Neler Hakkında Yazıyorum?

anime etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anime etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Kasım 2023 Perşembe

BCP Kasım * Çocuklar, Hayvanlar ve Bilim Kurgu

Merhabalar.
BCP Kasım ayı ile karşınızdayım. Ben bu ay için Beastars animesini seçtim. 2 sezonluk bir anime. Konusu benim için çok orijinaldi o yüzden ben de yeri ayrı oldu. Karakterlerini çok sevdim. Verdiği duygusal tona bayıldım. Gerçekten çok keyifliydi.
Konusuna gelirsek sadece hayvanlardan oluşan bir dünyada etçil ve otçul hayvanlar barış içinde yaşamaktadır. Hikayenin geçtiği Cherryton Akademisi'nde herkesin rahatça eğitim alması için her detay düşünülmüştür. Her şey yolunda giderken bir gün bir lama saldırıya uğrar ve öldürülür. Bu durum okuldaki bütün etçillerin şüpheli konuma düşmesine neden olur. Etçil hayvanlarda kendi aralarında gerçek doğalarını, otçullardan farklı olan fiziksel üstünlüklerini ve bu üstünlüğe rağmen medeniyet içinde yaşamanın gerekliliklerini sorgulamaktadır. Biz bu sorgulamaları bir kurt olan Legoshi ile izleriz. Legoshi kocamandır ve nadir kurt türlerinden biridir. Toplum için faydalı olmak isteyen iyi niyetli bir kurt olan Legoshi bu trajik olayı da çözmek ve okulda hakim olan tehdit havasını yok etmek ister. Bu isteği ile yolu okulun başkanı Louis ve hikayesi beni çok etkileyen Haru ile kesişir. 
Ben Legoshi, Louis ve Haru'yu çok sevdim. Anime de gerçekten çok güzeldi. Karakterlerin dönüşümleri, sorgulamaları, geçmişleri, birbirleriyle olan ilişkileri çok etkileyiciydi. Bence anime sevmiyorsanız bile izleyin. Sadece olay hayvanlar alemine geçiyor geri kalan her şey tıpkı insanları anlatıyor. 
Mutlulukla kalın. 

29 Ekim 2023 Pazar

BCP Ekim * Uzak Doğu Edebiyatı, Anime, Manga, Webtoon

Merhabalar.

Her ne kadar Eylül ayını yazamamış olsam da Ekim'i kaçırmak istemedim. Ama önce...

Cumhuriyetimizin 100. yılı kutlu olsun. Çok gururlu ve mutluyum. Her geçen gün sahip olduklarımızın, bize armağan edilen bu ülkenin ne kadar değerli olduğunu daha iyi anlıyorum. Büyüdükçe, Atatürk'ü daha iyi tanıdıkça kendim için inşa etmek istediğim hayat için çabalamaya daha fazla güç buluyorum. Önceden beni çabucak yıkan şeyler artık kamçılıyor. Hele de son günlerde ülkemizin vatandaşı olan pek çok kişiden pek çok farklı söz duydukça daha da bağlanıyorum ülkeme, Atatürk'e, onun ideallerine. Şu an kendim için istediğim her şeye ulaşmanın yolunu bana 100 yıl önce göstermiş olan bir lidere sahip olduğum için çok şanslıyım. Bence benim gibi düşünen herkes de çok şanslı. Dilerim ülkemiz ilelebet Cumhuriyet'le anlı şanlı var olmaya devam eder. Herkesin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun.

Bloğa sık sık yazmak istedim aslında. Eylül 2023 Meydan Okuması bittikten sonra ben de hayat teleşına kapılıp buralara uğramaz oldum. En azından diğer blog yazılarını okumak istiyorum. Bunun için bir kolaylık bulacağım. Aslında sosyal medyada çok boş vakit harcıyorum bana göre. O kadar da yeni bir şey kalmadı oralarda. En azından ben çok fazla kişi takip etmediğimden sanırım hep aynı şeyleri görüyorum. Aslında hepsini kapatmayı bile düşünüyorum. Bakalım kafam atarsa yaparım gibi duruyor. Eminim farkında olmadan çok fazla zaman kazandıracaktır bana.

Bu ayın konusuna geçeyim artık. Yazmadıkça yazmayı özlemişim. Ben lisenin ilk yılından beri Kore batağına düşmüş biriyim. Oradan Japonya, Çin, Tayvan, Tayland derken birçok Asya ülkesinin her türden yapımlarıyla tanışma fırsatı yakaladım. Bol bol dizi, film, kitap, manga, anime, webtoon tükettim. O yüzden buraya yüzlerce şey yazma isteğim var. Ama az tutacağım.

Önce mangalar. Shouju sevenlere benim favorilerim. Namaikizakari, L.DK, Ookami Shoujo to Kuro Ouji, Kimi Ni Todoke, Hapi Mari, Midnight Secretary, High School Debut, Otaku ni Koi wa Muzukashii önerileririm. Hepsini bayılarak okudum.

Psikolojik türde seviyorsanız Oyasumi Punpun ve mangakanın tüm mangaları efsane bence. Bitter Virgin de beni mahvetmişti. 

Yaoi şu aralar taktığım bir tür. En favorim Saezuru Tori wa Habatakanai. Kyuuso wa Cheese no Yume o Miru ve devam mangası da en sevdiklerimden. Filmi de çok iyi bence. 

Anime geçmişim çok azdır benim. Dieğrleri kadar değil malesef. En klasikleri bile izlemedim çünkü bilim kurgu ve fantastik işleri pek sevmem. Önerim ise Sakamoto Desu ga? bu alanda. Süperdi. Sakamoto'ya hayranım ben de herkes gibi. Yazısı da var blogda. Sonradan Beastars geldi aklıma. O da muhteşemdi.

Webtoon kategorisinde epey fazla şey okudum. Bu aralar çeviriler arttı. Neredeyse çoğu da yaoi türüde. Başka türlere de bakıyorum ama cidden sıkıcı oluyorlar artık. Önceden güzel webtoonlar vardı şimdi pek karşıma çıkmıyor. Şu aralar karakteriyle büyük aşk yaşadığım webtoonla başlayacağım. Wet Sand. TJ benim her şeyim oldu. Kendimi onunla evli bile sayabilirim ergenliğin dibine vurup. Öyle bir aşk bu. Hatta size bir ara sadece onunla alakalı diye aldığım şeyleri göstereyim. Tamamen hayranlıkta kafayı kırma noktasındayım. :D Daha sonra Chess Pieces, Dangerous Convenience Store, Blind Game. Şu an için aklıma gelenler. 

Kitap önerim yok malesef. Çok fazla kitap alsam da daha hiçbirini okumadım. O yüzden bir şey diyemeyeceğim. Dizilerin yapıldığı internet romanları sayılırsa onları okudum ama. Yalnız bir an faydalı hiçbir şey okumamışım gibi hissettim. Neyse canım İngilizcem gelişti. Yani Japonca bir noveli iki farklı fan çevirisinden okuyup sonra da karşılaştırma yapmak bence çok geliştiren bir şey. 

Daha yüzlerce hatta binlerce şey önerebilirim aslında oturup düşünsem. Hayatımın çok büyük bir kısmı bu içeriklerle geçti. Çok da seviyorum. Gerçekten keyif aldığım, kafamı dağıtan, beni mutlu eden şeyler. Hepsini bize ulaştıran gönüllü kişiler bu arada. Hepsine çook teşekkürler. Arada çok fansub kurulup dağılsa da işlerini hala yürüten birkaç tane var. Çok büyük zorluklarla ve fedakarlıklarla yapıyorlar her şeyi. O yüzden hepsine minnettarım.

Bu kadardı. Sizlerin yazılarınızı da büyük bir merakla okuyacağım. Umarım bilmediğim çok şey çıkar.

Mutlulukla kalın.  ☾☆

25 Ocak 2021 Pazartesi

Beastars - Anime

Merhabalar.
Yakın zamanda izlediğim bir animeyi anlatmak için geldim bugün. Ben Netflix'ten izledim ilk sezonu. Ama diğer sitelerde de vardır eminim. Şimdilerde 2. sezonu yayınlanıyor. Henüz 3 bölümü çevrilmiş. Onları da izledim. Devamını da merakla bekliyorum. Şimdi konusuna geçelim.
Etçil ve otçul hayvanların birlikte yaşadığı bir toplum düşünün. Bu toplumda prestij sahibi bir okul olan Cherryton Lisesi'nde tüm hayvanları temsil edecek bir Beastar seçilecektir. Bunun için en uygun aday Louis adında bir geyiktir. Çocukluğundan beri uygun davranmak üzere yetiştirilmiş olan bu çocuk tiyatro klübünün de gözde üyesidir. 


Bu klüpte Legoshi adında bir gri kurt da vardır. Etobur olması ve cüsse olarak diğerlerinden büyük olması onu hep kendini bastırmaya, duygularını gizleyip göze batmadan yaşamaya zorlamıştır. Tiyatro klübünün set arkası bölümünde çalışıyordur.
Her şey düzgün giderken bir gece tiyatro klübünden bir alpakanın öldürülmesi ile işler karışır. Okul içinde işlenen bu cinayet okulu da alarma geçirmiştir. Aynı zamanda şehirde de otçullara karşı olan saldırılar artmaktadır. Etçil ve otçullar arasında süregelen huzur ortamı bu olaylarla dağılmıştır. Artık herkes birbirine karşı temkinli davranmaktadır. Bu gergin ortam sürerken bir gece Legoshi klüp işlerini bitirmiş odasına dönecekkken burnuna bir koku gelir. İçgüdülerinin devreye girmesi ile avlanmak isteyen Legoshi bahçede tek başına bekleyen bir tavşana saldırır. 


Ama bilinci bu yaptığı şeyin yanlış olduğunu bilip reddedince tavşanı serbest bırakır. Yaşadığı bu duygulardan suçluluk duyan Legoshi tavşanla yeniden karşılaşır. İçinde ona karşı olan hislerin bir avlanma içgüdüsü mü, suçluluk mu yoksa hoşlantı mı olduğunu bulmaya çalışır. 

***Spoiler***

Burada tiyatro sahnesinde Louis'in Legoshi'ye elini uzatması ve birlikte selam vermeleri Louis'in tiyatroda hayvanlara vermek istediği birlik mesajı için çok anlamlı bir sahneydi bence. Louis belki otçulların güçlü olduğu bir toplum fikriyle güçlü olmak istiyor ama yine de birlikte yaşanabileceğine olan inancı da Legoshi'yi gördükçe güçleniyor.







Legoshi'nin Haru ile konuşurken boy hizasına gelmeye çalışması da çok tatlı. Karakter olarak bayıldım ben Legoshi'ye. Çok duyarlı biri. Geleceğin Beastar'ı olabilir gibi de geliyor bakalım . Ama en başta alpakaya saldıran gölge de Legoshi'ye benziyor gibi. Bambaşka şeyler çıkabilir o yüzden. Merakla bekliyorum.





Bu kişiler de klüpteki bazı üyeler ve Legoshi'nin arkadaşları.


Legoshi ve Haru arasındaki ilişkinin ki tam bir ilişki bile değil henüz, çarpık bir şey olarak adlandırılması hikayeye başka bir boyut katıyor. Yani bir kurt ve tavşanı aşık etme fikri çok sıradan duruyor ama bunu animenin işleme şekli çok hoş. Kendilerini ve içgüdülerini sorgulamaları, duygularının gerçekten aşk mı yoksa başka duyguların yanılsaması mı olduğunu sorgulamalarını izlemek çok keyifli.



Ve burada Louis'in bariz bir şekilde karanlıkta olduğunu, kendi eski konumu yerine Legoshi'nin geçebileceğini düşündüğünü görüyoruz. İkilinin karşı karşıya geldiği kısımları heyecanla bekliyorum yeni sezonda. 



***Spoiler son***
Animenin hayvanların dünyasındaki etçil-otçul meselesini ele alış şeklini sevdim. Hayvanların davranış şekilleri ve olan olaylar mantıklı ve sürükleyiciydi bence. Bazı noktalar ilk sezon havada kalmış olsa da ikinci sezonla bunların açığa kavuşacağına inanıyorum. İlk sezon Legoshi'nin kendini, türünü, duygularını, varoluş amacını sorguladığını izledik. Potansiyelinin farkına vardı ve bunu nasıl kullanması gerektiğinin de ikinci sezonda öğreniyor. Louis ve Legoshi arasındaki gerilim de benim hoşuma gidiyor. İlk sezon olduğu gibi bu sezon da sık sık karşı karşıya gelecekler ve yeri geldiğinde birbirlerini destekleyecekler gibi hissediyorum.

Ben animeyi sevdim. İlginizi çekiyorsa izleyin derim. İlk sezon havada kalan yerler vardı ama ikinci sezonda onları işleyecekler gibi geldi. Benden bugünlük bu kadar. izlemeyi düşünenlere iyi seyirler. 

Mutlulukla kalın.
 

6 Aralık 2020 Pazar

Saezuru Tori wa Habatakanai - Manga/Anime

Merhabalar.
Nasılsınız? Beni sorarsanız modum biraz düşük bugün. Mutluyum ama enerjim yok gibi. Dün biraz balkonda hava alayım dedim. Toplasan üç dakika bile kalmadım ama şimdi ateşim var gibi hissediyorum. Sabah boğazım ağrıyordu, sıcak içeceklerle geçirdim ama özellikle dışarıda bir virüs varken zayıf vücudumun ufak bir yelden hasta olması beni çok endişelendiriyor. Önceden bir günlük bir şey geçer dediğim şeylerde daha evhamlı oluyorum. Neyse güzelce dinlenip bir daha balkona adım atmazsam iyi olurum diye umuyorum. Evde durunca da insan hava almak istiyor. Bak baharda eve kapandık diye kızıyorduk, kışta kapanmak daha zormuş. Balkona bile çıkıp hava alamıyoruz. İnsanoğlu en kötüsünde bile şükretmeli galiba. Çok uzattım konumuza dönelim. Bugün sizlere çok ama çok sevdiğim, sevgimden tutup sarılmak istediğim bir mangayı anlatacağım. Animesi de olduğu için başlığa ikisini de yazdım.
Adı Saezuru Tori wa Habatakanai. Tam bir Türkçe ifade bulamadım hoşuma giden ama ötüşen kuşlar asla uçmaz gibi bir anlama çıkıyor. İsminin bile hüzün barındırdığı mangada hikayede bir o kadar iç burkan türden. Bu manga yaoi türünde. Az çok manga okuyan birileri bu türlere aşinadır diye umuyorum ama bilmeyenler için yaoi, erkekler arasındaki romantik ilişkiyi anlatan mangalara verilen isim. Şunu da belirteyim ki ben böyle yaoi görmedim. Yıllardır manga okurum. Her türden okudum ama hiçbirine ayrı bir düşkünlüğüm yoktur. Konusu ve çizim kalitesini önemserim seçerken. Daha önce yaoi okumuşluğum da var. Sevdiklerimi de hatırlıyorum, bu ne böyle dediklerimi de ama bu manga okuduğum tüm mangaların bile başına geçebilir. O derece harika. Mangakanın diğer işlerini de okudum. Onlar da Saezuru Tori wa Habatakanai kadar olmasa da türünün ender işlerinden. 
Evet lafı uzattık iyice konusundan bahsedelim biraz da. Yashiro isimli baş kahramanımız Doushinka isimli bir yakuza grubunun Shinseikai bölgesinin lideridir. Mazoşist ve eşcinsel olan Yashiro tüm grup tarafından sapık olarak görülmektedir. Çevresindekilerle rastgele cinsel ilişkiye girmesi ve mazoşist-sadist eğilimleri onda bu izlemini uyandırmıştır. Bir gün gruba Doumeki Chikara adında bir koruma gönderilir. İlk anda ciddi ve ifadesiz duruşu ile Yashiro'nun dikkatini çeken Doumeki onun yakın koruması olur. Yakuza grubunun liderinin hastalanması ile liderler arasındaki dengeler değişmek üzeredir. Yashiro'nun patronu da ona daha yüksek bir mevki vermek ister. Ancak pek çok kişi bundan hoşnutsuzdur. Biz bir yandan yakuza içindeki güç savaşlarını okurken bir yandan da Yashiro ve Doumeki arasındaki ilişkinin nasıl seyrettiğini görürüz.

Şuraya canım, biriciğim, kıyamadığım Yashiro'mu koyayım. Sarıp sarmalamak istediğim karakterlerden biri de Yashiro oldu bu mangadan sonra. 

O kadar havalı ki 2-boyut aşkının bir kanıtı daha kendileri. :)
Ve Doumeki'miz. Onu okumak ve hislerini anlamak çok keyifliydi. Dimdik durup her türlü riske rağmen kalbini takip etmesi hem içimi burktu hem de kalbimi eritti.

 
En sonda anime ve mangaya ulaşabileceğiniz linkleri bırakacağım. Direk oraya atlayabilirsiniz.

***Spoiler*** 

Bundan sonra mangadan ve animeden birkaç kesit paylaşacağım.
Burada o kadar havalı ki. Söylediğinin yalan olduğu o kadar barizken kendinden emin ve umursamaz halde konuşması ama arabaya geçince Nakahara'ya 'sus artık' diyişindeki incinmişlik. Hep Doumeki'yi korumak istedi. Kendi sıkışıp kaldığı yakuzaya girmemesi için, dürüst bir hayat yaşaması için istemese de onu ardında bıraktı ama yıllar sonra onu yakuza olarak buldu. 



Ah ahh... Şurada eliyle gözünü kapatıp bakması yok mu? Ah Yashiro, canım. 




Beni etkileyen birkaç sahneyi de bırakıyorum şuraya.
"Yüzü nasıldı ki?"




Burası da Nakahara'ya sus dediği kısım işte. Yashiro'm, canım benim...


Onu yıllar sonra ilk gördüğünde... Bakışları çok hüzünlü. Bir çizim bile olsa bunu hissedebilmek çok dokunaklı.




Ve animeden kesitlere geldik. Ben animeyi beğendim. Öyle efsane çizimlere sahip değildi. Karakterler güzel çizilmişse de mekanlar çok basit duruyordu ama izlemesi çok keyifliydi. En sonda detaylı bilgi vereceğim.



Burası hem mangada hem de animede en sevdiğim kısımlardan biri. 


Öyle bir hikaye ki her cümlesi kalbimi kırıyor benim. Doumeki'nin Yashiro'yu sevme şekli çok naif. 'Her şeyi güzel görünüyor bana.' diyor ya arkadaşıyla konuşurken. Bunu her anda hissediyorsunuz. Böyle teslim olduğun bir aşk çok nadir gelir insanın hayatında.

Burada Yashiro'nun liseden arkadaşı için söylüyor bunu. Yashiro Kageyama'ya o zamanlardan beri aşık ve Doumeki bunu fark ediyor. İçinden böyle geçiriyor.


Ah Yashiro'm, bitanem benim. Belki bunu üçüncü kez falan yazıyorum ama Yashiro'yu çok sevdim ben. Kıyamıyorum hiç. Yaşadıkları, hayatın onu savurduğu yer, hala ait olduğu bir yeri bulamamış olması, sevdiklerinden vazgeçmek zorunda olduğunu düşünmesi, kendini sevilmeye layık görmemesi... Canım o benim, canım...





***Spoiler Son***
 Manganın yeni bölümleri çok yavaş geliyormuş. Nedense her iki ayda bir yayınlanıyormuş. Yani ben öyle anladım. Ama yine de beklemeye değer diye düşünüyorum. Ben mangayı Heterofobia Fansub çevirisi ile okudum. Son zamanlarda Manga tr'nin yaoi ve yurileri kaldırması ile mangadex diye bir yere yükllemişler. Buradan siteye ulaşabilirsiniz.

Animesine gelirsek de sanırım bu seri üç anime filmden oluşuyor. Şu an için çevrilen ve yayınlanan bir tane var. Ben Türk Anime'den izledim. Buradan ulaşabilirsiniz.
Deiğim gibi benim çok sevdiğim hatta en sevdiklerim arasına koyduğum bir manga oldu. İlginizi çekiyorsa mutlaka şans verin. Özellikle benim gibi yakuza hikayelerini, iç burkan aşkları ve hüzünlü insan hikayelerini seviyorsanız mutlaka.
Bugünlük bu kadar. Kendinize iyi bakın.
Mutlulukla kalın.