Neler Hakkında Yazıyorum?

kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2024 Cuma

BCP Mart * Kadın Yazarlar, Kadın Hikayelerini Anlatan Eserler ~2024

Merhabalar.

Bcp etkiliğine katıldığım için sevindiğim anlardan biri çünkü bu etkinlik olmasa kendimi motive edip de yazı yazmaya gelmeyeceğim. Burayı ihmal ettiğim zamanlardayım. Bakalım ne olacak böyle merak ediyorum. Bu ayın teması benim çok hoşuma gitti. Herkesi gezip güzel öneriler almak istiyorum. Siz de etkinliğe katılmak isterseniz buradan bilgi alabilirsiniz. Ben bu ayın temasında iki şeyden bahsedeceğim. İlki bir film. Yakın zamanda izlediğim ve aşırı sevdiğim bir film oldu. Ben kuir sinemasını çok severim. Şu son birkaç yıldır da elim hep onlara gidiyor. Sektör de hareketlendi şimdi iyi oldu bol bol içerik bulabiliyorum farklı hikayeler ve farklı tarzlarda. Benim seçtiğim filmin adı The World to Come. Bir kitaptan uyarlanan harika bir film. 1800'lerde Amerika'nın taşrasında geçen bir film. Abigail eşiyle bir çiftlik sahibidir. Kendi aileleri de bu işi yaptığından nesilden gelen bir kader gibi yaşamını kabullenmiştir. Durgun ve hüzünlü biri gibi duran Abigail'in geçmişte başına çok üzücü bir olay gelmiştir ve onun acısıyla baş etmeye çalışıyordur. Bir gün yaşadıkları yere başka bir aile taşınır. Abigail kendine bir arkadaş edinmiş olur böylece. Tallie çok güzel, neşeli ve konuşkan biridir. Zamanla iki kadın birbirlerine arkadaş, dost olurlar. Evlilikleri, çocuklukları ve kendileri hakkında konuşurlar. Aralarındaki bu sevgi gün geçtikçe daha da derinleşir ve iki kadın birbirine aşık olur. Biz filmde iki karakter üzerinden kadınların pek çok yönünü görürüz. Kendi annelerini, annelerinin öğütlerini dinleriz. Ben çok benzerlikler buldum açıkçası. Özellikle çiftlik işlerinin kaydının tutulması hakkında bir diyalog var o beni çok etkiledi. Anlattığı aşk hikayesinin yanında geçmişte kadınların yaşadığı şeyleri izlemek benim daha çok hoşuma gitti. Her yönden çok etkileyici bir film. Kitaptan uyarlandığı için sürekli edebi cümleler duyuyoruz filmde. Gerçekten ayı bir his sarıyor etrafınızı filmi izlerken. Ben gerçekten beğendim.

Diğer önerim ise bir kitap. Yakınlıklar - Lucy Caldwell. Bu bir öykü kitabı. İçinde kadınların toplumda karşılaştığı her konu var neredeyse. Annelik, hamilelik, kürtaj, cinsellik, arkadaşlık gibi pek çok konuda hem kadınların kendi iç seslerini hem de dışarıdaki sesleri duyuyoruz hikayeleri okurken. Gençken ve biraz büyüyünce fikri değişen kadınları görüyoruz. Hikayeler çok etkileyici ve güzeldi bence. Kitabın tek kötü yanı çevirisiydi. Malesef ben bu tarzı sevemedim. Daha bizim dile uyarlanmış bir çeviri olsaydı bu tarz konuları daha da içselleştirip daha duygu dolu bir yerden okuyabilirdim. Ama arada hep ben buradayım onlar orada durumunu hissettim. Farklı bir kültür olduğu, ortak noktamızın kadın olmamız olduğunu ama onun dışında hayata yan yana pencerelerden bakan kadınlar olduğumuzu düşündüm. Yine de çok güzeldi tabi. Bence benden daha zengin okumalar yapanlar buna benim kadar takılmayacaklardır.

Evet benim önerilerim de bunlar. Kadın hikayelerine bayılıyorum. Şimdi televizyonda da Bahar'ı izliyorum. O da çok hoşuma gidiyor. O bizim kültürü anlattığından acı sosu bol oluyor onu izlerken. Ben de biraz severim duygusal acıyı. Arabesk genlerde var galiba. Kendime duygusal mazoşist diyorum hatta. Gidip gidip böyle hikayeleri sevdiğim için. Ama ne yapayım bayılıyorum gerçek hayat dramlarına. Artık bitiriyorum yazımı. Çok şey okudum, çok şey izledim buraya da yazmayı çok istiyorum. Bakalım bir gün mutlaka.

Mutlulukla kalın.

29 Şubat 2024 Perşembe

BCP Şubat * Yalnızlık, Dostluk, Kardeşlik, Sevgi ~2024

Merhabalar.

Kaç gündür kaçak göçek buraya gelip yazayım şu yazıyı, temaya bakayım, kim ne yazmış okuyayım diyorum ama kısacık durup sıvışıyorum geri. Yoğunum ama çok şükür bu yoğunluğa. Allah iş kaygısı versin diye dua var bilmem hiç kullanan var mı çevrenizde. Ben çok duyarım ve söylerim. Başka problemler yerine iş güç için kaygılan demek. İnsanın başına da binbir türlü hal geliyor hayatta. Onları görünce iş ya da okul dertleri kolay geliyor. Yine de Allah kaldıramayacağımız yük vermesi hiçbirimize. Bugün dualarla giriş yaptık ilginç oldu. Ben bir ara çok fazla otobüs kullanıyordum. O sırada çevreyi izlemeyi de çok seviyordum. Ne zaman birini, bir çocuğu, bir hayvanı, ışığı yanan evleri ya da dikkatimi çeken bir şeyi görsem hemen dua ederdim içimden onlar için. O kadar rahatlatırdı ki beni. Başkası için dua ettikçe benim için de dua eden insanlar olacağına inanıyorum. Birkaç gündür bunu düşünüyorum o yüzden sanırım yazı da buraya evrildi. Dua edenleriniz çok olsun canım blog arkadaşlarım. Her dileğiniz en güzel şekilde gerçek olsun inşallah.

Konuya geçeyim yavaş yavaş. Ben bu tema için yakın zamanda bitirdiğim bir kitabı seçtim. Müzik ve Sessizlik. 

Peter Claire adlı bir lavtacı Danimarka kralı IV. Christian'ın saray orkestrasına katılır. Kral mükemmeliyetçi biridir ve orkestranın en etkileyici şekilde duyulması için tasarladığı bir oda vardır. Sarayın altındaki mahzen. Birçok yetenekli müzisyenden oluşan bu grup işlerini en iyi şekilde yapmak için gayret eder ama şartlar çok zorlayıcıdır. Peter Claire o sıralar arayışta olan bir delikanlıdır. Bir önceki çalıştığı yerde yaşadığı olaylar onu sarsmış kendini bulmak için yollara düşmüştür. Yolu Danimarka'ya kadar gider. O sıralar ülke sıkıntı içindedir ve maddi olarak zorluk çekmektedir. Kral bunun sorumluluğuyla kaygılı bir haldedir. Peter Claire'i gördüğü anda ondan ve müziğinden çok etkilenir. Onu meleği ilan eder ve daha ayrı bir özen gösterir. Geldiği gibi kralın gözüne giren lavtacı daha dikkatli olmalıdır şimdi. Hayatla ilgili sorgulamaları devam eden gencin karşısına o sarayda bir şey daha çıkar. Aşk. Kralın eşinin hizmetinde çalışan Emilia'ya gördüğü anda vurulan genç kraliçenin krala olan sadakatsizliği ile sevgilisini kaybedince kitabımızdaki heyecanlı olaylar da başlar.
Kitapta birçok karakter ve onların hayat hikayeleri var. Ben o kadar çok yerin altını çizdim ki anlatamam. Şu an kitap yanımda olmadığı için paylaşamıyorum ama belki daha sonra onları da eklerim buraya. Her karakteri bölüm bölüm okuyoruz kitapta. Çok akıcı bir dili var. Her karakter için farklı aynı zamanda. Ben bayıldım bu kitaba. Normalde kralmış, soyluymuş, siyasetçiymiş vb. yönetici kısmını sevmem gerçek hayatta ama okurken onunla bile empati kurabildim. Son ana kadar ne olacak merak ettiriyor. Hiç tahmin edemeyeceğiniz şeyler ve gerçek olaylara paralel bir anlatım var kitapta. Ben sahaftan almıştım adını sevdiğim için. İyi ki almışım. Eğer bulursanız şans verin derim. Şubat ayının temasındaki her kelimeyi karşılıyor bence kitap. Daha iyi bir seçim yapamazdım.
Kendinize iyi bakın.
Mutlulukla kalın.

1 Temmuz 2023 Cumartesi

BCP Haziran * Fransız Edebiyatı ve Doğa

 Merhabalar.

Haziran bitti bile. Nasıl geçti hiç anlamadım bu sefer. Sıcaklar bizim burada bir anda bastırdı. Yorgandan pikeye hızlı bir geçiş yaptık. Hastalanırım diye korkuyordum ama şükür kuru öksürükten başka bir şey yok gibi. Bu aralar karşıma çıkan Tehlikeli İlişkiler kitabından uyarlanan şeyler daha çok gözüme çarptı ya da öncesinde bildiklerimle bir şekilde denk geldim. O yüzden bu ay için bu kitabı seçtim. Tehlikeli İlişkiler - Choderlos De Laclos.

Kitap mektuplaşmalar şeklinde ilerliyor. Zamanında bloğa yazdığım bir yazıyı da koyayım buraya. Ayrıntılı okumak isteyen bakabilir çünkü pek vaktim yok yazacak. Dediğim gibi bu kitabın çeşitli yıllarda uyarlamaları yapılmış bolca. Bazıları çok uymuştu bazıları yetersizdi. Ama ben hepsine bir şekilde ulaştım. Garip bir şekilde ilgimi çekiyor bu konu. Karakterleri üzmeye aşırı yatkın bir konu olduğundan her halde. Ben trajedi, dram gibi konulara bayılırım.

Bu günlük bu kadar olsun o halde. Herkesin bayramını kutlarım. Yakın zaman da hayatımda bazı değişikler olabilir. Yine. :) Belki bu yazmamı kolaylaştırır ve daha çok yazı yazarım buraya. Kelime Oyunu hep aklımda. Çok yazmak istiyorum. Ama iştesi var. Neyse halledeceğiz diye umuyorum. Bir hayatımı ortaya saçıp yeniden toplayayım da ferahlasın.

Hoşçakalın.

Mutlulukla kalın.

16 Mart 2023 Perşembe

BCP Mart * Kadın Yazarlar Ve Polisiye

Merhabalar.

Blogları canlandırma projesine devam ediyoruz. Mart ayının konusu kadın yazarlar ve polisiye. Bu sefer biraz erken yazıyorum. Hazır aklımda bir şey varken ve zamanım da varken yazayım dedim. Ben polisiye teması için bir süredir merak ettiğim Kuzuların Sessizliği filmini seçtim. İmdb'de puanı çok yüksek olan filmler, hep izlemem gereken, izlemediğim için çok şey kaçırıyormuşum gibi düşündüren bir yerdeler benim için. Ama çoğu da eski olunca pek sıra gelmiyor açıkçası.

Neyse gelelim filme. Ben gerçek suç olaylarını dinlemeyi seven biriyim. Özellikle seri katillerin psikolojileri çok ilginç olduğu için bununla ilgili çok yayın tükettim. Birazcık Amerika'nın olayları hikayeleştirmesiyle de -bence- bu tarz içerikler sıkça yapılıyor. Yine bu türden bir podcastte bu filmden bahsediliyordu. Konuşmacılar sevdiklerini söyleyince de izleyeyim dedim. Ama gerçekten çok sıkıldım. Belki o zaman için başarılı ve farklı bir iş olabilir ama ben sevemedim. Çok tahmin edilebilir bir senaryoya, teatral oyunculuklara (bunu demek asla haddim değil belki ama sevemedim işte), başı sonu kopuk gelen noktalara sahip bir filmdi. Olayları ve nelerden esinlenildiğini bilmesem karakterlerin çoğu davranışını bir sebebe bağlayamazdım bile bence. Sadece polisin eski anılara gittiği sahneleri çok sevdim. Sahne geçişleri harikaydı. Devam filmleri de varmış ama izlemem sanırım. Hala nasıl bu kadar çok puan aldı anlayamıyorum da. Zamanında aldığı ödülleri sonuna kadar hak ediyordur ona sözüm yok. Çünkü o zamanın şartlarına göre değerlendiriliyor. Ama şimdi üzerine başka bir sürü benzer ve bence daha gerçekçi hikaye gelmişken en azından bu kadar yüksek puanlı olmazdı diye düşünüyorum. Bu tamamen benim cahilliğimden de olabilir. Eğer bilmediğim bir nokta varsa aydınlatın beni. Ya da sadece benim kişisel zevklerimle uyuşmadığı için de olabilir bilemiyorum. Ama düşüncelerim bu şekilde.

Kadın yazarlar konusu için de son zamanlarda okuduğum bir kitap var. Benim şu an ki okuma hızıma göre Mart bitene kadar bitmeyebilir o yüzden ilk 100 sayfanın verdiği hislerle yazıyorum bunları. Gerçekten ilginç ve hoş bir kitap. 

Kitabın adı Müzik ve Sessizlik. Danimarka'ya kralın emrinde çalışmaya giden bir müzisyenin hikayesini anlatıyor. Yorumlardan gördüğüm kadarıyla insanların sıkça sahaflarda denk gelip beklentisiz okumaya başlayıp sevdikleri bir kitap olmuş. Sahafta sıfır beklentiyle alma kısmı benim için de geçerli. Sevmek kısmını da zaman gösterecek. Şu ana kadar merakla dolu bir hoşlantıyla okuyorum denebilir. Ama çok karakter var. Bir not defteri alıp notlar alsam iyi olacak. 

Böyle işte Mart ayı da böyle geçti, geçiyor. Daha yazsam çok fazla serzeniş, öfke, iç sıkıntısı, korku çıkacak kelimelerimden ama elim de varmıyor bir şekilde. Neyse yazma çubuğu kıpırdanıp duruyor. Beynim karma karışık. Durgun sulara kavuşunca bol bol yazarım. Mutlu mutlu şeylerden bahsederiz.

O zaman bir kez daha...

Mutlulukla kalın.

27 Şubat 2022 Pazar

BCP Şubat * Palto - Gogol / Kitap

 Merhabalar. 

Ayrı kaldığım blogum ile yeniden buluşmamı sağlayan etkinliğin ikinci ayıyla beraberiz.

Biraz önceki cümleyi toparlayıp yazmakta çok zorlandım. Paslanmışım. :D Bu etkinliğe başlamak bana iyi yönde itici bir güç oldu çünkü şimdi bile duygusal olarak yazma isteğine bir türlü kavuşamadım. Saçma sapan hallerdeyim aslında. Ama bir kere katıldım ve her ay yazmak istiyorum. Bunu başarıp kendime yapabileceğimi kanıtlamak ve üzerimdeki o her şeye karşı olan isteksizliği atmak istiyorum.

Siz de etkinliğe katılmak isterseniz buradan bilgi alabilirsiniz. Bu ayın konusu: İnce Kitap - Kısa Film - Kısa Dizi. 

Benim Youtube'ta takip ettiğim felsefe ve kitap kanallarında Dostoyevski'nin "Hepimiz Gogol'un Palto'sundan çıktık." sözü sıkça karşıma çıkıyordu. Ben de bunun üzerine kitabı çok merak ediyordum. Ve hem basılı halini okudum hem de Trt Dinle uygulaması ile sesli kitap halini dinledim. Gerçekten çok keyifli bir kitaptı. Bu ayın konusuna da yakışacağını ve belki sizin de okuyup keyif alacağınızı düşündüm.

Kitap, Akaki Akakiyeviç isimli karakterin doğumundan başlayıp onun yaşam şartlarını, kişiliğini, işini ve yeni bir palto diktirme sürecinde yaşadıklarını anlatıyor. Bunu yaparken dönemi çok güzel yansıtıyor ve roman yazımı ile ilgili de tüyolar veriyor. Özellikle kitabın yazım tarzı sesli kitap olarak dinlerken daha da güzelleştirmişti hikayeyi. Dostoyevski'nin bu sözünü neden söylediğini anlayabiliyorum. 

Umarım kitap ilginizi çeker.

Mutlulukla kalın.

7 Ocak 2021 Perşembe

Koku - Patrick Süskind

 Merhabalar.

Uzun zamadır bir kitap okuyamama sorunum var. Pandemi ile başlamadı ben de, malesef daha önceden de vardı. Bunun nedenlerini kendimce biliyorum. Birincisi ekrandan kopamamam. Son yıllarda aşırı bir ekran bağımlılığı başladı bende. Yani hiçbir şey yapmasam bile sekme açıp kapatıyorum, uygulamalara girip çıkıyorum boş boş. Bunu zaman zaman yensem de dönüp dolaşıp geldiğim nokta bu oluyor. Özellikle bir iş yetiştirmem gerekiyorsa daha çok oluyor bu durum. Bir şeyler izlediğimde suçlu hissediyorum ama o işle de ilgilenmiyorum. Hal böyle olunca da ekran başında geçen boş vakitler oluyor. Bir diğeri de sıkıldığım anda telefona sarılmam. Geçenlerde bir videoda insanlar kendilerine sıkılmak hakkı tanımıyor deniyordu o kadar doğru ki. Hep beni oyalayan bir şey olsun istiyorum. 

Bunları niye anlattım çünkü yakın zamanda bir kitap bitirdim. Ve saydığım tüm bu geriye çeken alışkanlıklardan sonra bir kitabı bitirmiş olmak beni mutlu ve motive etti. Sizlere de kitabı daha doğrusu kitapla alakalı okuduğum çok kaliteli bir incelemeyi anlatmaya geldim. 

Kitabın adı resimde de gördüğünüz üzere Koku. Bu kitabı ben yıllardır biliyorum. O yüzden herkes de biliyormuş gibi geliyor bana. :D Ama konusundan bahsedelim. Jean Baptiste Grenouille adında koku duyusu çok gelişmiş bir insanın doğumundan başlayan kitap, Grenouille'un kendi kokusunun olmadığını fark etmesiyle kendine insan kokusu yapma gayesi ile seri katil oluşuna varan yaşamını anlatıyor. Kitap baştan sona bu sırada. Yani zaten her yerde okuduğunuz konusunda kitabın sonu ile ilgili spoiler almış oluyorsunuz. Ama kitapta olayların sırasından çok Grenouille'un ruh dünyası ilginizi çekiyor. Çocukluğundaki yaşamı, ergenliği ve gençliğe giden zamanda yaşadıkları ve düşündükleri. Kitap boyunca Grenouille'u tanımak, onu anlamaya çalışmak sırada ne olay olacak merakından daha ağır basıyor. En azından benim için öyleydi.

Kitabı okuduktan sonra kısıtlı bilgimle bu kitabı tam olarak anlayamadığımı hissettim. Evet bir hikaye vardı ama bence daha da fazlası saklıydı. Haklıymışım ki araştırmalarım sonucu bir blog sayfası buldum. Ve benim bilmediğim pek çok noktaya parmak basan, gönderme yapan bir kitap olduğunu anladım. Sizler eğer kitabı okumadıysanız bile bence bu incelemeyi okuyun derim. Daha da farkında olarak mukayese etmenizi sağlayacaktır. 

Yazıyı buraya bırakıyorum. Alman Dili ve Edebiyatı okuyan öğrencilerin hazırladığı bir sayfa ve gerçekten dolu dolu bir anlatıma sahip. 2015'te yazmayı bırakmış olsalar da ben yazılarını dönüp dönüp okumak için yer işaretlerine ekledim bile. Umarım sizler için de faydalı olur. Ben kitapla ilgili ne desem bu yazının yanında basit duracağı için sadece çok beğendiğimi söyleceğim. Kokulara hassas biri olarak Grenouille'un kokuları tanımladığı yerler çok ilgimi çekti. Karakter olarak da çok ilgi çekici buldum onu. Yazıda söylendiği gibi bir noktada onu sevmeye bile başlamıştım. Hala tam olarak nefret ettiğimi söyleyemem ama kendi arzuları için seçtiği yolu doğru bulmuyorum tabii ki.

Bu kadarla bırakıyorum. Okumayı düşünenlere tavsiye ettiğim bir kitap Koku. Şimdiden keyifli okumalar size.

Mutlulukla kalın.

27 Aralık 2020 Pazar

Mim: Kitap Sayfalarında Kaybolmak

Merhabalar.


Uzun zamandan sonra bir mim yazısı yazıyor olmak çok güzel bir his. Sevgili Kağıttan Dünyam beni bu güzel mime davet etmiş. Ben de büyük bir heyecanla yapıyorum. Onun yazısını buradan okuyabilirsiniz. Haydi o zaman başlayalım.

 1.Tekrar tekrar okumak istediğiniz kitabın adı nedir? 

*Emma (Jane Austen) -okuduğum zaman çok keyif almıştım ve yeniden okumak isterim. Yazarın en sevdiğim kitabı galiba Emma.

*Gün Olur Asra Bedel (Cengiz Aytmatov) -o kadar uzun zaman oldu ki yeniden bir elime alıp o upuzun bir günde olanları yeniden yaşamak, orada anlatılan diyarlara gitmek isterim. Çok severim bu kitabı.

*Nar Ağacı (Nazan Bekiroğlu) -lisedeki kitap klübümüzde okumuştuk. Geçenlerde anneme anlattım kitabı ama unutmuşum hep. Yeniden bir okumak isterim. O zamanlar çok zor okuduğumu hatırlıyorum. Bakalım şimdi okuyuculuğum gelişmiş mi?

*Başucumda Müzik (Kürşat Başar) -bu da çok sevdiğim siyasi bir aşk hikayesi tadında bir kitaptı. Blogda yazısı da var.

*Romantika (Turgut Özakman) -öyle güzel bir aşk hikayesiydi ki. Yeniden yeniden yeniden okuyabilirim.

*Yabancı (Melissa Landers) -bu kitap hayatımda okuduğum ilk ve tek fantastik serinin ilk kitabı. Üniversitede denk gelip almış ve okumuştum. Sevmiştim de çünkü daha önce böyle şeyler okumadığım için hoşuma gitmişti. Sonra ikinci ve üçüncü kitabı çıktı. Alsam mı almasam mı derken arkadaşım bana doğum günü hediyesi almıştı ikincisini. Öyle olunca ben de üçüncüyü aldım. Ama kaldı öyle. Şimdi ilk kitabı okuyup seriyi bitirmek istiyorum. 

2.Konusuyla sizi içine çekmiş bir kitabı bitirdikten sonra yazara olan övgünüzü/hayranlığınızı nasıl gösterirsiniz? 

Tembel bir blog yazarıyım, bunu biliyorum ama sanırım gelip buraya yazmayı düşünürüm ilk etapta. Fikir olarak kalan çok kitap var şu an bile. :D Sonra yazarın diğer kitaplarını, hayatını araştırırım. Diğer kişilerin yaptığı yorumları, incelemeleri okurum. Bunları kitaptan önce de okuyorum genelde ama sevdiysem daha bir derine inerim. Öncesinde spoiler endişesi ile çok abartmam. Bir de o kitabı gördükçe alıp bir sarılırım. Kitaplara sarılmayı çok severim ben. Biraz değişik bir alışkanlık belki ama eşyalara sevgimi gösterirken de sarılırım, öperim, güzel sözler söylerim. Öyle yapınca pozitif enerjinin arttığına inanıyorum.

3.Unutamadığınız sizde iz bırakan kitap karakteri/karakterleri ?

*Şeker Portakalı - Zeze. Gördüğüm kadarıyla herkes Zeze demiş, ben de Zeze'yi seçiyorum. Kuzum o benim.

*Kolera Günlerinde Aşk - Florentino Ariza. Çok ilginç geliyor bu karakter bana. Üzerine düşündükçe ilk okuduğumda olan, yıllardır aşkına sadık kalan adam, imajını kaybediyor ve yaptığı bazı şeyleri yanlış buluyorum.

*Khaled Hosseini kitaplarındaki karakterleri hiç unutamıyorum.

*Adam ve Kız - bu kitaptaki Adam ve Kız karakterleri de unutulmazlar arasında.

*Koku - Grenouille. Hala okuyorum bu kitabı daha bitmedi ama şimdiden bu karakteri de unutamayacağımı biliyorum. Çok etkiledi beni. Hayatı deneyimleme şekli, kısıtlı imkanlarla hayatta kalması, kendini keşfetmesi ve yaşadığı değişim hepsi beni dehşete düşürüyor okurken. 

*Elenaor ve Park - Elenaor ve Park benim bitanelerim. Onları hiç unutamam, çok seviyorum.

*Tehlikeli İlişkiler -  Markiz de Merteuil. Başka bir aurası var bu karakterin. Her uyarlamasında hep bu karakter çekiyor kendine beni.

*Othello - buradaki Othello ve Iago karakterleri beni çok etkilemişti. 

4.Okurken kendinizi üzgün, hüzünlü ve ağlarken bulduğunuz bir kitap var mı? 

Ben mütemadiyen ağlayacak bir şey bulurum okuduğum, izlediğim, dinlediğim şeylerde. Çok çabuk gözlerim dolar. O yüzen bu maddeye en yakın zamanda olmasa da en aklımda kalanı seçiyorum. Cengiz Han'a Küsen Bulut. Bu kitap Gün Olur Asra Bedel'in yan kitabı. Onun içindeymiş ama siyasi kısıtlamalar yüzünden kaldırılmış sanırım. Öyle hatırlıyorum ben yani. Bu kitabı bir gece vakti okuyordum ve son sayfalara geldikçe zaten içimde yangın gibi beni yakan her şey birleşti ve belki de dakikalarca ağladım.

5.Çocukken okuduğunuz sizi etkileyen fakat konusunu silik olarak hatırladığınız bir kitap var mı? 

*Pollyanna - umutsuz bir pollyannayım ben de bu yüzden. :D

*Çocuk Kalbi - ilkokul öğretmenimiz derslerin sonunda kısa kısa okurdu bizlere. Sonra ben de alıp baştan kendim okumuştum. Çok güzel zamanlardı.

*Define Adası - okuduğum ilk kitaplardan. Çok ayrıntı hatırlamıyorum ama kaba taslak aklımda. 

*Sakız ve Ay Taşı - bu kitabı çok severim. Geçenlerde bulduk yeniden küçük kardeşim de okudu. O da çok eğlendi. Fantastik bir konusu var. Çizimleri de çok tatlı.

~~~

Evet bitti bile. Başta zor olur diye düşünüyordum yalan yok ama beklediğimden kolay oldu. Bu yazıyı okuyan herkes yapabilir bu güzel mimi. Yorumlarda belirtin sizi ziyaret edeyim ben de. Bir kez daha Kağıttan Dünyam bloğunun sahibi İlkay'a teşekkür ederim beni mimlediği için.

Mutlulukla kalın.

28 Aralık 2019 Cumartesi

1 Kart 1 Kitap Etkinliği

Merhabalar.
Blog tutmanın en keyifli yanlarından biri de şüphesiz böyle etkinlikler. Daha önce sizlere İncirli Kurabiye blogunun başlattığı 1 Kart 1 Kitap etkinliğinden bahsetmiştim. Buradan ona tekrar teşekkür ederim bizim için bu güzel etkinliği başlattığı ve tüm o sorumluluğu üstlendiği için.
Bu sayede hem yeni bir blog keşfedip ona hediyelerimi gönderirken ben de çok tatlı bir blog arkadaşımdan hediye almış oldum. Yakın zamanda keşfettiğim ve kalemine bayıldığım Sessiz Kaldım bloguna çıkmışım ve o kadar güzel şeyler hazırlamış ki hem ben hem de evdeki herkes kartlara bayıldı. Özellikle seçtiği kitap benim daha önce başka bir blogta yorum yaptığım bir kitaptı. Ben bile unutmuştum. Bu sayede elimde görünce çok mutlu oldum. Bu kadar ince düşündüğü için çok teşekkür ederim.
Elimdeki kitabı hızlıca bitirip yeni kitabıma geçmeyi çok istiyorum.
Umarım daha nice etkinliklerde bir arada oluruz.
Mutlulukla kalın.

10 Eylül 2019 Salı

Wattpad Hikaye Önerileri - 5

Merhabalar.
Koşuşturmalar içinde ilk gözden çıkardığım şey blog oluyor maalesef. Buna ruh halimin yazmaya uygun olmaması da etkili tabi ki. Ama artık aklımda dönüp duran fikirleri eritmek istiyorum o yüzden sık sık yazmaya çalışacağım. Bu kararı kaç kere yeniden aldım acaba? Neyse...
Bir sonraki yazılarda hayatımdaki değişikleri de yazmak istiyorum ama şu an onları kabullenemediğimden yazıya dökmek hiç içimden gelmiyor. Artık bir dahakine yazmayı ertelememek için kendime bu şekilde bir mecburiyet oluşturayım.

Daha önceden hazırladığım wattpad hikaye tavsiyelerine devam etmek istiyorum. Wattpad gerçekten benim severek kullandığım bir mecra. Ve sevdiğim, kaliteli bulduğum hikayelerin daha çok kişi tarafından okunması isterim. Bu seferki öneriler biraz romantik biraz komedi kıvamında.

1. Tadımlık Aşk - İlknur Birdal
Hali hazırda basılan bir kitap bu. Almayı çok istiyorum bakalım denk gelirsem kaçırmayacağım ama şu sıralar kitap almayı yasakladım kendime. Elimdekileri bitirmek istiyorum önce. Konusu benim okumaktan en keyif aldığım şey üzerine, evlilik. Çok aşık olarak evlenmiş çiftimizin zaman içinde nasıl yıprandıklarını ve bunun hayatlarını ne yönde etkilediğini okuyoruz hikayede. Çok eğlenceli ara ara da hüzünlü bir anlatımı var kitabın. Mutlaka şans verin derim.

2. Mavi Huydur Bende - Sherlock Holmess
Süper bir gençlik hikayesi. Kavga dövüş başlayan ama sonunda kaçılmaz aşka çıkan bir macera. Ben okurken çok eğlenmiştim. En aklımda kalan da balkon sahneleri. Okuyalı çok oldu aslında. Hatta kitaba uzun zamandır ara verdi yazar. Ancak bir umut bekliyorum.

3. Doğuştan Rahat - plutonalien
"Lokum gibi adamsın,fıstık gibi sözlün var,benimle neden muhatap oluyorsun?"
"Çünkü fıstıklı lokum sevmem."
Girişinin garipliğini tüm hikaye boyunca sürdüren bir kitap. Baş karakterin adıyla bile kalbimi kazanan buna artı olarak her anında beni süper eğlendiren bir hikaye. Farklı bir tarz arıyorsanız mizahta şans verin derim.

Evet şimdilik bu kadar. Umarım bir şans verir ve seversiniz. Bir sonraki yazılarda görüşürüz.
Mutlulukla kalın.

25 Temmuz 2019 Perşembe

Adam ve Kız - Deniz Erbulak / Kitap

Merhabalar.
Taze biten bir kitabı yazmak için sabırsızlıkla bilgisayarın başına oturdum. Uzun zamandır Youtube da takip ettiğim kitap kanalları sağ olsun gözüme çarpan bir kitaptı. Bir gün anneme hediye arayan babamı 'en güzel hediye kitaptır' sözü ile ikna edip bu kitabı aldırdım. Çünkü ben bir süredir kitap almamaya çalışıyorum. Kitaplığımı bitirene kadar kendime yasakladım. Ama fırsat bulmuşken de kaçırmadım tabii. :D
Ve ve ve bu kitabı okuduğuma şu an o kadar çok seviniyorum ki anlatamam. Daha önceleri blogda yazdığım Eleanor & Park kitabı için "içine girip orada yaşamak istediğim tek kitap" derdim. Şimdi Adam ve Kız da onun yanına eklendi. Baştan sona anlatım, karakterler, diyaloglar, olayların tanıdıklığı beni mest etti. Kız ile kendimi o kadar içselleştirdim ki çoğu yerde, o büyüden çıkmayayım diye bir türlü elimden bırakamadım kitabı. Bir oturuşta bitirdim.

Kitabın konusu şöyle, eski bir apartmanda yaşayan iki farklı kişi var. Kitap boyunca biz onları 'adam' ve 'kız' olarak tanıyoruz. İkisi de kendi düzenlerinde, gürültüden ve geride kalan karmaşadan uzak evlerine sığınıyorlar. Bir gün su borusu yüzünden karşı karşıya gelmek zorunda kalıyorlar ve birbirlerini fark ettikleri o andan itibaren bir daha klasik düzendeki gibi birbirlerini görmezden gelmeye devam edemiyorlar.

Kesinlikle ama kesinlikle okumanız gereken bir kitap. Özellikle aile yapımıza, gündelik koşuşturmalarımıza, mahalleli tepkilerine uzaktan bakmak istiyorsanız okuyun derim. Hele ki biraz da garipsiyorsanız içine düştüğünüz toplumu kesin okuyun. Günümüz yaşantılarını iyi yansıtan bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Kitapla ilgili ufacık bir sıkıntım oldu o da sonunun romantik komedi finali gibi bağlanmasıydı. Ben kitabı okurken hep bu olay örgüsü ile sanatsal film çekmeyi hayal ettim ve karakterlerin hareketlerini, ev ortamını, iş yerini, çevredeki sesleri hep kafamda canlandırdım. Ama benim kafamdaki filmin sonuna tam uymadı bu son. Yine çok güzeldi, tam yerinde bile denebilirdi bazı yönlerden ama dediğim gibi ben hep sanatsal filmlerin sonundaki o havada kalmışlığı, o 'hayatlar hala devam ediyor ama siz bu kadarına şahit olacaksınız' hissini seviyorum ve öyle bir beklentiye girmiştim.

Yine de harika bir kitaptı. Eminim ileride tekrar tekrar okuyacağım. Elime alıp göz gezdirirken hemen ilk okuduğumdaki duygular beni yakalayacak. Ki Eleanor & Park'ta da hep böyle olur.

Son olarak kitaplar iyi var. Veeee...
Mutlulukla kalın.

26 Mayıs 2019 Pazar

Kadınsız Erkekler - Haruki Murakami - Okur Yorumu

Merhabalar.
Uzun bir aradan sonra bir kitap yorumu ile geldim. Nedense bu kitabı bitirir bitirmez yazasım geldi. Son Youtube kanal önerilerimde bahsettiğim Ebru Aykaç'ın kanalında öyküler hakkında bir video izlemiştim. Ve onun öykü kitaplarını böyle şevkle anlatması ben de öykü okuma isteği uyandırdı. Elimin altında da Kadınsız Erkekler kitabı duruyordu. Daha önce takip ettiğim bir sayfanın bu kitabı pek sevmediğini de hatırlıyorum. Ki kendisi Murakami'nin büyük hayranlarındandır. Neyse efendim bir koşu kitabı buldum ve birkaç gün önce okumaya başladım. An itibariyle de bitti. Şimdi gelelim yorumlamasına.
Kitabın içinde kadın erkek ilişkilerini konu alan yedi hikaye var.  Hepsi de bir şekilde sonu belirsiz ya da ayrılıkla biten hikayeler.

Kişisel görüşüme gelirsek. Ben kitaba başladığımda ilk hikayeden (Drive My Car) beni bağladı. Karakterin düşünceleri, şoför kızla olan diyalogları, o hafif boşvermişlik hali çok hoşuma gitti. Hatta devamı olsa da okusam dedim.
Sonra ikici hikayede (Yesterday) "acaba birinciyi geçiyor mu ne?" diye düşündüm. İki erkeği konuşmaları, özellikle Japon kültürünü ve oradaki günlük hayatı biliyorsanız, çok gerçekçiydi.
Üçüncü hikayede (Bağımsız Organ) diğerlerinden bile daha iyisi olduğunu düşündüm. Doktorun tüm hayatı boyunca yaşadığı o rahatı sırf bir belgesel ile tamamen sorgulamaya girişmesi ve bize göre ne kadar acı olursa olsun onun geldiği o son noktada aslında bir nebze huzurlu olduğunu düşündürmesi çok çarpıcıydı. Ve bence o geldiği nokta sırf aşkına karşılık bulamamasından değil artık yaşadığı dünyanın ona fazla gelmesinden ve asla yaşamaktan aldığı tadı bir daha asla alamayacak olmasındandı.
Dördüncü hikaye (Şehrazad) belki de en sevdiğim hikaye bile olabilir. Ve kesinlikle oradaki kadın karakterin bakış açısıyla da bir hikaye okumayı çok isterdim. Çünkü aralarındaki ilişki benim kitap veya filmlerde okuyup izlemek istediğim türlerdendi. Herksin kendi koşuşturmaları olduğu halde bir şekilde toplum kurallarını yıkmak pahasına nefes alacak bir yer oluşturmak. Dışarıdan yüzeysel görünen bir ilişkinin belki de yeni bir güne başlamak için itici güç oluşturması. İnsanların dışarından en zor sezilen duyguları bunlar sanırım ve bunları bir şekilde gözlemliyor olmak benim hoşuma gidiyor. Zaten bir şeyi okumadan ya da izlemeden önce genelde çevrede göremeyeceğim ya da rahat rahat konuşamayacağım şeyler olması seçmemde etkili oluyor
Vee tatataamm beşinci hikayeye (Kino) geldiğimizde başlangıçta yine diğerleri gibi iyi bir şeyler okuyacağım galiba dedim. Ama sonlarına doğru "mistik bir şeyler mi acaba?" diye düşündüm. Ki uzak doğuda böyle şeyler çokça seviliyor. Ama o son beni hiç tatmin etmedi. Daha doğrusu olayın nasıl bağlandığını anlamadığımı düşünüyorum.
Altıncı hikayenin(Aşık Samsa) daha başından pek hoşlanmayacağımı anlamıştım. Karakterle ilgili bir sıkıntı vardı bana göre. Hem nasıl o hale geldiğini bilmiyor hem de günlük işlere nasıl tepki vermesi gerektiğini sezinliyordu. Sürekli onun hiç bilmediği bir dünyaya gözlerini açtığı vurgulanıyor ama buna rağmen çevredeki olayları hemen kavrayan, onları anlamlandıran ve bir nebze sorgulayan biri anlatılıyordu. Bunda bir sorunum yok ama karakter bunları jet hızıyla yaptığı için bana inandırıcı gelmedi. Ve diğer okuduğum hikayelerde olan cinsellik konusu beni rahatsız etmezken bu hikayede ilk gördüğü kadından tahrik olup ve bunu kalpten gelen bir şey olarak yansıtması çok çiğdi. Maalesef aşk bu değil.
Ve kötü talih beni son hikayede de bırakmadı. Yedinci hikaye (Kadınsız Erkekler) belki de Aşık Samsa'nın da etkisiyle çok karmaşık geldi bana. Başlangıçta adamın kadına kayıtsızlığı daha sonra aslında onsuz ne kadar yalnız hissettiği ve adını ya da yaşadıklarıyla ilgili şeyleri kimliği açık olur korkusuyla rahat rahat paylaşamayacak kadar önemsediği bir durum aldı. Bana göre biraz yazarın kendi günlüğünden bir parçanın alınıp konulmuş hissi uyandırdı. Ya da bazen olur ya bir şey sadece bir kişi içindir ve bir tek o anlar orada yazanı. Belki de böyle bir amacı vardı o hikayenin de.

Bu benim Haruki Murakami'den okuduğum ilk kitaptı. Her ne kadar orta karar olsa da ben yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım. Çünkü herkes bu kitabın ona göre aşağı kaldığını söylüyor zaten. Bir diğer noktaya da değinmek istiyorum. Sanki Murakami'nin tüm erkek karakterleri biraz kayıtsız, biraz depsesif, biraz ayrıksı kişilerdi. Tek bir romanda okusam bunu sevebilirdim ama peş peşe adı değişen ama karakter özellikleri az çok aynı kalan erkekleri okumak da biraz beni sıktı açıkçası. Buna paralel kadın karakterler de birbirine benziyordu. Daha önce Burning filmini de izlediğimden "Murakami'nin karakterlerinin hepsi birbirine benziyor sanırım" gibi düşünce içindeyim şu an. Bakalım başka bir kitabını okursam bu görüşüm doğru mu değil mi göreceğim.
Benden bu kadar. Kitap hakkında sizin de söylemek istedikleriniz varsa yorumlara beklerim.
Mutlulukla kalın.

18 Mayıs 2019 Cumartesi

Takip Ettiğim Youtube Kanalları - Kitap Üzerine

Merhabalar.
Günler hızla geçiyor değil mi? Daha iki gün önce yazı beklerken şimdi Mayıs'ı yarıladık. Yaz gelince benim koşuşturmam başlayacak gibi. Umarım her şey iyi gider. Bu zamana kadar başınızı ağrıttığım gibi o zaman ki gelişmeleri de yazarım. :D
Bugün sizlere uzun zamandır aklımda olan kanal önerileri ile geldim. Bir öncekinde bodoslama tüm kanalları yazmışım. Niye bir anda böyle şevke geldim anlamadım o zaman ama o postu da düzenleyip içeriklerine göre ayırmayı planlıyorum. Böylece ilgi alanınıza göre yeni kanallar keşfedebilirsiniz.
Bu sefer benim izlemekten hoşlandığım kitap önerileri yapan kanallardan bahsedeceğim. Yelpazem bana göre geniş olduğu için kendi ilgi alanınıza göre bir tane bulacağınızdan eminim.
O zaman başlayalım. Kanallara isimlerin üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
1. Damla Cerrah
İlk önerime Damla Cerrah ile başlıyorum çünkü son zamanlarda en çok izlediğim o. Kitaplığına hayran olduğum birisi. Yaptığı önerilerle de kaliteli edebiyat okumak isteyenlere hitap ediyor. Ses tonu, kitaplara hakimiyeti, sohbet havasındaki anlatıları onu sevmeniz için yeterli olacaktır. Benim bilmediğim pek çok kitabı duymamı sağladı. Keşke izleme hızında okuyabilsem o zaman her şey harika olacak. :)

2. Ebru Aykaç
Hiç kesilmeyen videoları ile :) sizlere yine kaliteli edebiyat dediğimiz dolu dolu kitaplar öneren bir kanal. Kitapları okuyun diye yaptığı ısrar içinize okuma şevki veriyor kesinlikle. Kitaplar o an elimde olsa da yemeden içmeden okusam istiyorum onu izlediğimde. Çok enerjik biri olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim. Kesinlikle seveceksiniz.

3. Baldan Beri
Damla Cerrah sayesinde tanıdığım bir sayfa. Çok tatlı birisi ve onun da videolarını ve önerilerini severek izliyorum. Daha çok diğer sayfalarda gördüğüm kitaplara farklı bir yorum izlemek için takip ediyorum.

4.Alıntılarla Yaşıyorum
Kanal açma amacını anlattığı videoyu izleyip etkilendiğim ve bunun için takibe aldığım bir kanal. Bence siz de izleyin ve en azından bir destek verebilmek için takipte kalın.

5.Ayça Ertürk
Son zamanlarda keşfettiğim ve anlatımını sevdiğim bir kanal oldu bu kanal da. Ses tonu ve kitabı anlatırken yaptığı vurgular kendini dinletiyor. Sanırım kendisi öğretmendi bunun da etkisi olabilir.

6.Dileda Arslan
Yine Damla Cerrah sayesinde keşfettiğim bir kanal. Sahibinin adını ilk defa duydum ve çok beğendim. Çok daha farklı ve -sanırım benim dikkatimi çektiği için- kurgu dışı kitap önerileri olan bir kanal. Yazarken baktım son iki aydır aktif değil ama instagramda sık sık kitap paylaşımı yapıyor oraya da bakabilirsiniz.

7.Şehir Kütüphanesi
Kesinlikle ama kesinlikle anlatım tarzını beğendiğim bir kanal. Süper eğlenceli birisi. Her videoyu kahkaha ile izliyorum. Önerdiği kitaplar pek bana hitap etmese de onun sohbeti için takipteyim diyebilirim. Daha çok bestseller, bilim kurgu, fantastik türde kitaplar okuyor. Eğer ilginiz varsa göz atabilirsiniz.

8.Gitarist Kızın Güncesi
Bu kanalı da Şehir Kütüphanesi sayesinde keşfettim. Birlikte yaptıkları çok eğlenceli videolar var. Fuar alışverişi videoları bile beni mutlu ediyor izlerken. Bana göre bu kanaldaki öneriler yukarıda anlattığım türlerin tam bir karışımı. Bestseller da var edebi eserler de. Yani siz de her biri hakkında bir şeyler duyayım diyorsanız göz atabilirsiniz.

Evet şimdilik bu kadar.
Mutlulukla kalın.