Neler Hakkında Yazıyorum?

Bir Süre Böyle İşte

Herkesin hayatı sanki tepetaklak.
Büyüyoruz ama endişelerimiz de bizimle büyüyor. Sadece kendimiz olsak hayatımızda daha mı rahat olurdu acaba?
Hayal kırıklığına uğratma endişesi olmadan ya da gözünüzün içine bakan beklentiler...
Notları, iş bulmayı, evlenmeyi, düzgün bir insan olarak yaşamayı...
Hatta daha hayatın içinden diyelim. Misafirleri öperek karşılamayı, arkadaşlarımıza samimiyetsiz yakınlıklar göstermeyi, komşunun evin her odasından duyulan sesini sineye çekmeyi...
Bunlar tabi ki benim için katlanılmaz olan şeyler. Ancak herkesin de aşağı yukarı aynı başlıklar altında toplanacağını düşünüyorum.
Şu an üniversitede okuyorum. Üçüncü sınıftayım ancak o kadar boşluktayım ki.
İnsan büyüdükçe ayakları daha sağlam basması gerekmez mi?
Belki de benim uçurumdan aşağı sonsuz bir düşüş gerçekleştirme isteğim zorluyor beni havada kalmaya. Keşke yanında endişeyi de getirmese. Ama bunu engelleyemiyorum.
Her sınav haftası olduğu gibi şimdi de biraz sallantıdayım ruhsal açıdan. Kendimden öyle çok şey bekliyorum ki kendi kendimi tüketiyorum.
İnsan bazen, her zaman olmasa da, dışarıdaki sesleri susturabiliyor. Ama kafanızın içinde ve hatta kalbinizde size söylenen biri varsa her sözü, her yakınması daha da acıtıyor.
Gelecek korkutucu.
Gelecekte sadece kendimin olmayacağını bilmek daha da korkutucu.
Beni hiç rahat bırakmayacak ve hayatımda mecburen bulunacak olan o insanlar korkutucu.
Nasıl başa çıkarım bilmiyorum ama üzülmemek istiyorum. Ve üzmemek.
Görünmez olabilseydik keşke. Kendi başımıza, kulağımızda müzik, dudaklarımızdan müziğin sözleri, istediğimiz ritmle sokakta yürüyoruz. Deli mi bu kız denmeden, kendi istediğimiz gibi.
Birazcık hissettiğimiz gibi yaşıyoruz.
Umarım ömrümüzde öyle günler gelir.