'Başucumda Müzik' Okur Yorumu

Tarih tadında bir aşk romanı...

"Başucumda müzik olmadan uyuyamam. Çocukluğumdan beridir."
Bu cümlelerle başlayıp devamında sanki karşılıklı muhabbet ettiğim birinden inanılmaz bir aşk hikayesi dinliyormuş gibi hissettiren sakin bir kitap. En azından ben her elime aldığımda şöyle kaburgalarımın arasındaki o yerde bir sakinlik hissettim.
Eğer benim deyimimle 'resmi bilgi' kısımlarına baktıysanız bu hikayenin gerçek bir olaya dayandığını bilirsiniz. Ama yazarının da dediği gibi; "Bu kitapta yazılanların hepsi gerçektir. Ama aynı zamanda hepsi yalandır. Çünkü onu ben yazdım." Bence bunlar böyle gerçekle kurgu arasında kalmış bir hikayeye başlarken söylenecek en zekice sözler. 
Hele ki konu aşk olunca... Okurken çokça, aşk kurgularda en kusursuz halini alıyor diye düşündüm. Ama ne zaman gerçek hayata taşınıyor o zaman hep biraz eksik. Galiba o eksik olan da çoğunlukla bizleriz.
Kitabın konusuna gelirsek benim cümlelerimle; hayal aleminden çıkıp bir türlü olgunlaşamamış ama bunu kendine çok da fazla yakıştıran bir kadının yasak aşkının hatıraları. 
Dedim ya sanki o kendi kurduğu düşün kahramanı olmak isteyen kızla karşılıklı oturmuşuz ve çaylarımızı yudumlarken bana geçmişini anlatıyor. Ara sıra konudan konuya atlıyor, bazense gözleri öyle bir yere dalıyor. Artık düşündüğü neyse hiç bir kelimenin onu tam anlatamayacağını düşünüp "Aman neyse, böyleydi işte." deyip geçiştiriyor. Sanırım bunda en büyük etken yazarın başarısı oluyor. Erkek bir yazarın tüm roman boyunca bir kadının ağzından yazması, bir de bu kadar güzel yazması takdir edilir bir şey.
Roman boyunca o duygusal gelgitlere hep hak veriyorsunuz. Artık belli bir yerde, yapılan yanlışı yargılamıyor ve sanki o kişi sizmişsiniz gibi yaşayıp gidiyorsunuz. Kahramanın da dediği gibi her şeyi, dışarıda kalan her olayı unutuyorsunuz. Ama hep o en mutlu anlarda bile duvarların arkasından bizi gözetlediğini düşündüğümüz huzursuzluk orada oluyor. Diğerlerini mutsuz etmeyeyim diyoruz, aynı zamanda kendi göz yaşımızı da harcamak istemiyoruz. Peki o zaman ne yapmalıyız?
Bence bu kitap hayatta mutluluk kadar bizi köşe başlarında bekleyen mutsuzlukları da anlatıyor. 
Bu yüzden onun yanında her şeyi unutsak da elbet bir gün hatırlayacağız.
Gel gelelim benim "orası da çok güzel, burası da çok güzel" diye diye biriktirdiğim alıntılara.
Ben normalde kitapların kenarını kıvırmaya bile kıyamam ve öyle bir şeylerin altını çizdiğimde de gözüm hep oraya kayar, rahat edemem. Bir huyum daha var ki acemiliğimi iyice dışa vuruyor. Ben kitaplarda beğendiğim bir yer olsa da öylece bırakırım. Ne bir yere yazarım ne de sayfasını not alırım. Eh blog işlerine girince de bunu yapmanız gerekiyor otomatikman. Bu yüzden ilklerin günahı yoktur diyerek bayağı bir kısım biriktirmişim alıntılarda, bu yüzden onları ayrı bir post olarak yazacağım. (Kitabın genelini kapsayacağı için heyecanı kaçmasın diye sadece başlarını da okuyabilirsiniz.)
Tabii diğer bir gerçek de kitabın her satırının hatırlanmaya değer olduğu. Bu benim kendime anı olarak bırakacağım bir blog olacağına göre geriye dönüp o etkileyici satırları okumak eminim beni çok mutlu edecektir.
Kitapla ilgili bir diğer düşüncem ise -olumsuz demeyelim ama- sanki yazarın diğer kitaplarını okusam da aynı tarza ve duyguda cümleler bulabilirmişim gibi geldi hep. Bu da kitabın biraz deneme tadında olmasından sanırım. Neyi yazarsanız yazın eğer iletmek istediğiniz bir şeyler varsa bu bir yerden diğer yazdıklarınızla kesişiyordur eminim.
Kısacası tereddüde düşmeden okuyabileceğiniz ve anılarda kaybolacağınız bir kitap.
Şimdiden keyifli okumalar. 
Mutlulukla kalın. 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mim: Kolesiyon

Highway - Film

Namaikizakari - Manga