararlarda etkili olacak.
Gelelim kullandığım malzemeye ben Das marka hava ile kuruyan bir seramik hamuru kullandım.
Piyasada bulabildiğim hava ile kuruyan hamurlardan daha sağlam olduğunu düşünüyorum. Bunun dışında birde fırınlanan Fimo hamurları var. Siz isterseniz onları da alabilirsiniz.
Öncelikle kağıt hamuru yapısında bir hamur Das. Çok sert değil ancak ayrıntılı şekil vermek çok zor bence. Dağılabiliyor veya kesmek istediğinizde sıfır bir kesik oluşmuyor. Kenarlarda kalıntılar kalıyor.
Size tavsiyem paketi açtıktan sonra hamurunuzu streçlemeniz böylece hava almayacaktır. Çünkü hava ile kuruduğu için biraz bile açık kalsa artık işinize yaramaz hale gelebilir. 
Hamuru bir süre elinizde yoğurduktan sonra bir merdane ya da ona benzer bir şeyle açıyoruz. Burada zemin kağıt ama siz soyulma olduğunu görürseniz poşet vb. bir şey üzerinde de çalışabilirsiniz.
Benim yapmak istediğim bir kaç model vardı bu yüzden onlara uygun şekillerde kestim hamurumu.
Ben modelleri Pinterest'ten buldum. Clay etiketi ile aratırsanız birbirinden farklı sonucu görebilirsiniz. Yaptığınız şeklin kalınlığına göre iki üç gün bekliyoruz ve daha sonra kuruyan şekillerimizi zımpara yardımıyla düzeltiyoruz. Üzerinde kalan tozları fırça ile temizleyip bir ıslak mendille kalanları siliyoruz. Çok bastırıp bozmayın çünkü haifif bir yumuşama oluyor ıslak mendil ile silerken. Daha sonra arzu ettiğimiz şekilde boyalarla süslüyoruz. Ben akrilik ve sulu boya kullanıyorum. Akrilik boya soyulma yapıyor ama bunu engellemek için vernik sürebilirsiniz. Benim verniğim olmadığı için kullanmadım. 
Tüm işlemler bittikten sonra son halleri böyle oldu. Resimde gördüğünüz boncukları daha önce yapmıştım bugün de takı teli yardımıyla birbirine geçirip kenarlarını kıvırdım. Oralara zincir takıp kolye olarak kullanmayı düşünüyorum.
Ayrıca bizim evin küçüğüne de bir kaç şey yapmadan olmazdı. Hala seninki çok benimki az diye sitem ediyor. En sevdiği karakter olan Batman'in kolyesi ve benim gönlümden kopan Baymax. Baymax karakterine bayılıyorum bu arada bilmeyenler Big Hero 6 animasyonunu izleyebilirler.
Gelelim önceden yaptığım çalışmalara. Aşağıya bırakıyorum lütfen yorumlarınızı eksik etmeyin. Açıkçası bugün yaptıklarım pek içime sinmedi ama yine de baktıkça alışacağımı düşünüyorum. Hep öyle oluyor çünkü. :)
Eğer takı dışında bir şeyler yapmak isterseniz çok güzel dekoratif eşyalar da yapabilirsiniz. Daha önce yazdığım Youtube kanal önerileri yazımda paylaştığım bazı kanallarda seramik hamuru ile yapılan çalışmaları bulabilirsiniz. O yazıyı okumak için tık tık.
Burada yapıp bir sonuca ulaşamadığım çalışmaları koydum belki fikir olur. Ama kenarda öylece duruyorlar. :(
Evet benim naçizane uğraşlarım bunlar. Sağlam oluyorlar ama tabi çok da zorlamamak lazım diye düşünüyorum. Yere düşünce illa ki kırılacaktır. O yüzden korunaklı muhafaza ediniz. Fikir ve önerilerinize açığım. En sevdiğiniz modelleri belirtirseniz de ayrıca mutlu olurum. Herkese keyifli bir hayat diliyorum. Yeni bir hobi arayışında olanlara da tavsiyem. Yapması çok keyifli. 
Benden bu kadar.
Mutlulukla kalın.

14 Aralık 2018 Cuma

Destination Wedding - Film

Merhabalar.
Bugün sizlere uzun bir aradan sonra film tanıtımıyla geldim. Bu sıralar daha çok dizi-film yazısı yazmak istiyorum. Çünkü izleyip, beğenip yazmadığım pek çok film varmış onu fark ettim. Hem bana uğraş olur hem de aramızda merak edenler olursa keyifli zaman geçirmiş olur.
Evet şimdi filmimize geçiyorum. Öncelikle bu filmin internetteki yorumlarına bakarsanız 'izlemeyin', 'vakit kaybı', 'anca konuşuyorlar', 'Keanu Reeves için geldim ama hiç sevmedim' şeklinde cümlelerle karşılaşabilirsiniz. Ben bu yorumlar yüzünden çok ikilemde kaldım bu yüzden şuraya filme bayılan biri olarak yorum bırakayım da azıcık ilgisi olup da olumsuz yorumlar yüzünden çekinenler hemen açıp izlesin. :)
İlk olarak evet filmde hep konuşuyorlar. Ama bence bu filmi sevmemin en büyük nedeni zaten. Keanu Reeves filmlerini sevenler genelde aksiyon bekliyor ondan anladığım kadarıyla. Şu an onun başka filmini izledim mi hiç hatırlamıyorum. Aksiyon severim ama oyuncuyu sevmemin nedeni öncelikli olarak internette onun adına yazılan postlar. Ne kadar samimi olduğu, hayatı zorluklarla geçse de hep kendi olarak kalması gibi pek çok övgü dolu yazı okudum onun hakkında ve itiraf ediyorum filmi ben de sırf onun için merak ediyordum. Kadın başrol de çok tanınan biri, Winona Ryder. Zaten ikili daha önce de beraber çalışmış.
Film konusuna gelirsek, iki kişi bir düğüne gitmek için yola çıkarlar. Önce evlerindeki doğal halleriyle evden ayrılışlarını görürüz. Hava alanında aynı uçağa binmek için sırada beklerken bir anda konuşmaya başlarlar. Daha önce tanışmıyorlardır, birbirlerine adlarını bile söylemeden direk bir tartışma ortamına dönüşür sohbet. Daha sonra aynı uçakta yan yana düşen ikilimiz aynı çiftin düğününe gittiğini hatta kadının damadın eski nişanlısı, adamınsa damadın üvey kardeşi olduğunu öğreniriz. Gıyaben birbirlerini tanıyan ikilinin belki de tek ortak noktaları damattan hoşlanmamaları, düğüne zorla gitmeleri ve aşırı derece ben ne dersem doğrudur bakış açısına sahip olmaları. Filmde bunu narsistlik olarak yansıtmışlar. Ama bana pek öyle gelmedi çünkü geri kalan hayatlarında o kadar kırılmış ve tecrübe ettikleri ya da gözlemledikleri kadarıyla hayattan o kadar korkmuşlar ki kendilerini aksi bir insan kalıbına sokup korumaya almışlar. Hani şu eski Türk filmlerinde aksi, ihtiyar adam vardır. Ama aslında böyle olmasının nedeni zamanında bir yakınını kaybetmesidir falan. O tarz bence.

*Bu kısımdan sonra spoi olabilir. Olayları yazmadım sadece kendi fikrimi yazdım. Yine de böyle şeyleri çok kafaya takan biriyseniz izledikten sonra okumanızı öneririm.

Filmde diğer oyuncuların hiç repliği yok zaten onlara sıra gelmiyor. :) Tüm film ikilinin her şey hakkındaki konuşmalarıyla geçiyor. Bir klişe vardır bir daha görmeyeceğini düşündüğün bir insana tüm sırlarını anlatıp rahatlarsın falan filan. Ben buna pek inanmadığım için böyle alaya alıyorum bu arada. Bu ikili de böyle bir edayla -ama doğrudan bu belirtilmiyor- birbirlerine başlarından geçen çoğu trajik ama izlerken size komik gelen olayları anlatarak sohbeti sürdürürler.
Aslında bu sürekli konuşma havasının bir diğer güzelliği de artık kimsenin birbiriyle konuşmuyor olması. Düşünsenize ne zaman bir yerde sıra beklerken yanınıza gelen biriyle sohbet ettiniz? Ya da ilişki yaşayan çiftlerin kaçı her düşündüğünü direk karşısındakine söylüyor? Evli olanlar bile birbirlerini tolere etme adı altında halı altına süpürdükleri sıkıntılarla yaşıyor ve artık o halı onları saklayamadığında bir oda dolusu pislikle burun buruna geliyorlar. O saatten sonra da hiçbir şey toparlanamıyor. Neyse filme dönelim.
Kadın uslanmaz bir aşıktır, hala eski nişanlısı ile yaşadıklarını atlatamamıştır. Erkek, annesinin peş peşe yaptığı evlilikler ve çalkantılı ayrılıklarından bıkmış kendini herkesten soyutlamış, çekilmez biridir. Ve bu ikili birbirlerine düşüncelerini kabul ettirme -ama her konuda bir fikirleri var- çabasına girerler.
Klasik bir romantik komediden uzak ama tam bir romantik komedi. Yönetmenin daha önce 5'ten 7'ye filmini de izlemiş ve çok sevmiştim. İzlemeyenler varsa mutlaka ona da bir şans verin harika bir film. Yönetmenin dilini çok sevdim. Diğer filmlerini izlemeyi düşünüyorum özellikle senaristliğini yaptığı filmleri. Ayrıca fildeki doğa manzaraları da çok güzeldi. Araştırıp oralara gitmek isterdim.
Filme gelen bir diğer yorumda en umutsuz insanın bile aşkı bulacağı şeklindeydi. Evet bakış açısına göre böyle diyebiliriz. Ama bundan daha derin bir anlamı vardı. Açıkçası ben artık aşkın varlığına inanmıyorum. Şu an olduğumuz kişiliklerle aşık olmamız imkansız. Çünkü en başta hepimiz benciliz, sevmeyi bilmiyoruz. En çok sevdiğimiz kişi kendimiziz. Ama yine de bir ilişkiden çıkıp diğerine atılmamıza engel değil bu. Belki de bu kadar yüzeyselleştiğimiz için biriyle olmadıysa Dünya'nın geri kalanı bizi bekliyor kafasında yaşıyoruz. Karşımızdaki insana değil o an yaşadığımız ilişkiye daha çok anlam yüklüyoruz. Ama bence bu filmin sonunda bunun tam tersi oluyor. Kadın ilişkiden yeni çıkmış ama hala aşka açık, adamın aile hayatı berbat bu yüzden ilişkilerden korkuyor ama günün sonunda yapmadıkları için pişman olmak onu daha çok korkutuyor. Dünya'nın geri kalanından birini değil onu istiyor.
İkili birbirlerine şans verse de bunun felaketle sonuçlanmayacağı da kesin değil. Hele ki o karakterdeki iki kişinin ilişkisi. Ama yaşıyoruz değil mi? Ve sabun köpüğü içinde yanıltıcı bir mutluluk hayatın içinde yok. Acı, stres, koşuşturma ve tüm bu yüklerle başa çıkmamızı sağlayan sevgi var. Bu yüzden bu film bana bunları düşündürdüğü için çok sevdim. Tabii siz bu kadar irdelemez sadece konuşmaları dinleyip geçerseniz aynı etkiyi alamayabilirsiniz.

* Muhtemel spoi sonu.

Oyuncuların bu filmi neden kabul ettiğine gelecek olursak. Bu kadar harika işler başarmış ve sevilen iki oyuncu romantik komedide neden oynar? Çünkü film içinde süper bir rol kabiliyeti barındırıyor. Karakterler çok gerçek yazılmış, evet ama oyuncularda çok gerçekçi rol yapmışlar. Her sahnede tam olarak insanlar. Yani beceriksizlikleri ve tepkileri çok gerçek. Bu tarz filmlerde estetik çok önemlidir bence. Göze güzel ve romantik gözükecek sahneler olsun istenir. Özellikle karakterlerin yakınlaştıkları sahnelerde ama bu filmde bu kaygıya gidilmemiş ve bence çok da iyi olmuş.
Benim söyleyeceklerim bu kadar. Kafamı zor topladığım bir yazı oldu. Bana çok anlamlı gelen ama herkese bu duygunun geçmeyeceğini düşündüğüm bir film. Bu tarzı seviyorsanız ve klişeden sıkıldıysanız izleyin derim. Yorumlarda fikrinizi belirtirseniz süper olur ama sevmediyseniz çok da gömmeyin n'olur. Ben çok sevdim nedense ponçik kalbim kırılmasın. :D Bu arada bir süredir ekran görüntüsü alamıyorum bilgisayarda o yüzden resim yükleyemedim. O da sürpriz olsun ya da göz ucuyla Google'lı bir karıştırın fikir alma açısından.
Mutlulukla kalın.