Neler Hakkında Yazıyorum?

çin filmleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çin filmleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mayıs 2020 Perşembe

Us And Them - Film

Merhabalar.
Şu son bir haftadır dersleri tamamen bıraktım ve dizi-filmlere düştüm. Sırf izlemiş olmayayım ders çalışmıyorum madem bari bloğumla ilgileneyim diye de izledikçe yazmaya gayret ediyorum. Bugün itibari ile yeniden çalışmalarıma geri döneceğim ama karar verdim. Yine de bu ara çok iyi geldi. Bu tarz aralar veriyorum ben genelde. Tek sıkıntısı yeniden toparlanıp eski ritme kavuşmak oluyor ama bir kere çalışmaya başladım mı daha hevesli oluyorum. Evet hadi filme geçelim.
Şu son birkaç günde hep Çin filmleri çekiyor beni nedense. Hatta hep Zhou Dongyu'nun filmlerini izler oldum. Bayıldım ona gerçekten. Harika bir oyuncu. Bu film Netflix'te mevcut eğer izlemek isterseniz. Filmi diğer iki film kadar yerlere göklere koyamamazlık etmeyeceğim ama kesinlikle beğenerek izlediğimi söylemeliyim. Özellikle geçmiş ve gelecek arasındaki gidip gelmesi beni çok etkiledi. Bu konuya benzer bir kurgu hep aklımda dolanıyordu ama mantığıma yatmayan yerler vardı. Bu filmi izleyince yeniden hatırladım. Üşenmezsem yazılacak çok şey var. Ayrıca hala kendimi yeterli görmüyorum uzun süre bir hikayeyi düşünecek kadar. Neyse...
Filme dönelim. Konusu şöyle; Xiao Xiao (Zhou Dongyu) ve Jian Quin (Boran Jing) yeni yıl için aynı trene binmiş Pekin'den memleketlerine giden iki yolcudur. Xiao biletini kaybetmiştir bu yüzden görevli onu trenden atacakken Jian Quin ona bir bilet verir ve sorunu çözer. Böylece Xiao, Jian ve arkadaşları ile tanışır ve grup birlikte yolculuk etmeye başlar.
Hava şartları dolayısıyla trenin durması ile sıkılan grup trenden iner ve karda yürüyerek eve gitmeye başlar. Bu sırada sohbet ilerlemiş arkadaş olmuşlardır.


Gel zaman git zaman Pekin'de de irtibatı koparmayan ekip yakın dost olurlar. Xiao konuşkan, çılgın bir kızdır. Babasının ölümü ve annesinin evlenip yurt dışına yerleşmesi ile yalnız kalmıştır ve kendini güvende hissettirebilecek biri ile hayatını birleştirmek ister. Ama her ilişkisi bir şekilde bozulur. Jian ise en büyük hayali bilgisayar oyunu yapmak olan biridir. Annesi daha çok küçükken ölmüştür. Babasının küçük bir restoranı vardır. Babası gelip işleri devralmasını istese de o Pekin'de kalıp hayalinin peşinden gitmek ister. Ancak işler pek yolunda gitmiyordur.
Biz bu ikilinin yıllar sonra bir uçakta karşılaştıklarını görürüz. İkisi de birbirini görür ve gülümser. Ardından hava şartlarından dolayı uçuşlar iptal olur. Hava yolu şirketi birinci sınıf müşteriler için oda ayarlamaktadır. Jian da biletini gösterip odaya geçer tabii yanında Xiao da vardır. İkili yıllar sonra birbirleri ve geçmiş hakkında sohbet etmeye başlarlar.




***Spoiler alarmı direk sona atlayabilirsiniz.***

Hayalleri uğruna Pekin'de kalan gençler için durum oldukça zordur. Kötü bir dairede kalıyor ve düşük maaşlı işlerde çalışıyorlardır. Xiao'nun her sevgilisinde Jian'ın kalbi bir kez daha kırılıyordur. Ona istediği hayatı verebilmek istiyordur ama elinde olan bellidir.
Artık korsan satış yapmak zorunda bile kalmıştır.

İkili bir şekilde bu hayattan kurtulup birlikte zengin olacaklarını hayal eder.


Birbirlerine aşık olduklarını fark eden Xiao ve Jian bir ilişkiye başlarlar. Öyle tatlıydılar ki anlatamam. Her şeye birlikte göğüs gerip, birlikte mutlu yaşarlar.

Koltuk detayı çok güzeldi. O koltuğu geride bırakınca hiçbir şey eskisi gibi olmadı zaten.



Artık Xiao garanti bir adamı değil onu istiyordur ama Jian hala kendini yetersiz hisseder. Diğer grup arkadaşlarının kurulu düzenlerini gördükçe kendine yüklenmeye ve bu da ilişkilerini bozmaya başlar.


Ve kaçınılmaz olan olur. Çiftimiz ayrılır. İkisi de kendi yollarına giderler. Bu ayrılıktan sonra Xiao için pek bir şey değişmese de -en azından biz bunu görmeyiz ki ben onun da son durumunu net bir şekilde görmeyi isterdim.- Jian bir oyun geliştirir ve bir şirketle anlaşma imzalar. Babasını kırmayıp yeni yılda birlikte memleketlerine gelen ikili yeniden buluşurlar. Jian yeniden beraber olmayı ister ama Xiao 'zor zamanlarında yanında değildim neden iyi zamanda yanında olmamı istiyorsun' diyerek onu reddeder. Belki de bu ilişkiye inancı kalmamıştır. Belki de yılar sonra arabada söyledikleri ta o zamandan aklındadır. Artık değiştiği istediğinin bir ev olmadığını yuva olduğunu düşünmektedir.

Oyun çok anlamlı bir hikayeye sahiptir. Ian ve Kelly ayrı düşmüş iki sevgilidir. Ian her yerde Kelly'yi aramaktadır ve oyun sürekli özür mesajları göndermektedir. Jian hissettiği tüm pişmanlığı oyunu ile ifade ediyordur.
Buradaki replikler çok dokunaklıydı bana göre. Neden geçmişin renkli, geleceğin siyah beyaz olduğunu anladım.














Filmde aklıma takılan ve kendi yorumlamamı yaptığım çok yer oldu. Mesela Xiao'nun sevgilisi tarafından dolandırıldığını söyleyip sonrasında aslında yalan söylediğini ve evlendiğini hatta Amerika'ya taşınacaklarını söylediği yerde ben ilk hikayenin gerçek olduğunu düşünüyorum. Çünkü hala Jian'la olmak istiyordu bana göre ama onun ailesine bunu yapmak da istemiyordu. Hayatını yoluna koyamamış bir kadındı bence Xiao en sonunda. Hele ki ben eski sevgililerime şans getiriyorum şimdi hepsi çok iyi durumda derken onlara sitem ediyordu. O hepsiyle mutlu olmayı hedeflemişti ama hep onlar tarafından bırakılmıştı.
Diğer bir şeyde bence Jian'ın karısı Xiao'yu, geçmişteki ilişkilerini ve her yıl başında onunla görüştüğünü biliyordu. Bu karaktere yer verilmemiş olsa da çocuğunun telefonda odayı ve banyoyu görmek istemesi annesi tarafından tembihlenmiş bir çocuğun davranışı gibi geldi bana. İkilinin de hızlıca durumu idare edip yakalanmamaları sanki bu hep olan bir şeymiş gibiydi. Burada Xiao'nun kendini çok kötü hissettiğini düşünüyorum. Bihter Ziyagil repliği gibi 'her şey çok farklı olabilirdi aptal' diyor içinden sanki. Jian niye evlendi, neden Xiao'yu beklemedi bilmiyorum. Belki de erkeklerin yapısı böyledir. İş tamam, statü tamam şimdi bir eş ve çocuk gerekli. Ama içten içe karısını aldatıyordu bana göre. Xiao ile bir ilişkileri olmasa da hala ona aşıktı. Bunu düşününce karısına üzüldüğümü söylemeliyim. Ama bence o da bulunduğu konum için Jian ile evlenmiş ve maddi yönden güvende hissettiği için de sesini çıkarmamıştır gibi geliyor.
Ben hikayelerin görünmeyen yüzlerini kurgulamayı çok severim. Bu film de buna çok müsaitti. Özellikle imkansız aşkları kurgulaması daha bir güzel oluyor. Çünkü bu tarz hikayelerde karakterler genelde duyguları çok yüksek olan karakterler oluyorlar. 'Acaba ne hissetti?' diye düşünmek beni mutlu ediyor.

***Spoi Son***

Spoi kısmında bayağı bir yazdım ama yazmak istedim nedense. Film hakkında çok düşüncem vardı. Eminim daha yazmadığım onlarca şey var. Kısaca ben filmi sevdim. Yönetmenin ilk işi. Daha önceden şarkıcı ve oyuncuymuş ama güzel iş çıkarmış bence. İzlerseniz keyfili vakit geçireceğinizi düşünüyorum.
Mutlulukla kalın.

5 Mayıs 2020 Salı

Soulmate - Film

Merhabalar.
Birkaç gün önce yazdığım Better Days filmini hatırlıyor musunuz? Orada filme bayıldığımı, yönetmenin ve oyuncuların diğer işlerini de izlemek istediğimi söylemiştim. İşte bu isteğimi gerçekleştirdim ve en az o zamanki kadar keyif aldığım bir film izleme şansı buldum.
Film çok katmanlı bir hikayeye sahipti ve bunu çok güzel işlemişlerdi. Son ana kadar öğrendiğim yeni şeyler oldu. Ayrıca filmin temelini oluşturan arkadaşlık duygusunu öyle güzel işlemişlerdi ki her replik, her oyun çok anlamlıydı bana göre.
Hadi şimdi konusuna geçelim. Li Ansen (Zhou Dongyu) ve Lin July (Ma Sichun) çocukluktan beri birbirlerinden ayrılmayan çok yakın iki arkadaştır. Öyle ki Ansen'in ailesinin onunla ilgilenmemesi ve July ve onun ailesinin ona gösterdiği sevgi ile Ansen'in hayattaki en değer verdiği insan July olmuştur. July çalışkan ve sakin bir kızken Ansen tam tersi yaramaz ve tembeldir. Lisede farklı okullarda olsalar da hala birbirlerinden kopmamışlardır.
Ancak bu iki yakın arkadaşın arasına bir üçüncü kişi girer. O da July'nin sevdiği çocuk Su Jia Ming (Toby Lee)'dir. Bu üç gencin birleşen hayatları ile yaşadıkları yıllar sonra July tarafından yazılan bir romanın çok ünlü olmasıyla yeniden ortaya çıkar. 
Yıllar geçmiş ve yetişkin bir kadın olmuş olan Ansen ile yayıncılar iletişim kurarlar. Ama Ansen July'i tanımadığını romanı da hiç okumadığını söyler. Akşam evine dönünce kendine engel olamaz ve internetteki bu hikayeyi okumaya, geçmişi bir kez daha yaşamaya başlar.

***Bundan sonra spoiler olacak direk son kısma atlayabilirsiniz.***



Ansen, July hislerinin Jia Min'e açıklamak istediğinde önceden gidip çocuğu bulur ve senden hoşlanan bir kız var ona düzgün davran diye uyarır. Daha sonraki günlerde sevgili olan July ve Jia Min, Ansen'in çalıştığı bara gelirler ve ikili hiçbir şey olmamış gibi davranır. Ama Jia Min içten içe Ansen'den hoşlanmaya başlamıştır. Ve üçü de bunun farkındadır.



Ansen arkadaşının ilişkisini bozmamak için o zamanlar sevgilisi olan bir gitarist ile şehirden ayrılır. Bu sahne öyle güzeldi ki. İkisi de aslında birbirlerinin ne düşündüğünü çok iyi biliyorlar. Ansen 'eğer gitmemi istemezsen kalırım' derken July'e öyle bir bakıyordu ki arkadaşlıklarının July için de kendisi için olduğu gibi her şeyin üstünde olmasını ister gibiydi. Zaten izlerken fark edersiniz, bence Ansen'in July'e karşı romantik hisleri de vardı. Ama July'nin belki yetişme tarzı belki onunla olacak bir ilişkiyi kaldıramayacak ve ondan uzaklaşacak olması onu hep engelledi.








Yıllarca çeşitli işlerde çalışan ve oradan oraya savrulan Ansen artık çok yorgundur. Ve eve dönmek ister. Aslında o kaçışta o kadar kırılmış ve tükenmiştir ki. Tek istediği July'nin hayatını istediği gibi yaşıyor olmasıdır ama biz görürüz ki Ansen'in gitmesi July'nin mutluluğunu koruyacak bir şey değildir. Kalmak istemeyen kişi yine bir şekilde sizi bırakacaktır.

Burası belki de yüzleşmelerinin ilk kısmıydı. July hem Ansen'in hareketlerini küçültücü buluyor hem de içten içe onun gibi olmak istiyordur. Çünkü ona göre Jia Min, Ansen'i seviyor bu yüzden kendini Ansen'den daha iyi olduğuna ikna etmek için acımadan arkadaşının kalbini kırıyordu.

Ve belki de hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı an. Zor zamanında tek istediği July'nin sevgisi iken 'eminim hayatındaki kimse seni sevmemiştir' diyerek Ansen'i derinden yaralamıştı.


Ve burada da en yalın oldukları an. Artık hiçbir şeyin önemi kalmamış. Belki eskisi gibi olamayacaklar ama onları birleştiren başka bir şeyle birbirlerine farklı yönlerden destek olmaya çalışacaklar.

***Spoi son***
Filmi gerçekten çok beğendim. Özellikle son ana öğreneceğim şeylerin bitmemiş olması ve sürekli aslında böyleymiş diye düşünmek çok hoşuma gitti. Çok dokunaklı bir arkadaşlık hikayesi bu film bana göre. Ansen'in July'e söylediği sözler, onun için yaptıkları ve ona karşı hissettikleri çok değerliydi. Oyunculukla ve çekim kalitesi de takdire şayandı bana göre. Better Days'i ne kadar sevdiysem bu filmi de o kadar çok sevdim. Kesinlikle izlemelisiniz.
Mutlulukla kalın.