Neler Hakkında Yazıyorum?

25 Aralık 2020 Cuma

Beasts Clawing at Straws - Film

Merhabalar.

Tazecik izlediğim bir filmi yazacağım bugün. Filmi araştırdıkça daha çok sevdim diyebilirim. 

Film suç ve kara mizah türünde. İzlerken aksiyon hiç düşmüyor. Gerçekten zamanın nasıl geçtiğini anlamadan bitiveren filmlerden. Filmin yönetmeni önceden eğlence sektöründe çalışan biriyken film yapmak için işinden istifa etmiş. Film ayrıca tam bir yıldız geçidi. İlk filmi olan bir yönetmenin bu kadar oyuncuyu bir araya toplayabilmesinde hem senaryonun hem de önceki işinin etkisi var gibi geldi bana. Film bir Japon romanından uyarlama. Romanın yazarı Keisuke Sone. Yönetmen kitaptaki Japon kültürü öğlerini değiştirerek kendi dünyasına uyarlamış. Ama şimdi dönüp bakıyorum da karakterlerde biraz Japon havası vardı. Yani bunu kelimelerle nasıl anlatırım bilmiyorum. Ama Japon yapımları izliyorsanız ya da okuyorsanız orada karakterlerin nasıl davranacağını kestirirsiniz. Mesela hiçbir zaman gereksiz bir dramatizasyon olmaz. Kore yapımları biraz biz gibi drama yapmayı seviyorlar. Bilmiyorum aklımdakini tam yansıtamadım belki ama biz en iyisi filmden konuşalım. :)

Filmin konusu şöyle; bir gün Kore hamamı gibi bir yerde çalışan bir adam, dolapları kontrol ederken bir çanta bulur. İçini açıp baktığında içinden deste deste paralar çıkar. Aceleyle onu depoya kaldırır ama bir türlü de aklını para çantasından uzak tutamaz. 

Ortada bu kadar para varken arkada mutlaka bir şeyler dönüyordur tabii. Paranın sahibi olan insanlar da her yerde bu paraya ulaşmaya çalışıyorlardır. Biz filmde para çantasının nasıl elde edildiğini ve buna sahip olmak için insanların nasıl canavarlaştığını izliyoruz. 

***Spoiler.***

Filmdeki karakterlere bakalım bir de. Aşağıdaki resimde soldaki gümrük memuru olan Tae Young, sağındaki de akrabası ve arkadaki barın elemanı Carp. Tae Young, sevgilisi Yeon Hee'ye kefil olmuş ama onun tarafından dolandırılmıştır. Filmin başından beri onu aramaktadır. Aynı zamanda da yasa dışı yollarla para bulmaya çalışır. 

Burada yanında olan kişide bir polistir. Tae Young'un liseden arkadaşı yasa dışı işlere bulaşmıştır ve Tae Young onun yurt dışına çıkmasına yardım edecektir. İşler karışınca ne o parasını alabilir ne de polisin sorgulamasından kaçabilir.
Borçlu olduğu kişileri görüyoruz. Benim filmde favori karakterim şu soldaki kişi oldu. Bu tarz filmlerde böyle karakterlere bayılıyorum. Asıl adamın sağ kolu, konuşmayan, hafif tahtası eksik dedikleri türden. Filme böyle karakterler çok başka bir boyut katıyor bence.

Burada gördüğünüz kişiler ise bir barda çalışan Mi Ran ile onun müşterisi Jin Tae. Jin Tae Çin'den Kore'ye çalışmaya gelmiştir. Mi Ran ise aslında evlidir ama kocasından şiddet görüyordur. Önceden üzerine bir borç kalmış sanırım onu ödemek için de barda çalışır. 
Ve asıl baş karakterimiz Yeon Hee. Ben bu filmi sırf Jeon Do Yeon için izlemeye başladım aslında. Onun olduğu her iş farklı bir boyutta bana göre. Çok başarılı buluyorum kendisini. Yeon Hee gerçekten köpek balığı diyebileceğiniz bir karakterdi. Psikolojik olarak aşırı sorunlu, kendi yararı için her şeyi yapabilecek biri. Zamanında kocasından kalan sigorta parası ile bir bar açmış. İşletemeyince borçları sevgilisine bırakıp kaçmış.
Mi Ran'la da bu barda tanışırlar. Onu işe alır ve neye ihtiyacın olursa bana söyle der. Mi Ran, Jin Tae ile bir ilişikiye başlamıştır. Jin Tae onun vücudundaki çürükleri görünce 'kocanı öldüreyim ve kaçalım buradan' der. Sigorta parasını almak için teklifi kabul eden Mi Ran, Jin Tae'nin yanlış kişiyi öldürmesi üstelik vicdan azabından itiraf edeceğini söylemesiyle onu öldürür. Bu noktada ne yapacağını bilmeyip Yeon Hee'yi arar. Yardımına koşan Yeon Hee onu tüm dertlerinden kurtarır. Hatta sigorta parasını alması için kocasını öldürmesine yardım eder. Artık her sıkıntısından kurtulmuş Mi Ran paralarla ülkeden ayrılacakken 'kimseye güvenme' diyen Yeon Hee de ondan kurtulur ve paraları ele geçirir. Yani en baştaki para bu paradır.
Paraları alınca gümrük memuru sevgilisinin yanına gelir ve 'Japonya'da teyzem var. Benim oraya gitmeme yardım et sana para getireyim borçları ödeyelim' der. Ama Tae Young da görmüş geçirmiş biri olduğu için inanmaz. Üskelik tam o sırada Tae Young'u sorgulayan polis çat kapı eve gelir. Üçü birden bir şeyler içmeye başlarlar. O sırada adam bir kadın cesedi bulunduğunu, bacağında köpek balığı dövmesi olduğunu söyler. Aynı dövmeden Yeon Hee'nin de vardır. Olanları anlayan Tae Young bir şekilde evden markete diye çıkar. Geri döndüğünde polisin cansız bedenini bulur. Yeon Hee'ye yardım eder ve ikisi cesetten kurtulmaya çalışırlar. O arada bir fırsatını bulup Yeon Hee'yi bayıltan Tae Young parayı alır ve kaçar. Gidip o hamamın dolabına koyar. İşte para oraya bu şekilde gelmiştir. Tae Young'un ölümü bir şekilde komik geldi bana. Yani her şeye direndi, her sıkıntıdan sıyrıldı, gitti hayatımı kurtardı dediği sigara yüzünden öldü. Filmde böyle en dramatik yerlere bile sıkıştırılan mizah unsurları çok iyi olmuştu. O dramatik havaya girmeden, aksiyonu yüksek bir şekilde izleyebiliyorsunuz böylece.



Neyse her şeyi yazdım neredeyse. Bizimkiler yine durmadılar tabii. Hamama gidip taa en başta çantayı bulan adamı polis gibi sorguladılar. Ondan şüphelenip evini bastılar paraları aldılar. Ama Yeon Hee yine hayatta kalmak için hepsini atlatıp paraları alıp kaçmayı başardı. Bir hava alanının dolabına koyup makyajını tazelerken şu benim sevdiğim karaktere yakalandı. Artık paranın peşinde kimse kalmamıştı. Tuvaleti temizleyen kadın bir anahtar buldu ve gidip dolabı açtı. İçinde para dolu bir çanta vardı. Hemen hızlıca kapattı. Peki bu kişi kimdi dersiniz? En başta çantayı bulan adamın karısı. :D Ben sonunda paraların gittiği yeri sevdim. En ihtiyacı olan kazandı. Ama şahsi fikrim o paradan kimseye hayır gelmez. Bir de karakterlerin şöyle düşünceleri vardı ki çok saçma buldum. Sanki parayı onlara gökler vermiş gibi davranıyorlardı. Yani bu suç, gökler falan vermedi. Para bulduysan götür polise ver değil mi? Ama bu tür filmlerle Kore'de halkın masraflardan bunalıp bir yerden para gelsin de nereden olursa olsun kafasında olduğunu daha iyi anlıyorum. Okul harcını ödeyemiyor mesela adamın kızı. Yani onu görünce iyi ki ülkede eğitim ücretsiz dedim. İyi kötü neyse de en azından eğitim alma imkanı ücretsiz. Bu bile bir şeydir bence. 
***Spoiler son***
Evet bitti. Ay yazasım varmış her şeyi yazdım neredeyse izlemeyenler spoiler kısmına adım atmasın sakın. Tüm büyüsü kaçar filmin. :)
Film çok güzeldi. Aksiyon ve mizahı harmanlayan çok başarılı bir film olmuş. Zaten ödül de almış Kore'de. Oyunculuklar muhteşem. Her biri çok ünlüler zaten. Onları böyle bir arada izlemek çok keyifliydi. O sette olsam da köşeden harikalar yaratmalarını izlesem keşke dedim izlerken.
Sizler de merak ediyorsanız ben buradan izledim. Şimdiden iyi seyirler. 

Mutlulukla kalın.

23 Aralık 2020 Çarşamba

Kelime Oyunu - 4

Merhabalar.

Bu hafta kelimeleri Hanife Ertaş seçti. Onun yazısını okumak için buraya tıklayabilirsiniz. Bu haftanın kelimeleri; yeşil,baharat,şiir,yol,sabah.

Hadi başlayalım.

***

Yokuşu çıkıp dükkanın önüne geldiğinde nefes nefese kalmıştı. Kapıyı açmadan önce ellerini dizlerinin üzerine koyarak eğildi ve biraz soluklandı. Son kez sesli bir nefes verdikten sonra doğrulup anahtarını aramaya başladı. Bir yandan da haline gülüyordu. Her gün bu yokuşu çıkıp hala böyle yoruluyor olmak komik gelmişti ona. Anahtarı bulup dükkanın kapısını açtı. Kapının üstündeki zilden bir şıngırtı geldi. İşte gülümsemek için bir sebep daha diye düşündü. Hemen eşyalarını kenara bırakıp dükkanın içini düzenlemeye, yerleri süpürüp silmeye başladı. Nihayet rutin işleri bitince kendine bir sabah kahvesi koydu. Bu seferkini yeni almıştı. İçinde baharat aromaları vardı. Aldığı ilk yudumla farkı hissetti ve bu değişikliği yaptığı için mutlu oldu. Aslında önceden hayatını hiç değiştirmeden yaşardı. İstemediğinden değil de ya ertelerdi ya da korkardı. Ama geçen senelerde yaşadığı pandemi ile hiçbir şeyin ertelemeye gelmediğini anlamıştı. Hayat siz planlar yaparken yolunuza bambaşka bir şey çıkarıveriyordu. O yüzden fırsatınız varken yapmak lazımdı.

İnsanlar yavaş yavaş sokakta görünür olmaya başlamıştı. Bugün hafta içi olduğundan pek gelen giden olmazdı. Kenara koyduğu şiir kitabını alıp kaldığı yerden okumaya başladı. Arada sevdiği dizeler olursa da dükkanda yaptığı alıntı köşesine yazıyordu. Bazen gelen müşteriler de yazarlardı bir şeyler. Hatta düzenli müşterileri bile olmuştu bu sayede. 

Öğleden sonra ilk müşterileri geldi. Beş kişilik bir arkadaş grubuydu. Kitap klübü toplantıları için gelmişlerdi. Onlara siparişlerini ikram ettikten sonra kendi masasına geçti. Biraz kitabını okudu biraz kızların konuştukları kitabı dinledi. Daha önce okumadığı bir kitaptı ama dükkanda vardı. Hemen okunacaklar arasına aldı kafasında. 

Birkaç saat sonra kitap klübü için gelen grup gitti. O arada tek tük birileri de gelmiş. Herkes siparişini verdikten sonra köşesinde kitabıyla ilgileniyordu. Kalkan kişilerin boşlarını alırken kapıdan bir çocuk sesi duyuldu. Küçük bir kız çocuğu annesinin elinden tutmuş dükkana doğru çekiştiriyordu.

"Bak anne, yeşil olanı gördün mü? Ondan istiyorum işte. Babamla dün buradan geçerken gördüm. O da alalım dedi ama o zaman kapı kilitliydi. Şimdi açık. Hadi gidip alalım. Nolur, nolur..."

Küçük kızın camda görüp istediği kitaba bakış attı. Kurbağa Kurpi'nin Okyanus Macerası kitabıydı. Kendisinin çok sevdiği bir kitap olduğu için cama bir posterini asmıştı. Şimdi bu bıcırığın da kitabı beğenip türlü sevimliliklerle annesini ikna etmeye çalıştığını görünce çok mutlu hissetti.

Anne ve küçük kız içeri girdiler. Tüm müşterilerin dikkati de dağılmıştı haliyle ama kimse şikayetçi değildi. Herkes büyük bir şevkle kitabı ne kadar sevdiğini ve istediğini anlatan küçük kızı izliyordu. Onun şimdiden kitap dostu olmasına çok sevinmişlerdi. Hemen kasaya geçip kitabın bir örneğini küçük kıza uzattı. Annesi ödeme yaparken küçük kız koşa koşa boş bir masaya geçti. Annesi daha fazla burada durup kitap okumaya çalışan insanları rahatsız etmek istemiyordu. O yüzden gitmeleri gerektiğini söyledi. Küçük kız itiraz etse de annesini vazgeçirememişti. Vedalaşıp ayrıldılar. Küçük kızı böyle göndermek onu biraz üzmüştü. Keşke küçükler için de bir yerim olsa diye düşündü. Belki haftada bir günü çocuklara ayırabilirdi. Üniversiteden tanıdığı anaokulu öğretmeni bir arkadaşı vardı. En son duyduğunda atama bekliyordu. Belki ona sormalıydı. Hem ona destek olur hem de küçük meleklerin sesiyle haftada bir gün de olsa tazelenirdi. 

Hava kararmaya başlamış ve tüm müşteriler teker teker ayrılmışlardı. Masaları temizleyip, bulaşıkları halletti. Birkaç kişinin dağıttığı kitapları düzenledi. İşlerin bittiğini düşünüp şöyle bir etrafına bakındı. Gözüne takılan bir şey olmayınca da üzerini giyinip dükkanın kapısını kilitledi. Hava akşamları soğumaya başlamıştı. Sonunda yazın bunaltıcı hissi gidiyordu. Yavaş adımlarla geldiği yolu gerisin geri adımlamaya başladı. Yarın yine iş vardı. Eve gidip yemek yer, sonra da belki film izlerdi. Arkadaşı ile görüşmeyi de kafasına not etti.

Geçen sene bambaşka bir şey yaşıyordu. Ama şimdi geleceği düşünüp gülümseyebilirdi. Bunu fark etmek onun olacak şeylere karşı umut dolmasını sağlamıştı. 'Belki kendi kısacık ömrümde en kötüsünü gördüm ama bir şekilde sabrettim ve şimdi her şey düzeldi. Hatta öyle düzeldi ki geleceğe dair heyecan duyarak plan yapmaya bile başladım.' diye geçirdi içinden.

İnsan ömrü böyleydi işte. Şikayet etsek de ondan başka yaşayacak yolumuz yoktu. Bu yüzden ona kızıp, surat asmak yerine olan tüm olumsuzlukları kabullenip güzel yarınlar için gülümsemeliyiz. Tıpkı karşılaştığımız insanlara gülümsediğimizde karşılığında bir gülümseme almamız gibi. Belki hayat da her şeye rağmen ona gülümsediğimizde bize kocaman bir gülümseme verir.

***

Başlarken böyle bir şey çıkacağını hiç bilmiyordum. Hatta daha melankolik yazarım diye planlamıştım ama kelimeler aktı, hikayem kendi yolunu buldu. Çok da güzel oldu bence. Sakin bir yazı olduğunu düşünüyorum. En azından ben şu an çok dingin hissediyorum. Dilerim sizlerin de hayatında hep gülücükler olur. Bu hikayedeki gibi bu süreçten geçmişten bir anı gibi bahsediyor oluruz yakın zamanda. 

Gelecek haftanın kelimeleri benden. Seçtiğim beş kelime şöyle; kedi, film, keman, hasret, ağaç.

Şimdiden herkesin yazısını okumak için sabırsızlanıyorum.

Mutlulukla kalın.

22 Aralık 2020 Salı

She's Dating the Gangster - Film

Merhabalar.
Netflix'te dolaşırken yeni gelecek yapımlar arasında daha önce Youtube'tan izlediğim Filipin dizilerini gördüm bugün. Aa Netflix'te Filipin yapımları da var demek diye girip neler varmış diye bakınmaya başladım. O sırada ismi dolayısıyla gözüme bu film çarptı. Başta fragmanı hoşuma gitmediği için izlemek istemedim ama sonra ders çalışmak için istek duymadığımı ve bir şeyler izlemezsem sosyal medyalar arasında gezinilen bomboş bir zaman olacağını bildiğimden izleyeyim dedim. Netflix'te sadece İngilizce alt yazısı vardı. Beynimi yormayayım, canım beynim, mottosundan yola çıkarak Türkçe'sini araştırdım. Şansıma varmış da. Hemen açtım izlemeye koyuldum. Klişe bir konuydu ama ben zaten böyle konuları severdim. Sürekli sırıtarak izliyordum ki sonlar da beni bir ağlattı bir ağlattı. Şimdi bile o sahneyi görünce ağlamak istiyorum. Linkini koyacağım izlemenizi çok isterim. Hala kalbim sızlıyor hatırladıkça.

Konusu ile başlayalım ve spoilerla devam edelim. :D
Filmimizin başında Kenji isimli bir adam kardeşinin düğününde konuşma yapıyordur. Her şey güzel giderken oğlu Kenneth ortalığı karıştırır ve düğün mahvolur. Babası ile hırçın bir konuşma yapan Kenneth ona 'keşke annem yerine sen ölseydin.' der ve gider. Sabah babasının bindiği uçağın kaybolduğunu haber veren bir telefon gelir. Apar topar hava alanına bilgi almaya gelen Kenneth orada babasının kızı olduğunu iddia eden biriyle karşılaşır. Kelay ismindeki bu kız elinde babasının ve kendisine benzeyen bir kadının resmini gösteriyordur. Yanına gidip onun kendi babası olduğu söyler. Bunu duyan kız sakladığı sırrı Kenneth'e anlatır ancak bir şartı vardır. Babasından haber alınca kendisine de söyleyecektir. Kenneth bunu kabul etmeyince kız onun peşine takılır ve ikisi birlikte babasının olabileceği şehre onu aramaya giderler. Yolda da resim hakkındaki gizemden bahsederler. Kenneth bu yolculukta babası ile ilgili hiç bilmediği şeyler öğrenirken bir yandan da son konuşmalarının pişmanlığını yaşıyordur.

Filmde geçmişteki karakterlerin gençliğini Kenneth ve Kelay'ı oynayan oyuncular canlandırıyor. Gelin şimdi ayrıntılı konuşalım bu filmi.

 ***Spoiler***
Aslında Kelay adamın kızı değildir. Elindeki resim teyzesi ile Kenneth'in babasına aittir. İkili üniveristede tanışmış ve aşık olmuşlardır. Kelay'a göre kader onları bir araya getirse de kötü bir zamana denk geldiği için ayrılmak zorunda kalmışlardır. Şimdi ise Kelay'ın tek istediği kalp yetmezliği olan teyzesi ölmeden önce onu büyük aşkıyla görüştürmektir. Hem de bu büyük aşkın neden bittiğini öğrenmek istiyordur. 

Geçmişteki ikilimizin hikayesi ilk olarak Kelay'ın teyzesi Athena'nın çağrı cihazına gelen mesajlarla başlar. Birisi sürekli ona 'Bee' diyerek onu affetmesini istiyordur. Artık mesajlardan sıkılan kızımız 'her zaman ki yerde' onunla buluşmasını ister.

Orası bir bilardo salonudur. Şans eseri arkadaşları ile oraya giden Athena ona mesaj atanın Kenji olduğunu anlar. Eski kız arkadaşı ile aynı isme sahiptir ve bu yüzden Kenji yanlış kişiye mesaj atıyordur. Salonda Kenji onun yüzünden dayak yiyince suçlu hisseder.
Kenji de yanlış kişiye mesaj attığını anlamıştır. Buna karşılık Athena'dan eski sevgilisini kıskandırmak için sahte kız arkadaşı olmasını ister. Kabul edene kadar o ve belalı arkadaşları Athena'nın hayatını zorlaştırmak için her şeyi yaparlar. En sonunda kendini atmakla tehdit edince Athena kabul eder. Ve sahte sevgililik başlar.

Beyimiz kötü çocuk ya hep kafasına göre davranır. Yüzüne tişörtü atar ve giy der. *gözdevirenemoji*
Athena tişörtü giyip gelince bir de bakarız şapşik çift tişötü almış. *gözlerindenkalplerçıkanemoji*

Athena'nın sakladığı bir sır vardır. Kalbi çok zayıftır ve bu aşk olayları onu yoruyordur. Ama bunu Kenji'ye söyleyemez ve anlaşmayı bitirmek istediğini söyler. Kenji kabul etmeyince de ona aşık olmaya başladığını söyler. Kenji 'ben de sana aşığım' deyince bunlar gerçekten çıkmaya başlarlar.

Sevgilisi ona dönene kadar saçlarını kesmeyeceğini söyleyen Kenji saçlarını kestirir ve yeni bir sayfa açılmış olur hayatında.
Meşhur resim de burada çekilmiştir. 

Kenneth eskiden olanları dinledikçe babasının hislerinin daha çok farkına varır. Ve son söyledikleri için pişmanlığı artar. 


Kenji ve Athena bu dağa gelip yeniden buluşma sözü vermiştir. Hatta burada evlenelim der Kenji Athena'ya. Kızımız üzgündür ama söz verir yine de. İşte yıllar sonra Kenji oğluyla yaptığı o kavgadan sonra bu dağa gelmek istemiştir ve yolda uçaktan haber alınamaz olur. 
Şehre gelince Kelay, Kenneth'in annesinden teyzesi ve Kenji'yi buluşturmak için izin ister. Tabii Kenneth 'ne kadar da iyi yürekli bir kız' bakışları atar ona.
Yolda ikili eskilerden Lucas adında biri ile karşılaşırlar. Bu kişi bizim eski aşıkların okulunda okuyan biridir. Ayrıca Kenji'nin eski kız arkadaşının da onlar ayrıldıktan sonra çıktığı kişidir. İkilinin nasıl ayrıldığını biliyordur. Çocuklar anlatmasını isteyince de biz ikilinin ayrılma nedenini öğreniriz. Meğer Kenji'nin eski kız arkadaşı da mide kanseriymiş. Beni o halde görmesin diye ondan ayrılmış. Ama kız kötüleşince annesi Kenji'yi arayıp olanları anlatmış ve 'onun yanında olursan yaşamak için umudu olur.' diyerek ondan bir iyilik istemiş. 

Athena bunu öğrenince ne kendi hastalığından bahsedebilmiş ne de yanında kalmasını istemiş. Abigail'in yaşaması için Kenji'den vazgeçmiş. Ve iki aşık severek ayrılmak zorunda kalmışlar. Athena ve ailesi yurt dışına yerleşmiş. Kenji ve Abigail evlenmişler. Daha sonra Kenneth doğmuş. Kenji'nin deyimiyle 'hayatındaki boşluk onun doğumuyla biraz olsun dolmuş.'
Kenneth, babasının yanına gidip onu sağ sağlim bulsa da yolda teyzesi fenalaştığı için eve dönmek zorunda kalan Kelay'a bir söz vermiştir. Babası ve teyzesini buluşturacaktır. Ve babasının üniveristedeki arkadaş grubunu toplar. 'Sana birini getirdim, artık özlemin bitiyor' der ve kapı açılır. İçeriden Athena çıkar.
Herkese gülücükler atarken Kenji'yi görünce dona kalır. Gözlerinde özlem vardır. Aynı şekilde Kenji de sarsılmış bir şekilde ona yaklaşır. Buraya sahnenin Youtube videosunu koyuyorum. Mutlaka izleyin o kadar dokunaklı ki. Birbirlerine bakışlarında ben bittim zaten. Tüm sahne boyunca ağlayıp durdum. Bu kısımları yazarken bile gözlerim doluyor. Pıtır pıtır yaşlar dökülüyor. Neden bilmem kavuşulamayan aşkalar beni çok etkiliyor böyle. Sanki içimde hissediyorum o acıyı, geçmişin gözünün önüne gelişini, kaybedilen zamanı ama elden gelen bir şeyin olmaması hissini. 




Athena ona baktığında o genç çocuğu görmüştür. Yılların hasreti nihayet bitmiştir.


"Bana nasıl bu kadar uzun yaşadığımı sordular. Her girdiğim ameliyattan sağ çıktığımda onlara seni yeniden görecek olma umudumu asla kaybetmediğimi söyledim. O gün geldiğinde sana aşkımın beni hayatta tutuğunu söyleyecektim. Bu kadar senedir hayatta kalmamın nedeni sensin. Tanrı bana seni yeniden görebilme fırsatı verdi."

"Seni gördüm, Kenneth'le birlikteydiniz. Çok mutlu görünüyordun.Sonunda tamamlandın. Gözlerimle gangsterimin büyüyüşünü izledim, baba oluşunu. Bu hepsine değdi."

En sonunda genç çiftimiz Kelay ve Kenneth de birlikte oluyorlar. Bu kısımlar çok tatlı. Kelay'a bir telefon gelir ve Kenneth'in uçağının babasınınki ile aynı yerde kaybolduğunu söylerler. Kelay yine koşa koşa hava alanına varır. Orada arkadaşının durumunu öğrenmek istediğini söyler. Daha yakın ilişkideki kişiler hakkında bilgi verildiği söylenince de erkek arkadaşım kayıp diye ağlamaya başlar. Öncekinde olduğu gibi gazeteciler etrafını sarar, erkek arkadaşını tarif et derler. O da başlar şöyle yakışıklı, böyle havalı, öyle seviyorum, böyle seviyorum diye. Ama işte bir terslik vardır. Hava alanındaki herkes önceki ile birebir aynıdır. Derken Kenneth çıkar arkadan ve sözlerini geri alamazsın der. Bu arada telefondaki de Kenji imiş. Baba-oğul böyle bir sürpriz hazırlarlar yani. Ve ikilimiz kendi aşk hikayelerini yazmaya karar verirler.

Bir de not oyuncular anca bu kadar yakınlaştılar film boyunca. Yani Filipin'i bilmesem neyse de bir kissi bile çok gördüler resmen. :D

Neyse artık yapacak bir şey yok. Biz naif seviyoruz hem. :D


 ***Spoiler Son***

İşte böyle filmin her bir yerini anlattığım spoilerdan sonra demem o ki; klişeyi seviyorsanız, klişe olsun ama hikaye de katmanlı olsun, kah güleyim kah acı çekeyim, her şey bana aşkı hissettirsin işte bu film size göre. Açın izleyin. Ben çok memnunum izlediğim için. Duygusal mazoşits kişiliğim de bol ağlamalı sahne bulmanın keyfini sürüyor. Artık ağlamak istediğinde açıp açıp olmayan aşkının acısını çekmek için o sahneyi izleyecek. (Yapıyorum arada öyle şeyler. *nojudge*)

Sıra geldi linklere. Dediğim gibi Netflix'te İngilizce altyazı ile mevcut. Türkçesini ise buradan izleyebilirsiniz. Umarım hoşunuza gitmiştir. İzlemeyi düşünenlere şimdiden iyi seyirler. Ben bu postu yazarken çok eğlendim. Umarım okuyanlar da keyif almıştır.

Mutlulukla kalın.

20 Aralık 2020 Pazar

Keçeden Kapı Süsü Yapılışı

Merhabalar.
Sizleri yıllar öncesine götürüyorum şimdi. Ben üniversiteden yeni mezun olmuş. Boş ve amaçsız duygularla yerlerde yuvarlanma işinde henüz deneme aşamasındayken halimi görüp acıyan ailem bana bir meşgale bulma derdindeydi. O sıralar tüm ömrüm boyunca maruz bırakıldığım eğitim sistemi yüzünden hiçbir hobiye vakit ayıramadığımı ve bundan sonra yarınlar yokmuş gibi hobiler arasında gezinerek yaşayacağımı söyleyerek isyan ediyordum bir yandan da. Ailem de hazır hobi istiyorsun bak annenin arkadaşı doğum yapacak hadi ona kapı süsü yap dediler. Yerdeki son dönüşümü yapmak üzereken durdum. Önce dediklerini algılamaya çalıştım. Kendi iç sesimle o kadar içli dışlı olmuştum ki mezuniyet sonrası, gerçek insan sesini anlamam için biraz zaman gerekliydi.
Bebekleri severdim. Annemin arkadaşları da hayatım boyunca eğlendiğim kişilerdi. Hem parça parça yaptığım hobimi gerçek bir amaca hizmet edecek hale getirebilirdim. Bu yüzden kabul ettim. Annemin arkadaşı bana bir model gösterdi. Malzemelerini aldı ve bizim eve bıraktı. Sonra da ben yapmaya koyuldum. Bebek doğmadan yetiştirebildim neyse ki. Yaptığım kapı süsünü görünce bebeğin halasıydı sanırım, o da hamileymiş, bir tane istedi. Ona da aynı modelden farklı isimli bir tane yaptım. Görümceler işte illa aynı olacak. :D Sonra annemin bir başka arkadaşı hamile kaldı. O da rica etti ve ona da yaptım. Sonra da herkese çocuk yapmayı yasakladım dermişim. Yok yok yine yapan yaptı ama ben daha başka kapı süsü yapmadım çünkü artık okullu olmuştum. İşte şimdi sizlere o kapı süslerini nasıl yaptığımı anlatacağım. Umarım beğenirsiniz ve faydalı olur.

Burada kapı süslerinin son halleri var. 

İlk olarak bana böyle bir model gösterdiler. Malzemeleri kendileri getirdikleri için renkleri ona göre yaptım. Sayfanın linkini bulamadım ama resmin üzerinde instagram adresi yazıyor bakmak isterseniz.
Köpüğe kumaşı kaplamak için kumaşı 10 santimlik şeritler halinde kesitm. Dolayarak bir yandan da silikonla yapıştırdım. Kenarlardan ipler çıktığı için oralara da silikon sıktım ama iç tarafta kalmasına özen gösterdim. Zaten üzerine süsler geldiğinden çoğu yeri kapandı.
Sonra kartondan şekillerimin kalıbını çıkardım. Hala duruyorlar bir köşede. 
Keçe ile kesip kenar dikişi ile diktim. Burada eşit olması için parmaklarına üç tane çizgi çekip aralığı öyle ayarlıyorlar ama ben aynı renk olduğu için gerek duymadım öyle bir şeye. Siz muntazam dursun isterseniz öyle yapabilirsiniz. 
Sonra içlerini elyafla doldurdum. Bunun için kocaman bir paket elyaf almıştık. Kullanılmayınca öylece duruyordu. Şimdi babam onları yaptığı amugurimi oyuncaklarda kullanıyor. Neredeyse bitirdi. Bir gün onun yaptıklarını da yazarım izin verirse. 
İşte böyle bisüsü kalbimiz oldu.
Geldik süslemesine. Kullanacağımız malzemeler böyle.
Kalbimizin bazılarına inci yapıştırıyoruz. Her kalbe de bir kurdele bir de inci yapıştırıp tamamlıyoruz.
Sıra geldi isme. Ben önce ismi su ile uçan kalemle yazdım sonra da iğneleyip kestim. 
Bunlar da anne-babanın baş harfleri.
Bebeğin ismi böyle oldu. 
Anne ve babanın isminin baş harfini taşıyan kalbin arkasına beyaz keçe ile ek yapışırıyoruz. 
Hepsi halkaya yapıştırılınca böyle duruyor.

İp görüntüsü kötü durduğu için keçe ile onları kapattım. Aynı şekilde halkanın üzerindeki yerleri de aynı kumaşla kapattım.


Detaylar böyle.

İşte bitti. Yaparken çok keyif aldığımı hatırlıyorum. Bana da uğraş olmuştu, kafam dağılmıştı ne güzel. O dönemi hatırlıyorum da çok kötüydü. Ondan sonra daha kötüsünü de yaşadım ama onun nedeni de ilk baştaki o boşluk haliydi zaten. Neyseki hepsi geçmişte kaldı. Çok şükür şimdi mutlu ve iyiyim. Hayatımı iyisiyle kötüsüyle kabullenmeyi öğrendim. 
Bir diğer model ise böyleydi. Benzer şekilde onun da süslerini hazırlayıp yapıştırdım. Resmin üzerine tıklayarak ilgili siteye gidebilirsiniz.
Detaylar böyle.


Bu da son hali. :)
Umarım hoşunuza gitmiştir. Galerimde ayrımıştım yazayım diye taa o zaman, hala duruyordu. Bugün derse başlama konusunda sıkıntı yaşıyorum. Bloğa bir şeyler yazayım da en azından motive olurum ondan sonra dedim ve yazdım işte.
Acemi işiler birazcık, yine de ben sevdim bittikten sonra. Ailem yap sat bunlardan dese de ticaret bana göre değil. Bir tane satsam beş tane hediye ederim kendimi biliyorum. O yüzden güzel bir anı olarak kalması daha iyi kendi adıma. Evet bu kadardı, kendinize iyi bakın.
Mutlulukla kalın.