Neler Hakkında Yazıyorum?

Kore filmleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kore filmleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2023 Perşembe

BCP Ocak * Anarchist from Colony

Merhabalar.

Öncelikle depremden etkilenen herkese geçmiş olsun. Kayıpları olanlara Allah rahmet eylesin. Uzun bir iyileşme süreci bizi bekliyor artık. İnşallah bir daha böyle bir şey yaşamayız millet olarak.

Bundan çok değil birkaç gün önce bambaşka planlar yapan insanlardık ama şimdi bir anda her şey değişti. Biz insanlar aslında ne kadar az şeyi kontrol altında tutabiliyoruz. Benim gibi biri için bunu kabullenmesi biraz zor. Tabii işin kontrol edebilecekken görmezden geldiğimiz kısımları da var ki bu öfkemi körüklediği için asla son bir sözcükle bitiremiyorm. Dilerim bu sefer ders almış olalım. Biraz normalleşmek adına bu yazıyı yazayım dedim. Ocak geçeli çok oldu ama ancak fırsat bulabildim.

Okurix blogunun düzenlediği BCP Etkinliğine katılmak isterseniz buraya linkini bırakıyorum. Her ay belli konularda yazılar yazıp etkiliğe katılanları ziyaret ediyoruz. En kısa zamanda ziyaretlerimi de gerçekleştirmek istiyorum. Ocak ayı konusu, gerçeğe dayanan olaylar ve biyografi. Ben de bunun için bir film seçtim. Eskiden izlediğim bir filmdi ama hala aklımdadır. Hem oyunculuklardan hem konusundan çok etkilendiğim bir filmdi.

Anarchist from Colony; Kore, Japonya sömürgesinde iken bunu reddeden Koreli Park Yeol'un direniş mücadelesini anlatıyor. Bir grup kuran ve bu grupta yazılar yazan Park daha büyük bir şey yapıp veliaht prense bir suikast düzenlemeyi düşünür. O sırada Japonya'nın tavırlarına mualif olan Fumiko bu yazılardan etkilenir ve Park'ı bulmak ister. Zamanla ona hayranlık ve aşk gibi duygularla bağlanan Fumiko bundan sonra da Park'ı yalnız bırakmaz. İkili bir şekilde kendilerini tutuklatırlar. Ama aslında her şey böyle başlar. 

Böyle filmler çok etkileyici bana göre. Düşünce suçu denen şey dünya üzerindeki en saçma şeylerden biri. Oysa nereye dönsen görebileceğin yerde. Birinin farklı düşünmesi, eleştirmesi, kendine yapılan yanlışa dur diyebilmesi çok önemli. Ama birileri için de rahat kaçıran su bulunadıran bir şey. Durup düşündüğümde fikirleri yüzünden nice insan harcandı. Hiçbiri de hak etmiyordu bunları bana göre. Bundan sonra da umarım böyle şeyler yaşanmaz demek istesem de buna ben bile inanmıyorum. İnsan garip bir canlı. Onu anlamak da zor anlamazdan gelmek de. Bir dünyaya tıkıştırıldık. Elimizdeki avucumuzdaki belli ama yine de onu bile paylaşamaz olduk. Her şey bir anda toz gibi dağılabiliyorken bile bile birbirimize acı vermenin anlamı ne çözemiyorum.

Mutlulukla kalın.

25 Aralık 2020 Cuma

Beasts Clawing at Straws - Film

Merhabalar.

Tazecik izlediğim bir filmi yazacağım bugün. Filmi araştırdıkça daha çok sevdim diyebilirim. 

Film suç ve kara mizah türünde. İzlerken aksiyon hiç düşmüyor. Gerçekten zamanın nasıl geçtiğini anlamadan bitiveren filmlerden. Filmin yönetmeni önceden eğlence sektöründe çalışan biriyken film yapmak için işinden istifa etmiş. Film ayrıca tam bir yıldız geçidi. İlk filmi olan bir yönetmenin bu kadar oyuncuyu bir araya toplayabilmesinde hem senaryonun hem de önceki işinin etkisi var gibi geldi bana. Film bir Japon romanından uyarlama. Romanın yazarı Keisuke Sone. Yönetmen kitaptaki Japon kültürü öğlerini değiştirerek kendi dünyasına uyarlamış. Ama şimdi dönüp bakıyorum da karakterlerde biraz Japon havası vardı. Yani bunu kelimelerle nasıl anlatırım bilmiyorum. Ama Japon yapımları izliyorsanız ya da okuyorsanız orada karakterlerin nasıl davranacağını kestirirsiniz. Mesela hiçbir zaman gereksiz bir dramatizasyon olmaz. Kore yapımları biraz biz gibi drama yapmayı seviyorlar. Bilmiyorum aklımdakini tam yansıtamadım belki ama biz en iyisi filmden konuşalım. :)

Filmin konusu şöyle; bir gün Kore hamamı gibi bir yerde çalışan bir adam, dolapları kontrol ederken bir çanta bulur. İçini açıp baktığında içinden deste deste paralar çıkar. Aceleyle onu depoya kaldırır ama bir türlü de aklını para çantasından uzak tutamaz. 

Ortada bu kadar para varken arkada mutlaka bir şeyler dönüyordur tabii. Paranın sahibi olan insanlar da her yerde bu paraya ulaşmaya çalışıyorlardır. Biz filmde para çantasının nasıl elde edildiğini ve buna sahip olmak için insanların nasıl canavarlaştığını izliyoruz. 

***Spoiler.***

Filmdeki karakterlere bakalım bir de. Aşağıdaki resimde soldaki gümrük memuru olan Tae Young, sağındaki de akrabası ve arkadaki barın elemanı Carp. Tae Young, sevgilisi Yeon Hee'ye kefil olmuş ama onun tarafından dolandırılmıştır. Filmin başından beri onu aramaktadır. Aynı zamanda da yasa dışı yollarla para bulmaya çalışır. 

Burada yanında olan kişide bir polistir. Tae Young'un liseden arkadaşı yasa dışı işlere bulaşmıştır ve Tae Young onun yurt dışına çıkmasına yardım edecektir. İşler karışınca ne o parasını alabilir ne de polisin sorgulamasından kaçabilir.
Borçlu olduğu kişileri görüyoruz. Benim filmde favori karakterim şu soldaki kişi oldu. Bu tarz filmlerde böyle karakterlere bayılıyorum. Asıl adamın sağ kolu, konuşmayan, hafif tahtası eksik dedikleri türden. Filme böyle karakterler çok başka bir boyut katıyor bence.

Burada gördüğünüz kişiler ise bir barda çalışan Mi Ran ile onun müşterisi Jin Tae. Jin Tae Çin'den Kore'ye çalışmaya gelmiştir. Mi Ran ise aslında evlidir ama kocasından şiddet görüyordur. Önceden üzerine bir borç kalmış sanırım onu ödemek için de barda çalışır. 
Ve asıl baş karakterimiz Yeon Hee. Ben bu filmi sırf Jeon Do Yeon için izlemeye başladım aslında. Onun olduğu her iş farklı bir boyutta bana göre. Çok başarılı buluyorum kendisini. Yeon Hee gerçekten köpek balığı diyebileceğiniz bir karakterdi. Psikolojik olarak aşırı sorunlu, kendi yararı için her şeyi yapabilecek biri. Zamanında kocasından kalan sigorta parası ile bir bar açmış. İşletemeyince borçları sevgilisine bırakıp kaçmış.
Mi Ran'la da bu barda tanışırlar. Onu işe alır ve neye ihtiyacın olursa bana söyle der. Mi Ran, Jin Tae ile bir ilişikiye başlamıştır. Jin Tae onun vücudundaki çürükleri görünce 'kocanı öldüreyim ve kaçalım buradan' der. Sigorta parasını almak için teklifi kabul eden Mi Ran, Jin Tae'nin yanlış kişiyi öldürmesi üstelik vicdan azabından itiraf edeceğini söylemesiyle onu öldürür. Bu noktada ne yapacağını bilmeyip Yeon Hee'yi arar. Yardımına koşan Yeon Hee onu tüm dertlerinden kurtarır. Hatta sigorta parasını alması için kocasını öldürmesine yardım eder. Artık her sıkıntısından kurtulmuş Mi Ran paralarla ülkeden ayrılacakken 'kimseye güvenme' diyen Yeon Hee de ondan kurtulur ve paraları ele geçirir. Yani en baştaki para bu paradır.
Paraları alınca gümrük memuru sevgilisinin yanına gelir ve 'Japonya'da teyzem var. Benim oraya gitmeme yardım et sana para getireyim borçları ödeyelim' der. Ama Tae Young da görmüş geçirmiş biri olduğu için inanmaz. Üskelik tam o sırada Tae Young'u sorgulayan polis çat kapı eve gelir. Üçü birden bir şeyler içmeye başlarlar. O sırada adam bir kadın cesedi bulunduğunu, bacağında köpek balığı dövmesi olduğunu söyler. Aynı dövmeden Yeon Hee'nin de vardır. Olanları anlayan Tae Young bir şekilde evden markete diye çıkar. Geri döndüğünde polisin cansız bedenini bulur. Yeon Hee'ye yardım eder ve ikisi cesetten kurtulmaya çalışırlar. O arada bir fırsatını bulup Yeon Hee'yi bayıltan Tae Young parayı alır ve kaçar. Gidip o hamamın dolabına koyar. İşte para oraya bu şekilde gelmiştir. Tae Young'un ölümü bir şekilde komik geldi bana. Yani her şeye direndi, her sıkıntıdan sıyrıldı, gitti hayatımı kurtardı dediği sigara yüzünden öldü. Filmde böyle en dramatik yerlere bile sıkıştırılan mizah unsurları çok iyi olmuştu. O dramatik havaya girmeden, aksiyonu yüksek bir şekilde izleyebiliyorsunuz böylece.



Neyse her şeyi yazdım neredeyse. Bizimkiler yine durmadılar tabii. Hamama gidip taa en başta çantayı bulan adamı polis gibi sorguladılar. Ondan şüphelenip evini bastılar paraları aldılar. Ama Yeon Hee yine hayatta kalmak için hepsini atlatıp paraları alıp kaçmayı başardı. Bir hava alanının dolabına koyup makyajını tazelerken şu benim sevdiğim karaktere yakalandı. Artık paranın peşinde kimse kalmamıştı. Tuvaleti temizleyen kadın bir anahtar buldu ve gidip dolabı açtı. İçinde para dolu bir çanta vardı. Hemen hızlıca kapattı. Peki bu kişi kimdi dersiniz? En başta çantayı bulan adamın karısı. :D Ben sonunda paraların gittiği yeri sevdim. En ihtiyacı olan kazandı. Ama şahsi fikrim o paradan kimseye hayır gelmez. Bir de karakterlerin şöyle düşünceleri vardı ki çok saçma buldum. Sanki parayı onlara gökler vermiş gibi davranıyorlardı. Yani bu suç, gökler falan vermedi. Para bulduysan götür polise ver değil mi? Ama bu tür filmlerle Kore'de halkın masraflardan bunalıp bir yerden para gelsin de nereden olursa olsun kafasında olduğunu daha iyi anlıyorum. Okul harcını ödeyemiyor mesela adamın kızı. Yani onu görünce iyi ki ülkede eğitim ücretsiz dedim. İyi kötü neyse de en azından eğitim alma imkanı ücretsiz. Bu bile bir şeydir bence. 
***Spoiler son***
Evet bitti. Ay yazasım varmış her şeyi yazdım neredeyse izlemeyenler spoiler kısmına adım atmasın sakın. Tüm büyüsü kaçar filmin. :)
Film çok güzeldi. Aksiyon ve mizahı harmanlayan çok başarılı bir film olmuş. Zaten ödül de almış Kore'de. Oyunculuklar muhteşem. Her biri çok ünlüler zaten. Onları böyle bir arada izlemek çok keyifliydi. O sette olsam da köşeden harikalar yaratmalarını izlesem keşke dedim izlerken.
Sizler de merak ediyorsanız ben buradan izledim. Şimdiden iyi seyirler. 

Mutlulukla kalın.

22 Haziran 2020 Pazartesi

High Society - Film

Merhabalar.
Dün uzun zaman önce izleme listeme aldığım ama şimdi fırsat bulup izleyebildiğim bir filmi izledim. Film Netflix'te mevcut. Dizi-film ve haberlerden gördüğüm kadarıyla tam bir Kore şirketler sistemini eleştiren bir film. Dizileri az çok izliyorsanız chebol mevzularını biliyorsunuzdur. Kore'de pek çok şirket var. Bunlardan bazıları gerçekten güçlü ve aile içinde soylar boyunca devam eden şirketler. O ailelerden olan çocuklar da haliyle 'özel bir soy'dan geliyorlar. Film bu zengin insanlar için çalışan iki insanın patronlarının seviyesine erişmek için yaptıklarını anlatıyor bize. Filmde eksik gördüğüm bazı yerler olsa da genel olarak konusunu beğendiğim için bloga yazmak istedim.
Konusu şöyle, Oh Soo Yeon (Soo Ae) bir sanat galerisinde çalışan müdür yardımcısıdır. Rekabetin içinde, kazanma hırsı çok yüksek birisidir. Eşi Jang Tae Joon (Park Hae Il) bir üniversite profesördür. Ancak o da bir partiye katılıp politikaya atılmak ister. Yıllardır öğrencilerine anlattığı bir projesi vardır. Kent Bankası isimli bu proje geliri düşük olan vatandaşlara düşük faiz ve uzun ödeme planlarıyla kredi verecektir ve bu sayede küçük işletmeler kriz zamanlarında zarar etmekten kurtulacaktır. Soo Yeon galerinin yeni sergisi için ressam ayarlamak için uğraşırken Paris'ten dönen eski sevgilisi ile karşılaşır. Yeni sanatçının o olması istenir ve Soo Yeon da onu ikna etmek ister. Öte yandan koca Tae Joon zamları protesto eden bir miting düzenlerken mitingde kendini yakan bir adamı kurtarır. Tüm medyanın ilgisi üzerindedir. Güçlü bir parti ona milletvekilliği teklif eder ve hayatta kendi şansını yaratma sırasının ona geldiğini düşünüp bu teklifi kabul eder. Ancak işler hiçte umduğu gibi çıkmayacaktır. Bu yükselmek ve önünde saygı ile eğildikleri insanlar gibi olmak isteyen ikili gerçek sosyete ile karşılaşınca ne kaybettikleri ve bundan sonra ne kadar ileri gideceklerini düşünmek zorundadırlar.

***Spoi***
Ben filmi genel olarak beğendim. Konusu çok ilgi çekiciydi. Siyasetten ve siyasetçilerden nefret ettiğim için onların iki yüzlülüğü beni hiç şaşırtmadı. Filmde karı kocanın hayatları çok ayrıydı. Yani başlarına gelen hiçbir olay kesişmedi son ana kadar. Sadece son sahnede bir kesişme oldu ama onun da etkisi yoktu. Ben ikilinin ilişkilerini daha çok izlemek isterdim. Sağlam temellere kurulmuş bir evliliğin sonunda ne hale gelebileceği ve en sonda tüm hatalara rağmen birlikte kalmaya karar vermeleri daha etkileyici olabilirdi. Ama en başta ben onları abi kardeş zannettim sonradan evli olduklarını anladım. O yönden çok zayıftı hikayenin bu tarafı. Ama ikilinin hırsları çok gerçekti. Özellikle Soo Yeon'un yükselmek için yapabilecekleri beni hiç şaşırtmadı. Karakter çok gerçek ve tutarlıydı kendi içinde. Adam için aynını söyleyemeyeceğim. Karısı aldatması sanki sırf reyting uğruna yapılan sahneler gibiydi. Mantığı yoktu ama sonradan Kent Bankası konusundaki ikilemleri gerçekti. İyi mi kötü mü olmaya karar vereceği zaman o ikilemi onunla hissettim. Sonra bir de çocuk mevzusu vardı. Kadının çocuk doğurmak için bile mevki sahibi olmayı beklemesi beni çok şaşırttı. Öyle bir insan olmayı hiç istemediğimi fark ettim izlerken. Ama bir yandan da ona hak verdim. Çevresinde ağzında altın kaşıkla doğan çocukların sahip olduğu ayrıcalıkları görünce neden kendi çocuğundan bunu esirgesin ki. Kısacası bu paranın her şeyi yaptırma gücünün ne kadar fena bir şey olduğunu ve biz zavallı fanilerin asla o standartlara erişemeyeceğini yüzümüze vuran bir filmdi. :)
***Spoi Son***

Evet spoi bölümünü de geçtiğimize göre gelelim genel düşüncelerime. Ben filmi beğendim. Harşka değildi ama kaliteliydi ve kendini izletti. Replikler ve olayları dikkatli takip edip satır arası mesajları da anlayabileceğimiz bir filmdi. Hikaye konusundan biraz eksikti sanki ama. Yani karı kocanın ilişkilerinin ilk zamanlarını anlatan birkaç sahne olsaydı film daha çarpıcı olurdu. Bir de normalde böyle şeylerden rahatsız olmam ama galeri sahibi adamın sevişme sahnesinde çok rahatsız oldum. Gereksiz yere uzatılmış gibiydi. Filmlerde bu tarz sahneler gerekli ise beni rahatsız etmez ama bazen göze sokmak için çekilmiş gibi duranlar olur ki o zaman ne gerek vardı derim. Bunda da öyle düşündüm.
Benim düşüncelerim böyle izlemeyi düşünenler için şimdiden iyi seyirler. Mutlaka izlemelisiniz diyemem ama izlerseniz iyi vakit geçirirsiniz. İzleyenler varsa da yorumlarda kendi fikirlerini belirtebilirler. Benden bu kadar.
Mutlulukla kalın.

27 Ekim 2019 Pazar

Monster - Film

Merhabalar.
Adana yolculuklarından birinde otobüste izlediğim bir filmle geldim buralara. Filmde Kim Go Eun ve Lee Min Ki oynuyor. Hızlıca yazacağım çünkü pek beğenmediğim bir film oldu.
Konusu şöyle Kim Go Eun kız kardeşi ile yaşayan biraz saf bir genç kızdır. Ailesinden kalan son kişi büyük annesi ölmeden önce kardeşini ona emanet etmiş. Okulu bırakıp her şeyini kardeşini büyütmek için ortaya koymasını öğütlemiştir. Kim Go Eun da bu öğüde sıkı sıkıya bağlanmış ve kardeşini hayatının merkezine koymuştur.
Diğer taraftan da hikayemizde bir iş adamı vardır. Akrabalarından birini çağırır ve ona içi para dolu bir çanta verir. Bu parayı ona şantaj yapan bir çalışanına vermesini karşılığında da cep telefonunu almasını söyler. Akrabası bu parayı kendi borçları için kullanınca kardeşi Lee Min Ki'den bu kızdan telefonu almasını ister. Küçüklüğünden beri tuhaf olan bu çocuk evine gidip kızı öldürür. Kızın küçük kız kardeşini de kaçırıp evine getirir. Ona bir oyun oynayacaklarını söyler. Eğer belli bir süre içinde kaçmayı başarırsa onu serbest bırakacaktır ama kaçamaz ya da başkalarından yardım isterse onlarla beraber kızı öldürecektir. Küçük kız kaçarken yolu Kim Go Eun ve kardeşinin evine çıkar. Onlara sığınır ancak Lee Min Ki onları bulur ve Kim Go Eun'un kız kardeşini öldürür. Her şeyi kardeşi olan bu saf kızımız bu duruma kahrolur ve o katili bulmak ister. Küçük kızı da yanına alarak katili aramaya koyulurlar. Ancak diğer planda iş adamı, onun akrabası ve borçlu olduğu mafya tipli adamlar da hesaplaşma peşindedir.

***Muhtemel Spoi***
Film bol aksiyonluydu ona sözüm yok. Aksiyon sahneleri de iyiydi bence. Hikayenin içinde işlenen kardeşlik ve aile kavramları da çok samimiydi. Ama...
Filmde bu aile kavramını işleyeceğiz diye neden bir seri katil ve saçma sapan mafya olaylarına girişmişlerdi anlamadım. Çünkü çok alakasız sahneler vardı. Bir an gerlim yaşarken bir an komediye kaçan sahnelere geçiyordunuz. Kim Go Eun harika bir oyunculuk çıkarmış ortaya. Onun pek çok yapımını izledim ve çok başarılı buluyorum kendisini. Bu rolde de küçük kızla olan diyalogları çok tatlıydı. Ona bağlanması beni çok etkiledi. Ama bir yandan da karaktere üzüldüm. Çünkü kız kardeşi ölmeden önce onu bırakıp Seul'e gitmek istiyordu büyük ihtimalle bu küçük kız da büyüyünce onu bırakıp gitmek isteyecek. Diğer tarafta Lee Min Ki ile diyalogları olsun isterdim. Bu kadar uzun kaçma kovalama sahnelerindense aileye takıntılı bir katille insanlara hemen bağlanabilecek yapıda bir karakterin çok daha farklı bir ilişki kurabileceklerini düşünüyorum. Demek istediğim kesinlikle kötü çocuk kıza aşık olur saçmalıklarından değil. Çünkü böyle kötü insanlar hiçbir zaman aşk gibi sempati gibi duyguları yaşayamazlar.
Ama dediğim gibi asıl işlenecek konu etrafında çok gereksiz bir koşuşturma var gibi geldi bana izlerken. Sonunda böyle bir şey göreceksem neden Lee Min Ki'nin karakteri bu kadar derinlemesine anlatıldı anlamadım. Psikolojik olarak bambaşka senaryolar oluşturmaya müsait iki karakter varken klasik bir intikam filmi olması bana yeterli gelmedi açıkçası.
Ben absürt derece de farklı olan şeyleri izlemeyi ve okumayı çok severim belki de böyle bir zemin görünce hadi tüm bilinenleri yıkın bambaşka bir toplum inşası yapın tarzında gaza gelmiş de olabilirim.
***Spoi Son***

Kişisel fikrim ortalamanın bile altında bir filmdi. Yanınıza kar kalan harika oyunculuklar sadece başka bir şey yok. Ne bir müzik ne bir 'işte bu sahne harika' diyebileceğiniz bir an. Oyuncuların hayranı olanlar ya da benim gibi meraklılar izleyebilir ama. Benden bu kadar.
Mutlulukla kalın.

13 Ocak 2019 Pazar

A Single Rider - Film

Merhabalar.
Yakın zamanda izlediğim bir filmden sizlere bahsetmek için geldim. Önce kısaca konudan bahsedeyim sonra da kişisel görüşlerimi yazayım.
Film bir adamın şirketinin iflası ile başlıyor. Kang Jae Hoon(Lee Byung Hun) şirkette çalışan bir müdürdür ve şirket için var gücüyle çalışmış, kendi parasını ortaya koymuş, eşe dosta kredi vermiştir. Ancak bence işler biraz bizdeki kooperatif meselelerine dönmüş ve patronlar iflası açıklamışlar ceremesi de bizim çalışanlara düşmüştür.
İki sene önce karısı Lee So Jin(Gong Hyo Jin) ve oğlunu Avusturalya'ya göndermiş olan Jae Hoon da madem her şeyimi kaybettim bari ailemle olayım diye kimseye haber vermeden Avusturalya'ya yola çıkar.
Oraya gidince ailesinin kendisinden ayrı bir hayat kurduğunu ve bu hayatın Seul'de olandan çok farklı olduğunu görür.
Onların karşısına çıkmadan bir müddet takip eder bu sırada da Avusturalya'ya çalışmak için gelmiş olan Jina(Ahn So Hee) ile tanışır. Jina'nın vizesi bitmeye yakın başına kötü bir olay gelmesiyle hem ona yardım etmeye hem de ailesinin yaşantısını öğrenmeye çalışır.
Kişisel düşüncelerime gelirsek sadece Gong Hyo Jin oynuyor diye izlemek istediğim bir filmdi. Fragmanını da beğenince merakla başına geçtim. Çekim kalitesi ve mekan seçimleri olarak çok hoşuma gitti. Film boyunca hep hadi karşılaşın hadi karşılaşın diye sabırsızlandım. Sonra birden filmi seyri bir değişti, 'konusu böyle miydi ya?' diye şaştım kaldım. En başından konusunun böyle olacağını bilsem izler miydim bilemiyorum. Belki Gong Hyo Jin için yine izlerdim ama bu kadar beklenti içinde olmazdım.
Filmle ilgili sevdiğim yerlerden bazıları en sevdiğim oyuncuyu farklı bir karakterde görmüş olmak. Çünkü tüm o romantik komedilerden sıyrılan bir roldeydi ve benim aşık olduğum enstrüman, keman çalıyordu.
Onun dışında Lee Byung Hun'un oynadığı filmlerde nedense hep o gözüküyor ekranda. Bir filmini daha izledim ve hep adam vardı ekranda diğer karakterler arada bir görünüyordu. Bu hep mi böyle bilmiyorum ama artık Hyo Jin çıksın dediğim çok oldu.

Adamın ailesinin yaşantısını görünce yaşadığı hayal kırıklığı beni hiç etkilemedi açıkçası çünkü onları ne kadar ihmal ettiği taa en başından gösterilmişti. Ancak daha sonra yaşadığı pişmanlık çok dokunaklıydı.
Lee Byung Hun süper bir oyuncu sadece kameraya bakış atsa kırk tane duyguyu geçirebilir. Bu konuda bir şey söyleyemem. Özel olarak aşırı büyük bir hayranlığım olmasa da onu ve eşini seviyorum da diyebilirim. Ama dediğim gibi Kore'de başrol olduğu filmlerde hep o kadrajdaymış gibi geliyor bana. Ya yapımcılar bunu kullanıyor ya da o özellikle istiyor. Kendisi uluslar arası bir oyuncu  olduğu için egodan kaynaklanabilir diye tereddütteyim. Ama oyunculuğu çok iyi ve izlemesi de çok keyifli. Benim gibi Gong Hyo Jin aşığı biri için rahatsız edici olabilir sadece hep onu görmek.
İşte filmin seyrinin değiştiği yer.
***Çok büyük Spoi***
Burada filmin sonunu yazıyorum artık. Aslında filmde adam ve Jina ölmüştür ve ruhları etrafta dolaşmaktadır adam yukarıdaki resimde karısının odasındaki camda yansımasını göremeyince ne olduğunu anlar ve Jina'nın yanına gider. Onunda parasını gasp etmeye çalışan bir grup tarafından öldürüldüğünü öğrenir. Aslında kadın kocasını özlüyor ve beraber yaşama planları yapıyordur. Adam daha sonra bunu da öğrenir ama iş işten geçmiştir artık. Zavallı Soo Jin ve oğlu Kore'ye döner ve bu acı haberi kabullenmeye çalışırlar.
Böyle hayalet hikayeleri ile bir sorunum yok aslında ama ben daha çok aile dramı, gerçekçilik tarzı bir şey beklediğim için beklediğimin tam tersi bir şey karşılaşınca bir şaşırdım açıkçası. Merak edip izlemek isteyenlere Gong Hyo Jin ve Lee Byung Hun adına müthiş oyunculuklar bekliyor. Sizi sıkmayan, merak uyandıran bir film ama ahım şahım da değil maalesef. Söylemeden de geçemem Gong Hyo Jin'in her sahnesi müthişti. Ama o ağlama sahnelerinde hayranlığım biraz daha arttı. Kendisini çok çok çok seviyorum. :)
Mutlulukla kalın.