Geleceği dört gözle beklerken geçmişi özleyen bana... Yaşadığımı hissetmek için kendime öncesinden birkaç anı... En güzel hatıralar şu an içimden geçen duygulardır.
17 Aralık 2023 Pazar
Kalbimde Yeri Ayrı Olan Dizi Önerileri * Be My Favorite
4 Temmuz 2022 Pazartesi
BCP Haziran * Happy Birthday The Series
6 Ekim 2020 Salı
2gether The Series ve Still 2gether- Dizi
Merhabalar.
Bugün sizlere en en en sevdiğim Tayland dizisini anlatacağım. Ama öncesinde bir not geçeyim bu dizi BL türünde eğer bu tarz konulardan hoşlanmıyorsanız okumayabilirsiniz.
Evet uyarımı da baştan yaptığıma göre fangirl çığlıklarımla diziyi anlatabilirim. Tayland benim yıllardır bir şekilde yapımlarını izlediğim ama son iki yıla kadar farkında olmadığım bir ülke. Hatta bir dönem U-Prince serisini izlemeye çalışmış ve koşarak uzaklaşmıştım o derce bir ön yargım vardı. Ama sonra nasıl oldu ne oldu bilmiyorum kendimi Tayland hayranı olarak buldum. Bunda Together With Me ve 3 Will Be Free dizilerinin etkisi büyük. Neyse ben böyle her yeni diziye atlayıp bu neymiş, şu neymiş diye dolaşırken bir dizi başladı. Adı 2gether. Konusu da nasıl klişe nasıl klişe. Dedim tam benlik hadi bakalım. Sonra ilk bölümü açtım o da ne aşırı yakışıklı bir Win Bey var ekranda. :D İşte o zaman 2gether The Series'i eğlenerek ama çok da gözümde büyütmeyerek izlemeye başladım. Bölümler geçtikçe bir seviyor bir Tayland işte yine teknik problemler var o sahne öyle mi yapılır diye kızıyordum. Ama sadece teknik işlere yoksa ne oyunculuklar ne de senaryo gram kötü değildi bana göre. Başına geçtiğim her seferinde ağzım kulaklarımda, kalbim kuş gibi çarparak izliyordum. İlk sezon çok ama çok güzel bir şekilde bitti. Ben kendi içinde coşan ama dışarıdan ciddi duran biri olduğum için fangirllük mevzuları da öyle benim için. Yine oyuncuları takip etsem de o shipleme olaylarını abartmayı sevmiyorum. Benim için oyuncular etkinliklere katılıp moment verdikleri sürece özel hayatlarında ne olduğu beni ilgilendirmez. O yüzden akıl sağlığını koruyabilen bir fanım. :D
Neyse konudan sapmadan birkaç ay sonra sanırım 2gether ikinci sezon geleceği konuşuldu. Yakın zamanda da Still 2gether ismi ile geldi. İlk sezonu seven ve güzel düşüncelerle bitiren ben ikinci sezonu da severek izleyeceğimi düşünerek başladım ve o anda aşık oldum. O kadar güzeldi ki anlatamam. Şu an bile her aklıma geldiğinde içim sıcacık oluyor. İlişkileri, birbirlerine olan sevgileri, flötrleşmeleri hatta kamera arkası hepsi kalbime oklarını attı. Sonra da 2gether serisi benim en favori dizilerimden biri oldu. Ben de bu kadar sevmişken bloga yazayım mağlum canım sıkıldıkça geri dönüp okuyorum buraları mutsuz anımda bu posta gelir tüm derdimi, kederimi burada atıp yeniden mutlu bir toparlak olurum dedim.
Evet destan gibi bir giriş yazısından sonra konuya geçelim. Yalnız bu kadar yazıp hiç spoi vermemek. *Gözlüktakanemoji*
Konusu şöyle; Tine kendine çok güveni olan bir çocuktur ama ilişkilerinde bir türlü dikiş tutturamaz. Kız arkadaşları için her şeyi yapsa da aradığını bulamamış, ilişkileri hep hüsranla sonuçlanmıştır. Üniveristeye geçtiği zaman bir aşk mektubu alır. Çok heyecanlanan Tine bir an önce kendisinden bu kadar hoşlanan kızı bulmak ister ama bulduğu kişi hiç hoşuna gitmemiştir. Çünkü ondan hoşlanan kişi bir erkektir ve hayır cevabını kabul etmiyordur. (Resimde Tine'dan hoşlanan Green'i görüyoruz. Bu arada kullandığım resimler ikinci sezona ait ama spoiler olmayacak resimler seçtim.)
Tine ne yapsa Green'i hayır cevabını kabul ettirememiştir. Israrla kızlardan hoşlandığını söylese de hatta sahte kız arkadaş bulsa bile bir türlü yaptığı numaralar işe yaramamıştır.
Arkadaşaları ile düşünürken Green'i vazgeçirebilecek tek bir kişi olduğunu bulmuşlardır. Üniversitenin en popüler erkeği Sarawat. Herkesin hayran olduğu, uğruna fan siteleri açılan, süper havalı ve süper umursamaz çocuk. (Arkadaki şapşik benim aşkım Gunsmile. O hep böyle onu takmayın. :D )
9 Ağustos 2020 Pazar
The Shipper - Dizi
Merhabalar.
O kadar uzun zaman oldu ki ne buraya yazmak için ne de okumak için gelebildim. Sadece başı boş bir şekilde sürüklendiğim bir zaman dilimiydi. Neden böyle oluyor bilmesem de bu durumdan gerçekten sıkıldım. Artık bir şeyler yapmak, hayatıma düzen getirmek istiyorum. Evin kalabalık oluşu, benim kendi odamın olmaması, okulların belirsiz durumu, geniş ailemizde yaşanan değişik ve hareketli meseleler hepsi beni yavaşlatıyor sanki. Böyle söyleyince kendime bile bahane gibi geliyor aslında. Şu hevessizliğimden bir kurtulamadım gitti. Bir an geliyor düzeldi diyorum sonra hop tekrar aynı döngü. Böyle giderse pişman olacağımı da biliyorum. Off neyse bu kadar şikayetlendiğim yeter. İşte bu sebeplerle blogu epey boşladım. Sizleri de ziyaret edip yazdıklarınıza bakamadım haliyle. Biraz toparlanıp arayı ısıtalım diye bir dizi yazısı gireyim dedim. Dizimizin adı The Shipper. Bir Tayland dizisi. Daha bu Cuma final yaptı. Türüne romantik komedi, bl diyebilirz. Bl nedir diye soranlar varsa, boy's love kelimelerinin kısaltması yani iki erkek arasındaki aşk hikayesi. Bizim ülkemizde bunun düşüncesine bile karşı olan insanlar var biliyorum o yüzden rahatsız olacaksanız sayfayı kapatabilirsiniz. Ama dizi gerçekten çok eğlenceliydi bir şans vermek isterseniz de okuyup bir bakın derim.
Dizinin konusu şöyle; Pan ve Soda okullarındaki Way ve Kim isimli iki öğrenci üzerinden hayran kurgusu yazan liseli öğrencilerdir. Way okulun serserisi, Kim ise en başarılı öğrencisidir.
![]() |
| Resimdekiler Pan, Way ve Kim. |
Gerçekte çok yakın arkadaş olan bu ikili kızlarımızın onları shiplemesi ve onlar hakkında bir bl kurgu yazması ile shipper dünyasında sevgili ilan edilirler. Bu kurguyu okuldan da okuyan kişiler vardır ve Way ile kavgalı olan bir çocuğun kulağına gider. Çocuk Way ile dalga geçer ve ikisi dövüşmeye başlar. Kim gelip olaya müdahale eder ve WayKim ikilisi kötü çocukları yener. Ancak okul yönetimi kavgayı duymuş ve artık disiplinsizliğinden bıktıkları Way'i okuldan atmaya karar vermiştir. Kendi yazdıkları kurgu yüzünen shiplerinin ayrılacağını öğrenen Pan ve Soda çok üzülürler. Pan okul çıkışı gidip Kim'e kurguyu onun yazdığını söyleyip özür diler. Kim de onu eve bırakmayı teklif eder. Yolda bu ikili motor kazası geçirirler ve ölüler diyarına giden ruhları Ölüm Meleği ile karşılaşır.
![]() |
| Ölüm meleğini Jennie canlandırıyor ve bence ondan başkası da yapamazdı. |
Ancak bir sorun vardır Ölüm Meleği Pan ve Kim ölmediği halde ruhlarını yanında getirmiştir ve bu durumu çözmek için ruhlarını dünyaya geri gönderir. Dünyaya gelip tekrar gözlerini açan ikili bir de bakarlar ki ruhları yanlış bedene girmiş. Pan uyanıp kendini Kim olarak bulur üstelik kendi bedenindeki Kim uyanmıyordur. Ölüm Meleği'nin eğer birine söylersen seni öldürürüm tehdidi ile de kimseye gerçeği anlatamaz. Artık bir çözüm bulana kadar Kim gibi davranmak zorundadır. Bu süreçte de shiplediği çifti gerçeğe dönüştürmek için harekete geçer. Zamanla Way ve Kim arasındaki ilişkiyi, Kim'in şaşırtıcı aile üyelerini, gerçek Kim'i ve aslında hep uzaktan izleyip hakında her şeyi bildiğini düşündüğü insanların gerçekte nasıl biri olduklarını, hayattan ne istediklerini öğrenmeye başlar.
Diziyi ben çok sevdim. Daha başlamadan önce merakla beklediğim diziler arasındaydı. Benim gibi bir shipperın duygularını iyi yansıtmıştı bana göre. Her ne kadar ben Pan ve Soda kadar aşırıya kaçmasam da sadece ekrandan tanıdığım insanların bambaşka duyguları ve düşünceleri olduğunu göstermesi güzeldi. Bu olayı abartan ve hayran oldukları kişileri yaptıkları yüzünden yargılayan kişiler için bir ayna olur umarım. Dizi de bir de Khet karakteri var. Pan ve Soda'nın sınıf arkadaşı.
Ya bir insan bu kadar mı güzel sever? Bayıldım hem karakterine hem de oyuncunun kendisine. Zaten oyuncuların hepsini çok ama çok sevdim. Harika iş çıkarmışlar. Tayland dizilerinde genel bir kalite sıkıntısı var bu dizide çok az yer gözüme battı genele göre iyi iş çıkarmışlar. Şimdi gelelim biraz sohbet kısmına...
***Spoili bölge***
Finali itibariyle herkese isyan ettiren bir dizi olsa da genel olarak beğendiğim ve bu türü seven herkese önereceğim bir dizi The Shipper. Finali benim de içimde burukluk yarattı ne yalan söyleyeyim. Çok büyük haksızlıktı Way ve Kim'e olanlar. Hiçbir şey başlamadan her şey yarım kaldı. Böyle olmaz ama. Fluke, Way'i oynayan oyuncu, harika bir iş çıkarmıştı. Bu kadar canımın yanmasının sebebi kesinlikle onun karakterin yaşadığı acıyı bu kadar iyi anlatması oldu. Khet ve Pan çiftini en başından beri destekliyordum zaten o yüzden finalde mutlu olmaları beni de mutlu etti. Sırıtarak izledim o sahneleri. Ölüm Meleğine ise ba-yıl-dım. Jennie harika biri. Enerjisine hayranım. Bu tür hafif çatlak karaktere çok yakışıyor.

Bir diğer unutamadığım sahne ise aşağıdaki resimlerin olduğu sahne. :D Kim bedeninde Pan, Khet'i tehdit ediyordu. Yaa aklıma geldikçe kıkırdamak istiyorum. Tipe bak ya şapşik. :P
















































































