Neler Hakkında Yazıyorum?

taylan film önerisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
taylan film önerisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ocak 2020 Cuma

The Teacher's Diary - Film

Merhabalar.
Belki de yıllar yıllar önce izlediğim ama hiç aklımdan çıkmayan bir filmle geldim bugün. Bu filmi izlediğimde üniversitenin ikinci yılında falan olmalıyım. İlk izlediğim Tayland filmlerinden biridir. Tabii o zamanlar o kadar farkında değilim izlediğim filmin ülkesinin ama hikayesinin aşırı meraklısıydım. Buradan Türkçe alt yazılı izleyebilirsiniz
Filmimiz öğretmenlikle alakalı diyebiliriz. Ben öğretmen filmlerini çok severim. O kadar umut verici oluyorlar ki hep tersine gidiyor gibi gözüken bu düzeni nasıl bambaşka ve kusursuz hale getirebilirizin anahtarı veriyorlar bence.
Filmimizin konusu şöyle; Ann isimli bir öğretmen bileğinde bir yıldız dövmesi olduğu için Tayland Milli Eğitim Müdürlüğü :) ile zıt düşer. Ondan dövmeyi sildirmesini isterler ama Ann bunu kabul etmeyince onu bir adadaki eski bir okula gönderirler.
Asla hayatına bu derece karışan bir düzene boyun eğmek istemeyen kızımız da oraya gidip elinden geleni yapmayı kafasına koyar. Ama gittiği yerdeki şartların giderek zorlaşması ve şehirde de ondan bağımsız gelişen olaylar onu gittikçe zorlar. O da bunlarla baş etmek için bir günlük tutmaya başlar.
Birkaç zaman sonra Ann görevden alınmış ve yerine başka bir öğretmen gönderilmiştir. 
Song isimli bu adam hiç istemediği halde sırf çalışmak zorunda olduğu için bu adaya gelir ancak daha ilk dakikalardan her şeyden nefret eder. Ancak şans eseri bulduğu ondan önceki öğretmenin günlüğü ile buraya olan bakışı değişir ve o da ne kadar zor olsa da o günlükte okuduğu öğretmen gibi var gücüyle çabalamaya başlar. Tabii bu sırada da herkesin sevgisi kazanmış olan günlüğün sahibi Bayan Ann'i merak ediyordur.

Konuyu uzattıkça uzattım ama inanın filmde bundan fazlası var. Zaten öğretmenlik benim gözümde çok kutsal bir meslek. O kadar potansiyel barındıran bir konumdalar ki hem bu zamana kadar öğretmenim olan kişilere hem de bu mesleği hakkıyla yapan herkese aşırı saygı duyuyorum. Maalesef her yerde olduğu gibi bu meslekte de kötü olan insanlar var. Diğer meslekler hadi neyse ama eğitimi bir sepet elmaya benzetirsek sepetteki tek bir çürük elma bile tüm sepeti çürüteceği için en önemli mesleğin öğretmenlik olduğunu ve biraz daha seçici olunması gerektiğini düşünüyorum. Bunları son kısımda yine konuşuruz hadi şimdi resimlere bakalım.

-Kahramanlarımız okul yolunda. Buradan herkese Gigi'nin pozitifliğinden gönderiyorum. :D

-Bazen öyle şeyler oldu ki benim başıma gelse ne yapardım bilmiyorum bile. Song'un yüz ifadesi zaten her şeyi açıklıyor. Ama insan öyle bir varlık ki hiç umulmadık zamanlarda o gücü buluyor.
-Öyle doğru bir söz ki...
-Pes etmek nedir bilmeyen cesur öğretmenlerimiz. :)
-Song'un başta adapte olana kadar yaşadığı zorlular çok tatlıydı. Tabii bazen de acı...
-Bayan Ann ve çocukların ilk karşılaşması.
Ve Bayan Ann'den nasıl öğrendilerse öyle isimlerini söyleyen çocuklar. :D
-Yüzen okulda bazı şeyler normale döndü.
Şimdi Song için de normale çevirme zamanı.
-Biraz da Ann'in yaşadığı zorluklara bakalım. Gerçekten şimdi bile köy okullarında o kadar zor şartlarda çalışan öğretmenlerimiz var ki .Bazılarını yakınlarımdan bazılarını öğretmenlerimizin anılarından dinlediğim ne zorluklar...
-Bir de en yakınınızın sizi hiç anlamadığı hissi.
Daha haklı bir ayrılık nedeni olamaz.
-Ya çocuklar bu dünyadaki en tatlı varlıklar.
-Birlikte okullarını onardılar.
Günlüğün suya dağılan parçalarını topladılar.
-Burası acayip komikti.
-İkisinin de o çocuklar için bir öğretmenden fazlası olduğu anlar.
-Bir çocuğun bile geleceğini değiştirmek, ona başka imkanlar sunmak sanırım hiçbir şeyle ölçülemez.
-Song, Ann'den kalan günlüğü devam ettirir. Sömestr bitince geri gelen Ann günlüğü bulur.
-Ve nihayetinde karşılaşırlar.

Evet resimler bitti. Bu resimleri birleştirme işini blogun başlarında yapıyordum belki hatırlayan vardı. Taa o zaman bu filmin resimlerini de birleştirdiğim için öylece 'blog için' klasörünün içinde kalmışlar. Düşünün yani üşengeçliğim kaç yıllık. :D Bunu söylerken gülmek yerine utanmalıyım ama... :'(
Baştan sona çok sevdiğim ve eminim izleyen herkesinde çok seveceği bir film olduğunu düşünüyorum. İçinizi ısıtan, sizi mutlu eden, en önemlisi umut veren bir film. Çocuklar öyle tatlıydılar ki bayıldım izlerken. Bir öğretmenin her zaman göründüğünden fazlası olduğunu, o çocukların gözünde nasıl da devasa yerlere sahip olduklarını çok güzel göstermiş film bizlere. Hep dediğim gibi benim için çok başka gözle baktığım bir meslek öğretmenlik. Günün birinde olursam kesinlikle çok ciddiye alacağım ama bir o kadar da sorumluluğundan korktuğum bir meslek. Aramızda öğretmen olanlar da vardır illaki buradan da hepsine sevgilerimi gönderiyorum. Gerçekten harika bir iş yapıyorsunuz. Sistem ne kadar sizleri zorlasa da bu dünya için çok önemli insanlar olduğunuzu unutmayın lütfen. :)
İzlemek isteyenlere iyi seyirler dilerim.
Mutlulukla kalın.

16 Ekim 2016 Pazar

İki Güzel Film İle Tayvan ve Tayland Sinemasına Merhaba

Merhabalar.
Gün geçmiyor ki ben kaçıp kaçıp buralara gelmeyeyim. Şu an ki problem olmayan problemlerim arasında bloğuma kaçıp yazı yazmak en büyük mutluluğum. Keşke tüm ömrümü böyle yazı yazarak geçirebilsem.
Ancak şu içeride bir yerlerde olan ve adına 'vicdan' denen şey yüzünden programlanmış robotlar gibi 'ders çalışmalıyım, ders çalışmalıyım.' düşünceleri ile cebelleşiyorum.
Çalışıyor muyum peki?
Tabi ki! Biraz... bazen...
Evet şaka bir yana Tayland dizi ve filmleri konuşma dili yüzünden hiç izleyesim gelmezdi. Ancak bir gece uyku tutmayınca -bu Cuma- arşivlediğim filmlerden birine rast geldim.
Me... myself.


Hakkında hiçbir şey bilmeden başladığım film beni büyüledi. Hele o Tan'ın sırıtışları yok mu?
Evet sonra hemen Lovesick adlı diğer filme geçtim.


Aslında ben Matt LeBlanc'in oynadığı filmi izlemek isterken alt yazısı olmayan filmin alt yazılı versiyonuymuş gibi hep bu film karşıma çıkıyordu. Ben de bir köşede dursun bakalım diye indirmiştim.
-Asıl aradığım filmde tavsiye edilir. Ben televizyonda alt yazılıya çevirip izlemiştim ama internette alt yazısını bulamadım. Bulursanız onu izleyin dublaj pek çok şeyi götürecektir filmden. Ve kesinlikle kahkahalarla eğleneceğinize garanti veriyorum.-
Başlığımıza dönersek ilk tanıtacağım film: Lovesick
Konusu; Jo-chin (Ariel Lin) ilk aşkının onu aldatmasından dolayı aşktan korkan ve hiçbir erkeğe güvenmeyen biridir. Bir gün dedesinin hastanesinde 'Kahkaha Terapisi' adlı bir programda gönüllü çalışmaya başlar. O günde hastanenin yeni beyin cerrahı Cha-han (Chen Bolin) İşe başlamıştır. Kızımız tesadüf eseri yakışıklı doktorla karşılaşır ve ondan çok etkilenir. Tabi ki onu direk olarak 'kalp kıran erkek' kategorisine yerleştirmeyi de ihmal etmez. Çünkü bir erkek ne kadar kusursuzsa o kadar da sizi üzme potansiyeline sahiptir. Ancak bu sefer işler biraz karışır. Bizim karizmatik doktorumuz da kızımızdan etkilenmiştir ve peşini bir türlü bırakamaz. Biz de filmde kendini korumak için türlü numaralarla doktoru hastanedekilere rezil etmek isteyen kızımızın maceralarını ve tabi birbirinden tatlı tepkilerini izlemekten keyif duyarız.
Yaşasın spoi.

-Depresyonun birinci evresi.

-KBK Kulübü.
Depresyondan çıksın diye halasının yanına gönderilen Jo-chin. Dönüşümün asıl sebebi bu kulüp benden söylemesi.

 Kuralları unutmayın kızlar.

Bir erkek için değmez kısacası.

-İlk karşılaşma.

Toparlama çabaları harikaydı.

-Kızımız için çok doğru bir ifade.

-Aşk kapıyı çalınca kendimize çokça sorduğumuz soru.

-Yok de. Öldü de. 

Kıyamam hırs yapmış gibi 'Biliyordum.'

-Burada pizzaya saldırması harikaydı.

-Adamı başından atma çabaları.

-Ama sonra...
Son resimdeki cümle şahane.

-Ah.. kesinlikle benim cümlem bu.

-Tek değilsin tatlım. Herkes bu korkusunu tedavi edecek birini bekliyor.


-Gaza gelen kızımızın aslında söylemek isteyip söyleyemedikleri.

Ve tek cümle, 'Beni unutma'
Evet sonu mutlu bitiyor korkmayın sadece ben o kısımların görüntüsünü almadım. Beni burada kızımızın o iyileşme süreci daha çok etkiledi. Komik ve sevimli bir aşk filmi arayanlara duyurulur.

Gelelim ikinci filmimize. Beni aldı götürdü. Harikaydı dedim ve çok sevdim.
Konusu; Omm (Chayanan Manomaisantiphap) sevdiği adam tarafından ağır sözlerle terk edilmiş. Ölen ablasının oğlunu yetiştirmeye çalışan işinde başarılı olmak isteyen bir kadındır. Bir gün moral bozukluğuyla arabada giderken bir adama çarpar. Adam (Ananda Everingham) hafızasını kaybettiği için sorumluluk ona kalır ve adamı evine götürür. Adamın kişisel eşyalarından birisi de üzerinde Tan yazan bir kolyedir. Bu yüzden adına Tan derler ve bir arada işi yürütmeye çalışırlar.

-Oyuncularımız.

-Tan'ın kızımıza emanet edilmesi.

-Ancak Omm her fırsatta Tan'ı bir yerlere terk eder.

Sonra tabi ki şu bakışa kıyamaz.

-Ayağını denk al gibi geldi burası bana.

-Kıyafet alırlar.

-Derstleşirler.


Ya şu sırıtışa bakın nasıl da sevindi.

-Eski sevgiliyi işletirler.


 -Süslenirler.
Burası ilişkilerinin başladığı yerdi ve güzel sahnelerden birisiydi. Tan'ın bakışları bana sanki gerçekmiş gibi hissettirdi.

-Olsun o bizim kahramanımız.

-Sanırım çoğu insan hayallerinden vazgeçiyor. Ne kötü.



-Burada çok şeker. Parmak hesabı yapıyor.

-Korkuyorum. 

-Güneş güzel, sen de güzelsin.

Bu sahne de ayrı güzel.

-Ama işler değişiyor.

-"tanya"



-Her şeye rağmen denemek lazım.

-Seçmek? Seçebilmek...


-Bu günlükte yazanlar o kadar anlamlıydı ki. 

-Bunun bir anlamı yok sadece gözleri çok güzel. :)

-Sadece beni sevmen yeterli.

-Kimim ben?
Bunu yazınca Leyla ile Mecnun izleyenler bilir. Ali Atay'ın orada 'Who am I?' diye bir repliği vardı direk görüntüyle o aklıma geldi. Bu arada kendimden bir küçük bilgi daha. Leyla ile Mecnun dizisinin ilk bölümden en büyük hayranıydım ama maalesef finali görmek nasip olmadı. Hala üzülürüm bunun için. Bir de Ali Atay'a aşığım diyebilirim. Çok seviyorum, bayılıyorum o adama. Yıllar geçti bir o geçmedi gerisini siz düşünün. :)

Evet bir yazının daha sonuna geldik. İki güzel film. İzlemek isteyenlere iyi seyirler.
Mutlulukla kalın.