Neler Hakkında Yazıyorum?

tayland dizi yorumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tayland dizi yorumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ekim 2020 Salı

2gether The Series ve Still 2gether- Dizi

 Merhabalar.

Bugün sizlere en en en sevdiğim Tayland dizisini anlatacağım. Ama öncesinde bir not geçeyim bu dizi BL türünde eğer bu tarz konulardan hoşlanmıyorsanız okumayabilirsiniz.

Evet uyarımı da baştan yaptığıma göre fangirl çığlıklarımla diziyi anlatabilirim. Tayland benim yıllardır bir şekilde yapımlarını izlediğim ama son iki yıla kadar farkında olmadığım bir ülke. Hatta bir dönem U-Prince serisini izlemeye çalışmış ve koşarak uzaklaşmıştım o derce bir ön yargım vardı. Ama sonra nasıl oldu ne oldu bilmiyorum kendimi Tayland hayranı olarak buldum. Bunda Together With Me ve 3 Will Be Free dizilerinin etkisi büyük. Neyse ben böyle her yeni diziye atlayıp bu neymiş, şu neymiş diye dolaşırken bir dizi başladı. Adı 2gether. Konusu da nasıl klişe nasıl klişe. Dedim tam benlik hadi bakalım. Sonra ilk bölümü açtım o da ne aşırı yakışıklı bir Win Bey var ekranda. :D İşte o zaman 2gether The Series'i eğlenerek ama çok da gözümde büyütmeyerek izlemeye başladım. Bölümler geçtikçe bir seviyor bir Tayland işte yine teknik problemler var o sahne öyle mi yapılır diye kızıyordum. Ama sadece teknik işlere yoksa ne oyunculuklar ne de senaryo gram kötü değildi bana göre. Başına geçtiğim her seferinde ağzım kulaklarımda, kalbim kuş gibi çarparak izliyordum. İlk sezon çok ama çok güzel bir şekilde bitti. Ben kendi içinde coşan ama dışarıdan ciddi duran biri olduğum için fangirllük mevzuları da öyle benim için. Yine oyuncuları takip etsem de o shipleme olaylarını abartmayı sevmiyorum. Benim için oyuncular etkinliklere katılıp moment verdikleri sürece özel hayatlarında ne olduğu beni ilgilendirmez. O yüzden akıl sağlığını koruyabilen bir fanım. :D

Neyse konudan sapmadan birkaç ay sonra sanırım 2gether ikinci sezon geleceği konuşuldu. Yakın zamanda da Still 2gether ismi ile geldi. İlk sezonu seven ve güzel düşüncelerle bitiren ben ikinci sezonu da severek izleyeceğimi düşünerek başladım ve o anda aşık oldum. O kadar güzeldi ki anlatamam. Şu an bile her aklıma geldiğinde içim sıcacık oluyor. İlişkileri, birbirlerine olan sevgileri, flötrleşmeleri hatta kamera arkası hepsi kalbime oklarını attı. Sonra da 2gether serisi benim en favori dizilerimden biri oldu. Ben de bu kadar sevmişken bloga yazayım mağlum canım sıkıldıkça geri dönüp okuyorum buraları mutsuz anımda bu posta gelir tüm derdimi, kederimi burada atıp yeniden mutlu bir toparlak olurum dedim. 

Evet destan gibi bir giriş yazısından sonra konuya geçelim. Yalnız bu kadar yazıp hiç spoi vermemek. *Gözlüktakanemoji*

Konusu şöyle; Tine kendine çok güveni olan bir çocuktur ama ilişkilerinde bir türlü dikiş tutturamaz. Kız arkadaşları için her şeyi yapsa da aradığını bulamamış, ilişkileri hep hüsranla sonuçlanmıştır. Üniveristeye geçtiği zaman bir aşk mektubu alır. Çok heyecanlanan Tine bir an önce kendisinden bu kadar hoşlanan kızı bulmak ister ama bulduğu kişi hiç hoşuna gitmemiştir. Çünkü ondan hoşlanan kişi bir erkektir ve hayır cevabını kabul etmiyordur. (Resimde Tine'dan hoşlanan Green'i görüyoruz. Bu arada kullandığım resimler ikinci sezona ait ama spoiler olmayacak resimler seçtim.)

Tine ne yapsa Green'i hayır cevabını kabul ettirememiştir. Israrla kızlardan hoşlandığını söylese de hatta sahte kız arkadaş bulsa bile bir türlü yaptığı numaralar işe yaramamıştır.

 Arkadaşaları ile düşünürken Green'i vazgeçirebilecek tek bir kişi olduğunu bulmuşlardır. Üniversitenin en popüler erkeği Sarawat. Herkesin hayran olduğu, uğruna fan siteleri açılan, süper havalı ve süper umursamaz çocuk. (Arkadaki şapşik benim aşkım Gunsmile. O hep böyle onu takmayın. :D )


Tine bir yolunu bulup Sarawat'a ulaşmayı başarır. Ona durumunu anlatır ve Green'in önünde kendisiyle flört ediyormuş gibi davranmasını ister. Üniversitenin en harika çocuğu ile yarışamayacağını anlayan Green de pes edecektir böylece. Ama Sarawat çetin ceviz çıkar bir türlü kabul etmez. Tine da çaresizce onu ikna etmek için peşinde çareler arar. Sarawat'ın olduğu müzik klübüne katılır, gittiği yerlerde takip eder. En sonunda onu ikna etmeyi de başarır. Ancak Tine'ın bilmediği bir şey vardır ve bunu öğrendiğinde ikisinin arasındaki ilişki de başka bir boyut kazanacaktır.

Bir de not dizide Tine, Scrubb isimli bir müzik grubunun hayranı. Dizide bu grup ve şarkıları bol bol geçiyor çünkü hikayede büyük etkisi var grubun. Dizide bol bol şarkı bulacaksınız. Hem karakterlerin müzik klübünde olması hem de hikayenin merkezinde bir müzik grubunun yer alması ile dizi harika konusunun yanında harika müzikler de veriyor size. :)

Şuraya Sarawat'ın arkadaşları Man ve Boss'u da koyayım çünkü o kadar tatlılar ki. Ben hem karakterlerine hem de oyuncuların kendisine bayılıyorum. 
Burada Sarawat'a takılıyorlar. 

***Spoi Allert***
İkinci sezondan da bahsedeceğim için spoisi bol olacak bilginize.

Sarawat flörtleşirken kalplerin havada uçuştuğunu görebilirsiniz, benden yani :D. Çok bayat flört numaraları kullansa da o kadar tatlı ki Sarawat. Onca yıl tek bir kez gördüğü birini sevmesi hatta onu bulmak için her Scrubb konserine gitmesi beni çok etkiledi. Çok güzel seviyor karakterler birbirlerini. Sadece Tine ve Sarawat değil dizideki diğer çiftlerde öyle incitmeden, saf bir sevgi ile seviyorlar ki birbirlerini ekran başında sıcacık hissediyorum. Ama bizim ikilimizin bir bakışı, bir gülüşü tamamen aşkı alıp ekrana koyuyor resmen. 


Mesela bu fotoğraf çekilirken Sarawat'ın söyledikleri, sonrasında hep cüzdanında taşıması hatta ikinci sezon Tine'ı özleyince açıp bu fotoğrafa bakması o kadar anlamlı ki. Böyle küçük detaylarla gerçekten birini sevmenin, ona değer vermenin, onun için bir şeyler yapmanın ne kadar güzel ve anlamlı olduğunu gösteriyor dizi bize. Ve belki de zamanında hepimizin hissettiği o kelebeklerin pır pır uçtuğu aşık olma hissini yeniden hatırlatıyor.
Bu sahne benim belki de en sevdiğim sahneleri. Tüm işler bitmiş birbirinin omzunda dinlenen aşıklar. Arka fonda çalan Smile. O şarkıyı kaç kere dinledim bu bölümden sonra bilmiyorum. Öyle güzel ki. 

Ve geldik sahil kısmına. Tatlılık komasına sokan bir final bölümü bu bölüm. Çiftimizin yıl dönümleridir ve birbirlerine sürpriz yapmak isterler ama henüz bir ilişki yaşamak konusunda acemi olduklarından bir türlü istedikleri gibi olmaz. Ama önemli olan organizasyonlu, büyük kutlamalar değil birlikte olmaktır. <3

Bunu koymasam olmazdı. <3

***Spoiler son*** 

Bu da ekibin son selfisi böylece bir dizi daha bitti. Geriye birbirinden güzel hatıralar bıraktı bana. Muhteşem müzikleri de unutmamak lazım. Çok tatlı ve gerçek bir ilişki izledim ben onlarla. Her anında mutlu oldum. Şimdi bile bir yerde görsem hemen yüzüm gülüyor. Öyle güzeldi. Dizinin içinde müzik çokça yer aldığı için birbirinden güzel şarkılar da vardı. Hala hepsini dinlerim. Tine karakteri dizide Scrubb grubunun büyük hayranı olunca dizide onların şarkıalr bol bol çaldı. Öyle de güzel yakışmış ki sahnelere. Siz de izlerseniz kesinlikle şarkıları dinlemek isteyeceksiniz.
Ben dizinin ilk sezonunu GMMTV Youtube kanalından izledim. İkinci sezonu da biraz oradan biraz da Mor Fansub sitesinden. Hepsinin linkini bırakıyorum kelimelerin üzerine tıklayıp gidip bakabilirsiniz. Yotubu kanalında da Türkçe altyazı seçeneği mevcut diye biliyorum ama bazen kanal onaylamamış olabiliyor haberiniz olsun. Mor Fansub da Türkçe altyazılı dizinin iki sezonu da.
Evet benden bu kadar. Sizlere çok sevdiğim bir diziyi bıraktım gidiyorum. İzlemeyi düşünenlere hiç ertelemesin. Benim hep hatırlayacağım çok kıymeti bir dizi olacak. Karakterleri de öyle. Ben Bright ve Win'in yeni işlerini kovalarken yavaştan kaçayım. İzlemeyi düşünenlere iyi seyirler, izleyenlerle de yorumlarda sohbet edebiliriz isterseniz.
Mutlulukla kalın.

9 Ağustos 2020 Pazar

The Shipper - Dizi

 Merhabalar.

O kadar uzun zaman oldu ki ne buraya yazmak için ne de okumak için gelebildim. Sadece başı boş bir şekilde sürüklendiğim bir zaman dilimiydi. Neden böyle oluyor bilmesem de bu durumdan gerçekten sıkıldım. Artık bir şeyler yapmak, hayatıma düzen getirmek istiyorum. Evin kalabalık oluşu, benim kendi odamın olmaması, okulların belirsiz durumu, geniş ailemizde yaşanan değişik ve hareketli meseleler hepsi beni yavaşlatıyor sanki. Böyle söyleyince kendime bile bahane gibi geliyor aslında. Şu hevessizliğimden bir kurtulamadım gitti. Bir an geliyor düzeldi diyorum sonra hop tekrar aynı döngü. Böyle giderse pişman olacağımı da biliyorum. Off neyse bu kadar şikayetlendiğim yeter. İşte bu sebeplerle blogu epey boşladım. Sizleri de ziyaret edip yazdıklarınıza bakamadım haliyle. Biraz toparlanıp arayı ısıtalım diye bir dizi yazısı gireyim dedim. Dizimizin adı The Shipper. Bir Tayland dizisi. Daha bu Cuma final yaptı. Türüne romantik komedi, bl diyebilirz. Bl nedir diye soranlar varsa, boy's love kelimelerinin kısaltması yani iki erkek arasındaki aşk hikayesi. Bizim ülkemizde bunun düşüncesine bile karşı olan insanlar var biliyorum o yüzden rahatsız olacaksanız sayfayı kapatabilirsiniz. Ama dizi gerçekten çok eğlenceliydi bir şans vermek isterseniz de okuyup bir bakın derim.

Dizinin konusu şöyle; Pan ve Soda okullarındaki Way ve Kim isimli iki öğrenci üzerinden hayran kurgusu yazan liseli öğrencilerdir. Way okulun serserisi, Kim ise en başarılı öğrencisidir. 

Resimdekiler Pan, Way ve Kim.

Gerçekte çok yakın arkadaş olan bu ikili kızlarımızın onları shiplemesi ve onlar hakkında bir bl kurgu yazması ile shipper dünyasında sevgili ilan edilirler. Bu kurguyu okuldan da okuyan kişiler vardır ve Way ile kavgalı olan bir çocuğun kulağına gider. Çocuk Way ile dalga geçer ve ikisi dövüşmeye başlar. Kim gelip olaya müdahale eder ve WayKim ikilisi kötü çocukları yener. Ancak okul yönetimi kavgayı duymuş ve artık disiplinsizliğinden bıktıkları Way'i okuldan atmaya karar vermiştir. Kendi yazdıkları kurgu yüzünen shiplerinin ayrılacağını öğrenen Pan ve Soda çok üzülürler. Pan okul çıkışı gidip Kim'e kurguyu onun yazdığını söyleyip özür diler. Kim de onu eve bırakmayı teklif eder. Yolda bu ikili motor kazası geçirirler ve ölüler diyarına giden ruhları Ölüm Meleği ile karşılaşır. 

Ölüm meleğini Jennie canlandırıyor ve bence ondan başkası da yapamazdı.

Ancak bir sorun vardır Ölüm Meleği Pan ve Kim ölmediği halde ruhlarını yanında getirmiştir ve bu durumu çözmek için ruhlarını dünyaya geri gönderir. Dünyaya gelip tekrar gözlerini açan ikili bir de bakarlar ki ruhları yanlış bedene girmiş. Pan uyanıp kendini Kim olarak bulur üstelik kendi bedenindeki Kim uyanmıyordur. Ölüm Meleği'nin eğer birine söylersen seni öldürürüm tehdidi ile de kimseye gerçeği anlatamaz. Artık bir çözüm bulana kadar Kim gibi davranmak zorundadır. Bu süreçte de shiplediği çifti gerçeğe dönüştürmek için harekete geçer. Zamanla Way ve Kim arasındaki ilişkiyi, Kim'in şaşırtıcı aile üyelerini, gerçek Kim'i ve aslında hep uzaktan izleyip hakında her şeyi bildiğini düşündüğü insanların gerçekte nasıl biri olduklarını, hayattan ne istediklerini öğrenmeye başlar.

Diziyi ben çok sevdim. Daha başlamadan önce merakla beklediğim diziler arasındaydı. Benim gibi bir shipperın duygularını iyi yansıtmıştı bana göre. Her ne kadar ben Pan ve Soda kadar aşırıya kaçmasam da sadece ekrandan tanıdığım insanların bambaşka duyguları ve düşünceleri olduğunu göstermesi güzeldi. Bu olayı abartan ve hayran oldukları kişileri yaptıkları yüzünden yargılayan kişiler için bir ayna olur umarım. Dizi de bir de Khet karakteri var. Pan ve Soda'nın sınıf arkadaşı. 

Ya bir insan bu kadar mı güzel sever? Bayıldım hem karakterine hem de oyuncunun kendisine. Zaten oyuncuların hepsini çok ama çok sevdim. Harika iş çıkarmışlar. Tayland dizilerinde genel bir kalite sıkıntısı var bu dizide çok az yer gözüme battı genele göre iyi iş çıkarmışlar. Şimdi gelelim biraz sohbet kısmına...

***Spoili bölge***

Finali itibariyle herkese isyan ettiren bir dizi olsa da genel olarak beğendiğim ve bu türü seven herkese önereceğim bir dizi The Shipper. Finali benim de içimde burukluk yarattı ne yalan söyleyeyim. Çok büyük haksızlıktı Way ve Kim'e olanlar. Hiçbir şey başlamadan her şey yarım kaldı. Böyle olmaz ama. Fluke, Way'i oynayan oyuncu, harika bir iş çıkarmıştı. Bu kadar canımın yanmasının sebebi kesinlikle onun karakterin yaşadığı acıyı bu kadar iyi anlatması oldu. Khet ve Pan çiftini en başından beri destekliyordum zaten o yüzden finalde mutlu olmaları beni de mutlu etti. Sırıtarak izledim o sahneleri. Ölüm Meleğine ise ba-yıl-dım. Jennie harika biri. Enerjisine hayranım. Bu tür hafif çatlak karaktere çok yakışıyor.

Dizi baştan sona hikayesi sağlam ilerleyen bir dizi bana göre. Karakterlerin davranışları, ilişkilerinin seyri hepsi yeri geldiğinde mantıklı durmuş. Way ve kız arkadaşı arasındaki olaylar ve daha sonra Way'in Kim'den hoşlandığını fark etmesi en sevdiğim sahnelerden. Telefon ekran resmi hakkında konuşmaları ve daha sonra Way'in ekran resminin gözükmesi benim ekran başında erimem falan. :D

Bir diğer unutamadığım sahne ise aşağıdaki resimlerin olduğu sahne. :D Kim bedeninde Pan, Khet'i tehdit ediyordu. Yaa aklıma geldikçe kıkırdamak istiyorum. Tipe bak ya şapşik. :P 

Ölüm Meleği'nin gelip Way ve Khet'e vurulması Pan'ın onu engellemek için yaktıkları hele en çok eğlendiğim anlardandı.
Bu sahnede çok güzeldi. 

İtirafın güzelliği. 😍
Biraz içimi acıtan fotoğraflara geçelim. Olmadı böyle ya olmaz. Gerçekten haksızlıktı bu. Yani anlıyorum bazen akılda kalcı olması için ana karakterin ölümü doğru bir hamle olabilir diziyi yapan kişiler olarak. Yani ben de mutsuz son olsun hayatım boyunca onun acısını çekeyim diyen bir mazoşistim ama bu olmadı. Çok yarım kaldı Way ve Kim... 




Bunlar da kendi yaptığım gifler. Way'in bakışı, duruşu, iç çekişi, elinin titremesi, yutkunması, gözünden düşen o yaşlar, buruk gülümsemesi... Off hepsi öyle dokunuyor ki bana. İçim sızlıyor bakarken bile. Ben asla atlatamayacağım galiba bu sonu. 







Sonunda Pan gerçek aşkını buldu. Bizde Khet ve Pan için sevindik. Bir yanım buruk ama güzel hatırlayacağım bir dizi oldu böylece The Shipper.

***Spoili bölgeden çıktınız.***
Bu türü sevenlerin beğeneceğini düşündüğüm bir dizi The Shipper. Konusu ve çekim kalitesi çoğu Tayland dizisine göre daha iyi bence. Müzikleri şahane hala arada dinliyorum tam sevimli sevimli dans etmelik bir jeneriği var. Oyuncular da çok iyi iş çakarmışlar. Yani bir şans verin derim. Ben sevdim.
Bu arada uzaklaştıktan sonra geri dönüp yazmak çok iyi geldi. Umarım yazma hevesim kaçmaz ve aklımdaki milyon tane şeyi de azar azar yazmaya başlayabilirim. Bana daha planlı bir insan olmam için dua edin lütfen. :D
Umarım keyif almışsınızdır okurken. İzlemeyi düşünenlere iyi seyirler. İzlemiş olanları yorumlara beklerim.
Mutlulukla kalın.