Neler Hakkında Yazıyorum?

tayland dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tayland dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2023 Pazar

Kalbimde Yeri Ayrı Olan Dizi Önerileri * Be My Favorite

Merhabalar.
Asya yapımlarına ilgi duyduktan sonra bir noktada sadece Kore değil diğer ülkelerin işlerini de merak eder oluyorsunuz. En azından ben de böyle oldu. Kore'nin komşularından başlayıp yavaş yavaş haritada uzaklaştım ve bir gün Tayland diye bir ülkenin dizi-filmleri de fena değilmiş dediğim bir an yaşadım. Sonra bir de baktım ki aslında yeppudaa'da izlediğim bazı filmler zaten Tayland filmiymiş. Neyse başta lakornlara baktım ama cıks olmadı. Bana gelmedi o tarz. Sonra Tayland eğlence sektörünün demirbaşlarından biri olan bl yapımları gördüm. Aa ne kadar farklı, ülkede böyle işlerin yapılıyor olması ne kadar güzel, keşke bizde de böyle özgürce anlatılabilse bu konular derken aslında orada da bu dizilerin biraz hayranlardan para koparma amacı olduğunu, gerçek dertlerin işlenmediğini düşünmeye başladım. Bu düşünce sürecinde birkaç diziyi izlemiştim. İçlerinden bazıları gerçekten çok güzeldi. Bazıları çok ders verici, tam da önemli noktalara parmak basan işlerdi. Ama çoğunluğu fanlara yaranmaya çalışılan ve saçma işlerdi. O yüzden oradan da uzaklaştım. Neyse sonra çok sevdiğim bir dizide oynayan çok sevdiğim bir oyuncu yeni bir diziye başladı. Partneri çok da sevmediğim biriydi. Konuya baktım, ilk bölüme şöyle bir bakındım ve hmm izleyeyim dedim. Konu fena değildi. Başrolü çok beğeniyordum. Teknik kalite de çok iyiydi, bunu Tayland'da bulmak zor çünkü bence. Neyse işte izlemeye başladım. İzledikçe bağlandım. Bazı sahneler geldikçe takdir ettim. Onların ilişkisini gördükçe o aşka aşık oldum. Ve çok keyifli, çok sevdiğim bir dizi izlemiş oldum. Size de anlatmak istiyorum şimdi bu diziyi. Hatta kendimi motive edip daha çok dizi yazmak istiyorum buraya.
Şimdi dizinin konusuna gelelim. Kawi (Krist Perawat), otuzlarında, mutsuz, para sıkıntısı çeken ve lisede yapmadığı şeylerin ve kavuşamadığı aşkının pişmanlığıyla hayatı kendine dar eden biridir. Üniversite döneminde babasının maddi sıkıntıları yüzünden kendini tüm ekstra masraflardan çekmiş, bir işte çalışan ve bu sebeplerle sosyalleşemeyen bir öğrencidir. Kendini geri çektiği her seferde üzülse de bir türlü kabuğunu kıramaz. Üniversitedeki gizli arkadaşlık uygulaması ile Pearl (Aye Sarunchana) ile eşleşmiştir. Ona kim olduğunu söylemeden hediyeler alır, okulda ona faydası olan yardımlarda bulunur. Bir yandan da Pearl'den hoşlanıyordur. Bu gizli arkadaşlık uygulamasında herkesin kimle eşleştiğinin açıklanacağı gün Pearl için son parasıyla bir müzik küresi alır. Heyecanla ona götürürken birine çarpar ve küre kırılır. Verecek bir hediyesi olmadığı için kendini açık etmeye gitmez. Ama onun yerine giden biri vardır, Pisaeng (Gawin Caskey). Benim aşkım bu işte hihii :). Pisaeng, Pearl ile çocukluk arkadaşıdır ve orada boynu bükük kalınca gizli arkadaşın benim deyip öne çıkar. Yapılan tüm o jestleri de Pisaeng yapmış görünür böylece. Kawi buna çok kızar ama sesini çıkarmaz. Yıllar geçer ve Kawi mutsuz ve pişmanlıklarla dolu bir yetişkin olur. Bir gün ona bir davetiye gelir. Pearl ve Pisaeng evleniyordur ve Kawi de davetlidir. Bunu görüp daha fazla öfkelenen, hayatına isyan eden Kawi kırık küreyi alır ve tamirciye gider. Ama tamirci yıllar önce üretilen bu küreyi tamir edemeyeceğini söyleyip reddeder. Kawi o an tüm öfkesiyle bağırıp sızlanır. Hayatının mahvolduğunu, pişmanlıklarını, mutsuzluklarını döker ortaya ve çıkar gider bir banka oturur. O sırada yanına bir adam gelir ve ona küreyi tamir edip ona geri verebileceğini söyler. Biraz tereddüt etse de kabul eder. Ama hemen sonra pişman olur. Ya adam geri vermezse, ya onu dolandırdıysa, ama ucuz bir küre için niye bunu yapsın ki, hayatı yine berbat gidiyor işte, bir küre kalmıştı elinde o da gitti, Pearl de Pisaeng'le evleniyor derken derken adam küreyi geri gönderir. Tüm bu olumsuz duygularını beslemeyi bir an için bırakmayı başaran Kawi küreyi alır, çevirir ve bir anda her şey değişmiştir. Kawi geçmişe, üniversitedeki ilk yılına geri dönmüştür. Bunun ona verilen 2. şans olduğunu öğrenen Kawi bu kez tüm işleri doğru yapmaya ve Pearl'e kavuşmaya kararlıdır. Zamanla verdiği tüm kararların geleceği öngörülemez şekilde değiştirdiğini ve Kawi'ye göre daha da mahvettiğini gördükçe ne yapacağını bilemez hale gelir. Ama Kawi'nin olumsuz olarak gördüğü bu değişiklikler belki de herkes için 2. bir şanstır. 
Ben diziyi çok ama çok sevdim. Pisaeng hem oyuncusuyla hem karakteriyle beni kendine hayran bıraktı. Hatta bir ara herkese bir Pisaeng verilse dünyada mutsuz ilişki kalmaz diye bile düşündüm. Ya da sadece bana verin. :D Kawi'nin karakter gelişimi de çok iyi işlenmişti. Olgunlaşması, hayatının kontrolünü ele alması, sürekli şikayet etmek yerine olduğu durumu iyileştirmeyi öğrenmesi çok iyi işlenmişti. Diğer karakterlerin hikayeleri de işlenmişti ve onlar da gerçekten çok güzledi. Her bir detayıyla bayıldığım bir dizi kısacası. Eğer Tayland işlerini seviyorsanız, bl dizi izlemek istiyorsanız ama kalitelisini bulmak istiyorsanız, Gawin'e özel bir düşkünlüğünüz varsa benim gibi :) ya da arada farklı 12 bölümlük hoş bir dizi izleyeyim farklı bir kültür göreyim derseniz tavsiye ederim. Yani kısaca herkese tavsiye ediyorum bu diziyi. Ben kesin tekrar izlerim çünkü editleri görünce bile yüzüm gülüyor. Bu kadardı. Kendinize iyi bakın.
Mutlulukla kalın.

4 Temmuz 2022 Pazartesi

BCP Haziran * Happy Birthday The Series

Merhabalar.
Blogları canlandırma projesine Haziran ayıyla devam ediyoruz. Benim bilgisayarım bozuldugu icin bu yaziyi telefondan yaziyorum. Bu yuzden Turkce harfleri kullanmadigim ya da yanlis yazdigim yerler olabilir. Kusura bakmayin lutfen. Bu seferlik boyle olsun. Bu ayin konusu Harry Potter ve Yüzüklerin Efendisi, Fantastik. Ben normalde pek fantastik hikayelere yanasmam. Oldum olasi gercek hayat hikayeleri daha cok ceker beni. Bu ay ne yapacagim diye dusunurken hic farkinda olmadan fantastik ogelerin oldugu bir dizi izledigimi fark ettim. Diziyi cok da sevdigim icin buraya yazmayi dusunuyordum zaten. Bu vesile ile paylasayim dedim ben de. Telefonla yazdigim icin cok ayrintili yazamayacagim ama kisaca konusundan bahsedip belki baska zamana ayrintili bir yazi girerim dizi hakkinda. Siz de bu etkinliğe katılmak isterseniz buradan bilgilere ulaşabilrisiniz.
*** İki büklüm de olsa kablolarla bir bilgisayara ulaşamayı başardım. Eğer olduğum yerden kovulmaz ya da bel ağrısından pes etmezsem yazabilecek gibiyim. Başlayalım bakalım. ***

Ben diziyi şirketin Youtube kanalından izledim. Orada mutlaka İngilizce altyazı oluyor. Ama bazen gönüllü çevirmenlerin başka dillerde eklediği altyazılar da olabiliyor. Bakarsınız. Buraya bırakıyorum siteyi. Dizinin konusuna gelelim o halde. Thannam 17 yaşında bir genç kızdır. Bir gece göl kenarında otururken buluruz onu. Bir başka yerde de Thannam'ın erkek kardeşi doğmak üzeredir. Bu iki farklı mekan arası olanları izlerken Thannam yerinden kalkar ve göle girerek intihar eder. Bir hayat doğarken bir hayat kendi isteğiyle veda etmiştir bu dünyaya. Daha sonra aradan tam 17 yıl geçmişken kalan insanların nasıl yaşadığını izlemeye başlarız. Tonmai, Thannam'ın erkek kardeşi, ablasının öldüğü gün doğduğu için asla doğum günü kutlamamış, babasından hep sert bir tavır görmüş bir çocuktur. Tek arkadaşı Noina ismindeki bir kızdır. Okulda dışlanır, evde babasından sevgi göremez, Noina'dan hoşlanırken onun en yakın arkadaşı olarak yanında olup sevgilisi ile mutlu hallerini izlemek zorunda kalır. Hayatı böyle bir haldeyken 17. yaş günü gelir. Babası her seneden farklı olarak bu sene ona bir hediye verir. Bu hediye ablasının odasıdır. Buna çok sevinen Tonmai büyük bir heyecanla odayı keşfetmeye başlar. O sırada lambanın bozuk olduğunu keşfeder ve gidip ampülü değiştirir. Tam ışık geri geldiğinde yanı başında kendini izleyen birini fark eder. Dikkatli bakınca bunun ablasının anma fotoğraflarındaki kıza çok benzediğini anlar. O an ablasının hayaletinin 17 yıldır bu odada hapsolduğunu öğrenir. Thannam öldüğü zamandan beri buradadır. Ama hafızasını kaybetmiştir ve neden hala reankarne olmadığını anlamayamıyordur. Tonmai ablasına geçmişte olanları hatırlaması konusunda yardım ederken bir yandan da onunla yaşamayadığı abla-kardeş ilişkisini yaşamaya başlar. İki kardeş birbirlerine her koşulda destek olup birbirlerinin hayatını güzelleştirmek için çabalarlar. Ama Tonmai'in anlamadığı bir şey vardır. Bu kadar güzel bir hayatı olan ablası neden ölmek istemiştir? Geçmişe gidildikçe hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını, gerçeğin çok farklı olduğunu anlar. 

***
Ben diziyi çok ama çok beğendim. Ağlamaktan bir hal oldum bile diyebilirim. Öyle dağıttı beni. Hikayesi, karakterleri, müzikleri her şeyiyle öyle güzel öyle anlamlıydı ki. Mutlaka izleyin derim. Tayland dizilerinde bazı teknik bozukluklara rastlanabiliyor ya da bana izlerken saçma gelen sahneler oluyor bazen. Ama bu dizide rahatsız olduğum hiçbir nokta olmadı diğer şikayetlerimdeki gibi. Başrol kızı zaten çok seviyorum. Bloğa yazdığım 3 Will Be Free dizisinden de oynuyor. Çok yetenekli biri bana göre. 
Şimdilik bu kadarla bitireyim. Geç de olsa yazabilidğim için mutluyum. Umarım ilginizi çeker ve umarım izleyenler beğenir. Yorumlarda konuşabiliriz dizi hakkında. Ben de çok ayrı bir yer edindi kendine. İyi ki izlemişim diyorum. :)
Mutlulukla kalın.

6 Ekim 2020 Salı

2gether The Series ve Still 2gether- Dizi

 Merhabalar.

Bugün sizlere en en en sevdiğim Tayland dizisini anlatacağım. Ama öncesinde bir not geçeyim bu dizi BL türünde eğer bu tarz konulardan hoşlanmıyorsanız okumayabilirsiniz.

Evet uyarımı da baştan yaptığıma göre fangirl çığlıklarımla diziyi anlatabilirim. Tayland benim yıllardır bir şekilde yapımlarını izlediğim ama son iki yıla kadar farkında olmadığım bir ülke. Hatta bir dönem U-Prince serisini izlemeye çalışmış ve koşarak uzaklaşmıştım o derce bir ön yargım vardı. Ama sonra nasıl oldu ne oldu bilmiyorum kendimi Tayland hayranı olarak buldum. Bunda Together With Me ve 3 Will Be Free dizilerinin etkisi büyük. Neyse ben böyle her yeni diziye atlayıp bu neymiş, şu neymiş diye dolaşırken bir dizi başladı. Adı 2gether. Konusu da nasıl klişe nasıl klişe. Dedim tam benlik hadi bakalım. Sonra ilk bölümü açtım o da ne aşırı yakışıklı bir Win Bey var ekranda. :D İşte o zaman 2gether The Series'i eğlenerek ama çok da gözümde büyütmeyerek izlemeye başladım. Bölümler geçtikçe bir seviyor bir Tayland işte yine teknik problemler var o sahne öyle mi yapılır diye kızıyordum. Ama sadece teknik işlere yoksa ne oyunculuklar ne de senaryo gram kötü değildi bana göre. Başına geçtiğim her seferinde ağzım kulaklarımda, kalbim kuş gibi çarparak izliyordum. İlk sezon çok ama çok güzel bir şekilde bitti. Ben kendi içinde coşan ama dışarıdan ciddi duran biri olduğum için fangirllük mevzuları da öyle benim için. Yine oyuncuları takip etsem de o shipleme olaylarını abartmayı sevmiyorum. Benim için oyuncular etkinliklere katılıp moment verdikleri sürece özel hayatlarında ne olduğu beni ilgilendirmez. O yüzden akıl sağlığını koruyabilen bir fanım. :D

Neyse konudan sapmadan birkaç ay sonra sanırım 2gether ikinci sezon geleceği konuşuldu. Yakın zamanda da Still 2gether ismi ile geldi. İlk sezonu seven ve güzel düşüncelerle bitiren ben ikinci sezonu da severek izleyeceğimi düşünerek başladım ve o anda aşık oldum. O kadar güzeldi ki anlatamam. Şu an bile her aklıma geldiğinde içim sıcacık oluyor. İlişkileri, birbirlerine olan sevgileri, flötrleşmeleri hatta kamera arkası hepsi kalbime oklarını attı. Sonra da 2gether serisi benim en favori dizilerimden biri oldu. Ben de bu kadar sevmişken bloga yazayım mağlum canım sıkıldıkça geri dönüp okuyorum buraları mutsuz anımda bu posta gelir tüm derdimi, kederimi burada atıp yeniden mutlu bir toparlak olurum dedim. 

Evet destan gibi bir giriş yazısından sonra konuya geçelim. Yalnız bu kadar yazıp hiç spoi vermemek. *Gözlüktakanemoji*

Konusu şöyle; Tine kendine çok güveni olan bir çocuktur ama ilişkilerinde bir türlü dikiş tutturamaz. Kız arkadaşları için her şeyi yapsa da aradığını bulamamış, ilişkileri hep hüsranla sonuçlanmıştır. Üniveristeye geçtiği zaman bir aşk mektubu alır. Çok heyecanlanan Tine bir an önce kendisinden bu kadar hoşlanan kızı bulmak ister ama bulduğu kişi hiç hoşuna gitmemiştir. Çünkü ondan hoşlanan kişi bir erkektir ve hayır cevabını kabul etmiyordur. (Resimde Tine'dan hoşlanan Green'i görüyoruz. Bu arada kullandığım resimler ikinci sezona ait ama spoiler olmayacak resimler seçtim.)

Tine ne yapsa Green'i hayır cevabını kabul ettirememiştir. Israrla kızlardan hoşlandığını söylese de hatta sahte kız arkadaş bulsa bile bir türlü yaptığı numaralar işe yaramamıştır.

 Arkadaşaları ile düşünürken Green'i vazgeçirebilecek tek bir kişi olduğunu bulmuşlardır. Üniversitenin en popüler erkeği Sarawat. Herkesin hayran olduğu, uğruna fan siteleri açılan, süper havalı ve süper umursamaz çocuk. (Arkadaki şapşik benim aşkım Gunsmile. O hep böyle onu takmayın. :D )


Tine bir yolunu bulup Sarawat'a ulaşmayı başarır. Ona durumunu anlatır ve Green'in önünde kendisiyle flört ediyormuş gibi davranmasını ister. Üniversitenin en harika çocuğu ile yarışamayacağını anlayan Green de pes edecektir böylece. Ama Sarawat çetin ceviz çıkar bir türlü kabul etmez. Tine da çaresizce onu ikna etmek için peşinde çareler arar. Sarawat'ın olduğu müzik klübüne katılır, gittiği yerlerde takip eder. En sonunda onu ikna etmeyi de başarır. Ancak Tine'ın bilmediği bir şey vardır ve bunu öğrendiğinde ikisinin arasındaki ilişki de başka bir boyut kazanacaktır.

Bir de not dizide Tine, Scrubb isimli bir müzik grubunun hayranı. Dizide bu grup ve şarkıları bol bol geçiyor çünkü hikayede büyük etkisi var grubun. Dizide bol bol şarkı bulacaksınız. Hem karakterlerin müzik klübünde olması hem de hikayenin merkezinde bir müzik grubunun yer alması ile dizi harika konusunun yanında harika müzikler de veriyor size. :)

Şuraya Sarawat'ın arkadaşları Man ve Boss'u da koyayım çünkü o kadar tatlılar ki. Ben hem karakterlerine hem de oyuncuların kendisine bayılıyorum. 
Burada Sarawat'a takılıyorlar. 

***Spoi Allert***
İkinci sezondan da bahsedeceğim için spoisi bol olacak bilginize.

Sarawat flörtleşirken kalplerin havada uçuştuğunu görebilirsiniz, benden yani :D. Çok bayat flört numaraları kullansa da o kadar tatlı ki Sarawat. Onca yıl tek bir kez gördüğü birini sevmesi hatta onu bulmak için her Scrubb konserine gitmesi beni çok etkiledi. Çok güzel seviyor karakterler birbirlerini. Sadece Tine ve Sarawat değil dizideki diğer çiftlerde öyle incitmeden, saf bir sevgi ile seviyorlar ki birbirlerini ekran başında sıcacık hissediyorum. Ama bizim ikilimizin bir bakışı, bir gülüşü tamamen aşkı alıp ekrana koyuyor resmen. 


Mesela bu fotoğraf çekilirken Sarawat'ın söyledikleri, sonrasında hep cüzdanında taşıması hatta ikinci sezon Tine'ı özleyince açıp bu fotoğrafa bakması o kadar anlamlı ki. Böyle küçük detaylarla gerçekten birini sevmenin, ona değer vermenin, onun için bir şeyler yapmanın ne kadar güzel ve anlamlı olduğunu gösteriyor dizi bize. Ve belki de zamanında hepimizin hissettiği o kelebeklerin pır pır uçtuğu aşık olma hissini yeniden hatırlatıyor.
Bu sahne benim belki de en sevdiğim sahneleri. Tüm işler bitmiş birbirinin omzunda dinlenen aşıklar. Arka fonda çalan Smile. O şarkıyı kaç kere dinledim bu bölümden sonra bilmiyorum. Öyle güzel ki. 

Ve geldik sahil kısmına. Tatlılık komasına sokan bir final bölümü bu bölüm. Çiftimizin yıl dönümleridir ve birbirlerine sürpriz yapmak isterler ama henüz bir ilişki yaşamak konusunda acemi olduklarından bir türlü istedikleri gibi olmaz. Ama önemli olan organizasyonlu, büyük kutlamalar değil birlikte olmaktır. <3

Bunu koymasam olmazdı. <3

***Spoiler son*** 

Bu da ekibin son selfisi böylece bir dizi daha bitti. Geriye birbirinden güzel hatıralar bıraktı bana. Muhteşem müzikleri de unutmamak lazım. Çok tatlı ve gerçek bir ilişki izledim ben onlarla. Her anında mutlu oldum. Şimdi bile bir yerde görsem hemen yüzüm gülüyor. Öyle güzeldi. Dizinin içinde müzik çokça yer aldığı için birbirinden güzel şarkılar da vardı. Hala hepsini dinlerim. Tine karakteri dizide Scrubb grubunun büyük hayranı olunca dizide onların şarkıalr bol bol çaldı. Öyle de güzel yakışmış ki sahnelere. Siz de izlerseniz kesinlikle şarkıları dinlemek isteyeceksiniz.
Ben dizinin ilk sezonunu GMMTV Youtube kanalından izledim. İkinci sezonu da biraz oradan biraz da Mor Fansub sitesinden. Hepsinin linkini bırakıyorum kelimelerin üzerine tıklayıp gidip bakabilirsiniz. Yotubu kanalında da Türkçe altyazı seçeneği mevcut diye biliyorum ama bazen kanal onaylamamış olabiliyor haberiniz olsun. Mor Fansub da Türkçe altyazılı dizinin iki sezonu da.
Evet benden bu kadar. Sizlere çok sevdiğim bir diziyi bıraktım gidiyorum. İzlemeyi düşünenlere hiç ertelemesin. Benim hep hatırlayacağım çok kıymeti bir dizi olacak. Karakterleri de öyle. Ben Bright ve Win'in yeni işlerini kovalarken yavaştan kaçayım. İzlemeyi düşünenlere iyi seyirler, izleyenlerle de yorumlarda sohbet edebiliriz isterseniz.
Mutlulukla kalın.

9 Ağustos 2020 Pazar

The Shipper - Dizi

 Merhabalar.

O kadar uzun zaman oldu ki ne buraya yazmak için ne de okumak için gelebildim. Sadece başı boş bir şekilde sürüklendiğim bir zaman dilimiydi. Neden böyle oluyor bilmesem de bu durumdan gerçekten sıkıldım. Artık bir şeyler yapmak, hayatıma düzen getirmek istiyorum. Evin kalabalık oluşu, benim kendi odamın olmaması, okulların belirsiz durumu, geniş ailemizde yaşanan değişik ve hareketli meseleler hepsi beni yavaşlatıyor sanki. Böyle söyleyince kendime bile bahane gibi geliyor aslında. Şu hevessizliğimden bir kurtulamadım gitti. Bir an geliyor düzeldi diyorum sonra hop tekrar aynı döngü. Böyle giderse pişman olacağımı da biliyorum. Off neyse bu kadar şikayetlendiğim yeter. İşte bu sebeplerle blogu epey boşladım. Sizleri de ziyaret edip yazdıklarınıza bakamadım haliyle. Biraz toparlanıp arayı ısıtalım diye bir dizi yazısı gireyim dedim. Dizimizin adı The Shipper. Bir Tayland dizisi. Daha bu Cuma final yaptı. Türüne romantik komedi, bl diyebilirz. Bl nedir diye soranlar varsa, boy's love kelimelerinin kısaltması yani iki erkek arasındaki aşk hikayesi. Bizim ülkemizde bunun düşüncesine bile karşı olan insanlar var biliyorum o yüzden rahatsız olacaksanız sayfayı kapatabilirsiniz. Ama dizi gerçekten çok eğlenceliydi bir şans vermek isterseniz de okuyup bir bakın derim.

Dizinin konusu şöyle; Pan ve Soda okullarındaki Way ve Kim isimli iki öğrenci üzerinden hayran kurgusu yazan liseli öğrencilerdir. Way okulun serserisi, Kim ise en başarılı öğrencisidir. 

Resimdekiler Pan, Way ve Kim.

Gerçekte çok yakın arkadaş olan bu ikili kızlarımızın onları shiplemesi ve onlar hakkında bir bl kurgu yazması ile shipper dünyasında sevgili ilan edilirler. Bu kurguyu okuldan da okuyan kişiler vardır ve Way ile kavgalı olan bir çocuğun kulağına gider. Çocuk Way ile dalga geçer ve ikisi dövüşmeye başlar. Kim gelip olaya müdahale eder ve WayKim ikilisi kötü çocukları yener. Ancak okul yönetimi kavgayı duymuş ve artık disiplinsizliğinden bıktıkları Way'i okuldan atmaya karar vermiştir. Kendi yazdıkları kurgu yüzünen shiplerinin ayrılacağını öğrenen Pan ve Soda çok üzülürler. Pan okul çıkışı gidip Kim'e kurguyu onun yazdığını söyleyip özür diler. Kim de onu eve bırakmayı teklif eder. Yolda bu ikili motor kazası geçirirler ve ölüler diyarına giden ruhları Ölüm Meleği ile karşılaşır. 

Ölüm meleğini Jennie canlandırıyor ve bence ondan başkası da yapamazdı.

Ancak bir sorun vardır Ölüm Meleği Pan ve Kim ölmediği halde ruhlarını yanında getirmiştir ve bu durumu çözmek için ruhlarını dünyaya geri gönderir. Dünyaya gelip tekrar gözlerini açan ikili bir de bakarlar ki ruhları yanlış bedene girmiş. Pan uyanıp kendini Kim olarak bulur üstelik kendi bedenindeki Kim uyanmıyordur. Ölüm Meleği'nin eğer birine söylersen seni öldürürüm tehdidi ile de kimseye gerçeği anlatamaz. Artık bir çözüm bulana kadar Kim gibi davranmak zorundadır. Bu süreçte de shiplediği çifti gerçeğe dönüştürmek için harekete geçer. Zamanla Way ve Kim arasındaki ilişkiyi, Kim'in şaşırtıcı aile üyelerini, gerçek Kim'i ve aslında hep uzaktan izleyip hakında her şeyi bildiğini düşündüğü insanların gerçekte nasıl biri olduklarını, hayattan ne istediklerini öğrenmeye başlar.

Diziyi ben çok sevdim. Daha başlamadan önce merakla beklediğim diziler arasındaydı. Benim gibi bir shipperın duygularını iyi yansıtmıştı bana göre. Her ne kadar ben Pan ve Soda kadar aşırıya kaçmasam da sadece ekrandan tanıdığım insanların bambaşka duyguları ve düşünceleri olduğunu göstermesi güzeldi. Bu olayı abartan ve hayran oldukları kişileri yaptıkları yüzünden yargılayan kişiler için bir ayna olur umarım. Dizi de bir de Khet karakteri var. Pan ve Soda'nın sınıf arkadaşı. 

Ya bir insan bu kadar mı güzel sever? Bayıldım hem karakterine hem de oyuncunun kendisine. Zaten oyuncuların hepsini çok ama çok sevdim. Harika iş çıkarmışlar. Tayland dizilerinde genel bir kalite sıkıntısı var bu dizide çok az yer gözüme battı genele göre iyi iş çıkarmışlar. Şimdi gelelim biraz sohbet kısmına...

***Spoili bölge***

Finali itibariyle herkese isyan ettiren bir dizi olsa da genel olarak beğendiğim ve bu türü seven herkese önereceğim bir dizi The Shipper. Finali benim de içimde burukluk yarattı ne yalan söyleyeyim. Çok büyük haksızlıktı Way ve Kim'e olanlar. Hiçbir şey başlamadan her şey yarım kaldı. Böyle olmaz ama. Fluke, Way'i oynayan oyuncu, harika bir iş çıkarmıştı. Bu kadar canımın yanmasının sebebi kesinlikle onun karakterin yaşadığı acıyı bu kadar iyi anlatması oldu. Khet ve Pan çiftini en başından beri destekliyordum zaten o yüzden finalde mutlu olmaları beni de mutlu etti. Sırıtarak izledim o sahneleri. Ölüm Meleğine ise ba-yıl-dım. Jennie harika biri. Enerjisine hayranım. Bu tür hafif çatlak karaktere çok yakışıyor.

Dizi baştan sona hikayesi sağlam ilerleyen bir dizi bana göre. Karakterlerin davranışları, ilişkilerinin seyri hepsi yeri geldiğinde mantıklı durmuş. Way ve kız arkadaşı arasındaki olaylar ve daha sonra Way'in Kim'den hoşlandığını fark etmesi en sevdiğim sahnelerden. Telefon ekran resmi hakkında konuşmaları ve daha sonra Way'in ekran resminin gözükmesi benim ekran başında erimem falan. :D

Bir diğer unutamadığım sahne ise aşağıdaki resimlerin olduğu sahne. :D Kim bedeninde Pan, Khet'i tehdit ediyordu. Yaa aklıma geldikçe kıkırdamak istiyorum. Tipe bak ya şapşik. :P 

Ölüm Meleği'nin gelip Way ve Khet'e vurulması Pan'ın onu engellemek için yaktıkları hele en çok eğlendiğim anlardandı.
Bu sahnede çok güzeldi. 

İtirafın güzelliği. 😍
Biraz içimi acıtan fotoğraflara geçelim. Olmadı böyle ya olmaz. Gerçekten haksızlıktı bu. Yani anlıyorum bazen akılda kalcı olması için ana karakterin ölümü doğru bir hamle olabilir diziyi yapan kişiler olarak. Yani ben de mutsuz son olsun hayatım boyunca onun acısını çekeyim diyen bir mazoşistim ama bu olmadı. Çok yarım kaldı Way ve Kim... 




Bunlar da kendi yaptığım gifler. Way'in bakışı, duruşu, iç çekişi, elinin titremesi, yutkunması, gözünden düşen o yaşlar, buruk gülümsemesi... Off hepsi öyle dokunuyor ki bana. İçim sızlıyor bakarken bile. Ben asla atlatamayacağım galiba bu sonu. 







Sonunda Pan gerçek aşkını buldu. Bizde Khet ve Pan için sevindik. Bir yanım buruk ama güzel hatırlayacağım bir dizi oldu böylece The Shipper.

***Spoili bölgeden çıktınız.***
Bu türü sevenlerin beğeneceğini düşündüğüm bir dizi The Shipper. Konusu ve çekim kalitesi çoğu Tayland dizisine göre daha iyi bence. Müzikleri şahane hala arada dinliyorum tam sevimli sevimli dans etmelik bir jeneriği var. Oyuncular da çok iyi iş çakarmışlar. Yani bir şans verin derim. Ben sevdim.
Bu arada uzaklaştıktan sonra geri dönüp yazmak çok iyi geldi. Umarım yazma hevesim kaçmaz ve aklımdaki milyon tane şeyi de azar azar yazmaya başlayabilirim. Bana daha planlı bir insan olmam için dua edin lütfen. :D
Umarım keyif almışsınızdır okurken. İzlemeyi düşünenlere iyi seyirler. İzlemiş olanları yorumlara beklerim.
Mutlulukla kalın.

13 Aralık 2019 Cuma

3 Will Be Free - Dizi

Merhabalar.
Yine ve yine yazayım yazayım deyip bir türlü başına geçemediğim dizilerden biri ile geldim buraya. Şu rutin oluşturma işlerine alışmam gerekiyor sanırım. İyice savsaklayan bir insan oldum işlerimi. Bakalım deneyeceğim ama.
Dizimiz Tayland dizisi. Tayland dizilerine 'lakorn' deniliyormuş bunu da söyleyeyim hemen.
Ben Tay dilinden dolayı dizilerine de mesafeliydim. U-prince serisinden birkaç bölüm izlemiş ve resmen nefret etme noktasına gelmiştim. Bunun bir nedeni dizilerin teknik yönden aşırı yetersiz olması diğer nedeni ise dili hiç sevmemiş olmamdı. Ancak bir gerçek var ki bayık aşk hikayelerinden ya da klasik dramlardan sıkılan ben için çok farklı olan senaryoları tüm bu olumsuzluklara katlanıp bir şans vermemi sağladı.
Şimdi ben Amerikan dizilerini çok soğuk buluyorum nedense. Oradaki kültür beni içine çekemiyor. O yüzden senaryolar harika ilgi çekici olsalar da bir türlü içine giremiyorum hikayenin ve izlemiyorum haliyle. Ama Asya yapımlarının hiçbirinde bu kopukluğu yaşamıyorum o yüzden izlerken zevk alıyorum.
Neyse benim çenem açıldı diziye geçelim. Dizinin konusu şöyle bir barda çalışan striptizci bir adam, Neo, var. Şehrin en korkulan mafya patronunun eşiyle beraber. Ancak mafya patronu bu ilişkiyi öğrenince Neo'yu öldürmeleri için adamlarına talimat verir. Adamlar ikisinin kaldığı odaya baskın yaparlar ancak işler ters gider ve mafyanın karısı vurulur. Neo da bir şekilde oradan kaçmayı başarır. Başka bir bara girer kaçarken. Orada daha önce karşılaştığı Mew isimli bir striptizci ve Shin isimli bir çocukla karşılaşır. Bu üçlü bir anda kendilerini mafyanın adamlarından kaçarken bulurlar. Üstelik ellerinde gizli bilgilerin olduğu bir flash ve mafyanın sağ kolunun cesedi vardır.

Bu Shin. <3 Tay Tawan isimli bir oyuncu canlandırıyor karakteri ve ben oyuncuya aşık oldum. <3
Shin resimle uğraşan, içine kapanık bir çocuktur. Zengin bir aileden gelmektedir ancak kendini bir türlü oraya ait hissetmez. Karşısına çıkan bu ikili ile yıllardır içinde olduğu kafesten çıkıp özgürlüğün ne olduğunu anlayacaktır. Tabii onunda sakladığı bir sır vardır.




Bu kızımız da Mew. Mild Lapassalan canlandırıyor onu da. Ben kıza bayıldım. Taylandlı oyunculardan rol kabiliyeti bu kadar iyi olan kimseyi görmemiştim daha önce.
Mew küçük bir şehirden çalışmak için Bangkok'a gelmiştir. Hayatta her şeyi kendi başına yapmayı kafasına koymuş birisidir. Erkek egemenliğine karşı çıkar ve onların koruması olmadan hayatta kalabileceğini ispatlamak ister. Biraz sert bir karakterdir ancak aslında bambaşka sırları olan biridir. 




Ve Neo. Josh Way-ar Sangngern. Aslında her şey onun başının altından çıktı ya neyse. Babası ve abisi bir ormanın bekçiliğini yapıyorlardır ama o oraya hapsolmak istemediği için Bangkok'a gelip bir sürü işte çalışmıştır. Son işinde başına gelenlerden sonra kendini bir maceranın içinde bulur.



Ah ah bu ikili yaktı geçti içimi izlerken. Herkes de benim gibi etkilenecektir eminim. Kızımız ölen mafyanın adımının sevgilisi. Hayatta onu seven tek kişiyi de kaybettiği için intikam almak ister. Yanındaki de ölen adamın yanında çalışan kişi. O da mafyanın yanındadır. İçten içe ölen adama da aşıktı bence. O yüzden bu üçlünün peşine düşüp intikam almak isterler.




























Resimleri çok sevdiğim için sırayla koydum geçtim. Açıklama yazmak istemiyorum sahnelerle ilgili. Ama burada dizi ile ilgili birkaç cümle edeyim. Öncelikle Tayland dizilerinde LGBT ile ilgili konular sıkça yer alıyor. Rahatsız olacaksanız izlememenizi öneririm. Ama bu konulara olan ön yargınızı da kıracaklardır bence. Bir diğeri ise bence bu dizi izlediğim Tayland dizileri içerisinde çekim kalitesi ve senaryo olarak en kalitelisiydi. Yani ona göre başka dizilere geçin bundan sonra. Aynı tadı vermeyebilir. Çünkü ben izlerken süper bir heyecanla bekliyordum yeni bölümlerini.
Ben bu üçlünün aralarındaki o hafif gerilimli ilişkiyi de çok sevdim bu arada. Bir de bence Shin ve Mew karakterleri gerçek hayatta çok yakışıyorlar. Dizideki enerjilerinden acaba gerçekte beraberler mi diye düşündüğüm çok oldu.
Kısacası baştan sona heyecanla ve hayranlıkla izlediğim bir dizi oldu. Daha öncesinde Tayland dizilerine olan ön yargımı kırmış olmama çok sevindim bu diziyle tanışabildiğim için. Şimdi de azar azar izliyorum Tayland dizilerini ama benim sevdiğim senaryoların Türkçe çevirisi hiç yok neredeyse. O yüzden İngilizce izliyorum. O değil de dizilerden bir İngilizce öğrenmediğim kalmıştı o da oluyor. :D
Buraya izlediğim birkaç çeviri sitesi bırakıyorum. Meraklıları baksın. Önce Türkçe sonra da İngilizce olanlar 1,2. İngilizce sitelerde başka ülkelerin dizilerini de bulabilirsiniz. Sizin de önereceğiniz güzel siteler veya diziler varsa yorumlara beklerim. Kendinize çok iyi bakın.
**
Bak yine en önemli yeri yazmayı unutmuşum. Ben bu diziyi Youtube GMMTV sayfasından orijinal izledim ama diziyi Türkçeye çeviren bir site var. Linki buraya bırakıyorum.
**
Mutlulukla kalın.