Neler Hakkında Yazıyorum?

müzik ve sessizlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzik ve sessizlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Şubat 2024 Perşembe

BCP Şubat * Yalnızlık, Dostluk, Kardeşlik, Sevgi ~2024

Merhabalar.

Kaç gündür kaçak göçek buraya gelip yazayım şu yazıyı, temaya bakayım, kim ne yazmış okuyayım diyorum ama kısacık durup sıvışıyorum geri. Yoğunum ama çok şükür bu yoğunluğa. Allah iş kaygısı versin diye dua var bilmem hiç kullanan var mı çevrenizde. Ben çok duyarım ve söylerim. Başka problemler yerine iş güç için kaygılan demek. İnsanın başına da binbir türlü hal geliyor hayatta. Onları görünce iş ya da okul dertleri kolay geliyor. Yine de Allah kaldıramayacağımız yük vermesi hiçbirimize. Bugün dualarla giriş yaptık ilginç oldu. Ben bir ara çok fazla otobüs kullanıyordum. O sırada çevreyi izlemeyi de çok seviyordum. Ne zaman birini, bir çocuğu, bir hayvanı, ışığı yanan evleri ya da dikkatimi çeken bir şeyi görsem hemen dua ederdim içimden onlar için. O kadar rahatlatırdı ki beni. Başkası için dua ettikçe benim için de dua eden insanlar olacağına inanıyorum. Birkaç gündür bunu düşünüyorum o yüzden sanırım yazı da buraya evrildi. Dua edenleriniz çok olsun canım blog arkadaşlarım. Her dileğiniz en güzel şekilde gerçek olsun inşallah.

Konuya geçeyim yavaş yavaş. Ben bu tema için yakın zamanda bitirdiğim bir kitabı seçtim. Müzik ve Sessizlik. 

Peter Claire adlı bir lavtacı Danimarka kralı IV. Christian'ın saray orkestrasına katılır. Kral mükemmeliyetçi biridir ve orkestranın en etkileyici şekilde duyulması için tasarladığı bir oda vardır. Sarayın altındaki mahzen. Birçok yetenekli müzisyenden oluşan bu grup işlerini en iyi şekilde yapmak için gayret eder ama şartlar çok zorlayıcıdır. Peter Claire o sıralar arayışta olan bir delikanlıdır. Bir önceki çalıştığı yerde yaşadığı olaylar onu sarsmış kendini bulmak için yollara düşmüştür. Yolu Danimarka'ya kadar gider. O sıralar ülke sıkıntı içindedir ve maddi olarak zorluk çekmektedir. Kral bunun sorumluluğuyla kaygılı bir haldedir. Peter Claire'i gördüğü anda ondan ve müziğinden çok etkilenir. Onu meleği ilan eder ve daha ayrı bir özen gösterir. Geldiği gibi kralın gözüne giren lavtacı daha dikkatli olmalıdır şimdi. Hayatla ilgili sorgulamaları devam eden gencin karşısına o sarayda bir şey daha çıkar. Aşk. Kralın eşinin hizmetinde çalışan Emilia'ya gördüğü anda vurulan genç kraliçenin krala olan sadakatsizliği ile sevgilisini kaybedince kitabımızdaki heyecanlı olaylar da başlar.
Kitapta birçok karakter ve onların hayat hikayeleri var. Ben o kadar çok yerin altını çizdim ki anlatamam. Şu an kitap yanımda olmadığı için paylaşamıyorum ama belki daha sonra onları da eklerim buraya. Her karakteri bölüm bölüm okuyoruz kitapta. Çok akıcı bir dili var. Her karakter için farklı aynı zamanda. Ben bayıldım bu kitaba. Normalde kralmış, soyluymuş, siyasetçiymiş vb. yönetici kısmını sevmem gerçek hayatta ama okurken onunla bile empati kurabildim. Son ana kadar ne olacak merak ettiriyor. Hiç tahmin edemeyeceğiniz şeyler ve gerçek olaylara paralel bir anlatım var kitapta. Ben sahaftan almıştım adını sevdiğim için. İyi ki almışım. Eğer bulursanız şans verin derim. Şubat ayının temasındaki her kelimeyi karşılıyor bence kitap. Daha iyi bir seçim yapamazdım.
Kendinize iyi bakın.
Mutlulukla kalın.

16 Mart 2023 Perşembe

BCP Mart * Kadın Yazarlar Ve Polisiye

Merhabalar.

Blogları canlandırma projesine devam ediyoruz. Mart ayının konusu kadın yazarlar ve polisiye. Bu sefer biraz erken yazıyorum. Hazır aklımda bir şey varken ve zamanım da varken yazayım dedim. Ben polisiye teması için bir süredir merak ettiğim Kuzuların Sessizliği filmini seçtim. İmdb'de puanı çok yüksek olan filmler, hep izlemem gereken, izlemediğim için çok şey kaçırıyormuşum gibi düşündüren bir yerdeler benim için. Ama çoğu da eski olunca pek sıra gelmiyor açıkçası.

Neyse gelelim filme. Ben gerçek suç olaylarını dinlemeyi seven biriyim. Özellikle seri katillerin psikolojileri çok ilginç olduğu için bununla ilgili çok yayın tükettim. Birazcık Amerika'nın olayları hikayeleştirmesiyle de -bence- bu tarz içerikler sıkça yapılıyor. Yine bu türden bir podcastte bu filmden bahsediliyordu. Konuşmacılar sevdiklerini söyleyince de izleyeyim dedim. Ama gerçekten çok sıkıldım. Belki o zaman için başarılı ve farklı bir iş olabilir ama ben sevemedim. Çok tahmin edilebilir bir senaryoya, teatral oyunculuklara (bunu demek asla haddim değil belki ama sevemedim işte), başı sonu kopuk gelen noktalara sahip bir filmdi. Olayları ve nelerden esinlenildiğini bilmesem karakterlerin çoğu davranışını bir sebebe bağlayamazdım bile bence. Sadece polisin eski anılara gittiği sahneleri çok sevdim. Sahne geçişleri harikaydı. Devam filmleri de varmış ama izlemem sanırım. Hala nasıl bu kadar çok puan aldı anlayamıyorum da. Zamanında aldığı ödülleri sonuna kadar hak ediyordur ona sözüm yok. Çünkü o zamanın şartlarına göre değerlendiriliyor. Ama şimdi üzerine başka bir sürü benzer ve bence daha gerçekçi hikaye gelmişken en azından bu kadar yüksek puanlı olmazdı diye düşünüyorum. Bu tamamen benim cahilliğimden de olabilir. Eğer bilmediğim bir nokta varsa aydınlatın beni. Ya da sadece benim kişisel zevklerimle uyuşmadığı için de olabilir bilemiyorum. Ama düşüncelerim bu şekilde.

Kadın yazarlar konusu için de son zamanlarda okuduğum bir kitap var. Benim şu an ki okuma hızıma göre Mart bitene kadar bitmeyebilir o yüzden ilk 100 sayfanın verdiği hislerle yazıyorum bunları. Gerçekten ilginç ve hoş bir kitap. 

Kitabın adı Müzik ve Sessizlik. Danimarka'ya kralın emrinde çalışmaya giden bir müzisyenin hikayesini anlatıyor. Yorumlardan gördüğüm kadarıyla insanların sıkça sahaflarda denk gelip beklentisiz okumaya başlayıp sevdikleri bir kitap olmuş. Sahafta sıfır beklentiyle alma kısmı benim için de geçerli. Sevmek kısmını da zaman gösterecek. Şu ana kadar merakla dolu bir hoşlantıyla okuyorum denebilir. Ama çok karakter var. Bir not defteri alıp notlar alsam iyi olacak. 

Böyle işte Mart ayı da böyle geçti, geçiyor. Daha yazsam çok fazla serzeniş, öfke, iç sıkıntısı, korku çıkacak kelimelerimden ama elim de varmıyor bir şekilde. Neyse yazma çubuğu kıpırdanıp duruyor. Beynim karma karışık. Durgun sulara kavuşunca bol bol yazarım. Mutlu mutlu şeylerden bahsederiz.

O zaman bir kez daha...

Mutlulukla kalın.