Neler Hakkında Yazıyorum?

Ore ga Akuma de, Aitsu a Yome de - Manga

Merhabalar.
Hızlıca yazayım dedim yazıları. Malum şevke geldim kaçmadan değerlendireyim. Zira jet hızıyla değişen kararlarımla meşhurumdur. Bugün ki konumuz yine bir manga ama öyle güzel ve duygulu ki. Okurken pek çok yerde hüngür hüngür ağlayabilirsiniz. Ben böyle okudum çünkü.
Konuyu biraz saptıracağım ama yazasım var işte. Zamanı gelip de okuyan olursa dertleşmiş oluruz. Ben ailemin en büyüğüyüm ve benden sırasıyla 8 ve 17 yaş küçük iki erkek kardeşim var. Anne de çalışınca otomatikman küçük anne siz oluyorsunuz. Ben de bu yüzden çocuklara dayanamam. Nerede görürsem içim gider. Düşecek olsa annesinden önce basarım çığlığı. İsterim ki dünyadaki tüm çocuklar benim kollarımın arasında kötülüklerden korunsun. Bu mümkün olmasa da en azından yetişebildiğim yere kadar onları mutlu etmek istiyorum. İşte bu hassasiyetim yüzünden daha da etkiledi beni manga.

Konusu şöyle; bir şeytan olan Anzamia şeytanların yapması gereken görevleri yerine getiremeyen yetersiz biridir. Yapması gereken ise insanlarla istekleri doğrultusunda sözleşme yapıp karşılığında onların ömrüne sahip olmaktır. Ama onun başarıları sıfırdır. Kimseyle sözleşmesi yoktur. Neyse ceza olarak dünyada yaşamaya gönderilir. Tam bu sırada da bir yetimhanede kalan Uika adlı tatlı kızımız belli sebeplerden umutsuzluğa düşmüş, ağlayarak Tanrı'ya dua etmektedir. Anzamia da tam Uika'nın bulunduğu çatı katına düşüş yapar. Uika onu Tanrı'nın gönderdiğini düşünür ve yardım etmek ister. Anzam da Uika'nın 92 yıllık ömrünü görünce onunla sözleşme yapmak ister. Masum kızımız artık yalnız olmak istemediği için onunla evlenmesini ister. Ve işte hikayemiz başladı.


Biraz aklı havada bir şeytan ha, siz ne dersiniz?


-Spoi kısmımız başlasın!

-Ve beklenen sözleşme. Başta Anzam Uika'nın sözleşme için yeterli olmadığını düşünür ama kızımız onu yaptığı sihirlerle :) ikna eder.



-Yeni evli hayatın başladı Uika-chan.


-Kızımızı bir dilek daha dilemesi için zorlayan Anzam her şeyin bu haliyle harika olduğu cevabını kabullenemez ve alır başına belayı. Uika kilisede düğün yapmak istiyordur. Ama o da ne! Şeytanlar kiliseye girebilir mi?


Nasıl da savunurmuş kocasını. :)
-Rahip Shinpu-sama bekar olmanın tüm ayrıcalıklarıyla dağınıklıkta sınır tanımamaktadır. Evin halini gören çiftimiz ise bakın neler yapıyor.



Kıyamam ya...
-Biraz da Uika'nın tatlılıkları.



Burada kızın ömrünün hiç azalmadığını görmüştü.
 


-Ah ah Anzamia sen de anlarsın da bu Uika'nın kıymetini dua et geç olmasın. Uika ve sınıf arkadaşları silahlı biri tarafında rehin alındığında olanlar.



Burada başın kanıyor diye ortalığı birbirine katmıştı kızımız ama o şeytan ona bir şey olmaz.
Hadi eve gidip pudingimizi yiyelim.
-Uika, Anzam'ın hayatına çok şey katıyor. Bu da onlardan bir tanesi.
Arkadaşlar!
-Sıra geldi büyük sırra.
Cennetten düşmüş melek.
:) Bu tür kitapları hiç okumadım ama seveni az buz değil. İşte bu da o türden bir hikaye. Yalnız bizim meleğimiz kötü çocuk değil, puding seven bir koca.
-Mutlu olmalısın, peki neden içinde bir şeyler acıyor.


-Canım Uika-chan umutsuzluğu da kapılsa, beni sevmiyor diye üzülse de onu sevmekten vazgeçemiyor. Çünkü artık hiç yalnız kalmak istemiyor.


Burada birkaç şey söylemek istiyorum. Bazen insan çok yalnız hissediyor. Buna zemin hazırlayan pek çok etken olabilir. Ailesinin olmaması ya da onu anlamaması. Yine de yalnız oluyor işte. Sevilmek istiyor, değer görmek istiyor. Bu istekle de pek çok hata yapabiliyor. Hata diyorum çünkü o an doğru gelen pek çok şey bir süre sonra çok yanlış olup kişiye çok zarar vermiş olabiliyor. Şimdi tek tek dedikodu yapar gibi bu da var bu da var diye örnek veremem ama eğer olur da bu satırları okuyanlar varsa lütfen çevrenize karşı daha duyarlı olun. Her sınıfta ya da ortamda böyle insanlar olabilir. Onlarla arkadaş olun, sevin onları. İyiliği, mutluluğu paylaşın.
Unutmayın! Hayatta herkes bizimle aynı yaşantıya sahip değil. Ve daha iyi standartları olan insanlar, kendinden daha kötü durumda olanlara yardım etsin diye o imkanlarla donatılmışlardır. Buna ister insan hakları deyin ister sevap işlemek ister başka bir şey. Ama bu dünyada aldığımız bir nefes varsa bunu hep daha iyi olmaya, daha iyi şeyler yapmaya harcamalıyız.
Okuduğunuz için teşekkür ediyorum ve mangamızı anlatmaya geri dönüyorum.
-İşte en vurucu ve beni her okuyuşumda hıçkırıklara boğan yer. Şu an bile gözlerim dolu dolu. Bizim tatlı mı tatlı Uika'mızın aslında birkaç akrabası vardır. Ancak onların davranışları yüzünden onlardan uzaklaştırılıp yetimhaneye bırakılmıştır. 
Çocuk istismarı kadar aşağlık bir şey yok her halde bu dünyada. Karşılık veremeyecek birine neden böyle davranır insan? Bu ne eğitimdir ne de ceza. Yüreğimizi ve zihnimizi bu düşüncelerle kirletmeyelim. Çocukları çok çok sevelim. Bir gün onlar da büyüyecek.
 Bu bölümde O akrabalarla karşılaşıyorlar.



 Uika diğer ailesinden hep aşağılanma ve bize borçlusun tepkileri gördüğü için Shinpu-sama'ya birgün yaptıklarının karşılığını ödeyeceğini söyler. Buna çok içerleyen rahibimiz ise biraz hırçınlaşır. Ama kabak yine Anzamia'ya patlıyor.
-Anzam artık Uika'nın dileklerini dolayısıyla ömrünü başkaları için kullanmasının gereksiz olduğunu anlatmak ister ve diğer sözleşme sahipleriyle görüştürür.

Bu ikisi başka bir yerden ama koyayım dedim.





Böyle düşünen Uika'mız ve ona kıyamayan bir Anzam'mız var.
-Yeni bir gelişmeyle Anzam'ın cenneten atılmasının haksızlık olduğu öğrenilir. Onu almaya gelen melekler ve kocasını kimseciklere ezdirmeye Uika'mız.


-Cennete gitmek istemeyen ve ısrarla bir şeytan olduğunu söyleyen Anzam kötülük yapmaya kalkarsa;

-Uika'mızın son bir dileği vardır. Bakalım neymiş?


 -Ve Uika Anzam'dan boşanmayı diler. Cennete çekilen meleğimiz ve sonrasında olanlar.
-En nihayetinde mutlu son.

Geldik bir sona daha. Uzun uzun yazasım var nedense. Kelimelerle ve harflerle kuşatılasım. Dünya çok yorucu. Kaçıp kitaplarıma sığınasım var.
Mutlulukla kalın.