Neler Hakkında Yazıyorum?

1 Ağustos 2023 Salı

BCP Temmuz * Komedi, Mizah, Alman Edebiyatı

Merhabalar.

Bu BCP'ler de olmasa buraya uğradığım yok valla. Havalar çok sıcak. Yaz kurslarına başladım. Almanca ve İşaret Dili öğreniyorum. Geriye dönüp bakınca bu yoğunluk iyi geliyor ve mutlu ediyor beni. Konu Alman edebiyatıyken hazır da Almanca öğreniyorum diye kitap seçmek istedim ama yeni dönem insanı kitap okuyamıyormuş. Topu tüm dünyaya atayım da ben tembel görünmeyeyim. :D

Kitap okumadığım için ben de dizilerden seçtim bu ay. İlk dizimiz benim aşık olduğum Jeon Do Yeon'un dizisi, Crash Course in Romance. Yetişkin insanların aşk hikayelerini seviyorsanız mutlaka izleyin. Hayat koşuşturmasında olan iki insanın başta düşmanlıkla başlayan daha sonra hoşlantıya dönen çok tatlı, çok romantik hikayesi. Aşk adam Jung Kyung Ho da bizi bir kez daha hayran bırakıyor. Hele Dispatch'in sevgilisiyle yakaladığı bir an var. Resmen gerçek kdrama. Gözlerimde kalplerle okumuştum o haberi. :)

İkinci dizimiz de Kore'den The Boy Next Door. Webtoondan uyarlanmış. Choi Woo Shik ile Jang Ki Yong çok sevdiğim aktörler. İkisini böyle bir hikayede izlemek aşırı eğlenceliydi. Sürekli kahkaha atıyorsunuz. Ben zaten bromance ve bl dizilerini izlemeyi çok seviyorum. İşin içine komedi de girince tam safe dizilerden oluyor. 

Ve son olarak da güncel izlediğim bir Tayland dizisini önereceğim. Be My Favorite. Tayland sektöründen gelen haberler beni sektörden çok soğutmuştu. Ama bu dizi nasıl olduysa ilgimi çekti ve bir bakayım derken müptelası oldum. Gawin çok sevdiğim bir oyuncu. Krist sıkıntılı biri olsa da benim gözümde, iyi bir oyuncu olduğu için ve Gawin ile enerjileri süper uyumlu olduğu için izlerken de keyif alıyorum. Biraz fantastik, biraz dram, bolca romantik komedi. Bu dizi bl türünde. Onu da belirteyim izleyecekler için.

Benim bu ayım böyle. Sıcakta hiçbir şey yapmak gelmiyor içimden. Çok bunaltıcı. Konuları da uzun uzun yazmak isterdim ama klavye bile yanıyor şu an. Umarım blogları gezip okuyacak enerjim ve odağım olur. Siz de bir şeyler okumakta zorlanıyor musunuz? Hayat sanki korona sonrası bambaşkalaştı. hıh.

Mutlulukla kalın. :)

5 Temmuz 2023 Çarşamba

İzlediğim Filmler

Merhabalar.

Ben tam bir arşivciyim ama depolama alanları bana hiç yardımcı olmuyor. Bu yüzden arşivlerimi yavaş yavaş siliyorum. İzlediğim filmleri de buraya not alamaya karar verdim. Yavaş yavaş dolacak buralar. 

Mutlulukla kalın.

1 Temmuz 2023 Cumartesi

BCP Haziran * Fransız Edebiyatı ve Doğa

 Merhabalar.

Haziran bitti bile. Nasıl geçti hiç anlamadım bu sefer. Sıcaklar bizim burada bir anda bastırdı. Yorgandan pikeye hızlı bir geçiş yaptık. Hastalanırım diye korkuyordum ama şükür kuru öksürükten başka bir şey yok gibi. Bu aralar karşıma çıkan Tehlikeli İlişkiler kitabından uyarlanan şeyler daha çok gözüme çarptı ya da öncesinde bildiklerimle bir şekilde denk geldim. O yüzden bu ay için bu kitabı seçtim. Tehlikeli İlişkiler - Choderlos De Laclos.

Kitap mektuplaşmalar şeklinde ilerliyor. Zamanında bloğa yazdığım bir yazıyı da koyayım buraya. Ayrıntılı okumak isteyen bakabilir çünkü pek vaktim yok yazacak. Dediğim gibi bu kitabın çeşitli yıllarda uyarlamaları yapılmış bolca. Bazıları çok uymuştu bazıları yetersizdi. Ama ben hepsine bir şekilde ulaştım. Garip bir şekilde ilgimi çekiyor bu konu. Karakterleri üzmeye aşırı yatkın bir konu olduğundan her halde. Ben trajedi, dram gibi konulara bayılırım.

Bu günlük bu kadar olsun o halde. Herkesin bayramını kutlarım. Yakın zaman da hayatımda bazı değişikler olabilir. Yine. :) Belki bu yazmamı kolaylaştırır ve daha çok yazı yazarım buraya. Kelime Oyunu hep aklımda. Çok yazmak istiyorum. Ama iştesi var. Neyse halledeceğiz diye umuyorum. Bir hayatımı ortaya saçıp yeniden toplayayım da ferahlasın.

Hoşçakalın.

Mutlulukla kalın.

27 Mayıs 2023 Cumartesi

Öyle Bir İçimden Geldi Çünkü İçim Çok Sıkılıyor Bu Aralar

Merhabalar.

Buraya tiwit atar gibi yazı mı yazsam ki? Uzun yazayım deyince bir türlü odaklanamıyorum. Mayıs BCP için kitap seçtim onu da okuyamıyorum. Müzik ve Sessizlik'te de son 100 sayfa öyle duruyor. Gün içinde hep bir şeyler yapıyorum ama neden faydalı şeyler çok azmış gibi geliyor? Şu aralar kafam çok bozuk. Kendi kafa karışıklığım bir yana seçim de iyice huzursuz ediyor beni. Hani nasıl bir ülke ki bu bir diğerinin kazanması durumunda bitip tükeniyor. İnsanlar farkında olmadan öyle laflar ediyor, öyle kayıtsız kalıyor ve kutuplaşıyor ki gördükçe inanamıyorum. Kendim de aklı selim düşünmek için çok çabalıyorum. Herkese eşit mesafede duramasam da kırıcı ve negatif duyguları katmadan yaklaşmak istiyorum olaylara. Bazen ezberlenmiş sözcükler çıkıyor ağzımdan. Topla, tüfekle yapamadıklarını böyle bölye yapıyorlar diye söyleniyorum. Kanıtsız, mantıksız bir fanatiğe dönüşmek en istemediğim şey. Pazartesi e-okuyucu alma ihtimalim var. Bir sürü pdf tarzı kitabım var belki bu sayede daha çok okurum da bu korkularım da azalır. Hep az okumaktan çünkü benim sıkıntılarım. Bence öyle yani. Hani olur ya kendine bir hayal kuranlar ama iş eyleme gelince korkup köşesine çekilenler şu sıralar bu tarz biri olduğumu düşünmeye başladım. Sağ olsun dünyadaki büyük küçük her olay da korkumu tetikliyor. Neyse işte bu da böyle bir yazıydı. Belki kendini imha eder belki durur. Kendime de hedef koyayım hadi. Mayıs'ın son günü doğum günüm o zamana e-okuyucumu da almış olursam kitabı bitirip yazıyı yazacağım. Seçtiğim kitap çok güzel. Şimdiden bir sürü alıntı seçtim buraya koymak için ama günde 2-3 sayfa okuyunca bir yere gitmiyor maalesef. Neyse neyse güzel şeyler olacak inşallah. Kişisel bile olsa artık bir köşede kendi halime üzülmek istemiyorum. Çabalamak güzel olmalı. Hala ne için ya da bir karşılığı var mı tereddütleri yaşasam da kendi içimde kavga ede ede bir sonuca ulaşırım diye umuyorum. Zaman her şeyi değiştirdiği gibi bana da güzel bir değişim getirir belki de. Umudum bu yönde.

Birkaç resim koyayım iç açar belki.







Mutlulukla kalın. Ben biraz zor gülümsesem de bugünlerde. 

27 Nisan 2023 Perşembe

BCP Nisan * Belirli Yazarlar, Yönetmenler

Merhabalar.

Her ay belli konular hakkında yazıp sonrada birbirimizi ziyaret ettiğimiz Bcp etkinliğinin Nisan ayındayız. Sizler de etkinliğe katılmak isterseniz. Okurix blogunu buradan ziyaret edebilirsiniz.

Bu etkinliği yaparken bir şeye çok üzülüyorum o da yeterince kitap okumuyor olmam. Elim hep filmlere gidiyor nedense. Kitaplara filmler kadar hevesli olamıyorum. Zaten genel bir dikkat süresinde azalma var galiba ülkede. Kitap okumak daha da zorlaşıyor böyle olunca. Ama yılmak yok. Bozulduğu gibi tamir olabilir her şey. Ben artık buna inandırmaya çalışıyorum kendimi. Bir şey bozulduysa tamir olabilir, değiştiyse eski haline de dönebilir. Boyun düzleşmem var çünkü ve artık hayat konforumu etkiliyor. Böyle düşününce en azından rahatlatıyor. Neyse konumuza geçelim. Ben bu başlığı görünce aklıma hemen bahsetmek istediğim birkaç yönetmen geldi. Onların filmlerini izlediğimde çok etkilenmiştim. Daha fazla yönetmen var aklımda ama hem ilk bu kişilerin gelmesi hem de diğerleri daha popüler oldukları için farklı öneriler yapayım dedim. Bakalım bilenler çıkacak mı?

Benim sebepsiz en sevdiğim film olan Glück filminin yönetmeni Doris Dörrie. Hem bu filmi hem de diğer filmlerini izleyin bence. Blogda Glück yazısı da var.

Daha önceki Bcp etkinliğinde Rus sinemasından bir şeyler izleyeceğimiz bir madde vardı. Ben onun için araştırırken Aleksandr Sokurov isimli yönetmeni keşfetmiştim. Hakkında söylenenlerden etkilenip iki filmini izlemiş diğer filmlerini de arşivlemiştim. Merakla onları izleyeceğim zamanların gelmesini bekliyorum. Keşke daha çok film izleyebilsem. Size de bu yönetmeni bir araştırmanızı öneririm.

Diğer bir önerim ise Marco Berger. Kendisi Arjantinli bir yönetmen. Ben nasıl denk geldim hatırlamıyorum ama yakın zamanda Un Rubio adlı filmini izledim. Filmi çok sevdim. Modern zamanın ilişkilerini iyi yansıttığını düşünüyorum. Karakterler ve oyunculuklar da beni çok etkiledi. Daha sonra diğer bir filmi olan Absent'i izledim. o da Un Rubio'da verdiği gerginliği hissettirdi ama o filmden biraz aşağıda kaldı. Diğer filmlerini de izlemek istiyorum. Konulara bir bakının severseniz şans verin bence. Ben böyle uyarıları yapmayı pek sevmiyorum aslında ama bu filmlerde ve yazının genelindeki filmlerde rahatsız olacağınız sahneler olabilir. Ben her şeyi izlemem derseniz izlemeden önce biraz bakının.

Geldik sonuncuya, Francis Lee. Kate Winslet'in harika performansıyla Ammonite, yönetmenden izlediğim ikinci filmdi. Birincisi God's Own Country. İki filmde hem gerçekçilikleri hem de oyunculuk performansları ile beni kalbimden vurdu. İzleyin bence. God's Own Country daha fazla etkiledi sinema zevki açısından ama Ammonite filmiyle daha fazla bağ kurdum.

Filmleri yönetmenlerine göre seçip izlemek bana her zaman zevk verir. Her filmde benzer şeyler yakalamak hem oyun gibi gelir hem de o işin bir parçası gibi hissettirir. Belki onların üstünkörü geçtiği yerlere fazlaca anlamlar veriyoruzdur ya da ufacık bir detayı keşfedip üzerine düşünülmüş, özenilmiş, emek verilmiş bir işin hakkını teslim ediyoruz diye düşünürüm.

Sizlerde bir film izleyeyim diye düşünürseniz bu yönetmenlere bir şans verebilirsiniz. 

25 Mart 2023 Cumartesi

Notre Dame de Paris - Müzikal

Merhabalar.

Notre Dame'ın Kamburu kitabını ve anlattığı hikayeyi bilmeyen yoktur. Ben de kabaca hakkında fikir sahibiydim bundan öncesinde. Daha sonra karşıma bir şarkı çıktı. Şarkıyı beğenip araştırınca Notre Dame de Paris müzikalinin en sevilen parçalarından biri olan Belle olduğunu öğrendim. İlk kez 1998 yılında gösterilen müzikal olmasına rağmen benim şu an keşfetmiş olmam beni çok şaşırttı ve hemen koşup izlemek istedim. Şansıma internette Türkçe çevirisi bolca mevcuttu. Ben buradan izledim eğer merak eden varsa. İşte o andan sonra da her gün kesintisiz müzikalin şarkılarını dinliyorum. Üstelik bir çok ülkede farklı dillerde sergilendiği için onları da buldum. Ama bir tek İspanyolca olanını beğendim. Onun müziklerini de buraya bırakayım. La Canción De La Zíngara favorim.

İstanbul'da yaşayanlara da bir güzel haber vereyim. Müzikal Fransız orijinali ile Zorlu'da yayınlanacakmış.

Hani bir replik var ya yanımdasın dokunamıyorum çok saçma. İşte bu tam olarak benim şu an ki hislerimi anlatıyor. Gitsen gidilir ama imkanlar elvermeyince ben de dramatik bir el hareketiyle nayır nolamaz diyerek sandalyeme yıkılıyorum. Şaka bir yana ben bir anda bu kadar çok sevdiğim için buraya da yazayım dedim. Kitabı da aldım. Müzik ve Sessizlik bitince okuyacağım.

Benim gibi müzikali bilmeyenler bir şans verebilirler. Bilenler için de farklı versiyonlarını dinlemek hoş olabilir diye düşünüyorum. İstanbul'daki gösteriye gidenler benim yerime de bolca eğlensin. Kendinize iyi bakın.

Mutlulukla kalın.

16 Mart 2023 Perşembe

BCP Mart * Kadın Yazarlar Ve Polisiye

Merhabalar.

Blogları canlandırma projesine devam ediyoruz. Mart ayının konusu kadın yazarlar ve polisiye. Bu sefer biraz erken yazıyorum. Hazır aklımda bir şey varken ve zamanım da varken yazayım dedim. Ben polisiye teması için bir süredir merak ettiğim Kuzuların Sessizliği filmini seçtim. İmdb'de puanı çok yüksek olan filmler, hep izlemem gereken, izlemediğim için çok şey kaçırıyormuşum gibi düşündüren bir yerdeler benim için. Ama çoğu da eski olunca pek sıra gelmiyor açıkçası.

Neyse gelelim filme. Ben gerçek suç olaylarını dinlemeyi seven biriyim. Özellikle seri katillerin psikolojileri çok ilginç olduğu için bununla ilgili çok yayın tükettim. Birazcık Amerika'nın olayları hikayeleştirmesiyle de -bence- bu tarz içerikler sıkça yapılıyor. Yine bu türden bir podcastte bu filmden bahsediliyordu. Konuşmacılar sevdiklerini söyleyince de izleyeyim dedim. Ama gerçekten çok sıkıldım. Belki o zaman için başarılı ve farklı bir iş olabilir ama ben sevemedim. Çok tahmin edilebilir bir senaryoya, teatral oyunculuklara (bunu demek asla haddim değil belki ama sevemedim işte), başı sonu kopuk gelen noktalara sahip bir filmdi. Olayları ve nelerden esinlenildiğini bilmesem karakterlerin çoğu davranışını bir sebebe bağlayamazdım bile bence. Sadece polisin eski anılara gittiği sahneleri çok sevdim. Sahne geçişleri harikaydı. Devam filmleri de varmış ama izlemem sanırım. Hala nasıl bu kadar çok puan aldı anlayamıyorum da. Zamanında aldığı ödülleri sonuna kadar hak ediyordur ona sözüm yok. Çünkü o zamanın şartlarına göre değerlendiriliyor. Ama şimdi üzerine başka bir sürü benzer ve bence daha gerçekçi hikaye gelmişken en azından bu kadar yüksek puanlı olmazdı diye düşünüyorum. Bu tamamen benim cahilliğimden de olabilir. Eğer bilmediğim bir nokta varsa aydınlatın beni. Ya da sadece benim kişisel zevklerimle uyuşmadığı için de olabilir bilemiyorum. Ama düşüncelerim bu şekilde.

Kadın yazarlar konusu için de son zamanlarda okuduğum bir kitap var. Benim şu an ki okuma hızıma göre Mart bitene kadar bitmeyebilir o yüzden ilk 100 sayfanın verdiği hislerle yazıyorum bunları. Gerçekten ilginç ve hoş bir kitap. 

Kitabın adı Müzik ve Sessizlik. Danimarka'ya kralın emrinde çalışmaya giden bir müzisyenin hikayesini anlatıyor. Yorumlardan gördüğüm kadarıyla insanların sıkça sahaflarda denk gelip beklentisiz okumaya başlayıp sevdikleri bir kitap olmuş. Sahafta sıfır beklentiyle alma kısmı benim için de geçerli. Sevmek kısmını da zaman gösterecek. Şu ana kadar merakla dolu bir hoşlantıyla okuyorum denebilir. Ama çok karakter var. Bir not defteri alıp notlar alsam iyi olacak. 

Böyle işte Mart ayı da böyle geçti, geçiyor. Daha yazsam çok fazla serzeniş, öfke, iç sıkıntısı, korku çıkacak kelimelerimden ama elim de varmıyor bir şekilde. Neyse yazma çubuğu kıpırdanıp duruyor. Beynim karma karışık. Durgun sulara kavuşunca bol bol yazarım. Mutlu mutlu şeylerden bahsederiz.

O zaman bir kez daha...

Mutlulukla kalın.